konsantrasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
konsantrasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ağustos 2010 Pazar

ZİHİNSEL YOĞUNLAŞMAK II

Photobucket

Zihinsel yoğunlaşmak nedir? Sürücülükte bu ne anlam ifade etmektedir?

Basit olarak şu şekilde bir tarif yapabiliriz: Bilgiyi beş duyumuzla alma ve onu işleme hızımızın motosikletimizin ilgili yolu kat etme hızından daha fazla olması durumudur. Bu ayrıca güvenli olarak ne kadar hızlı süreceğimizi belirleyici bir faktördür. Burada kaslarımızın kuvveti veya reflekslerimizin hızı önemli değildir. Önemli olan beynimizin iki kulak arasındaki gri bölgesinin iş üzerinde hazırda durduğudur.

Yoğunlaşma motosiklet hareket ettiği müddetçe kesintisiz olarak muhafaza edilmelidir. Anlık bir boşluk bile size pahalıya mal olabilir. Yoğunlaşmanızı hep üst sınırda tutmak için daima sürüş çevrenizde ki değişiklikleri ve onların size dönük etkilerini sürekli değerlendirin. Trafik bu en iyi eğer böyle olursa tahminleri yapmakla gerçekleştirilir. Bunun bir adı da savunmaya dayalı sürüştür. Daima ileriye dönük stratejiler kullanmak olarak tarif edilebilir. ‘’Karşı yönden gelen araç önüme kırarsa ne yaparım, ne olur?’’ ‘’Kaçış yollarım neler olabilir?’’ ‘’Bu kaçış yollarını arkamdaki kör alanlarımda bloke eder durumda araçlar var mı?’’ gibi savunma sürüş senaryoları yapılırsa, bu paranoya değildir, güvenli sürüşün tek motorcu açısından tek yöntemidir. Çünkü kırmızı ışıkta durmayacak ya da trafiğe dikkat etmeden hat değiştirecek birileri ile bir şekilde mutlaka karşılaşırız.

Yoğunlaşmanın kaybolmasının genel bir sebebi de hemen biraz önce yapılan bir hata üzerinde düşünüyor olarak kalmaktır. Küçük hatalar genellikle sürücünün dikkatini dağıtarak büyük hatalara yönlendirirler. Buna yakalanmayın. Motorunuz hareket ettiği müddetçe sizde ilerini düşünmek zorundasınız.

Motosiklet sürüşü kesintisiz bir zihinsel yoğunlaşmanın sürekliliğini gerektiren zihnin bir an bile trafikten kopup boşta gezmesine tahammülü olmayan bir iştigal konusudur. 100km/saat hızda motosiklet saniyede 30 metre civarında yol alır. Eğer sizi bir iki saniye sürüşten zihinsel koparsanız bu 60 metrelik bir alanın strateji yapılmadan motosikletin inisiyatifinde geçilmesi demektir ki buna sürüş de yer yoktur. Hız arttıkça zihinsel yoğunlaşmanın derecesi de artmak durumundadır.

Zihinsel yoğunlaşmanın bir üst seviyesi vardır ki burada algılamalar yavaş çekimdeki gibi gerçekleşmeğe başlar, alanın içine girmek gibi. Yavaş çekimde algılama başladığında sürücü aynı zaman dilimi içinde daha fazla veri toplamağa başlar. Saniyede 36 kare çekim yapılmış bir filmi saniye de 24 karede oynatmak gibidir. Daha fazla verinin daha yavaş hızda oynatılması yavaş hareket şeklindedir. Bu zihinsel durumda biz çevremizdeki hareketleri daha yavaş hızda algılamaya başlarız. Bunun için yeterince ileriye bakmak çok önemlidir. Bu şekilde biz resmin büyüğünü görebiliriz. Pistlerde 2-6 saniye trafikte ise 10-12 saniye. Beklemek ve reaksiyon vermek yerine ilerisini sürekli taramak ve bir sonraki gelecek senaryoyu tahmin etmek gerekir. Zihnin bu farkında olma seviyesinde, yeterince ileri bakıp düşündüğünüz senaryonun içine motorunuzun gelmesi olayı yavaş çekimde kavranır. Bu yüksek algılama seviyesine ulaşmak zordur. Her istenildiğinde oluştura bilinecek bir yoğunlaşma seviyesi değildir. Bilhassa dikkat dağıtıcı unsurlar var ise bu zordur ama ulaşmak için mücadele verilmesi gereken bir zihinsel yoğunlaşma üst seviyesidir.

Yaşamımız saatler, günler, haftalar, aylar veya yıllar bazında düşünerek geçer. Arada bir dakikalar bazında düşünürüz. Sürüş, motosiklet sürüşü ise bizi saniye bazında düşünmeğe zorlar. Zihnimizin gerçek yoğunlaşma kapasitesi ise saniyenin binde birine kadar inebilir. Burada bizim verimliliğimiz düşüren faktörlerin incelenmesine gireceğiz. Bizim yoğunlaşma yeteneğimizi azaltan faktörlerin başında kaslarımız gelir. Yorgun ve gerilmiş kaslarla biz yoğunlaşma yeteneğimizin gerçek kapasitesinin kullanımında çok gerilerde kalırız. Yorulmuş omuz ve sırt kaslarımız genellikle biz motordan indikten sonra fark edilir. Ağrılarını daha önce hissetmemişizdir. Boynumuz ve ellerimiz yine aynı şekilde ve tabi sürüş esnasında bunlar bizim eksilerimiz olarak varlıklarını sürdürmekteydiler.

Rahat, gevşek bir vaziyette motor kullanmak söylenildiği kadar basit bir olay değildir. Bir kere kumandalarınız bedeninize göre doğru ayarda ayarlanmış olmalıdırlar. Debriyaj ve fren manetlerinin elciklerden uzaklıkları yine bu manetlerin gidonun tam çevrilmesinde bile grenajla temas olmamalıdır. Pegler için yanlış doğru ayarlanmadan çok kişinin tercihleri önemlidir.

Bedeniniz gevşek olsun ama pasif sanki boş bir patates çuvalı gibi değil. Aktif ama gevşemiş. Elcikleri hafif bir sıkmayla tutarak bunu sağlarız. Sırtınız darbeleri emmesi için hafif yayımsı şekilde bükülü ve dizleriniz tankı sıkı tutuyor olmalıdır. Peglere ayak ayalarınızla hafifçe basınız. Motoru alt ve üst bedeninizin küçük beslemelerinin birleşimi ile kontrol ediniz. Gidona adale kuvvetine dayalı besleme yapmak zamanla siz de kol kilitlenmesi denen hastalığı başlatabilir.

Nefes almanın düzgün yapılmamasının da bizim zihinsel yoğunlaşma kapasitemizi düşüren etkileri vardır. Stres altında nefes almamızı, düzgün nefes almamızı ki bu her 10 saniyede bir defadan fazla olmalıdır, aksatmamamız şarttır. Düzgün nefes alamazsak beynimize ve kaslarımıza yeterli oksijen yakıtının gitmesine mani oluruz. 10 saniyeden fazla bir süre nefesin tutulması ve bunun tekrarlanması bizim kas kontrolümüze ve görsel keskinliğimize zarar verir.

Zihinsel olarak rahat olmak ve odaklanmış olmak sizin fiziksel olarak rahat olma kabiliyetinizde büyütür. Zihinsel rahat değilseniz fiziksel olarak da rahat olamazsınız. Zihinsel yoğunlaşmak ise motorun önünde olmak ve önünüzde olanların önünde kalabilmektir. Bunda ustalaşın. Bunsuz sanki kafanız kuma gömülü gibidir.

Çeviren: Alpaslan Kuzucan
Kaynak: www.sportrider.com

3 Eylül 2009 Perşembe

MOTOSİKLET VE ZİHİN

Motosiklet Sürücülüğünde Zihnin Önemi

Motosiklet sürüşü demek sürücünün kendisinin güvenliği açısından tüm sorumluluğun üstlenilmesi demektir. Mesela diğer sürücülerin yanlış davranışlarını tahmin edebilmek, ön görmek gereklidir. Burada motosiklet sürücüsü ben haklıyım, yol benim gibi düşünceleri bırakmalı ve diğerlerinin ne yanlışlar yapabileceğini ön görüp ona göre tedbirli davranmalıdır.

Bu sebeble en önemli faktör sürüş esnasında aklınızın sürüşte olması, hayallere dalmamanız veya işde ki, evde ki herhangi bir konuyu düşünüyor olmamanız ve bakışlarınızla ileriyi ve aynalardan da arkanızı kontrol altında tutmanızdır. Her 10 saniyede bir aynalardan arkanızı kontrol edilmesi gerekir ve eğer siz bir aracın aniden yanınızdan geçmesinin ancak geçiş anında farkında olduysanız bilin ki arkanızdaki trafiği yeterince kontrol altında tutamıyorsunuz. Yine önünüzdeki bir engeli önceden göremeyip ancak yaklaştığınızda görüp sert frenleme durmunda kalıyorsanız ilerinizi de bakışlarınızla yeterince konrol altında tutamıyorsunuz demektir. Yada boş bakıyorsunuz, aklınız başka yerdedir demektir.

Evet, bakışların doğru kullanımı sürücülüğün temel ögesidir. Motosiklet sürücülüğünde kullanılan vasıtanın iki tekerlekli olması ve sizi koruyacak bir kaportası olmaması nedeniyle de bu öge diğer araç türlerini kullanmadaki sürücülükte olduğundan çok daha fazla bir öneme haizdir.

Herkesin, gözlerinde bir problem yoksa gördüğü varsayılır. Hayır, inanın bu konuda öğrenilecek çok şey vardır ilaveten gözlerin çevresini tararken, nasıl ki elimizin debriyaj kullanmaya alışması gerekir, bunu düzenli yapabilmeside bir öğrenme, alışma süresi ister. Trafikte iseniz buna birde gördüğünüzün ötesini ön görme, olabilecek riskleri tahmin etme gibi bir kabiliyetin de kazanılmasını ilave etmek gerekir. Buna tecrübe denir. Yolun okunması.

Sürücü ancak görmekle durumun değerlendirmesini yaparak bir karar verir ve beyni diğer organlarına hareket emrini yollar. Uyuyan bir beyin ise çok geç olduğunda panik içinde refleksler yapar ama genellikle çok geçtir. Burada sürücünün zeka ve bilgi seviyesi çok önemlidir. Genellikle zihinsel yoğunlaşmada eksik biri mesela bir kitabı yada bir yazıyı okurken yada birini dinlerken bile zihni dağılarak başka yerlere giden, konu üzerinde kalmakta, dikkatini oraya odaklamakta zorluk çeken eğitimsiz kişilerde malesef bu bakar körlük hali çok fazladır ve esasende yapısı itibariyle kaçınılmazdır. Ancak bu olumsuz durum belli ölçülerde sürüş yaptıkça düzelecektir ama bunun bedeli sürücü ve üçüncü şahıslar için çok ağır olabilir. Netice olarak ise motosiklet sürüşü sürücünün zihinsel yoğunlaşma yetisini zamanla geliştirir diyebiliriz. Diğer yönden de diyebiliriz ki sürücülerin eğitim seviyeleri yükseldikçe zihinsel yoğunlaşma yetileri de yükselecek ve kaza olayları nispeten azalacaktır.

Kazalar genellikle sürücülerinin dikkatlerinin dağılarak sürüş esnasında hattın muhafazasını takip etmeme, sollama da dikkat edilmesi gereken kuralları terk ve hız limitlerinin üzerinde dönemeçlere veya kavşaklara yaklaşması sonucunda oluşmaktadır. Tabi buna ilaveten alkol gibi yada ağır uyuşturucu ilaçlar gibi maddelerin etkisindeki sürücülerde görme ve gördüğünü doğru ve zamanında değerlendirerek doğru refleksi verme yetisi neredeyse sıfıra kadar düşer.

Bir diğer önemli konuda motosiklet sürücüsünün kendi güvenliği için kullandığı kask, bot, eldiven ve elbise gibi özel donanımları ihmal etmemesi ancak aşırıya giderek de hareket kabiliyetini kısıtlayıcı tarzda donanım kulanımı da yapmaması gereklidir. Burada bir denge unsuru vardır. Sürücü güvenliği için gerekli donanımları mutlaka giyecek ancak bunları seçerkende kendisine en uygun olarak ve davranış kabiliyetini kısıtlamayacak, vücuduna doğru ölçüde olanları kullanmaya özen gösterecektir. Keşke giymiş olsaydım demek yerine iyi ki giymişim demek her zaman çok daha akıllıcadır ve mutlu son demektir. Aşırı büyük yada dar donanım sürücünün rahatsız olmasını, rahat hareket edememesini ve neticede de zihninin dağılmasına neden olacaktır. Bol giyilen bir ceketin içine dolan hava sizi rahatsız edecek, yaptığı etki sizin zihninizin ister istemez oraya doğru kaymasına sebep olacaktır. Bu sebeple giyidiğiniz donanımların hareketlerinizi kısıtlıyarak ve/veya sizi rahatsız ederek dikkatinizi dağıtmayacak şekilde uygun ölçülerde seçilmiş olmaları şarttır ancak mutlaka tam donanım kullanılmalıdır.

Hastalıktan yeni iyileşip henüz ayağa kalkmış olmak, uykusuzluk, yorgunluk, açlık yada aşırı bir yemekten henüz kalkmış olunması, üşümüş olmak, stres altında yada öfkeli durumda olunması, susuzluk yine zihinsel yoğunlaşmamızı olumsuz etkileyen faktörlerdir. Bu durumlarda motosiklet sürüşünden kaçınılması gerekir.

Alpaslan Kuzucan

5 Nisan 2008 Cumartesi

KONSANTRASYON

KONSANTRASYON(ZİHİNSEL YOĞUNLAŞMAK)

Zihinsel yoğunlaşmak; motor sürücülüğünde daha doğrusu tüm sürücülükte ne demektir?

Zihinsel yoğunlaşmayı çevremizdeki olayları gözleme ve analiz etmek ve motorumuzun kat ettiği mesafe için gerekli hızdan daha hızlı olarak sentezlemek olarak tarif edebiliriz. Yani ne kadar hızlı sürüş yapabileceğimizi belirleyici faktöre konsantrasyon denir. Motorun gidiş süratinden daha hızlı olayları fark edip gerekli reaksiyonu gösterebilmek zihinsel bir yoğunlaşmaktır.

Herkes de bunu yapabilecek yetenek var mıdır?

Evet sağlıklı her insanda vardır ama hamdır yani işlenmesi, kullanılır hale getirilmesi gerekir. Eğitimle ve zamanla olur.

Bunu sürüş esnasında hiç zaaf göstermeden yapabilmek gerekli midir?

Evet sadece gerekli değil ama zaruridir. Motorunuzla hareket halindeyken bir anlık bir farkındalılık kaybı bile ölümcül kazaların baş sebebi olabilmektedir. Daima bir sonra ne geliyor ve eğer böyle yaparsa senaryolarını zihninizden sürekli geçirerek bir strateji ile sürüşe devam etmek güvenlik için şarttır.

Unutmayınız; genellikle küçümsediğiniz durumlar ve küçük bir zihinsel zaafınız büyük kazalara sebep olmaktadır. Buda biraz evvel dikkatinizi dağıtan bir hatalı davranışınız, ilandaki bir resim, kaldırımdaki dikkat dağıtıcı bir olay, önünüze kıran bir aracın sizi öfkelendirmesi, kıvırarak kurtardığınız bir durumun stresi ve zihnin bunlara anlık takılışı. Sonra aniden ve beklenmedik denen aslında göz göre göre olan kaza tipleri.

Motorunuz ileri doğru hareket ettikçe zihninizde ileriyi düşünmek zorundadır. Beynimizin genel hatası yaptığımız ama geride kalan bir hatayla, stres yükleyen bir şeye anlık da olsa takılıp çevreye kapanmasıdır. Ama sürücülük tam süreli bir işlemdir ve her hangi bir anında sürüşün gerektirdiği zihinsel yoğunlaşmayı seyreltme lüksümüz yoktur. 100 km hızla seyreden bir motor ortalama saniyede 35 metre mesafe kat eder. İki saniyelik bir zihinsel kayboluş 70 metre kontrolsüz gidiş demektir. Bu mesafede ani bir olay, engel sizin fark edip reaksiyon göstermenizle bertaraf edilemeyecek kadar beklenmedik olacak demektir. 120 km saat hızlardan sonra bu durum çok daha bariz bir hal alacaktır. Dalgın zihin, bırakın zamanında reaksiyon göstermeyi olay olduktan sonra bile ne olduğunu çoğunlukla fark etmeyecektir. Tabi yaşarsa.

Şehir içi 2-4 saniyede(30-50mt) şehir dışı ise 8-10 saniyede(90-100mt) alacağınız mesafeler daima bakışlarınızla taranmalı ve -Eğer böyle olursa, yaparsa?- senaryoları yapılmalı, önlemleri düşünülmelidir.

Yaşamımız genellikle düşünerek geçer ama bu düşünme dilimleri aylar, haftalar veya saatlerledir. Sürücülükte bu saniyelerle ve motosiklet sürücülüğünde saliselerle dilimlenir. Diğer araçların hareketliliği de göz önüne alınırsa bir saniyede altmış değil bin salise olur.

Zihinsel yoğunlaşma zihnimizin dinç ve rahat olmasına buda genel manada bedenimizin sağlıklı ve dinç olmasına bağlıdır. Motor sürerken en yorucu olay kaslarımızın gerilmesi ile oluşur. Bu gerilmelerin yarattığı yorgunluklar sinsidir ve ne zaman sizi devre dışı bırakacağını hiç bilemezsiniz. Ama bir vesileyle motorunuzu durdurup indiğinizde sırtınızın ağrısı, boyun ve omuzlarınızın tutulmuş olması sizin bu sınırı çoktan geçtiğinizi gösterir. Yani motorunuzu siz değil artık kaderiniz sürmüştür.

Gerilmeden, kasılmadan motor sürmek söylenmesi kadar yapılması kolay bir icraat değildir. Ama motorunuzun kumandalarını kendinize göre uygun pozisyonlarda ayarlayarak durumu bir nebze dengeleyebilirsiniz. Burada beden yapınız ve kişisel tercihler rol oynar. Genel bir yanlış-doğru yoktur. Herkes kendi en iyi ayarlarını deneyerek bulmalıdır. Burada ölçü sürüş dinamiklerini engelleyici pozisyonların seçilmemiş olmasıdır. Örneğin debriyaj ve ön fren kolunun gidon tam çevrildiğinde grenajlara dokunmaması gibi. Esas olan ise tüm kumandaların pozisyonlarının sürüş halinde, motoru kullanırken dikkatinizi dağıtacak durumda ayarlanmış olmamalıdırlar.

Alt ve üst bedenin kullanımı ile kumandaların düzgün ve yumuşak hareketlerle sevki kaslarınızın gerilme olayını engelleyici bir faktördür. Motoru kullanırken kaslarınızı germekten sizi koruyacak diğer unsur ise nefesinizidir. Öfke, kızgınlık gibi sebeplerle stres altına giren insan tam ve düzenli nefes alıp verişini bozarak kaslarının oksijen alımını engelleyecek ve onların daha çabuk yorulmasına, kasılmasına neden olacaktır. Kontrol edilmelidir. Bu da zihin kontrolü ile yapılır yani olayın farkında olup nefes alıp verişinizi düzenli hale getirmekle olur. Derin ve düzenli nefes alıp verişlere devam etmekle olur. Halbuki o sırada bilinçsiz sürücünün nefes alıp verme hareketleri genellikle düzensiz ve sığdır.

Dinç ve zinde değilseniz sürüş yapmayınız. Zihninizin daima bir göl gibi berrak olması sürüş için şarttır. Hatta bu durumu muhafaza edemediğinizi hissetmeğe başladığınız anda durun ve rahatlamaya, beden ve zihninizi gevşetip dinçleştirmeğe çalışınız. Esasen yoga, meditasyon tekniklerinin ve çekirgenin hocasının öğretileri de bundan başka bir şey değildir.

Paniklemiş, kasılmış durumda zihnini bir şekilde çevreden koparmış biri bir an tehlikeyi görünce ne yapacaktır?
Abartılı ve bilinçsiz reaksiyon verecektir. Paniklemenin şekli kişiden kişiye farklı olmakla beraber yanlış yapma olarak geneldir ve bir kere oluştu mu motorunuzun hızı yürüyüş hızlarına düşene kadar geçmez. Panikleme adeta bulaşıcı bir terör olayı gibi grup içinde oluşursa kendisine yandaşlarda bulacaktır.

Genellikle sürücü yanlış hedefe kilitlediği bakışları ve kazıkladığı frenlerle ölüme doğru dehşet içinde gitmeğe başlar. Burada hız hissi çok önemli olup sürücü her an sürüş yaptığı hızı kadrana bakmadan algılayabilmelidir. Ayrıca ileri bakış hep uygulanmalı ve bu duruma hiç girilmemelidir. Usta bir yarışçı hızındaki bir iki millik değişimin bile farkında olur.

Bakışlarını hedefe kilitleyen bir sürücüde geniş bakış bozulur çünkü sürücü dehşet içinde; vurmak üzere olduğu engele yada uçmak üzere olduğu şarampole kilitlenmiştir. Bu aynen kendisini yemek üzere olan bir yılana bakışlarıyla kilitlenerek hareketsiz donup kalan farenin durumu gibidir.

Tehlikeye kilitlenen bakışları kontrol altına almak, sürüşe devam etmeğe çalışmak, gereksiz hızdan kurtulmak ve kaçış yoluna bakmağa çalışmak gereklidir.

Sürüşte panikleme hep olacaktır. Soru şudur: Siz bu durumun büyüsünü ne kadar hızlı kıracaksınız?

Bu sizin irade ve tecrübelerinize bağlıdır ve başarılması gerekendir. Neden bazıları hiç motorcu olamayıp hayatını motor düşmanlığına adar? Acaba bir çeşit yetersizliğin yada sadece öğrenememenin yarattığı sürücülük dışı bir tür yanlış hedefe kilitlenme olayı olabilir mi?

Alpaslan Kuzucan

BİNİCİLİK DENEYİMİ

Yeni, deneyimsiz bir motosiklet sürücüsü, deneyimli bir sürücünün sahip olduğu dayanıklılığa sahip olmayacaktır. Motosiklete binme konusunda...