motosiklet ve sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
motosiklet ve sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ekim 2009 Cuma

MOTORKROS YARIŞ TAVSİYELERİ(GARY SEMİCS)

Photobucket


Kros motor sürücülüğünde sizi daha hızlı yapacak 5 kural


Kural 1:

Sürücü elcikleri tutarken manetleri aynı anda bağımsız bir şekilde kullanabilmelidir.

Burada genellikle yapılan hata elciklerin dört parmakla tutulması ve manetler(debriyaj ve ön fren kolu) kullanılacağı zaman parmakların o anda manetleri tutması şeklindedir. Bu metot öncelikle sürücüye bir kullanma tembelliği verir ve manetler gereği kadar kullanılmaz. Ayrıca kullanıldıklarında elciklerin tutulması yeterince iyi olmaz. Burada elcikleri tutarken manetlerin aynı anda kullanılması talimleri yapılmalıdır. Yukarıdaki talim fotoğrafına bakınız. Birçok sürücü debriyaj maneti için iki parmak kullanır frende ise tek parmak. Elcikleri dört parmakla tutma alışkanlığından kurtulun ve bir yada iki parmağınızı kullanmadan elcikleri tutmaya alışın ki bunları aynı anda birbirinden bağımsız olarak kullanabilesiniz. Fotoğraftaki çalışma sizi aynı zamanda arm pump denilen kol rahatsızlığının olumsuz etkilerinden de koruyacaktır.

Kural 2:

Vites kolunu yada arka freni kullanmadığınız zamanlar ayaklarınızın ayasıyla peglere basıyor durumda olunuz. Bunları kullanacağınız zaman ayak yayını peglere basar duruma getirip kullanma süreci bitince tekrar ayak ayaları ile peglere basar duruma ayaklarınızı getirin. Ayakta yada oturarak kullanımda bu kural geçerlidir.

Talim yaparken yarış yapar gibi davranmayın. Talim yapma nedeninizi iyi belirleyin ve bunları çalışın aksi takdirde aynı hataları tekrarlar durursunuz.

Kural 3:

Engellerde ve çarpmalarda arka tekerin sert sekmesini engellemek için arka freni hafif basılı tutun.

Bir engelde arka teker çok sekerse bu genellikle sürücüyü çaresiz bırakır ama arka frenin motorunuza ve parkura uygun oranda basılı tutulması arka süspansiyonu tutarak arka tekerin çok sekmesini büyük oranda önler.

Parkurda arka freni basılı tutarak arkayı ne kadar aşağıda tutmak için ne oranlarda basmak gerektiğini tespit edin. Arka frenin belli oranda kullanımı sizin oturur durumda yada ayakta olsun beden ağırlığınızı da arkada tutacaktır.

Kural 4:

Vites küçültürken debriyajı kullanmak gerekli değildir.

Bazı tecrübesiz sürücüler dönüşlerde vites değişiminde debriyajı kullanırlar ve debriyajı tüm dönüş boyunca çekili tutarak frenle dönüşü tamamlarlar. Vites küçültmede debriyaj gerekmez ayrıca bu durum motorun karşı basınç etkisiyle de birleşerek frenlemenin düzgün icrasını olumsuz olarak etkiler.

Vites büyültürken aktarım dişlilerinde motordan gelen tork olduğu için debriyajın çekilmesi gereklidir. Halbuki vites küçültmede gaz kapatılmıştır ve dişlilerde çok az tork vardır bu sebeple debriyajı çekmeden vitesi küçültün ve dönüş için frenleme yapın.

Kural 5:

Dirseklerinizi yukarda ve açıkta tutun.

Kros da ön kolların yere paralel tutuluşu kontrol kaybı demektir. Bu durumda sürücünün üst bedeni ile motosiklet arasında doğru destekleme faktörleri oluşmaz. Elciklerin üzerinde ve sürücünün bedeninin yanlarının açığında tutulan kollar gazın tam kullanımına imkan sağlar.

16 Haziran 2009 Salı

GİDON VE BEDEN POZİSYONLARI

Gidonun elcikleri sadece yönlendirmek içindirler.

Birçoğumuz en azından üstünkörü de olsa motorumuza binip gitmeden gözle bir biniş öncesi kontrolünü yapar. Ancak çoğu sürücü beden pozisyonunun kontrolünün de aynı derece de önemli olduğunu unutur. Çift yönlü(gidiş gelişli) şehirler arası bir yolda sürüşün ilk 30 dakikası içinde oranız buranız tutulup ağrımaya başlıyorsa burada bir yanlış vardır. Bu zaman dilimi bu tip rahatsızlıkların başlaması için çok erkendir.

Ancak bu maalesef motosiklet üzerinde nasıl oturduğuna dikkat etmeyen sürücülerin çoğunun şikayetidir. Motorla bedenimizin ilişkisinin önemini çok geç olmadan anlamamız gerekir. Yoksa bu iş cerrahi müdahalelere kadar gidecek sorunlar yaratabilir. Chopper tipi gezi motorlarında sırt problemleri bu dikkatsiz yaklaşım sebebiyle çok görünür.

Parmaklar bileği etkiler, onlarda dirseği, onlarda omuzları ve böyle gider. Tıp otoriteleri bu konuda incinmeğe açık organlarımızı şu şekilde sıralamaktalar:

Bilekler: Parmaklar gidonları tutsun diye çok garip şekillerde dönmeleri gerekir. Bu da bilekteki medyan sinirler üzerinde baskı oluşturmaktadır. Karıncalanma ve bitkinliğe sebep olur.

Dirsekler: Bunlar genellikle sürücünün gövdesinden uzağa ve yukarı doğru açılır ve motordan dışa doğru döndürülür. Buda ulnar siniri üzerinde baskı oluşturur.

Omuzlar: Sürekli esner ve döndürülürler. Dirsekleri yukarıda tutmak için yapılan bu hareket dönüşü sağlayan tendonlarda şişme ve yanma gibi rahatsızlıkları azdırır. Buda ağrı ve bitkinleşmek demektir. Sürücülerin bir çoğu elcikleri tutabilmek için öne doğru uzanırlar. Bu omuzların döndürülmesi demektir ki trapezius kaslarının daha fazla esnetilmesi/bükülmesi demektir. Boyun dibimize ve kürek kemiklerimizin arasında gerginlik oluşturur.

Trapezius ve Boyun: Omuzları bükmek, esnetmek demek omurgamızın bükülme hareketlerini sağlayan bir çok kas grubunun esnetilmesi demektir. Bu kasların devamlı çalışması boyunda rahatsızlığa sebep olur ve üst omurgaların uyumlu dizilmesinde değişmeler yapar. Bu yeniden dizilme uyarlanması bel omurlarına etki edebilir ve alt sırt bölgesinde ağrılara sebep olur.

Bu semptomlardan bir veya ikisini yaşıyorsanız, ağrılar yada karıncalanmalar varsa, beden pozisyonunuz yanlıştır. Düzeltmeğe ilk önce olayı zincirleme tetikleyen noktadan başlamak gerekir.

1. Bilekler ön kollarımıza göre bükülmeden olabildiğince düz durmalıdır.
2. Dirsekler olabildiğince yere bakacak ve sarkacaktır. Onları siz eforla askıda tutmayınız.
3. Omuzlar sürüş esnasında gevşek ve düşük olacak ve askıda tutulmayacaktır.
4. Elciklere ulaşmak için fazla omuzlarımı döndürmek veya kaldırmak zorunda olmayacağım. Yeterince yakında olacak.
5. Kollarımla gidonu çevireceğim. Boynumla, omuzlarım ve sırtımla değil.


Bu sebeple gerekiyorsa, ayar yetmiyorsa gidonun size uygun olan bir türünü biraz daha fazla para vermek durumunda kalsanız da bulunuz. Bu sizi birçok sancılı fizik tedavi, cerrahi müdahale gibi sorunlardan koruyarak uzun yıllar sorunsuz, ağrısız sürüş yapabilmenizi sağlayacaktır. Uzun bir sürüşten indiğinizde, mola verdiğinizde hafif ağrıyan yerlerinizin karın ve bacak kasları olması gerekir. Motosikleti tutarken kullanılması, sıkılması gereken kaslar bunlardır. Kollar ve omuzlar bitmiş vaziyette ise esasen siz sürüş tekniği olarak henüz bu işin doğru şekline kendinizi uyarlayamamışsınız demektir.

28 Kasım 2008 Cuma

GÜNEŞ ÇARPMASI

GÜNEŞ ÇARPMASI

Sıcak hava moduna geçmek gerekir. Ne zaman? 32 derece celsius sıcaklıkların üzerindeki motosiklet seyahatlerimizde. Donanım tam olmalıdır. Ceket, pantolon, deri ceket ve botlar. Boynunuz içinde örgü bir boğaz bandı. Suyu daha uzun müddet esen kızgın rüzgara karşısında buharlaşmadan muhafaza ederler. Zaman içinde vizörünüzü kaldırarak çenenizden aşağı su sıkıp vizörü kapatınız. Buradan boyun bağınızı ve iç çamaşırlarınıza sızarak ıslatan su vücut ısınızın bir kısmını alacaktır. Su stokunuz azaldıkça gerekli yerlerde durarak suyunuzu tamamlayın hatta buz alarak torba içinde elbisenizin içine koyunuz.

Vücut termostatımız sıcak kasmasına karşı ana organlarımızı korur. Bunu terlemeyle, vasolidasyonla, nabzı yükseltip kalp atışlarını düşürmeyle yapar. Şayet bunlar yeterli olmazsa o zaman işaretler vermeğe başlar. Kramplar başlar eğer bunu dikkate almazsanız iş ciddileşerek güneş çarpmasına doğru gider.

Terleme:
Bedende cilt rutubetini muhafaza etmek ile görevli ter bezleri vardır. Terleriz ve bu ter cildimizde buharlaşırken cildimizin ısısı emerek havaya verir. Tabi ter sıvı olarak vücudumuzdan aldığını bizden tekrar geri koymamıza gereksinim duyar ki bu işlem devam edebilsin. Bu yüzden bol su içmemiz gerekir. Her saat başı yarım litre içilmelidir. Bunu rağmen otobanlarda kızgın güneş altında hızla gidiyorsak er bezlerinin üretebildiği terin kapasitesini aşabiliriz. Buharlaşma o kadar hızlı olur ki soğutma tam gerçekleşemez ve ter üretimi buharlaşmaya ayak uyduramaz ve yetersiz kalır.

Vasolidasyon:
Vücut içini soğutabilmek için kan damarları genişler ve daha fazla kanı cilde pompalayarak ısıyı çekirdek organlardan dışa(cilde doğru) taşır. Burada dış çevrenin ısısı vücut ısısından düşük ise fazla olan ısı soğuk çevre ısısınca emilir. Ama dış ısı daha yüksekse artmış olan kan dolaşımı havadan daha fazla ısı emerek bunu vücudun içine basar.

Nabız ve Kan dolaşımı:
Kalbimiz ısı yükselişine reaksiyon gösterir. Nabız atışlarını yükselterek daha fazla kanı genişlemiş kan damarlarına basar. Hava sıcaklığı yükseldikçe nabız atışları normal atım hızına göre %50-70 oranında yükselebilir. Artan akış kan basıncını düşürür. Düşmede kanı adalelerden, beyinden çekerek cilde yönlendirir. Tabi bunların sürücü üzerinde etkileri vardır. Düşük kan basıncı düşük adale kontrolü ve düşük beyin aktivitesi demektir. Bu durumda kanın çoğu cilde basılıyken birde kaza yapıp cildinizi yol sürtünmelerine maruz bırakırsanız işte çifte felaket.

Felaket işaretleri:
İnsan bedeni içsel ısı yükselmesine tahammül edemez. Fazla ısındığını önce bacak krampları, adale bitkinliği, baş ağrısı ve dönmesi hatta bayılır gibi olma halleri ile belli eder. Böylelikle size pişmekte olduğunuz hatırlatılır.

Isı krampları:
Isı kaynaklı adale krampları çoğunlukla bacaklar ve alt karın bölgesinde etkili olur. Sonra kollara geçer. Bu durum vücut elektrolitlerinin tükenmeğe başladığının göstergesidir. Bu adale kramplarını boş vermek akıllıca olmaz. Gölge bir yer bulunup oraya sığınılmalıdır. Su yudumlatarak kramp olan yerlere masaj uygulamak gerekir. Ağrılar hala devam ederse yarım çay kaşığı sofra tuzunu bir bardak suyla karıştırıp her 15 dakikada bir içiniz. Bayılacak gibi hissediyorsanız sırt üstü yere yatıp ayaklarınızı kalp bölgenizin üzerinde olacak şekilde bir yere koyunuz. İyileşseniz bile böyle bir travmadan hemen sonra ki iki gün güneşe çıkmayınız. Genellikle böyle bir durumun arkasında alttan ve üsten kusmalar ve çıkarmalar olur.

Özetlersek:
Hararet bastı ve üstünüzü çıkardınız. Eğer dış ısı vücut sıcaklığınızdan düşükse serinlersiniz ama yüksek ise o zaman daha fazla ısınırsınız. Çünkü bedeniniz bu ilave ısıyı da direk ısıya, güneşe maruz kalarak emecektir. Bu yüzden eğer dış ısı 37 dereceden fazlaysa fermuarlarınızı dahi iyice kapatarak, havalandırmaları da kapatarak izolasyon sağlamak şarttır. Çöl çobanları uzun kollu, uzun bedenli ve bol yün giysiler giyerler. Bu hem terleyen bedeni gölgede tutar hem de dış ısıyı içeriye sokmaz.

Yine bu ısılarda kaskınızın vizörünü tam kapalı tutunuz. Dış ısı, güneş ışınları cildinize değmesin. Dış ısı 47 dereceyse kaskınız içinde bunalsanız dahi açmayın çünkü bu sizi 47 dereceden korur. Belki o an kaskın içi 40 derecedir ve siz vizörü açıp ısıya cildinizi direk temas ettirmekle o ısıyı da cildinize emdirmiş olursunuz. Çünkü kaskın dışındaki poliüretan tabaka soğutma kaplarında da ısıyı dışarıda tutmakta kullanılmaktadır. Rüzgarda eğer siz 10 km hızdan daha fazla bir hızla gidiyorsanız cildinizi rahatsız edecektir. Bu durumda da cildinizin örtülmüş olmasına ve ısıyla direk temasının engellenmesine çalışılmalıdır.

Boyun bölgesi damarların en çok geçtiği bir bölge olarak özellikle havlu türü su tutan kalın örme ıslak kumaşlarla serinletilmeli ve bu kumaş kurudukça tekrar ıslatılmalıdır.

Sıcak havalarda alkollü içki alımından kaçınılmalıdır. Alkol anormal kalp atışlarına sebep olur. Kalbin pompalama faaliyetini kötü yönde etkiler ve gerçekten bedenin kurumasına sebep olur.

Not: Buharlaşma kuru sıcaklarda olur. Şayet sıcak havalarda rutubet oranı %90nın üzeriyse buharlaşma olmayacağından soğutmada olmayacaktır. Bu durumda sizin üzerinizi ıslatmanızın da bir anlamı kalmayacaktır. Burada yapılacak şey ise mümkünse güneş doğmadan önce yada güneşin batımından 2-3 saat sonra seyahat etmek, cildinizi direk güneş ışınlarına maruz bırakmamak, daha sık olarak mola vermek ve sık su içmektir.

HİPOTERMİ

Hypothermia

1. Çok soğuk havalarda motosiklet sürüşünde hypothermia dikkat edilmediği takdirde sık rastlanan bir soğuk hava rahatsızlığıdır.
2. Bedenimizde dolaşan kanın yüzeydeki kılcal damarlara ve el ayak gibi uçlara taşınması beden iç ısısı tarafından yönetilir.
3. Rüzgarın etkisiyle kol ve bacaklarımızdaki kan soğur. Bu uzuvların geniş yüzeyleri bir radyatör vazifesi görür. Soğumuş kan tekrar beden içine alınır ve tekrar pompalanmadan önce ısıtılır, bu tekrar ısıtma işlemi bedenimizin iç ısını azar azar soğutur.
4. Beden iç ısısı çok düşerse yüzeydeki kılcal damarlara ve uç uzuvlara kan pompalama işlemi daha fazla iç ısının kaybolmasını önlemek üzere durdurulur.
5. Bu çevreye kan pompalanması işlemi durdurulunca kollarda, ellerde, bacaklarda ve ayaklarda soğuma başlar.
6. El ve ayaklarınızda soğuma başlayınca adaleler sertleşmeğe, ağırlaşmağa başlar. Tepkisizleşme başlar. Bu durumda motosikleti kontrol edemezsiniz. Bu durum neticesi mola verip sıcak bir ortamda adaleleriniz ısıtırken de acıdan ağlarsınız.
7. Beynin bu çevreye kan dolaşımını durdurma emri vermesi hypothermia nın ilk başlangıç safhasına işaret eder.


Elciklerin ısıtılmış olması ya da ısıtılan eldivenler kullanılması hastalığı ortadan kaldırmaz sadece alametleri, arazları iyileştirir. Ellerinizi ısıtırken bedeninizin başka yerlerinden soğumuş kan bedeninizin iç kısmına geliyorsa iç ısınız düşecektir. Bu durumda titreme ve gıdaları daha hızlı yakma işlemi ile yeterli enerji de elde edilemezse elleriniz çok sıcak olsa da kol, bacak ve diğer soğuk yerlere olan sirkülasyon azalacağından çok geçmeden kol ve bacak kaslarınız sertleşerek ve tepki vermemeğe başlayacaklardır. Zihinsel olarak iyi durumda olmayacaksınızdır.

İç ısınızı yüksek tutabilirseniz, çevresel organlarınıza kan pompalanışı sürecektir. Dolayısıyla da el ve ayaklarınızda üşüme olmayacaktır. Çünkü sürekli ısıtılmış kanla beslenmektedirler. Bu üşüme işlemini tamamen ortadan kaldırmaz ama en azından sizin soğuktan uyuşmanızı engeller.

Termal giysiler çok önemlidir. Ya özel dokunmuş giysiler giyilmeli yada ince olsalar da üst üste birkaç tabaka giyilerek soğuktan yalıtım sağlanmalıdır. Birde alışkanlıklar çok önemlidir. Genellikle kısa sürüşlere alışmış kişiler birden uzun bir sürüşe kalktıklarında soğuktan daha fazla etkileneceklerdir. Yağışlı havalarda giysilerinizin üzerindeki ıslaklık buharlaştığında yapacağı soğutma etkisi sürücünün daha fazla üşümesine sebep olacaktır. Omuz üzerinden bakış kontrolü yapmanızı engelleyecek oranda kalın giysileri de üst üste giymekten sakınınız.

Isıtmalı yelek en tavsiye edilen üründür. Bunun üzerine iyi bir rüzgar geçirmez korumalı, iyi yalıtımlı sürüş ceketi giyilmeli, en altta ise bir tşört idealdir. 10 derece ile 5 derece arasında tşörtle ısıtmalı yelek arasına ince bir yünlü giysi daha giyilmelidir. Şayet sıcaklık 0 derecelerde ise yünlüyü önce üstüne tşörtü giyiniz. -10 derecelerde sürüş ceketinizin üzerine su geçirmez plastik örtü yada bol yağmurluk gibi bir şey atamanız faydalıdır. Ancak ilk birkaç saatten sonra bunlarda yetmeyebilir. Tabi sürüş süratinizde çok önemli bir etkendir.

Burada en önemli olan nokta ısıtıcılı yeleği çıplak cildinizle temas ettirmemektir. Mümkünse de ısıtıcısı otomatik termostatlı olan yelekler tercih edilmelidir. Bu tip yelekler 30Watt gibi bir sarfiyatla cereyan çekerler.

Bunlara ilaveten önlem olarak kol ağızlarınızı, paçalarınızı ve boynunuz dahil tüm açıklıklarınızı iyice tıkayınız. İçeri rüzgar girmesin. Yün olmadığı takdirde ince birkaç tabakanın üst üste giyilmesi tek bir kalın tabakadan daha iyi yalıtım sağlar. İki parçalı elbiseler giyildiğinde böbreklerinizi çok iyi koruyunuz. Bu tip iki parçalı elbiselerin üzerine giyeceğiniz tek parça bir yağmurluk olumlu yönde mucizevi farklar yaratacaktır.

BİNİCİLİK DENEYİMİ

Yeni, deneyimsiz bir motosiklet sürücüsü, deneyimli bir sürücünün sahip olduğu dayanıklılığa sahip olmayacaktır. Motosiklete binme konusunda...