31 Mayıs 2009 Pazar

DÖNÜŞE DAİR KORKULAR

dön.hat.

Motor sürücüleri bazen dikkatsiz araba sürücülerinin kurbanıdırlar ama kendimizi kandırmayalım; birçok trafik kazasını, eğer beynimizi iyi eğitirsek, frenlerimizi kullanmayı ve dönemeçleri okumayı iyi öğrenip bunları kullanmada ustalaşırsak, engelleyebiliriz.

Beynimizdeki bazı olumsuz düşüncelere dikkat edelim. Bunlar beynimizin en kötü zamanda devreye sokacağı alışkanlıklardır. Lastiklerin yere bakar durumda kalması ile göğe bakar durumda olmasını bu belirler.

Motor dönüş hattını izlemiyor.

Eğer bu duyguya kapılırsanız yani motorun sizin isteminiz dışında hattı takip etmediği duygusuna bunun sebepleri şöyle sıralanabilir:

. Farkında olmadan yavaşlamışsınızdır.
. Farkında olmadan hızlanmışsınızdır.
. Gidonu çekiyorsunuzdur.


Yavaşlamak hattı kapatır çünkü motor üzerinde işlev gören merkezkaç ve jiroskopik güçleri azaltır. Hızlanmak merkezkaç kuvvetini artırarak motoru hattı açmağa iter.

Motosikletler bir kere yattıktan sonra yönlendirilmeğe ihtiyaç göstermezler. İlk komutun doğru verilmiş olması yeterlidir. İlk komutu doğru verebilmek içinde bakışlarınızın doğru kullanılarak dönüşü okumak yani çıkışı görmek gerekmektedir. Eğer çıkışa bakmıyorsanız motosiklete gideceği yerin komutunu doğru vermeniz mümkün değildir. Düzlükte olsun dönüşlerde olsun bakışlarınızı ileriye yöneltin.

Lastikler yolu tutmayı bırakıyor.

Bu hepimizin başına gelebilir. Motor yatınca sanki yol tutuşunu kaybediyorlar gibi bir hisse kapılırız. Bu duygu kısmen motorun ağırlığının kaybolmuş gibi hissedilmesinden kaynaklanır. Motor o kadar hafif ve devrilebilecekmiş gibi bir his verir ki beynimiz motoru olduğundan daha hafifmiş gibi algılar. Sanki lastikleri yere doğru iten bir ağırlık kalmamış gibi.

Ama bu his doğru değildir. Motorunuzun ağırlığı bellidir ve siz bunu düşünün. Yani motorunuz sizin üzerinde ve siz altta yatıyor olsa ne hissederdiniz. Bayağı ağırdır. İşte bu ağırlık hareketle ortadan kalkmaz. Lastiklerinizin yola tutumunu sağlayan yer çekimidir ve bu çekim her zaman oradadır.

Kaldırıma vuracağım.

Nefes tutulur, gerilim yükselir, odaklanma daralır. Bir dönemeci alırken dönüş hattımızın açılmaya başlaması karşısında insanı hasta eden o duyguyu hepimiz biliriz. Beynimizi doğal reaksiyonu şudur: Kaçınmak istediğiniz kaldırım taşına bakışların sabitlenmesi ile başlayan acımasız süreç. Hat daha açılır, panikleme fazlalaşır, kasılıp kalınır ve dönüş hattı daha da açılır.

Beynimize daha akılcı bir süreci kullanmasını öğretmek zorundayız. Kontrolü tekrar ele aldığınızı görmek, kasılmayı azaltmak ve hattı bulmak. Kaldırımdan bakışlarınızı alıp motoru çevirmek istediğiniz yöne yöneltmek işin temelidir ve bunun için önceden çok talim yapmalısınız. Çünkü bu davranış ihtiyacınız olduğu anda öğrenilecek bir alışkanlık değildir.

Motosiklet olsun araba olsun olabildiğince ileriyi tarayın. Bakışlarınızı tam kullanın ve eğer bazı detayları yakınınıza gelmeden fark edemiyorsanız siz yeterince ileriye bakmayı bırakmışsanız yani siz sürüşten sıkılmış durumdasınız demektir. Ya da yol sıkıcı bir yoldur diyelim.

Dönüş kapanırsa öldüm.

Bir dönemecin ortasındasınız, ayaklıklar yeri kazımıyor fakat siz sanki daha fazla yönlendirme imkânınızın kalmadığına dair bir duyguya kapıldınız.

Bu hal acil durumlarda sıkça görülen bir yanılmadır. Eğer panik sürücünün bedenini sararsa kasılma olur ve mevcut durumu bertaraf edemez. Kilitlenmiş kollarıyla motoru kontrol edemez.

Kontrolü geri kazanmak için önce gevşeyin, kollarınız gevşesin. Kollarınızı kırın ve gidon üzerindeki yönlendirme gücünü kollarınız tekrar kazanacaktır. Araba sürenlerinde genellikle koltuklarını çok geriye alarak kollar düz bir şekilde omuzlardan güç alınarak yapılan sürüşleri yanlıştır. Reaksiyon süresininde gecikmeye sebep olur. Bunların koltuklarını kolları kırk vaziyette olacak şekilde öne almaları gerekmektedir. Yine otomobil sürücüsü eğer bacakları dizden yeterince kırık şekilde değil de koltuk en geride, ayaklar kontrollere adeta bacaklar düz vaziyette basıyor şekilde araç kullanırlarsa önden gelecek bir kaza darbesinde bacaklar darbeyi direk kalçaya ileteceğinden kalça kemiği kırılması ihtimali çok fazladır.

sav.hat.

15 Mayıs 2009 Cuma

YAKLAŞIM HATLARI

Kapanan Dönemeçlere Farklı Yaklaşım Hatları

Photobucket

Kırmızı Hat: İçgüdüsel olarak yaklaşımda dönüşe giriş kısmını dar(kapalı) alıp apeksin hattın içinde kalacak tarzda dönüşü geniş başlatıp geniş çıkmağa çalışırız. Bu da dönüş hattını olabildiğince geniş tutar. Bu bizim kapanan dönemecin zor bölümündeyken hattın iç tarafında, yani dönüş yönünde ki yarısında kalmamıza sebep olur. Hâlbuki dönüş ortasında en açıkta(dışta) olmak iyidir. Bunu iki yolu vardır. Her ikisinde de kapanan dönemeci iki ayrı dönemeç olarak düşünelim ve aralarında bir düzlük bırakmadan birbirine bağlayalım.

Yeşil Hat: Birincisi, dönüşün kolay bölümünde olabildiğince ileriye bakarak dönemece olabildiğince açık(dıştan) olarak yaklaşalım ve odaklanma noktamızı ilk dönüş noktasından ayırıp bakışlarımızı dönemecin kapanan kısmına bizi bağlayan geniş açılı hatta çevirelim. Motoru hattın dış tarafında tutmağa çalışırken bazı sürücüler kaygılanır ve tereddütte kalarak doğal gaz beslemesini yapmazlar. Doğal gaz beslemesi demek motorunuzun boşta gider durumuna düşmeden sabit hızını muhafaza edebilmesi için gerekli oranda gaz verilmesi demektir. Bu besleme yapılmazsa motor hız kaybederek hattını kapatmağa başlar. Buradaki kapanma yatış açılarından bağımsızdır. Kendinizi istemsiz bir şekilde dönüş hattının içine doğru kaçarken bulursanız gaz beslemesine başlayınız. Hattın açılacağını göreceksiniz. Dönemecin ikinci dönüş başlama noktasına yaklaştığınızda yumuşak bir tarzda gazı biraz keserek hızınızı düşürerek kapanan keskin bölüm için dönüşe başlama hamlenizi yapınız.

Mavi Hat: İkincisi, birinci yöntemi kapanan bir dönemcin ilk bölümüne olabildiğince geniş(dışarıdan-açık) yaklaşmayı zor bulanlar için ikinci yöntem çift apeksli dönüştür. Yani ayrı iki dönemeç gibi olayı ele alırız. Her biri kendine ait geniş girişli, dar apeksli ve geniş çıkışlı olan dönemeçler. Kolay olan ilk kısmın geniş olarak alınması sizi zor olan ikinci yani kapanan bölümün dönüşe başlama noktasına hazırlar. Bu da sizin ikinci kısmı sanki aranızda uzun düzlük varmış gibi kolay almanızı sağlar.

TEMEL TALİM ŞEKİLLERİ

t1
Talim 1: Normal durma talimi; 20-25 km süratle herhangi boş bir park yerinde kukalarla gösterildiği şekilde işaretleme yaparak bu çalışmayı yapınız. Ön tekeriniz ilk kukayı geçince fren yapılır, motor düz bir hatta tutulur ve ikinci kukada durmuş olmağa çalışılır.



t2
Talim 2: Çabuk durma talimi; 20-25 km süratle herhangi boş bir park yerinde kukalarla gösterildiği şekilde işaretleme yaparak bu çalışmayı yapınız. Ön tekeriniz ilk kukayı geçince fren yapılır, motor düz bir hatta tutulur ve ikinci kukada durmuş olmağa çalışılır.




t3
Talim 3: Yön değiştirmeler; kukalar arasında 20-25 km hızla slalom çalışmaları yapılır. Bu çalışma bize yollarda herhangi bir engel çevresinden kıvırıp geçmeyi öğretecektir.




t4
Talim 4: Basit Dönüş; dönemeçli yollarda dönüş yapabilmeyi öğretir. Yine 20-25 km hızı geçmeden çalışmayı her iki yönde de yapınız.




t5
Talim 5: Normal Dönüş; 20-25 km hızda 90 derece dönüşler yapmak. Her iki yönde de çalışınız.




t6
Talim 6: Durmadan Keskin Dönüş Yapmak; 15-16 km hızda bu çalışmayı her iki yönde de yapınız.




t7
Talim 7: Zikzak Engeller; İlk kuka gurubuna doğru 20-25 km hızla gazlayın sonra 2,5-3 metre kadar engelde açığa kıvırın ve yine hattınıza girin ve düz gidişe devam edin. Her iki yönde de çalışmanızı yapınız.




t8
Talim 8: Durmuş Vaziyetten Kalkışı Keskin Könüşle Yapmak; bu talim size durduğunuz yerden keskin dönüşlerle kalkışlar yapmanızı öğretecektir. Bir kısım yeni sürücü bunda zorlanır. Talimi her iki yöne olacak şekilde de yapınız.



Not: İşaretler bir park yerinde otomobiller için çizilen nizami çizgilerdir.

5 Mayıs 2009 Salı

DÖNÜŞLERDE FREN TEKNİĞİ

Dönemeçlerde sert fren yapmak zorunda kalırsak nasıl yapılır?

İnsanlık hali bazen hepimiz dönüş çapını(keskinliğini) yanlış öngörmüş olabiliriz. Ya da yüzey kaygan/bozuk çıkabilir, bir engel önümüze çıkabilir. Tahmininizden daha fazla, açısı kapanan bir dönemeç olabilir. Kör dönemeç olabilir ki bu durumda dönemecin ikinci kısmını görmek mümkün değildir ve biz bu durumda dönüşe hızlı girmiş oluruz.

Bu durumda ne yapılacaktır?

Elbette uçurumdan aşağı uçmadan ya da bir engele vurmadan fren yapabilmenin de bir şekli olmalıdır.

Şayet dönemecin keskinliğini biraz yanlış hesaplamışsak veya kıvırıp geçebileceğimiz beklenmedik bir engelle karşılaşmışsak bu durumda gazı sabit tutup arka frene hafifçe dokunuruz ve dönüş çapımız daralır. Dizimizle de motoru dönüş yönüne biraz daha iteriz. Tüm ihtiyacımız olan bu kadardır.

Dönüş içinde sıkı fren yapma mecburiyeti doğarsa ne yaparız?

Bazen gerçekten dönüş içindeyken sert fren yapmak durumunda kalabiliriz. Bu durumda kullanılacak fren ön frendir. Esas olan limitlerde sürüşten kaçınarak gerektiğinde düşmeden frenleme hatta sert frenleme yapabilmek için bir marjın bırakılmış olmasıdır.

Dönüş içinde sert fren yapılma durumu varsa ön fren kullanılacaktır. Burada en önemli nokta debriyajında ön frenle birlikte eş zamanlı çekilmiş olmasıdır.

Eğer debriyajda çekilmezse ve sadece ön fren sıkılırsa motor kalkacak ve dönüş hattımız açılacak yani dönemecin dışına çıkılacaktır. Bu istenmeyen bir durumdur. Bu nedenle debriyajı da ön frenle birlikte çekeriz ve yine bu esnada dış dizimizle de aktif bir şekilde motorumuzu dönüş yönüne doğru bastırırız.

Bunun talimi de sık olarak yapılmalı ve olay vuku bulduğunda hareketler refleks haline getirilmiş olmalıdır.

Not: Dönemeç inişli çıkışlı ise durum çok daha risklidir. Yokuş inişlerde ağırlık transferi ön teker üzerine biner ve ağırlık transferi malum olduğu üzere yol tutuşu demektir. Bu sebeple arka fren iniş halindeki dönüşlerde yatırma işlevini iyi yapamayacaktır. Keza motor freni de düz alana ya da çıkışa göre etkisi zayıflamış kalacaktır çünkü motor freni dediğimiz olayda esasen arka teker üzerinde etkilidir. Yani bir nevi arka frendir. Bunların dışında arka frenle şase kontrolü yapılacaksa ön fren yoklamasından önce yapılmalıdır çünkü ağırlık bir kere ön tekere aktarıldıktan sonra arka frenin yol tutuşu çok zayıflayacaktır. Yokuş çıkışı dönüşlerinde ise risk daha az olmasına karşın emniyet marjları düz dönemeçlere göre daha fazla bırakılmalıdır. Tırmanışlardaki dönüşlerde ağırlık arka teker üzerine transfer olacağından ön tekerin yolu tutumu zayıflayacak ve ön fren fazla işlev görmeyecektir. Burada motor freni etkin ve genellikle de yeterlidir.

Her iki frenin kullanımında da tekerlekleri kilitlemeden kullanabilmek esastır.

Açıklama I: Yanlış fren basıncı nedeniyle kilitlenerek kaymağa başlayan tekerlekte kinetik kavrama vardır hâlbuki dönen tekerlekte dinamik kavrama vardır. Kinetik kavrama denge ve kararlılık açısından yöne duyarlı değildir ama dinamik kavrama yöne duyarlıdır. Kayan teker bu sebeple yön dışı yanal kaymalar yapacak hâlbuki dönen teker gidiş yönünde ki sabit kararlılığını muhafaza edecektir. Arka teker kilitlenip kaymağa başlarsa yana açılacak hatta ön tekerinizi de arkada bırakabilecektir. Tabi siz bu arada motorun üzerinde olamayacaksınız. En azından bu esnada altında da olmamağa çalışınız.

Açıklama II: Dönemeç öncesi dönüşe giriş süratinin ayarlamasını yaparken ya da acil bir durumda dönüş içinde fren yaparken, yol şartları kaygan değilse, arka frenle çok dikkatli olunmalı ve arkanın kilitlenip kaymasının doğuracağı olumsuzluklar iyi anlaşılmalıdır. Acil durumda ya da dönüşe yaklaşırken kasılıp arka frene sert basarsanız bu arka tekeri kilitleyecektir. Bu aşamada şanlıysanız arka sağa sola yalpalanıp tekrar düzelecektir ama şansız bir gününüzdeyseniz arka teker yanınıza gelecek ve bu yanlama doksan dereceyi bulursa siz kaza yapmış olacaksınız. Bilhassa acil durumlarda bunu istemeyiz. Bu sebeple zemin kaygan değilse arkayı dönemeç yaklaşımlarında olsun, acil durumlarda olsun, yeterince usta değilseniz kullanmayınız. Sadece ön freni çekerken debriyajı da birlikte çekiniz.

Motor freni bir miktar hız düşürür. Evet, bu doğrudur ama sonrasında motorun daha da yavaşlamasında adeta frene direnç gösterir. Bu sebeple dönüş içi acil durumlarda sert fren yapma mecburiyetinde kalındığında ön fren ve debriyaj birlikte kullanılacak ve bunlara ilaveten dış diz ile aktif olarak motor dönüş yönüne doğru bastırılacaktır.

Bu teknik chopper dediğimiz motorlar için geçerli değildir. Bunun sebebi bu tip motorların geometrisinden kaynaklanmaktadır. Aks aralıklarının uzun olması ve kafa açılarının büyük olması ağırlığın öne kayma oranını spor motorlara kıyasla düşürmektedir. Burada arka frenin ağırlıklı kullanım mecburiyeti vardır ve her halükarda spor motorlara göre bu tip motorların duruş kabiliyetleri ve dönüş kapasiteleri zayıftır. Ayrıca ön süspansiyon hareket mesafesi fazla olan enduro-kros tipi motorlarda ön fren sert sıkıldığında amortisör yayları dibe vurursa bu durumda ön teker çok çabuk kilitlenebilecektir.

23 Nisan 2009 Perşembe

DÖNÜŞ PROBLEMLERİ

Photobucket

Dönüşe fazla hızlı giriş sebepleri.:

.Bakışların doğru kullanılmaması.
.Yanlış tahmin.
.Noksanlık.

Hızlı girişte yanlış tepkiler.:

.Gazı kapatmak.
.Yatık vaziyette sert fren yapmak.
.Yolun kenarına bakmak.

Hızlı girişte doğru tepkiler(Hız biraz fazla).:

.Gazı muhafaza edin.(Süspansiyonları da bir kararda tutar.)
.Dönüşün ilerisine doğru bakınız, yönsel kontrol için.
.Elciği yatış açısını artırmak için basınız.(Kontra basmak).
.Ağırlığınızı dönüşün içine doğru(dönüş yönünde) aktarınız. Bu hareket merkezkaç kuvvetine zıt yönde etki yaparak daha fazla yerden açıklık kazanmanızı sağlar.

Hızlı girişte doğru tepkiler(Hız çok fazla).:

Uyarı: Bu hareketler uygun trafik ve yol şartları ister. Manevranın icrası için zamanlama dakik olmalıdır.

.Motosikleti çabucak doğrultunuz.
.Gidonu doğrultun/düzeltiniz.(Ön lastik tam karşıya bakacak şekilde).
.Dik konumda uygulanacak maksimum frenlemeyi yapınız.
.Frenleri bırakınız.
.Dönüşün içine bakınız.
.Yatış için hemen kontra basınız.

Not: Motorun parçalarının yere sürtünmesi yerden açıklığın azalmasına neden olur. Bu bir diğer yönden açıklığı azaltmanın da bir yoludur.

Sebepler ve Çözümler:

.Fazla sürat: Bu durumda daha fazla yatış açısı gerekir.
Çözüm: Bakışların doğru kullanımı, giriş süratinizi görüş mesafenize, yol yüzeyinin durumuna, yol eğimlerine ve sürüşü değerlendirmenize göre ayarlayınız. Yavaş girip hızlı çıkmak iyidir.
.Uygun olmayan sürüş hattı: Seçilen hat çok fazla yatış açısı gerektiriyordur.
Çözüm: Yaklaşım sırasında hattınızı planlayın, elciklere dönüş boyunca uygun basıncı uygulayınız.
.Gazı kapamak:
Çözüm: Uygun yaklaşım sürati seçiniz, gazı sürekli açık tutunuz, dönüş boyunca motoru boşta gezer duruma sokmayacak pozitif gazlamayı muhafaza ediniz. Dönüşe doğru ileriye bakınız.(Sürücüler genellikle dönüş kenarına yada yoldaki bir engele baktıklarında gazı kesme eğilimi gösterirler).
.Bozuk, ayarsız süspansiyonlar:
Çözüm: Ön kontrolleriniz ihmal etmeyin, süspansiyonlardaki yükü azaltmak için hızı azaltınız, gazı açmak süspansiyonların dengede kalması için bu durumda da gereklidir, yatış açısını azaltmak için daha tüm dönüşü kapsayacak şekilde daha büyük bir dönüş çapı seçiniz.
.Fazla yük:(Süspansiyonlar çöker).
Çözüm: Ayarsız süspansiyonlar kısmındaki önerilerin aynısını yapın.
.Ters eğim:(Taçlı yol).
Çözüm: Sola dönen yollarda ters eğim daha fazla olabilir, ileriye bakış alışkanlığınız sizi uyaracaktır. Bunu geliştiriniz. Hız ve yatış açınızı azaltınız. Ters eğimi olabildiğince dik kesiniz.
.Sürücü dışa doğru,dönüşün tersine doğru yatıyor:(Sarkmanın tersi, enduro-kros sürüşlerindeki teknik). Bu daha fazla yatış açısı gerektirir.
Çözüm: Motorla birlikte yatınız.

Uygun olmayan dönüş hattı:

Sebebleri.:

.Yetersiz ileri bakış:
Çözüm: 12 saniye ileriye bakınız. Bu şekilde dönüşü gözlemleyip yaklaşım esnasında hattınızı planlayabilirsiniz.
.Uygun olmayan sürat:(Dönüş boyunca çok fazla gaz açmak).
Çözüm: Kademeli olarak gazı açın, bileğinizi aşağıda tutun.
.Uygun olmayan yatış açısı:(Çok fazla yada çok az).
Çözüm: Gidon elcikleri üzerinde daha az yada daha fazla basınç uygulaması yapınız. Bedeninizin yatış durumunu kontrol ediniz.

DÖNÜŞ TEKNİĞİNİ GELİŞTİRMEK

Başlama noktaları, apeksler ve hatlar.

Photobucket

Mümkünse bu konuda eğitim veren bir kursa katılınız. Tecrübeli bir sürücünün güvenli bir mesafede arkasından da giderek, onun yaptıklarına dikkat etmek suretiyle kendinizi geliştirebilirsiniz ama bu güvenlik önlemleri alınmış bir ortamda olmalıdır. Onun izlediği hattı gözleyerek, nerede fren yapıyor nasıl gaz kesiyor vs . Yada siz önde gidersiniz ve tecrübeli sürücü yada eğitmen sizin arkanızda kalarak sizi gözler. Bu ikinci durumda gözlemenin ipuçları aşağıda verilmiştir.

.Dönemece yaklaşım ve başlama hızlarının arasındaki geçiş yumuşak olmalı.
.Fren lambası dönüş içinde yanmamalı.
.Sürücünün başı olabildiğince dönük ve gözler çıkışa odaklı olmalı.
.Sürücü motorla birlikte yatmalı.(Burada sürücünün bedeninin aynalara olan mesafesinde bir değişikli olup olmadığına bakılmalıdır. Mesafe dönüş boyunca sabit kalmalıdır.)
.Kontra basan kol kasılı olmamalı, bükük olmalıdır.
.Kalçalar pozisyon değiştirmemelidir.
.Motosiklet dönüş içinde aşağı yukarı yada yanlara doğru sallanmamalıdır.
.Motosiklet dönüş boyunca düzgün/yumuşak bir hat çizmelidir.
.Motorun gaz verme ve gaz kesme esnasındaki seslerine dikkat ediniz.


Referans noktaları kullanarak kendi başınıza talimler yapınız. Dönüş çapını kukalarla işaretleyiniz ve dönüşe başlangıç noktası ile çıkış noktasının referans noktalarını tespit ediniz. Dönüş hattına girmeden önce dönüş boyunca dönüş hattını işaretlemek için zihinsel girişler/kapılar tespit ediniz.

.Uygun başlama hızınızı yumuşak bir şekilde ayarlayınız.
.Dönüşün dış kenarına yerleşiniz.
.Giriş noktasında başınızı çeviriniz ve çıkış referans noktasına bakınız. Hiçbir zaman aşağıya doğru bakmayınız.
.İstenilen yatış açısını sağlamak için iç elciğe(manet) baskı uygulayınız.
.Yatma esnasında bedeninizin nasıl tepki verdiğine dikkat ediniz. Leanophobia(yatış korkusu) nın belirtilerinin farkında olunuz.
.Düşük süratlerle talimlere başlayınız ve kendinize dönüş teknikleri hakkında güven ve anlayış geldikçe daha üst süratlere doğru çıkınız.

22 Mart 2009 Pazar

DAĞ DÖNEMEÇLERİ(HAİRPİNS)

Dağ Dönemeçleri…

Photobucket

Dağlardaki saç tokası misali kıvrılarak giden dönüşlerle başa çıkmak kendine has tekniklerle sorun olmaktan çıkabilir. Genelde çok keskin adeta 180 dereceye ulaşan bu tür dönemeçler hakkında doğruların yanında yanlışların da bilinmesinde fayda vardır.

Yavaş giriniz. Bu her dönüş için geçerlidir ve dağ dönemeçlerinde bir dönemece girmeden evvel süratinizi uygun seviyeye düşürmüş olmak ilk harekettir. Bu sürat ayarlaması işi motorunuz dik konumda iken yapılıp bitirilmiş olmalıdır. Bir kere dönüşe yattınız mı artık bunun için geç kalınmış demektir. Bunun nedeni dik konumdayken hala sert frenleme imkanınız varken yatışa geçince bu imkanınız kalmaz. Bu sürat ayarlamasının zamanında yapılmış olması sizin karşı hatta geçmenizi yada kayalara çakılmanızı önleyecek harekettir. Yeterli sürat ayarlamanızı yapamamışsanız kayalara çakılmaktan kurtuluş olmaz ve karşı hatta savrulmada ise belki paraşüt sizi kurtarabilir.

Frenlerden emin olmalısınız. Yani bunlar size bastığınız anda tepki verecek sağlamlıkta ve işlevde olmalıdırlar. Yokuş aşağı bir sert dönemeç olsun yokuş yukarı olsun bir saç tokası dönüşe fazla hızlı girmeniz mümkündür. Bilhassa yolculu iseniz bu fren kontrolleri daha da önem kazanır.

Dağlarda iki dönemeç arasında alabileceğiniz en iyi görüntüyü almağa bakınız(manzara seyretmekten bahsetmiyoruz). Yukarı ve aşağı bakınız, yolun nereye gittiğine bakınız, dönemeç keskinliklerini öngörmeğe çalışınız. Aynı zamanda da bir motordan çok daha fazla dağ dönüşlerinde alana ihtiyaç duyan kamyon yada otobüslere dikkat ediniz ve en iyisi onlardan uzak durunuz.

Bilhassa yokuş aşağı giderken hat seçmek ve motoru dik konuma yerleştirip kapalı dönebilmek için kendinize yeterince zaman tanımanız önemlidir. Bu yüzden frenlemeye erken başlayınız. Vites seçiminizi önceden yapınız. Yokuş yukarı giderken dönüşü tamamlayabilmek için motor hala dik konumdayken gaz beslemesine geçmiş olmanız gereklidir. Şayet tırmanışta dönüş ortasında motor bayılır gibi olursa vites değiştirmektense debriyajı kaydırmak tercih edilmelidir. Çünkü vites değiştirme işlemi ile motoru stop ettirebilirsiniz. Dönüşün en keskin yeri genellikle yarı yolda ve dönüşün iç tarafındadır.

En geniş girişi yapmağa çalışınız. Tabi güvenli olan en geniş giriş. Çok erken dönüşe geçmeyiniz. Her dönüşte olduğu gibi erken dönüşe başlamak sizi çıkışta açığa(hattı açmağa zorlar) doğru iter. Dönemecin dışını takip ediniz ve sadece bir saç tokası dönemeçte bir sonraki düzlüğe(yokuş aşağı yada yukarı) çıkış noktasını görünce dönüşe geçiniz. Şayet bir saç tokası dönüşte siz dönüşün tam ortasında apeksleme yapıyorsanız(motoru bir taraftan diğer tarafa doğru kaldırıp yönlendirmek) dönemeci haddinden fazla erken kesiyorsunuz demektir. Bu hata bir yanlış öngörüdür çok açık gidersiniz ki en ufak bir hataya da, beklenmedik bir durumda da kurtarmaya marj kalmaz.

Çok erken ve sert güç yüklemesi yapmayınız. Yokuş yukarı keskin bir dönemeci almak için sürekli gaz beslemesi gerekir ama bu çok erken ve çok fazla olursa sizin dönüş hattınızı açacaktır. Motoru dik konuma getiriniz, gitmek istediğiniz noktaya yönlendiriniz ancak bundan sonra gazı açınız. Yokuş aşağı giderken gazı açmadan önce hattı çıkışta açmamak için yavaşlatıcı güç olarak arka frenin devamlı devrede tutuluyor olması ihtiyacını duyabilirsiniz. Vites değiştirme işlemlerini azaltmağa bakınız(gereksiz vites yükseltmeyiniz). Bir alt viteste kalınız. Devir yükselir ve yokuş yukarı doğru size iyi itiş yokuş aşağıya doğru ise motor freni sağlar.

Saç tokası gibi dönemeçli dağ dönüşlerinde eğer heyecanlanıyorsanız şu birkaç şeye dikkat ediniz.

. Önünüzdeki sürücüyü takip etmeyiniz. Kendi sürüşünüzü yapınız. Eğer öndekini takip ederseniz bu sizin görüşünüzü kısıtlayacağı gibi onun yapacağı bir hatayı sizinde yapmanıza sebep olur.
. Bölgenin yerli sürücülerinden daha iyi sürmeğe(onları mecbur kalmadıkça geçmeğe) kalkışmayınız. Onlar dönemeçleri iyi bilirler.
. Kamyon ve otobüslere dikkat ediniz. Onlar dönüş için çok fazla alana ihtiyaç duyarlar ve uzunlukları itibariye burun açarak dönerken çıkışta arkalarını tüm hattı kapatacak şekilde tutarlar. Yani S yerine Z çizerler.(Ağır vasıta sürüş dinamikleri gereği.)
. Dönemeçlerle uğraştığınızı hiçbir zaman unutmayınız. Her an yaprak yada kum döküntülü bir yüzey, siyah buz, mazot yada yağ döküntüsü ile karşılaşabilirsiniz.

18 Mart 2009 Çarşamba

MOTOSİKLET AMA NEREYE KADAR!!!

Nereye Kadar?

Motosikleti yıllardır kullanırım ama arabamda yedekte ulaşımın bir alternatif şekli olarak hep olmuştur.

. Donanım!
Güvenlik ve sağlık açısından bir hayli yol almış olunsa da motosiklet giyim kuşam olarak daha fazla geliştirme ve buluş çabalarına gereksinim içindedir. Tamamen sizi koruduğuna inandığınız bir donanımız dahi olsa yine bir daha düşünün. Ellerinizi her şartta yeterince sıcak tutacak eldivenler var mı? Hayır yok. Yada yaz sıcağında sizi güvenlikten ödün vermeden terlemenizi engelleyecek bir ceket var mı? Yok. Yada şık bir restoranın tabanını yan sürtmeden dolayı zedelemeyecek ama tam korumalı botlar var mı? Yok. Bu örnekler çoğaltılabilir.

. İleriye Dönük Düşünün.
Arabanız olmadan siz trafik gibi hava şartları gibi dış etkenlere daha fazla açık ve savunmasızsınızdır. Bu nedenle motorla yapılacak seyahatlerin ileriye dönük iyi düşünülüp planlanması şarttır. Arabada bu kadar dikkatli olmanız gerekmez. Gece şartları, soğuk yada sıcak hava şartları, yağmur ve bölgesel ısı farklarına göre her şeyiniz motosiklet seyahatlerinden önce ileriye dönük olarak tam düşünülmeli ve hazırlanılmalıdır. Mesele seyahatinizin bir bölümü karanlıkta, gece şartlarında geçecekse vizörünüz kesinlikle renksiz olmalıdır. Yolda alışveriş ve ikmal için çantalarınız yeterli olmalıdır ki bir çok rahatsızlık engellenmiş olsun.

.Motosiklet ve Donanım Bakımları.
Arabaya göre daha fazla kontrol edilmesi şart olan bir konudur. Yağ kontrolü, lastiklerin kontrolü, zincirin bakımı, yağlanmış olması ve en az bunlar kadar önemli bir şey olan motor temizliği. Motosikletle yol alırken oluşacak bir arıza sizin için çok daha fazla sıkıntı kaynağı demektir. Öyleyse motosiklet bakımlarınızı ve temizliğini hiç ihmal etmeyiniz. Yine dikkat edilmesi gerekli olan bir diğer husus ise donanımlarınızın bakımıdır. Çizmelerinizi sık temizleyip boyar mısınız? Kaksınızı iç dış temizlik açısından ne seviyede tutuyorsunuz? Ceketinizi astığınız yerden bir daha ki sefere kadar hiç çıkarıp bakıyor musunuz? İnanın bu bakımların size kaybettireceği zaman aslında sürüşte kazandıracağı zamandan çok azdır.

. Nerede, Ne zaman Sınır Koyacağınızı Biliyor musunuz?
Bu sınırları çekebilmek, doğru olanı doğru zamanda yapabilmek sizin daha uzun süreler sürüş yapmanızı sağlayacaktır. Kendi kurallarınızı koyun ve onlara uyun. Bu duruma endişe edilmeyecek kadar seyrek olarak alkol almayla sürüş dürtünüz olsa da yada tam donanımlı kullanımı yada görünür olmayı ilgilendiren bir durum olsa da sıfır tolerans gösterin ve sınırlarınıza itaat edin.Göreceksiniz ki sınırlarınızı belirlemek sizin korunmanız açısından büyük uzun yollar almak demektir.

.Motor ve Kanser!
Motosiklet selesinden gelen düşük titreşimin(ELF) ve elektromanyetik alanın(EMF)insanda uzun vadede siyah lekeler denen kansorejen oluşumlara yol açtığı gayri resmi ağızlarca konuşulmağa başlanmıştır. Yine bu etkilerin 3-4 saat gibi kesintisiz sürüşler yapan insanlarda ereksiyonel fonksiyon bozukluklarının da kaynağı olduğu belirtilmektedir. Bilhassa bu ikinci hastalık belirtisi sert seleli motorları kullanan sürücülerde daha yoğun görüldüğü belirtilmektedir. Bu bilgileri destekleyen resmi bilimsel araştırmalar(açıklanmış)yoktur.

. Motor ve Astım.
Yoğun trafiklerde dur kalk şeklindeki beklemeli sürüşler uzadıkça motosiklet sürücüsü o pis ortamdaki tüm karbonmonoksite ve havadaki mikrobik ortama maruz kalmaktadır. Süratle bu hava içerisindeki tüm mikropları içine çekmektedir. Bu durumda ya sürüşten vaz geçmek yada mümkünse yaş bir bezle ağız ve burnunuzu sarmanız tavsiye edilir. Bu kirli havayı direk solumak bronşit gibi, nefes darlığı gibi hastalıklara zemin hazırlamaktadır.

.Motor Kullanımı ve Zihin.
Sürekli motor kullanan sürücülerin beyinlerinin hafıza, bilgi işlem ve zihinsel yoğunlaşma bölümlerinin aktifleştiği görülmüştür. Bu tip kişilerde yapılan algılama, idrak testlerinde kişilerin hata oranının daha düşük çıktığı ve kişilerin çalışırken de zorlanmadıkları, keyif aldıkları tespit edilmiştir.

.Motor Sürücüsü ve Küresel Isınma.
Ozon tabakasında ki açılmanın gittikçe büyüdüğü günümüzde zararlı ışınların olumsuz etkilerine maruz kalma açısından motosiklet sürücüleri en riskli sınıftır.

24 Şubat 2009 Salı

MOTOSİKLETTE AYNA AYARI

Motorunuzda ki ayna tipi ve büyüklüğü sizin arkanızda göremediğiniz kör alanların büyüklüğünü belirler. Yaşam kurtaran bakış dediğimiz ve her sollama öncesi, hat değişimi öncesi, frenleme öncesi ve kavşaklara yaklaşırken yapılan omuz üzerinden kısa bir geriye bakış atma davranışına ek olarak da arkanızın tüm sürüş boyunca her 8-10 saniyede bir aynalarınızdan kontrol edilmesi şarttır. Bu sebeble ayna ayarlarınızı arkanızdaki göremediğiniz alanları en küçüğe indirecek şekilde ayarlamanız gerekir.

Arkanızın sürekli aynalarınız vasıtasıyla kontrol altında tutulması motosiklet sürücüleri için vazgeçilmez bir zarurettir. Şayet sizi ürkütecek şekilde bir araç arkanıza yaklaşıp sizi sollamışsa ve siz ancak bu geçiş olurken bunun farkında olarak ürkmüşseniz siz arkanızı kontrol altında tutmuyorsunuz demektir.

Aynaların ayarlanması tekniği:

Aynada dikkat edilmesi gereken ilk nokta siz hareket edip yer değiştirdikçe arkanızın görünümünde ki değişiklikleri gösteren doğru uzaklık açısının elde edilebilmesidir. Aynalardaki görüntülerin uzantılarının bir yerde birbirleri ile kesişmesi demektir. Yani birinin göremediğini diğeri gösterebilmelidir. Aynalar size, yeterince uzağı gösterebilecek şekilde yüksek ayarlanmalıdır. Hemen arkanızda ki yol yüzeyini görmeniz gerekmez. Bir vasıtanın lastiklerini görmek önemli değildir. Çünkü arabalar yeterince yüksektir dolayısıyla aynaların hemen arkanızdaki yerin 20 cm üstünde olacak şekilde ayarlanması gereksizdir. Arkanızda olabildiğince uzağı görebilecek şekilde ayarlarken dikkat edeceğiniz şey kör alanları küçültülerek arkanızdaki bir aracın bu alana girdiğinde bir ucunun, önü yada arkasının, aynalarınızın görüşü içinde kalmasıdır. Yani bu alan içine bir arabanın yada motosikletin tamamen görünmez kalacak şekilde sığmasını engellemek gerekir.

Ayar için motorunuzda dik pozisyonda oturun ve önünüzden bir arkadaşınız sizin peri ferik görüş alanınızdan çıkıncaya kadar geriye doğru yürüsün. Bu arada siz sürekli ileriye bakıyorsunuz, başınızı ve bakışlarınızı kıpırdatmıyorsunuz. Kişinin sizin peri ferik görüş alanızdan çıktığı noktaya bir kuka(işaret) koyun. Şimdi aynı şahsın tam arkanızdan işaretlediğiniz bu noktaya doğru yürümesini isteyiniz. Kişi işaretli noktaya doğru yürürken bu seferde aynalardan kaybolduğu yeri işaretleyiniz. İşte işaretlediğiniz bu iki nokta arasındaki alan sizin kör alanınızdır. Bu iki nokta arasına giren bir aracın bir tarafı aynalarınız tarafından tespit edilecek tarzda ayarlarının yapılmış olması lazımdır. Ayarlayamıyorsanız o zaman aynalarınız yeterince büyük değildir. Daha büyük ayna kullanınız.

18 Şubat 2009 Çarşamba

LASTİK PATLAMALARI

Eski lastikler patladığında parçalanırlardı. Karkas tamamen parçalara ayrılırdı. Bu günün lastiklerinin patlaması zordur ama yanaklara gelen keskin bir cisim darbesi yada lastiğin aşırı ısıdan dolayı zarar görmüş olması gümleme dediğimiz şekilde patlaması olayını getirecektir. Bunun dışında günümüzün lastikleri patlar patlamaz hemen inmez bir müddet sizin yol almanıza izin verirken bu sürede yavaşça havasını kaybeder. Bu yavaşlık günler hatta haftalar olabilir. Sonunda elbette dikkat edilip fark edilmezse kendisini tahrip edecek inmişlik seviyesine ulaşacaktır.

Lastiğin içindeki hava taşıyıcı ortamdır. Lastiğin karkasının görevi ise bu havayı bir arada tutmaktır. Karkasın topuk kısmını janta bastırarak tutunmasını sağlayan yine lastiğin içindeki havadır. İki tekerlekli bir araç olan motosikletlerde yönlendirme ön teker vasıtasıyla gerçekleştirilir. Eğer gidonu yönlendirme için kontrol edemezseniz motosikleti de yönlendiremezsiniz ve tabi bu durumda motoru dik konumda tutmanızda olanaksızdır.

Ön tekerin patlaması yönlendirmenin öngörülemez bir hale gelmesine sebep olur. Arka tekerin patlaması ise motorun bir taraftan diğer tarafa yalpalanmasına sebebiyet verir. Buda asap bozucudur ancak kontrol edilemez değildir. Ön tekeri yönlendirerek dengenizi koruyabilirsiniz.

Derler ki hiç ani lastik yarılması şeklinde bir patlama olayı başınıza gelmediyse siz çok şanslı birisiniz ama eksik eğitimli de birisiniz. Lastik patlaması sizi yola yapıştırabilecek bir salınışın meydana gelmesine sebep olur.

Lastik patladığında insan çok geniş bir boşlukta gezer gibi bir his duyar. Sanki çok bozuk, oluklu bir yol yüzeyinde sürüş yapılıyormuş gibidir. Patlama ön tekerdeyse yönlendirmeye karşı artan oranda bir direnç oluşacaktır. Motorun dengesini korumak zorlaşacaktır. Ama eğer arka lastik patlamışsa arka taraf bir taraftan diğerine salınışa geçecektir. Bu salınış sizin motosikleti istediğiniz yöne doğru yönlendirebilmek için daha sert komutlar vermenizi gerektirir.

Eğer tuhaflık hissederseniz hemen kontrol ediniz. Lastik süratle hava kaybediyor olsa bile motorunuzu yolun kenarına çekmek için birkaç saniyeniz olacaktır. Ama lastik havası lastiği tahrip edecek seviyeye ininceye kadar sürüşe devam ederseniz motoru düşürmeden durdurma işi çok zorlaşacaktır.

Gazı azaltınız ve motoru yolun güvenlik şeridine (dağ yamaçlarında yamacın üst bölümüne) yönlendiriniz. Gazı aniden tam kapatmaya yada sert fren yapmağa kalkmayınız. Fren yapmak inik lastiğin jant üzerinde sıyrılarak kaymasına neden olabilir. Debriyajı sıkın, gazı düzgünce kapatın ve yolun sağına güvenlik şeridine yada bankete doğru boşta gidin.

İnmiş ön lastikle motor kontra basmağa çabuk tepki vermeyecektir ama bir tepki verecektir. Gevşeyiniz ve gidon elcikleri üzerindeki baskınızı azaltarak motorun bir müddet gezinmesine izin veriniz. Ancak güvenlik şeridine yönelmeden sapma olursa müdahale ediniz. Motosikletin sürücünün baktığı yere yönleneceğini düşünürsek güvenlik şeridinde uygun boş bir alana doğru odaklanınız.

Lastik karkası aniden dağılırsa motosiklet o anda düzensizleşir. Ama bir gün bu tür bir lastik gümlemesi ile karşılaştığınızda otoyol süratlerinde motorun makul oranda kontrol edilebilirliğine şahit olacaksınız. Fakat motorun sürati 60-65 km saat hızların altına indiğinde lastiğin merkezkaç kuvveti kaybolur ve artık lastik yuvarlak formunu daha fazla muhafaza edemez.

Yapacağınız şey motorunuzu güvenlik şeridine yönlendirmek, o yönde tutmağa gayret etmek ve alt süratlere indikçe başlayacak olan salınışlara hazırlıklı olmaktır. Eğer lastik tüm havasını kaybetmiş ise motor 3o-40 km arası gibi süratlerde bir taraftan diğerine atılım şeklinde savrulmalar yapacaktır. Lastik janta sarılarak tamamen sıyrılabilir.

Gümlemenin ilk safhası motoru düşürmeden yoldan çıkarmaktır. İkinci ama eşit önemli safha motoru trafikten çıkarmaktır. En son motorun durdurulması aşamasında tamamen motorunuzla trafik akış hatlarından çıkmış olmanız gerekir. Motoru bu şekilde durdurmayı başardığınızda artık motorun hareket ettirilmesi çok zorlaşır. Diğer araç sürücüleri size bakarken güvenlik şeridinde olsanız bile- baktığınız yere yönlenirsiniz- kanunu gereği üzerinize çıkabilirler. Bu yüzden olabildiğince trafikten uzak gitmeğe çalışınız. Motoru çalıştırıp bunu yapabilirsiniz ama lastiklere olabildiğince zarar vermeden yapmanız gerekir. Trafiğin yaratacağı risk elbette lastiklerin feda edilmesini makul konuma sokar. Yine hızla geçecek bir TIR ın rüzgarı sizi yoldan atabilir.

İç lastiksiz lastiklerin tamiri genellikle dıştan yapılabilir. Telli jantlarda iç lastik olduğundan patlayan genellikle içteki lastiktir. Şayet yırtılma varsa bunun yenilenmesi gerekir. Sadece bir delinme varsa dış yama yapılabilir. Tabi bu durum lastiğin sökülüp takılmasını gerektirir ki buda en azında bir sürü alet demektir. Yeterince usta değilseniz lastiğe ve janta daha büyük hasarlar verebilirsiniz. Tüpsüz lastiklerde patlağa lastik bir tapa sokularak en yakın tamirciye kadar idare edilir. Ama en kısa zamanda tamirin gerçekleştirilmesi lazımdır. Ancak lastik çelik kuşakla sarılı ise hem tapayı yerleştirmesi zordur hem de bu çelik kuşaklar takılan tapayı birkaç dakikada kesebilirler. Yani en yakın tamirciye varana kadar birkaç kere aynı deliğe tapa yerleştirmek zorunda kalabilirsiniz. Tüpsüz lastiğe batmış büyük bir çivi görürseniz bunu hemen çıkarmadan tapayı takma safhasına kadar yerinde bırakınız. Çivi bir kere çıkarıldıktan sonra lastiğe basınç altında su kontrolü yapmadan bu deliği tekrar bulmanız çok zor olabilir. İç lastikli lastiklerde ise bunun tam tersini yapınız. Çiviye hemen çıkarın ve yeri işaretleyiniz. Çünkü iç lastikteki bir çivi motorunuzu iki adım öteye götürürken bile birkaç yeri daha delebilir.

Lastiklerde tüplü yada tüpsüz tip olsun patlak yanaktaysa lastik biter. Tamiri mümkün değildir. Lastik tamirinden sonra şimdilerde moda olan CO2 tüp kartuşları kullanılmaktadır.

Lastik havaları çok önemlidir. 10 psi eksik şişirilmiş bir lastik lastikte kalıcı iç hasarlara neden olabilir. Şayet motor tam yüklüyse bu daha fazla oranda gerçekleşecektir. Bir kerede lastik hasar aldığında artık o lastik bir kazanın olmasını bekler. Bugün yarın olmayabilir ama birkaç bin km sonra dahi gümleme ihtimali vardır. Bu günün lastikleri genellikle 20 psi inmeden gözle bu eksiklik fark edilememektedir. Bu yüzden iyi bir lastik havası ölçüm cihazınızla sık kontroller yapmanız çok faydalı olacaktır.

Fazla hava basmak lastiğin çok sert olması demektir. Lastiğin yola temas yüzeyi azalacaktır, yol tutuşu düşer ve lastiğin ortasındaki aşınma hızlanır. Eksik havada lastik çok pelteleşir, yönlendirme ağırlaşır ve lastik tabanının dış tarafındaki aşınmalar düzensizleşir. Darbelerde jantlar hasar görebilir.

Patlayan lastiğin freni kullanılmamalıdır.

TALİM YAPMA USULÜ

Eğitimde Bölümlere Ayırmak ve Talim…

. Öğrendiğinizle yetinmeyiniz.
. Talim, talim ve yine talim yapınız.

Gelişen teknoloji bize daha güvenli motorları sunmaktadır, aynı zamanda daha hızlı motorları da. Trafik yoğunluğu her gün artmakta ve sürüşü daha tehlikeli bir hale getirmektedir. Sıradan sürücüler motorlarından güvenlik içinde hoşlanabilmek için her türlü desteğe gereksinim içindedirler. Bizden daha iyi manevra yapan birini görmüşüzdür ve onun bu beceriyi kazanış şeklini hep merak etmişizdir. Kitapları okuyun, arkadaşlarınızla konuşun, temel sürücü kurslarına gidin, hatalarınızdan öğrenin, öğrenmek için birisine sormaktan çekinmeyin yani kısaca daima öğrenilecek yeni beceriler olduğunu unutmayınız. Yollardaki gelişen yeni durumları görmenin yeni bakış açıları olduğunu ve bu yüzden de sizin kendinizi geliştirmek adına yapabileceğiniz yeni şeylerin her zaman olacağını biliniz.

Çalıştığınız bir tekniği öğrenmenin en iyi yolu onu doğru bir şekilde bölümlere ayırmak ve sırasına göre bu bölümlerin talimidir. Mesela önemli bir teknik olan U dönüşü için aşağıdaki talim yapma sırası önerilir.

1. Debriyaj ve gaz kontrol talimi.
2. Arka fren talimi.
3. U dönüşü bakış talimi.
4. Pozisyon ve karşı ağırlıkla dengeleme çalışması.

Şayet siz gazı ve debriyajı kontrol etmeyi henüz yapamıyorsanız motorunuzu yavaş süratte dengede tutmaya çalışmanız anlamsız olacaktır. Önce temel tekniklerle başlayıp sonra dönüş gibi tekniklere geçmek gerekir.

Temel teknikler içinde beden ağırlığının kullanımı, debriyaj, gaz ve fren kullanım becerilerinin kazanılması vardır. Dolayısıyla keskin bir dönemeci temel kurslardan geçmiş, yeterli düzeyde temel eğitim talimi yapmış yeni bir sürücü alabilmelidir. Burada önemli olan yeni sürücünün eğitiminde gerek kendisine güven duygusunun oluşmuş ve gerekse de motosikletinin özelliklerini yeterince tanımış olmasıdır. Daha karmaşık yarış tekniklerini bilmesi gerekmemektedir. Yine temel tekniklerin zaman içinde sürücü tarafından talimlerle geliştirilmesi lazımdır ancak burada kişi kendisini zorlamamalı ve sabırlı olmalıdır. Yani bir dönemci ne kadar hızlı alabildiğini ölçmek için düşene kadar talimlerine devam etmemeli ve zorlandığını hissettiği noktada durmalıdır. Çünkü temel becerilerin yanında dönüş hattının okunması, frenleme mesafesinin tahmini, muhtemel tehlike öngörümü gibi zamanla kazanılacak becerilerde vardır. Bunlar zaman içinde gelişecek ve kişinin çıtasının yükselmesine sebep olacaktır. Sürekli ilgili yayınları takip etmek ve arkadaşlarınızla konular hakkında görüşmeler yapmak varsa ileri seviye yol, trafik okunması ve sürüş stratejisi geliştirmesi için yapılan toplantılara katılmak çok önemlidir.

Her zaman ne yaptığınızı düşünüp sonuçlarını analiz yapınız. Temel becerilerle başlayıp bunları geliştirdikten sonra daha karışık olan sürüş strateji ve tekniklerine doğru yöneliniz. Beceriler ve kendinize olan güveniniz talimlerle daha üst seviyede oluşacaktır. Yeni teknikleri ve yeni motosiklet teknolojilerini daima takip ederek yeni bir şeyler öğrenmeğe daima açık olunuz. Bir tekniği öğrenirken bunu düşük süratlerde yapınız ve yaptığınız talimlerin neticesinden memnun olduktan sonra bir sonrakine geçiniz. Bir kere de bir çok tekniği çalışmağa kalkmayınız. Çünkü değişkenler çok fazladır. Acil durum tekniği örneğini alırsak acili yet derecesine göre farklılıklar gösterebilen şekilleri vardır. Ama temel nokta ön freni kilitlemeden en kısa sürede elciğin hızla sıkılabilmesidir. Acili yetin derecesine göre bu durumun içine arka fren yada vites küçültme de konabilir ancak en üst acil durum sadece ön freni kilitleme noktasından bir önceki safhaya kadar maksimum süratle sıkmış olmaktır. Yine motosikletinizin teknolojik yapısı da burada bir değişken unsurdur. Kafa açısı çok fazla olan motorlarda ön fren ağırlıklı kullanmak kafa dönmesi ve neticesinde kaymanın yada devrilmenin olmasına sebep olabilir. Yani her tekniğin motosiklet teknolojik yapı faktörü ve olayın acili yetinin yarattığı değişkenlerine göre de talimlerle geliştirilmesi dolayısıyla tamamen öğrenilip sonra bir başka tekniğin çalışmasına geçilmesi tavsiye edilen şekildir.

15 Şubat 2009 Pazar

GÖRMEDİM SENDROMU

GÖRÜN VE GÖRÜNÜN...

Bu kavramlar sizin sürüş sırasında adeta psikopatça sağlamak zorunda olduğunuz iki eylemdir. Yoksa her zaman ki gibi ben kendi halimde gidiyordum ve sonra işte karşıdan gelmekte olan araç aniden önüme kırdı. Gözümü hastanede açtım ve araç sürücüsünün her zaman ki gibi ”nereden geldiğini bile görmedim” beyanıyla kazaya açıklama getirdiğini öğrendim.

Öncelikle ve ivedilikle motosiklet sürücüsü sürüş esnasında öyle kendi halinde mutlu şaşkınlar psikolojisinde sürüş yapma lüksüne sahip değildir. Gözünü dört açacak. Bilhassa nereden bir araç çıkabilir ve önüne kırabilirin taramasında olacak. Bu olası tehlike noktalarını tespit ettikten sonra ancak bir sürücü diğer araç sürücülerinin neyi görüp ve neyi de göremeyeceği konusunda tahmin yürütebilir. Bu tahminden sonra da kendisini elbette görülebileceği yere yerleştirir. Karşınızda bir kavşak olduğunu bilmeniz tek başına yeterli olmayacaktır. Siz bu kavşaktan çıkacak bir aracın sürücüsünün gözüne doğru sizi görebileceği bir hat açmalısınız. Bunu yaptığınızda diğer sürücüye doğru karar vermesi için bir şans veririsiniz. Halbuki kendinizi yanlış konumlandırırsanız karşınızda ki sürücü çok usta bile olsa sizi görmeyecektir.

Sizin görünmenizi kamufle edecek ışık çoğunlukla giydiğiniz parlak renkli yansıtıcı giysilerinizi de etkisiz kılacaktır. Elbette gündüz sürüşlerinde giyeceğiniz parlak renkli giysilerin faydası vardır. Buna rağmen ışıklar motosiklet sürücülerini arkasında olduklarını araç sürücülerinden saklar. Bilhassa farlarınızın tümü açıksa önünüzdeki aracın sürücüsünden kendinizi bir ışık demeti içinde gölgelersiniz ve bu durum araç sürücüsünün sizin hacminizi ve uzaklığınızı doğru tahmin etmesini zorlaştırır.

Giydiğiniz yansıcı renkleri olan parlak giysilerin etkisi onların arka zeminle olan renk zıtlıkları ile doğru orantılı olarak işe yarayacaktır. Sonbahar temasındaki sarı renkli yansıtıcıların nasıl göründüğüne bir bakınız. Neredeyse renkler birleşir. Portakal renkli yansıtıcı yeleğiniz arkanızda ki kırmızı mini vanla karışıp sizi önünüzdeki araç sürücüsünce görülmez, en azından zor ayırt edilir yapacaktır. Kullanacağınız yansıtıcı giysilerinizin rengi doğada kolay bulunmayan bir renk olsun.

Çok renkli giysiler ise sizi ve motorunuzu birbirinden zor ayırt edilebilir konuma sokacaktır. Askerlerin kamuflajlı arazi giysileri gibi. Bu durumda sizin dış hatlarınız belirsizleşecektir. Gözlerimiz beyinlerimizin hafızasına aldığı şekilleri tanıyarak çalışır. Hafızaya alınmış şekiller ise dikkati daha çabuk çeker. Dış çizgileriniz belirsizleştiğinde de önünüzdeki sürücü özellikle bir motosiklet görmek için bakmıyorsa sizi trafikte fark etmeyecektir. Görecektir ama algılamayacaktır. Bu otomatik bir ihmal etme reaksiyonudur. İnsan beyni beklentisiyle ilgili görüş geliştirir. Mesela kalabalık bir toplum içinde yol alırken tanıdığınız bir simayı ancak size el salladığında tanıdığınız anlar olmuştur. Bu otomatik bakışın bir sonucudur, dalgınlık yada bakar körlük de deriz. Halbuki bu kişi o an yada biraz evvel düşündüğünüz bir insan olsa idi anında fark ederdiniz.

Kavşakta bekleyen araç sürücüsü arka temanızın içinden kendisine gelmekte olan bir sürücüyü son ana kadar fark etmeyebilir. Şayet motosiklet sürücüsü araç sürücüsünün bakış açısına göre arka görüntünün içinden araca doğru değil de her ikisi arasında arkanın çaprazına doğru hareket etseydi görülmesi çok daha erken ve kolay olacaktı. Size doğru gelmekte olan bir şeyin hacmini ve yaklaşım süratini tahmin etmek her zaman zordur. Gelen aracın geldiği arka temaya göre hareket referansı olmadığından siz bu araca göre kendi pozisyonunuzu tahmin edemezsiniz bu da doğru olarak hareketlerinizi zamanlamanızı zorlaştırır. Bu durumda hattınızı değiştirip, gerekiyorsa birkaç kere, önünüzdeki kavşağa yaklaşım çizginizi kırınız ve karşıda ki sürücelerce görünürlüğünüz artırınız. Bu hareketleriniz kavşaktaki araç sürücüsünce yakalanacaktır. En azından düz bir hatla gelmenizden daha fazla uyaran bir şekildir. İnsan gözü dar alan odaklanması yapar, sonra odaklanan alanı değiştirerek başka bir alana odaklanır ve neticede bütünün bir resmini oluşturur. Bu sebeple hareket değişimi gözün bu odaklanmalar esnasında ihmal ettiği karelere dikkat çekecektir.

Küçük hacimli cisimler büyük hacimli cisimlere kıyasla aynı noktadan gözlemlendiğinde daha uzakta olarak algılanırlar. Bu aslında psikolojik bir etkidir ve daha küçük olarak algılanan cisimlerin yaklaşım hızları da olduğundan daha yavaş olarak görünecektir. Araç sürücüsünün manevra alanının kısıtlılığı ve manevra süresinin azlığı da bu yanlış değerlendirme olayını daha da kötüleştirecektir.

Tecrübeli araç sürücülerin bir hatalı davranışı da bu kişilerin bulundukları nokta ile girmek üzere oldukları noktanın arasında ki mesafeyi taramadan direk gidecekleri yönde çok uzağa bakmağa şuuraltlarının odaklanmış olmasıdır. Burada ki görsel taranmadan atlanılan ara alan içinde olan motor sürücüsünü de çok geç olmadan görmeyeceklerdir.

Yine kavşağa yaklaşmakta olan bir sürücü motosikletliyi görmek için çok kısa bir zaman ayırır. Çünkü bu kişi her iki yönü de kontrol edecektir, sonra frene basacak, vites küçültecek, zeminin iyi taraflarını seçecek yada manevra pozisyonuna göre alan belirleyecektir. Yani sizi görmesi zayıf bir ihtimal olarak kalacaktır. Siz bunu sadece hat değiştirerek yani arkanızda ki doğayla yada vasıtalarla, cisimlerle olan uyumlu görüntünüzü kırarak bertaraf edebilirsiniz. Birde kavşak yaklaşımlarında iki parmağınız daima fren kolu üzerinde olsun.

14 Şubat 2009 Cumartesi

SÜRÜŞ EĞİTİMİNE DAİR

Motosiklet eğitimi ne demektir?

Esasen eğitim sahasının dışında, kişiler olur olmaz her yerde birbirlerine sen yanlışsın, bilmiyorsun vs demeğe kalkmamalıdır. Bu davranış eğitim psikolojisi açısından da son derece yanlıştır ve genellikle de ters teper. Her şey yerinde ve zamanında yapılırsa faydalıdır. Size öğrenmek amacıyla gelen ve size samimi olarak soran bir kimse dışında kişiye teknik anlatmak ya da şunu yanlış yapıyorsunuz demek o kişinin alınmasına hatta öfkelenmesine sebebiyet verebilir. Bu hareketle siz belki de farkında olmadan üstün olduğunuzu düşünüyor ve o kişiye ben sizden daha akıllıyım, sizin göremediğiniz şeyleri ben görüyorum demektesiniz. Her şeyin üzerinde körü körüne de birisi öyle demiş ya da diyor diye hiçbir tekniği doğru kabul edip zihninizde irdelemeden, tartmadan denemeye kalkılmamalıdır. Özetle bilinçli olacağız.

Temel Unsurlar:

1. Teknik yeteneklerin öğretilmesi ve geliştirilmesi
(Motoru istediğiniz yere yerleştirmek.)
2. Tavırların düzeltilmesi
(Sabırsızlığınızı yenmek. Saldırganlık/mağduriyet tavrı ve güç mücadelelerinden kaçınmak.)
3. Bilginin geliştirilmesi
(Verdiğiniz kararlar muhtemel tehlikelerin kavranmasıyla mı alınıyor? Değişen yönlerde oluşan durum değerlendirmesiyle mi? Bu değişen durumların sizin için oluşturabileceği risklere göre mi ve tabi oluşan durumları bertaraf edemezseniz başınıza gelebilecek olumsuz durumlara göre mi?)

Birisine bir basamağı yapamadan diğer basmağı yapamazsınız demek ya da bunu yapmadan diğerine geçemezsiniz demek yanlıştır Her kişinin kendine has bir yapısı, anlama şekli, öğrenim zaafları ve artıları vardır. Eğitim standart tespiti değil kişiyi geliştirmek için yapılan bir şeydir. Standart tespiti ise sınavdır.

Bir insana örneğin kontra tekniğini öğretirken, belli bir müddet sonra bu kişinin diğerleri kadar iyi kavramadığını gördüğünüzde: Zamanla yaparsınız, üzerinde fazla durmayın, takılmayın bir müddet sonra daha iyi yaptığınızı göreceksiniz demek ve onu ötelemek doğru mudur? Yanlıştır. Onun daha sonrayla şimdi arasında sağ kalacağını ne biliyorsunuz. Bu kişinin kendi yapısını anlayıp onun anlayacağı tarzı bulup, öğretim kademelerinizi ona göre değiştirmek zorundasınızdır.

İkinci ve üçüncü unsurlar ise daha çok kişinin ailesinden ve yakın çevresinden aldığı insani terbiye ve eğitimiyle yakından ilgili konulardır.




Sürücü…

En iyi sürücü her zaman yolda olabilen, motorunun ve kendinin bir tarafını kırmayan ve tanıştığı diğer motorcularla arkadaşlık kurabilen kişidir. Gruptaki diğerlerine yardımcı olabilen, gruptaki daha az tecrübeli sürücülere göz kulak olabilen ve bir şeyler yanlış gittiğinde el verebilen ve hepsinin üstünde sürekli mutlu kalabilen kişidir. Sürücü yapacağı her hareketin diğer sürücüler ve insanlar üzerinde yapacağı etkiyi düşünmeden hareket etmemelidir.

21 Ocak 2009 Çarşamba

MOTOSİKLET VE HIZ

Hız gerçekte ne demektir?

Kaza raporlarında genellikle ‘’motosiklet sürücüsünün hızı yol ve trafik şartlarına göre çok fazlaydı’’ şeklinde yazar. Çoğunlukla da motor sürücüsünün hızı rahatlıkla kontrol edebileceğinden fazla olmaktadır. Bir şeyler yanlış gittiğin de sürüş hızınız sizin kolaylıkla her şeyi kontrol edebileceğiniz bir seviyede midir?

Kaza olduğunda genellikle hızın fazlalığı ön plandadır. Zaten düşünürseniz trafikte yanlış hızlar olmazsa kazalar da olmazdı zaten. Hareket eden bir şey olmasa idi kazalar da hiç olmayacaktı diyenlerde var tabi.

Birde şartlara göre hız fazlaydı var. Yani şartlar düzgün olsaydı o sürücü o hızla güvenli bir şekilde sürüşüne devam edebilecekti. Ama yağmur başladığından, yada yola mazot veya yabancı kaydıran maddeler dökülmüş olduğundan bu kaza oldu. Yada bir başka sürücünün aniden önünüze kırmış olması olayı vuku bulmasaydı kaza olmayacaktı. Bu arabanın önünüze aniden kırması aslında sizin güvenli olan süratinizi bir anda güvensiz yani sizin için fazla, kontrol edemeyeceğiniz bir sürat durumuna sokmuştur.

Bazen de şartlara uygun olmayan düşük süratlerde sürüşler vardır. Çamurda gidiyorsunuz, bildiğimiz yumuşak çamur yada kumda sürüş yapmak durumdasınız. Kumda motoru yönlendirebilmek için önce tekerlerinizin kumun üzerine çıkması gerekmektedir. Bunun içinde siz belli süratlerin altında sürüş yapmamalısınızdır. Nasıl ki don üzerinde ani hareketlerden kaçınılır bu defa tersi yönde belli süratlerin altında sürüşten kaçınılmalıdır aksi takdirde motorunuzun gidonu kazık gibidir ve siz onu çeviremezsiniz. Fazla zorlarsanız da eğersiniz. Yine şehirler arası otoyollarda verilen limitlerde sürüş yapmak motosiklet için çok risklidir.(Burada sürat ihlaline kimseyi teşvik etmiyorum ancak lütfen ilgili ve yetkili merciler dört tekerli araçlarla paralel sürüşte kalan motosiklet sürücülerinin büyük tehlike içinde kaldıklarını biliniz.) Motosiklet mutlaka diğer büyük araçlardan 30-35 km daha hızlı olmak zorundadır. Bu motosiklet sürücüsünün can güvenliği için şarttır ve umarım motosikletli polislerimize de bu durum güvenlikleri açısından eğitmenlerince izah edilmektedir. Bilhassa gurup halinde seyreden büyük araçlarla paralel sürüş yapılmamalıdır. Yine otoyol ayrımlarındaki giriş ve çıkış rampalarında giren yada çıkan araçla otoyolda seyreden bir diğer araç arasında aynı hızlarda seyrederek sürüş yapılmamalıdır. Aniden araçların bir sebeple ve kendilerine en az risk olarak gördüklerinden öncelikle sizin üzerinize kırabileceklerini asla unutmayınız. Trafikte diğer araçların yanında değil, önünde yada gerisinde kalarak sürüş yapınız ve hızınız daima trafikten %10-15 daha fazla olsun. Bu durum aslında motosikletlere gelişmiş ülkelerde neden en üst hız sınırının verildiğini çok iyi açıklamaktadır. Tabi buna ilaveten birde motor sürücülerinin iklim ve kirli hava şartlarından araba sürücülerine göre çok daha fazla olumsuz yönde etkilenmeleri vardır. Yani sağlıkları bu yönden de daha fazla risk altındadır.

Kendinizi çeşitli durumlarda rahat hissettiğiniz hızlar nedir?

Mesela aniden önünüze bir taş çıktı. Hızınız kontrayı bu engeli tam aşacak oranda basmanıza uygun ve bunu rahatça yapabileceğiniz bir hız mıdır? Yada aniden önünüze kıran bir minibüs yada arabaya karşı paniklemeden maksimum fren yapabileceğiniz bir hız mıdır? 150 km de gidiyorsanız bu hız sizin maksimum frenlemeyi paniklemeden yapabileceğiniz bir hız mıdır? Hiç bunun talimini yaptınız mı? Karşınızdaki dönemece giriş süratiniz dönüş ortasında kasılmadan ve hız kesmeden tamamlamanızı rahatça sağlayabileceğiniz bir hız mıdır? Kendinizi eğitimlerle hangi sınırlara kadar yükselttiğinizi biliyor musunuz?

Yol şartlarına göre de hız vardır. Parke taşlı bir yolda düz bir asfaltta giderken ki ani gazlamaların nelere sebep olacağını biliyor musunuz? En hafifinden motora zarar ve en kötüsü kafa salınışını başlatması. Tabi motorunuzun bir racing yada enduro olmasına göre de parke taşları üzerinde seyrederken kendinizi rahat hissedebileceğiniz hız limitleriniz farklı olacaktır.

Grup halinde toplu sürüşler sırasında yapılan tempolu sürüşlerde de acaba grubun hızı sizin kendinizi rahat edebileceğiniz bir hız mıdır? Bunu bilerek mi o gruba katıldınız? Grup içinde liderin hızlanmasıyla açılan araların arkadaki sürücülere doğru yoyo etkisiyle nasıl açıldığını ve geriye doğru her bir sürücünün kapatması gereken aranın liderin hemen arkasındakinden geriye doğru ne kadar daha fazla büyüdüğünü biliyor musunuz? Eğer biliyorsanız birde bunun sizin rahatlıkla sürüş yapabileceğiniz hız sınırında olup olmadığını da biliyor olmalısınız.

Bunların hepsi eğitimle olur. Tek başınıza öğrenemezsiniz ama öğretenlerinde gerçek eğitmenler olması şarttır. Sadece okuyarak öğrenmek mümkün değildir. Ciddi bir kuruluştan temel bir eğitim almak ve sonra ehliyetli olarak trafiğe alışırken yine parklarda veya boş güvenli alanlarda dönüş gibi, maksimum frenleme gibi, ani durum kıvırmaları gibi çalışmalarla devamlı kendinizi geliştirerek kondisyonda tutmanız gerekir. Motosiklet sürüş eğitimi hayat boyu süren bir gerçektir.

Gözlerinizi en son ne zaman kontrol ettirdiniz?

Bakış ve hızın baktığınız alana bağlı olarak daha hızlı yada daha yavaş da algılanabileceğini biliyor musunuz? Baktığınızı görüyor musunuz? Yoksa başınız dumanlı mıdır? Zihinsel olarak çevrenizdeki olaylara ne kadar iyi konsantre olabiliyorsunuz? Hızınız sizin zihinsel yoğunlaşma ve baktığınızı görebilme(hiçbir objeye 2 saniyeden fazla odaklanılmamalıdır) yeteneğinize uygun mudur? Burada da rahat mısınız? Tembel göz vardır, astigmat vardır bunlardan düzenli olarak tıbbi kontrolden geçiyor musunuz? En azından birkaç senede bir!

Yeteneklerinizi geliştiriniz. Kurslar size bir yön verebilir ama sizi geliştiremez. Sadece yolu gösterir ve siz orada gösterilenleri geliştirmek ve kendinizdeki çıtayı kendiniz yükseltmek durumundasınız. Aksi takdirde şu veya bu kursa bir iki gün katıldım ve şu veya bu sertifikayı aldım diyerek sahte bir güvenlik ve üstünlük duygusuna kapılırsanız vay halinize. Lütfen sapla samanı birbirine karıştırmayınız.

Özetlersek: Hız kişinin gerçeği algılaması ve fiili şart ve durumlarla bağlantılı bir duygudur. Bunun her vasıta için ve her durum için ana hatları, riayet edilmesi gereken sınırları vardır ama bu sınırlar içinde kişi kendini geliştirebilir. Bunun içinde eğitim öncelikle temel eğitim şarttır onun ötesinde siz sürüş yaparak, okuyup araştırıp önce zihnimizde olayın tekniğini resmederek ve sonra gerçek ileri seviye eğitmenlerinin(anlattıklarını kendisi de yaşayarak hissetmiş kişiler) ve/veya sürüşte uzun yıllar tecrübeli güvenilir kişilerin mümkünse ücret/bağış talep etmeden yön göstermesiyle, talimler yapmak suretiyle en iyi şekilde motosiklet sürücüsü olarak sürüş çıtanızı ve hız limitlerinizi, yani rahat olduğunuz sürat temponuzu yukarı yönde geliştirirsiniz. Her şey basamakların birbiri ardından çıkılışı gibi sırasıyla geliştirilmelidir.

17 Ocak 2009 Cumartesi

ÇARPIŞMA ANINDA AÇILMAK

ÇARPIŞMADA ALINMASI GEREKLİ BEDEN POZİSYONLARI

Alttaki hareketli resimde high-side denen aşırtma düşüşte sürücünün motorunu zamanında bırakarak ve motorun üzerinde yükselip açılarak kendisini havada dönüp motorun önüne düşmekten nasıl kurtardığına dikkat ediniz(sürücü eğer kapanıp motora tutunmağa çalışsaydı çok daha ciddi yaralanmalar kaçınılmaz olurdu):
Photobucket

Aynı şekilde önünüzdeki bir araca bir şekilde artık çarpmanızın kaçınılmaz olduğu bir durumda ÇARPMADAN ÖNCE motorunuzun ayak pedalları(pegleri) üzerinde ayağa kalkınız. Bu saliselik bir hadisedir. Mesafe belki 5-10 metre ya var ya yok. Motoru durdurmanız ya da kıvırıp geçmeniz hatta yan yatırmanıza zaman olmayan çok ani ve acil bir durumdur. Oturup asla motora kapanmayınız. Kalkınız ve çarpışma anından hemen önce ya da yapabileceğiniz en iyi zamanlamayla motordan açılınız. Bu sizin başınız önde olarak vurduğunuz araca çakılmanızı önler. Bu tür bir çarpışmada genellikle fırlama yayı düz bir hattır ve araca çarpmadan yükselerek ve havada dönmeden fırlamak neticede belki kol bacak kırığı ile kurtaracağınız aksi durumda ise boyun, bel kırılması gibi çok daha vahim yaralanmalardan korunmanıza yardım edecek bir durumdur. Bunun için her motora binişte böyle bir şey olursa düşünmeğe vaktinizin olmayacağını ve dolayısıyla kendinizi otomatikman açarak motordan yükseleceğinizi telkin ediniz. Şayet yana yatış ve yerde sürüklenme olursa gevşek kalmağa gayret ederek, yuvarlanmamağa yada el ve ayağınızdan destek alarak kalkmağa çalışmayınız. Kayma sırasında iki şeye dikkat edilmelidir. Motorunuz sizin önünüzde mi ve arkadanızdaki trafik ne durumdadır. Şayet motorun üzerinden aşırtma şeklinde düşme olursa yine motora asılmadan açılınız ve ayaklarınız üzerine düşmeğe gayret ederken motorunuzun size gelip çarpması durumundan kurtulmak için elinizden geleni yapınız.

Bu teknik artık çarpıyorsunuz, kurtuluş yok ise yada hareketli resimdeki gibi genellikle arka frenin yanlış kullanımından oluşan kaza türü başlamışsa geçerlidir. Yoksa kendinizi olur olmaz her durumda kaldırıp motordan atmayınız.

16 Ocak 2009 Cuma

DÖNÜŞ EĞİTİMİ

Varsayımların gerçek olmasına hazırlıklı mısınız?

Photobucket


Park ettiğiniz yerden çıkarken bile sürücü gitmek istediği yere bakar. Motoru yatırın ve gazlayın ki motor düşmesin.

Yavaş girin:
Dönemece girmenin ilk safhası hız kesmedir. Yaklaşım süratinizi düşürmeniz gereklidir. Sürücü gazı kapatır ve her iki freni de devreye sokar. Bunu yaparken motorunu dik tutar ve yönünü dönemecin kenarına doğru yönlendirir. Motosiklet dik konumda ve düz bir çizgide giderken hız kesme yapılır, bu esnada sürücü vites küçülterek motoru güç bandında tutmayı amaçlar. Burada dikkat ettiğiniz gibi motorun hızının kesilmesi işlemi motosiklet dönüşe yatırılmadan önceki bir safhada yapılır. Bu safhada sürücü gaz kesmesinin ardından her iki freni de kullanarak fren yapar. İdeal olan azami dönüşe giriş hızı sürücüye tüm dönüş eğrisi boyunca gaz beslemesi yapmasına izin verecek oranda olan hızdır. Dönüş işleminin yavaşlama kısmı sizin giriş hızınızın ayarlanmasıyla sona erer.

Bakın:
Dönemece dalmadan önce gözlerinizle bölgeyi tarayın. Yol yüzeyini görün. Nasıl bir yapısı var görün ancak bakışınızın merkezi gideceğiniz alan olmalıdır. Normal durumlarda orta çizginin içinde kalmak şartıyla kenara iyice yaklaşarak ne olup bittiğini görmeğe çalışılmalıdır. Bunu yaparken motorunuzla bir çizgide hareket ediniz. Yani başınızla motorun dışına kaykılarak ileriyi yandan görmeğe çalışmayınız. Motorla birlikte girip çıkınız. Sağa dönüşlerde motorunuzu hız kesme frenlemesi yaparken orta çizgiye yönlendirmek size dönemeç içine doğru en derin görüntüyü sağlayacaktır. Buda size hem yönlendirme açısından hem de dönüşe yumuşak yatış açısından bir avantaj sağlayacaktır. Baktığımız yöne yönlenmek gibi bir eğilimimiz vardır. Gözlerimizin ortasından çizilen hayali bir doğru ufuk hattına paralel olmalıdır. Bu şekilde bakarak dönüş çizgisinin yönünü doğru görebilir ve buna uygun dönüş çizgimizi seçebiliriz.

Yatış:
Motosiklet yavaşlatılmış ve en iyi görüş için pozisyonu aldırılmış şekilde burnunuz gitmek istediğiniz yönü işaret edecek tarza bakıyorken motoru dönüş için yatırıp gazı açma zamanı gelmiştir. Motosikletler dönüş için iki sebepten yatırılmak zorundadırlar. Birinci sebep lastiklerin yana yatması motoru döndürmek için gerekli dönüş güçlerini devreye sokar. İkinci sebep dönüşün içine yatmakla siz dengenizi muhafaza edersiniz.

Motoru sağa dönmek için sağ elciği ileri ittiniz diyelim ve motor yattı ama hala yatıyor, sağ yana doğru devrileceksiniz. Nasıl düzeltirim ? Gaz veriniz. Motor kalkar. Ön frene hafif dokununuz motor yine kalkar. Sağ ayağınızla arka frene basıyor olabilirsiniz, ayağınızı fren pedalından kaldırınız.

Gazın açılması:
Motor dönüşe yatınca gaz beslemesine başlanır. Motorun boşta gider duruma düşmeden yumuşak bir tarzda gidişini tahrik edecek oranda gazı açınız. Burada gazın yumuşak kullanılması(akıcı kademelerle artırılması) motorun süspansiyonlarının üzerinde yerleşmesine, kararlı bir hal almasına sebep olur. Bu kararlı durum iki teker arasında ani yol tutuşu dağılımlarını engelleyecektir. Yerden yükseklik iyileşecek ve dengeyle bağlantılı merkez kaç kuvvetleri kararsızlaştırılmamış olacaktır. Burada doğru uygulama gazın tüm dönüş eğrisi boyunca dereceli bir oranda yavaşça açılmasıdır. Bu motosikletin tüm dönüş eğrisi boyunca düzgün bir hareketle ileriye itilmesi demektir.

Not.: Dönüşte omuz düşürme işini sadece çıkışı görünce yapınız. Çıkışı mutlaka görünüz, tahminde bulunmaya kalkmayınız. Hattınızı çıkışı görene kadar kapatmayınız. Olabildiğince geniş açıyla dönünüz. Sağa dönüyorsanız orta şerit çizgisine yakın yerleşiniz. Sola dönüyorsanız yolun en dış(sağ) çizgisine yerleşiniz. Çıkış sizin gelecek yol tehlikesini görebileceğiniz noktadır ki burada kıvırmak zorunda kalırsınız yada düzlüktür ki siz oradan itibaren pozitif gaz verip kalkışa geçersiniz.

29 Aralık 2008 Pazartesi

ACİL DURUMDA KIVIRMAK

Photobucket

Photobucket

KIVIRMA İLE FRENLEME AYNI ANDA YAPILMAMALIDIR. KAZA SEBEBİDİR.

Bazen her iki freni de birlikte kullansanız bile durmak için mesafe yeterli değildir. Önünüzde ansızın bir araç ya da nesne belirebilir. Bir araç hat değiştirebilir. Bu durumda tek çare ani kıvırmaktır ki bu bir ya da iki hamleden ibaret olabilir. Tek bir çabuk yana kaçış ya da iki hızlı dönüş. Netice olarak yapılan bu harekete yönün ani olarak değişimi durumu denebilir.

Burada kıvırma ile yön değişimini ne kadar keskin olacaksa motorun yatış açısı da o kadar fazla olmalıdır. Motorla birlikte yatılmadan kros motorlarda olduğu gibi motor kaçış yönüne doğru kontra basılarak itilir. Yatışın daha hızlı olmasını sağlayan bu hareket esnasında sürücünün ayakları sıkıca peglere basıyor durumda olur ve dizleriyle tank tutulurken motosikletin altınızda serbestçe hareketine izin verilir. Kaçış yönünüzde bakışlarınızın hedefi olmalıdır. Engel aşılır aşılmaz ters yönde kontra basılır(diğer taraftaki elcik ileri itilir) ve tekrar esas gitmekte oluğunuz yöne dönülür.

Uyarı: Kıvırma esnasında eş zamanlı olarak frenleme yapılmaması, frenlemenin duruma göre ya önce ya da sonra yapılması gerektiği üzerinde önemle durulmaktadır.

Alpaslan Kuzucan

28 Aralık 2008 Pazar

DÖNEMEÇLERİN KESKİNLİĞİNİ TAHMİN ETMEK

Bir dönemecin keskinliğini tahmin etmek:

Keskinlik sizin yaklaşım hızınızı belirleyecektir ancak dönemecin başlangıç noktasında bunu tahmin edebilmek her zaman mümkün değildir. Bu yüzden bazı ipuçlarına dikkat etmek gerekmektedir.

. Yol ikaz ve işaretleri:
Yollarda dönemeçlerin keskinliğini gösteren işaretler mutlaka vardır. Ya da yol yüzeyi üzerine boyanmış ikazlar vardır. Bunlara dikkat edildiğinde keskinlik zaten bilinecektir.

. Birleşim noktaları:
Dönemecin iki tarafının sizin gözünüze göre birleştiği nokta birleşim noktasıdır. Bu nokta size yaklaşıyorsa dönemeç keskinleşiyor demektir. Uzaklaşıyorsa genişleyen bir dönemeçtir. Aynı mesafede kalıyorsa sabit açılı bit dönemeçtir.

. Diğer araçlar:
Önünüzde giden araçlar dönemeç girişinde sert fren mi yapıyorlar? Karşıdan gelen araçlar yavaş mı geliyorlar? Cevabınız evet ise dönemeç keskindir.

. Dikey Faktörler:
Banketli ve yukarı doğru giden kıvrımlar dönüş keskinliğini azaltan faktörlerdir. Ters eğim ve aşağı doğru giden kıvrımlar dönüş keskinliğini artıran faktörlerdir.

23 Aralık 2008 Salı

MOTORKROS SERT TOPRAK ZEMİN DÖNÜŞÜ

Kuru, düz, sert/sıkıştırılmış arazide dönme tekniği:

Photobucket
. Dönemece girdiğinizde olabildiğince ileri bakınız. Hattınızı dönüşe başlamadan önce seçmiş olun ve dönmecin içinden çıkışa doğru bakınız. Frenlerini olabildiğince erken kullanın sonra frenlemeyi bırakıp motorunuzun önünü dönmek istediğiniz yöne doğru çeviriniz. Motoru yatırmadan önce frenleme işleminizi yapıp bitirmiş olmanız gerekmektedir.

Photobucket
. Bedeninizi selenin önüne alın fakat aynı anda da üst bedeniniz geriye doğru yaslansın. Bu hareket ağırlık dağılımını dengeler ve ön tekerin yere saplanma şansını azaltır. Gidonla rahat olup baskı uygulamayın, kasılmamaya gayret ediniz. Eğer kasarsanız ve ön size doğru geri itme yaparsa kaza olur. Ama elciklerde rahat ve gevşek bir tarzda tutuş halindeyken elcikler sizden direnç görmeden rahat hareket eder hatta bir miktar kaymaya dahi izin verin. Ne kadar hızlanırsanız o kadar motor dışa doğru iter ve kayar.

Photobucket
. Dönemecin ortasına geldiğinizde gazı açmak çok önemelidir. Dönüş için her zaman frenleri kullanabilirsiniz fakat bu düzgün kullanarak sizi ileri hareket ettiren gücü yere veren gazlama kadar hızlı olamaz. Gazı açmağa başladığınızda debriyajı okşamaktan korkmayınız. Debriyajı yol tutuşunu kontrol etmek için kullanınız. Debriyajı öylece bırakıp gazı birden açmayınız. Gaz ve debriyajın kontrollü kullanımı dönemecin sürekli düzgün bir şekilde alınması için anahtar noktadır.

Photobucket
. Dönemeçten çıkarken ileri bakmayı muhafaza ediniz. Önünüze çıkacak ilk engelde de motoru kaldırınız. Yatış açınızı minimumda tutunuz. Çıktığınızda daha fazla gaz verin ve ivmenizi ileriye gidiş yönünde muhafaza ediniz. Kalçalarınızı yavaşça geri alın ki arka tekerin yol tutuşu artsın. Mutlaka tüm hareketlerinizin motorun dengesini bozmayacak yumuşaklıkta yapılmasına dikkat ediniz.

Kaynak: www.dirtrider.com

21 Aralık 2008 Pazar

DÖNÜŞE ETKİ EDEN GÜÇLER VE YATIŞ TALİMİ

Photobucket


1. Yer çekimi: Sürücü dönüş yönünde ağırlık kaydırarak motorun o yöne dönmesine yardım eder. Aynı zamanda yer çekim merkezini aşağı almış olur.
2. Kinetik enerji: Düz yolda ki hızda motorun enerjisi ileri doğru yönelir.
3. Hareketin ilk kuramı: Newton ileri doğru hareket eden cisimlerin düz gitmekte ısrarlı olduğunu ancak bir baskı ile döndürülebileceğini beyan etti.
4. Termodinamikler: Motosikleti yüksek hızdan yavaşlatmak frenlerde ısı birikimi oluşturur ki bu frenleme gücünü azaltabilir.
5. Merkezkaç kuvveti: Hızlı dönüşlerde yatış açısı ve ileri doğru hareket dönüş hattının dışına çeken güce karşı koyar.
6. Sürtünme: Son teknolojilerle oluşturulan bu günün lastikleri teoride asfalt üzerinde 60 derece yatışlara kadar yol tutuşunu kaybetmeyecek özelliktedir.

YATIŞ TALİMİ

Dönüşün genel kuralı, şayet dönüşü alamayacağınızdan şüpheye düşerseniz daha fazla yatırındır. Lastikler yol düzgünse e soğuk bir mevsimde değilseniz, süspansiyon ayarlarınız kilonuza göre tam ise ve lastik havalarınızda tam ise, yolda kum, mıcır, yaprak, yağ, antifriz, mazot döküntüleri yoksa yatırmaktan korkmayınız.

Talim şekli:

Boş bir yolda keskin olmayan dönemeçlere 70-80 km gibi hızları geçmemek kaydıyla girin. Dönemece girilebileceğinden daha alt süratlerde girerek biraz fazla yatırın motoru. Burada yatış sınırı sizin gerektiğini düşündüğünüz açıdan biraz daha fazla olandır. Motor dönüşü çok keskin almak isteyecektir. Neticede dönüş hattınızın içine doğru kaçacaktır. Yani hattınızı kapatacaktır. Bu durumda kapanma çok fazla olmadan yatış açınızı muhafaza ederek biraz daha gaz verin. Motosiklet kalkmak isteyecektir aynı zamanda hattınızda dışa doğru açılacaktır. Tabi bu durumda dönüş hızınızda biraz artacaktır. Gazı ne kadar fazla açarsanız motosiklet o kadar fazla kalkmak isteyecektir. Tabi bunun sonuncunda da dönüş hattınızı o kadar fazla açmak eğilimi gösterecektir.

Burada iki seçeneğiniz vardır.

1. Gazı kesmek ve hattınızı kapatmak
2. Gazı sabit tutarak motoru daha fazla yatırarak dönüşü sertleştirmek.

Şimdi bunu tekrar yapın ve dönüşe girdiğinizde gazı hafifçe artırın ve motosikletin kalktığını hissedin. Gazla biraz oynayarak bunu yaşayın. Gazın her açılış ve kapanış hareketiyle motorun sağa sola kaçtığını görün. Yine bu anda motorun altınızda kalkıp yattığını da hissedeceksiniz. Bunları yaşayın ve tecrübe sahibi olun. Gazın motoru ne kadar kaldırdığını görün. Buna gazla yönlendirmede denir.

Tecrübeniz artıp bu teknikte ustalaşmağa başladıkça bunu daha yavaş dönüşlerde deneyin. Burada hareketleriniz daha radikal olmalıdır. Son hedefimiz motoru pegler yere sürtününceye kadar yatırıp kaldırabilecek duruma gelmektir. Bunu gaz ve debriyaj kullanımı ile yapacaksınız. Ama bu gaz ve debriyaj kullanımında hiç hata olmamalıdır. Yarım saniyelik bir gecikme ve siz yerdesiniz.

Bu çalışmalardan önce boş bir alanda kukalar arasında daire ve sekiz çizimleriyle iyice ustalaşınız.

Gazın ve debriyajın kullanımı ise şöyledir:
Gazı olması gerekenden biraz yüksek oranda sürekli açık tutarak debriyaj ile ileri hareketleri veya yavaşlamayı yapmak durumundasınızdır. Buna debriyajla gaz vermek denir.

Uyarı: Yattınız ve daha çıkışın tam orta noktasına gelmeden motorunuz açılmağa başladı daha fazla yatın, korkmayın ve motoru yatırın. Hattı açmak için ise gaz verin ancak burada arka tekerlekten gelen titreşimleri de hissederek sürekli takip edin. Gaz miktarı fazla gelirse ise kayma sonucu yanallaşma başlar ve bunu kontrol etmek için gaz kesilir ama paniklenirse kaza olur.

Dikkat edilecek iki ana unsur:
1. Gaz kolu ile arka teker arasında sıkı bir bağ vardır. Gazı kullanırken arka tekeri iyi dinleyiniz.
2. Ön fren ile ön teker arasında sıkı bir bağ vardır. Ön freni kullanırken ön tekere iyi kulak kabartınız.

İkisi de gerek gaz ve gerekse de ön fren kolu aynı elle kullanılır. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta frene dokunmağa başladığınızda gazın tamamen kapanmış olduğundan emin olunması gerektiğidir. Ön freni sıktığınızda gaz açık kalmış ise arka teker patinaja girerek sizi yere yatıracaktır. Burada iki parmak daima fren kolu üzerinde durmalıdır. Gazlama esnasında parmakların uçtan ilk boğumu fren kolunun üzerinde hazır tutulurken frenlemeye geçince el yılankavi bir hareketle öne döndürülerek parmakların ikinci boğumu fren kolu üzerine getirilir ve başparmak dâhil diğer yüzük ve küçük parmak tamamen açılarak gaz tamamen bırakılır ve frenlemeye başlanır.

20 Aralık 2008 Cumartesi

ÖN FREN ÇALIŞMA TEKNİĞİ

Çalışma şekli:

Ön fren çalışması:

Acil durumlarda panikleyen sürücülerin ilk reaksiyonu ön freni kapmak ve kuvveti oranında sert ve ani sıkmak şeklinde olmaktadır. Bu durum çoğunlukla ön tekerin kilitlenmesine sebep olmaktadır. Bu noktada ön freni bırakmak için saliseler önemlidir. Geç kalırsanız yere inersiniz.

Bu anda düşünmeğe zaman yoktur. Freni bırakmak otomatik bir reaksiyon olmalıdır. Lastiğin ilk cızırtısı ile sizin freni bırakmanız adeta eş zamanlı gerçekleşmelidir. Bu da işlem sizin için doğal bir alışkanlık haline gelene kadar talim yapmakla kazanılır.

Talim yöntemi:

Boş ve yüzeyi kamberli olmayan olabildiğince düz bir yol bulunuz. Yada boş bir park alanı. İleri sürerken sert frenler yaparak lastikleri ve frenleri ısıtmakla işe başlayınız. Sonra 50 km süratte yol alırken ön freni yapabildiğinizce sert bir şekilde sıkınız ve hemen bırakınız. Başlarda tekeri kilitleyemeyeceksinizdir ama talimler ilerledikçe lastik gıcırtısı gelmeğe başlayacaktır. Çünkü buna artık hazır olduğunuzdan siz ön teker kaymağa başlamadan ön fren manetini(elciğini) bırakacaksınız. Kayma başlasa bile ve ön takım içeri kapanmağa başlasa bile elciği bırakmanızla birlikte motor düzgün sürüşüne dönecektir.

Talimlerinizi devam ettiriniz ve sonunda yol yüzeyi üzerinde kesik lastik çizgileri bırakmağa başlayacağınız safhaya geçersiniz. Siyah lastik izleri arasındaki boşluklar freni bıraktığınız anlardaki oluşumlardır. Çizgilerse tekerin kilitlenip kaydığı anlardır. Bunu kontrollü bir biçimde yapar hale gelen sürücü bir acil frenleme halinde de aynı işlemi otomatik bir işlem olarak gerçekleştirir. Düşünmeden anında yapar. Kilitlenme sesi olan lastik gıcırtısının ilk çığlığıyla ön freni bırakır ki yeniden freni kullanabilmek için ikinci bir şans yaratmış olabilsin. Bunu yaparken de gazı tamamen kapatmış olduğunuzdan emin olunuz. Gaz elciğini başparmağınızla avucunuzun içi arasında sıkıştırılmış bir tarzda açık tutuyor olabilirsiniz. Bu yüzden diğer parmaklarınızı frenleme için açarken baş parmağınızıda aşağıya doğru açınki gazı tam bırakmış olasınız.

13 Aralık 2008 Cumartesi

DÖNEMEÇLERDEKİ DÖKÜNTÜLER

MICIR, KUM, YAPRAK

Asfalt üzerinde ki mıcır, kum döküntüleri ölümcül olabilir. Bilhassa bol ve keskin dönemeçli dağ yollarında yol üzerinde döküntü olması ihtimali çok fazladır. Yolun yüksek tarafından yola rüzgâr, eğim vs sebeplerle mıcır, taş dökülme olasılığı daima göz önünde bulundurulması gereken bir risk faktörüdür. Birde kış mevsimlerine geçerken son baharda bu riskin daha da arttığı bilinmelidir.

Az bir döküntü olursa kıvırıp etrafından dolanabilirsiniz. Tüm dönemece serpilmiş kum ya da mıcırla karşılaştığınızda eğer asfalt yeterince genişse motorun biraz kaymasına izin vermeniz gerekir. Burada püf noktası rahat olmak, fazla bir tepki göstermekten kaçınmak ve çıkış hattına doğru motoru yönlendirmeğe devam etmektir. Motorlar sizi şaşırtacak derece dengeli vasıtalıdır ve genelliklede sizi çıkışa salimen ulaştıracaktır. Ancak burada tüm dönüşü kaplamasa da eğer ufak bir tepe oluşturacak kadar derin bir döküntü alanı varsa o zaman problem büyür. Bundan salimen kurtuluş şanstır. Kurtuluşunuz tamamen süratinizin durabilecek ya da etrafın dolanabilecek seviyede olmasına bağlıdır. Burada yapılabilecekler ise yine aynı davranışları uygulamaktır. Ancak arka tamamen koparsa o zaman motorkros tekniklerindeki usulleri uygulamağa çalışmak ve arkanın aniden yolu tutmamasını ümit etmektir.

Burada en önemli kaza sebebi fiziksel olarak sürücünün yeterince yolun ilerisine bakmaması ve bu döküntüleri zamanında görmemesidir diyebiliriz. Baksaydı zamanında hızını düşürebilir ve bu şekilde gerekiyorsa durabilir ya da etrafından dolanabilirdi. Belki faydası olur düşüncesiyle şunu da belirtelim ki döküntü üzerindeki 5cm lik bir kayma sürücüde metrelerce kayıyormuş gibi bir his uyandırır. Bu yüzden hemen paniklemeyiniz.

Trafik işaretlerine dikkat etmek de en büyük önleyici etkenlerdendir. Büyük ihtimalle bu tehlikeyi belirten bir trafik ikaz levhasını görmediniz. Birde bildiğiniz dönemeçlerde ya da daha belki yarım saat evvel geçtiğiniz bir dönemeç sizi temizdir yanılgısına düşürebilir. Temizdi ama hala temiz midir? sorusu burada önemli bir diğer önleyici etkendir.

Mıcırdan çok daha tehlikeli bir döküntü malzemesi ise yola dökülmüş ölü yapraklardır. Üst tabakanın kuru olması sizi yanıltmasın. Altı mutlaka ıslak ve kaygandır ve çok tehlikelidir.

12 Aralık 2008 Cuma

YATIŞ AÇISI

İster 250 cc lik bir motor olsun isterse goldwing türü bir motosiklet olsun, yattığınız oranda lastiğin yol tutuşu azalır. Tüm motorlar aynı dönemeç hattında ve aynı hızda aynı miktarda yatar. Çünkü yatış açısı iki kuvvet tarafından belirlenmektedir. Bu iki kuvvetin dengelenmesiyle oluşan yatış açısı motorun ve sürücünün çekim merkezi üzerinde etkin olmaktadır. Kuvvetlerden biri yer çekiminin etkisiyle aşağı doğru dikey vaziyette olarak diğeri ise atıl kütle ivmesini etkisiyle yatay olarak sürüş yönüne doğru hareket eder. Bahsi geçen her iki kuvvetin kütle ile dengesinin ardışık olması kütle etkisini iptal ederek yatış açısı üzerinde hiçbir etki kalmamasını sağlar. Yatış açısı hıza veya dönüş keskinliğine bağlıdır. Merkeze çeken kuvvet hızın karesi ile artar ve ters orantılı olarak dönüşün çapı ile azalır. Bu ne demektir; dönüş hızınızı iki misline çıkarmak aynı hızla dönüş çapı iki misli keskin olan bir dönemeç için gerekenden daha fazla yatış açısı gerektirir.

Yatış açısıyla ne diye bu kadar ilgilenilir?

Çok yatarsanız lastikler yol tutuşunu bırakarak sizi yola yapıştırır. Bu aslında yatış açısıyla ilgili bir şey değildir. Yatış açısı aslında yanal güçlerin uygulanan miktarını gösteren bir barometredir.

Peki, ne kadar yanal güç çok fazla yanal güçtür?

Kaliteli cadde lastikleri 1.1g gücü kontrol edebilirler. Bunun üzerinde lastik yolu bırakır. 45 derecelik bir yatış daima 1g kuvvete eşittir. Yani 45 derece sizin artık yol tutuşunun sınırında olduğunuzun göstergesidir. Buradan sonra motorunuzun hızı, tipi, dönemecin türü yada sürücünün yeteneği fark etmeyecektir.

Tabi dönüşlerde motorunuzun hızı önemli bir etkendir. Dönüş güçleri hıza son derece bağlıdır. Bir ss kullanıyorsanız ve dizinizi yere değdirmeğe çalışıyorsanız şuna dikkat ediniz: Bu 45 derecelik yatışı siz o dönemeçte 110 km süratle elde ediyorsanız, bu sefer aynı dönemeçte 45 derecelik yatışı siz 116 km süratle elde etmeğe kalktığınızda düşeceksiniz demektir. Burada ki 116 km hız 1.1g demektir. Yine eğer bu yatışlar esnasında gidonu titretir ya da bir şekilde motosiklette kararsız salınışlara sebep olursanız yine düşersiniz. Kazanın tüm gereksinimi sizin bu tür hatalarla yol tutumunun bir %10 nunu daha israf etmenizdir. Bu yüzden pürüzsüz sürüş, sarsmadan sürüş veya yumuşak sürüş ustalığın zaruri göstergesidir. Yani motor kullananlar kumandaları henüz akıcı kullanamıyorlarsa bu onların bu yatış açıları için uygun olmadıklarının işaretidir ve bu tip aşırı yatışlarla dönüşlere kalkışmamalıdırlar.

Yatış açıları bir cruiser için 30 derece ve bir spor tipi motor için 40 derece ve yarış motoru için pistlerde 50 derece olarak kabul edilebilir. Ancak imalatçılar bu değerleri nasıl hesapladıklarını açıklamazlar. Burada her motorun bileşik çekim merkezi farklı yerlerdedir, lastik çapları farklıdır ve durağanın dinamik olana karşı yüklenmesi olan bu durum aslında gerçek değerlerin yukarıda belirtilen yatış açısı derecelerinden çok daha aşağıda olmasını da imkân dâhiline sokabilir.

Bedenin bükülmesiyle yatış açısının azaltıldığı düşünülür. Burada çekim merkezinin tam yerini bilmek ancak doğru bir tahminde bulanabilmeyi mümkün kılar. Çünkü motoru kaldırmak için bedeninizi çok dışa eğseniz dahi çekim merkeziniz yine etkin olarak 45derecelik açıda kalacaktır ve yol tutuş limitinizde yine 1g güç sınırında olacaktır. Mesela yağmurda sürüş yaparken sürücü bedenini dönüş içine eğerek motoru daha dengede tuttuğunu sanır ama bu yanlıştır. Hâlbuki burada olan tek şeyin hızın düşmesidir. Motorun dikleşmesi ile etkin çekim merkezinizde aynı oranda yer değiştirmeyecektir. Hızın karesi ile olan ilişkiyi hatırlayalım. Yatış açıları aslında sadece yanal güçlerin bir göstergesi olması açısından önemlidirler.

Öneri:

Kötü yol yüzeyleri hariç şunu söyleyebiliriz ki dönüş hızımızın istenilen düzeyde olamamasının tek sebebi korkudur. Lastikler kayar diye korkarız. Bu anlaşılabilir bir şeydir çünkü motosikletin merkezkaç. Kuvveti kendini sürekli hissettirmektedir.

Bu korku yüzünden her sürücü kendine has bir rahat olduğu bir sınır geliştirmiştir. Sürücünün yatış açısı bu rahatlık sınırına yaklaşınca zihin ürker ve beden kasılır. Sürücü bir dönemece alıştığından daha hızlı girmişse sürücü bu sınıra hızla yaklaşıp ötesine geçebilir. Bu durumda sürücü genellikle panikler ve sağduyuyu kaybederek akıl dışı hareketler yapabilir.

Bu paniğin sonucu olarak, sürücüler genellikle frenleri sıkar çünkü frenler onları daha evvel birçok kereler kurtarmıştır. Ama burada yanlıştır. Tavsiye edilen dönüş hızından 2-3 misli sürüşler yapıldığında dönüşten önce motoru doğru hıza düşürecek yeterli zaman olmaz. Bu durumda sürücü bu dönemeci almayı başaramayacaktır.

Krizlerle başa çıkmanın yolu soğukkanlı kalmak ve aklı kullanmaktır. Bilinmelidir ki artık eğer frenlere asılınınsa kaza olacaktır çünkü bunun için çok geçtir. Bu yüzden sürücü korkusunu karantina altına alıp motoruna güvenmelidir. Frenlere asılma içgüdülerine karşı savaşılmalıdır. Bedenlerini bilinçli olarak gevşetmeğe çalışmalıdırlar. Dönüşün içine bakmamaları yönünde kendilerine sert direktifler vermelidirler. Sonuçta sürücü iç elciği ileriye itmenin gerektiğine, motosiklete iyice kapanmak gerektiğine, ileriye çıkışa doğru bakmak gerektiğine karar verdiğinde sorunlar çözülmeğe başlar ve süspansiyonlardaki sıkışmadan da hissedilen motoru dışa çeken güce karşı kıvırma yapılır. İnanmanız lazım önce. Motosiklet çoğu kez yolunu bularak sizi dönemeçten çıkaracaktır tıpkı ray üzerindeki boşta hiçbir kayma emaresi göstermeden giden bir vagon gibi. Sürücü yeterli yol tutuşu kalmamış gibi görünen lastiklerin yanak uçlarında bu dönüşten çıktığında adrenalin onu kahkahaya boğmadan hemen önce inançsızlığın yüzünü açıkça görebilir.

Bu tecrübeyi yaşadığınızda artık sizdeki zihinsel sınır kırılmış ve çıta yükselmiştir. Bundan hoşlanırsınız. Motosikletin sınırlarını tam kavramış olmayabilirsiniz ama artık iki dakika önceki rahatlık sınırınız geride kalmıştır.

5 Aralık 2008 Cuma

SORULARLA FREN EĞİTİMİ

1. Hangi fren daha etkilidir?

Ön fren durdurma üzerinde daha etkin yol oynar. Yüzeyin durumuna bağlı olarak sert duruşlarda %60 ile 80 arasında değişen durdurma gücünü sağlar. Fren yapıldığında sürücünün ve motorun ağırlığının çoğu öne kaydığından bu durum oluşmaktadır. Yolda yürürken ayağınızın bir tümseğe takıldığı anı düşünün. Ayak orada sabitlenir ama bedeninizin üst kısmı ivme etkisinde ileri doğru hareketine devam eder. Bu gidişatı durduramazsanız neticede yüz üstü yere kapaklanırsınız. Motosiklette bu durum fren yapılmasıyla ön tekeri yere doğru bastırarak yol tutuşunun güçlü olmasını sağlar.

2. Ön freni sert sıkarsanız ön teker kayar mı?

Hayır. Ön teker eğer ön freni kazıklarsanız kontrol edilemez şekilde kayar ve sizi yere indirir. Eğer ön freni kademeli olarak uygularsanız ön teker kayabilir ama kontrol edilemez değildir.

3. Arka frene sert basılırsa arka teker kayar mı?

Ağırlığın çoğunun öne kaydığı düşünüldüğünde arkanın yere basma basıncı azalmış ve doğal olarak kilitlenip kayması kolay olacaktır.

4. Arka teker kaymasını nasıl kontrol ederiz?

Bu kolaydır. Bakışlarınız ufka doğru ve gitmek istediğiniz yerde olsun. Bu sizin kaymanızın kontrollü bir şekilde çok fazla yanınıza gelmeden olmasını sağlayacaktır. Temel ve acil durum frenleme teknikleri sürekli trafiğe kapalı alanlarda talim yapmaktır.

5. Fren yapmak doğal bir yetenek midir?

Frenlemek, diğer sürüş teknikleri gibi öğrenilen bir tekniktir. Doğal bir yetenek değildir. Bunun anlamı sizin bu tekniği acil bir durum karşısında doğal bir refleks halinde yapabilmeniz için yeterince talim yapmış olmanızın gerektiğidir. Yeterince talimli olmayan kişilerde acil bir durum karşısında kasılma ve hiçbir şey yapamama durumları söz konusudur. Bu yüzden talim çok önemlidir ve bu günlük sürüşlerle kazanılan bir refleks değildir.

6. Özel bir frenleme tekniği var mıdır?

Evet, kademeli fren yapma tekniği. Sürücü frenlemeyi kademeli olarak, adım adım uygular. Bu kademeler sürücüye bir ön görü sağlar, frenlemenin gidişatına göre kestirme ile ayarlamalar yapılır.

7. Acil durum karşısında ön ve arka fren uygulamasını kademeli mi yapmamız gerekmektedir?

Tartışmaya açık bir konudur.Bazı tecrübeli sürücüler acil durumdaki paniğin sürüş yeteneklerinizi kısıtladığını hatırlatmaktadırlar. Onlar arka freni önü kaybetmeden mükemmel bir şekilde uygulayabilmektedirler ancak sıradan sürücüler bu durumlarda genellikle tek fren üzerinde konsantre olabilmektedirler. Bu nedenle eğer siz bir yarışçı seviyesinde sürücü değilseniz tek fren üzerinde konsantre olmanız tavsiye edilir. Buda ön frendir. Eğer önü kazıklayıp kilitlerseniz kaza kaçınılmazdır.

Eğer her iki frene birden konsantre olmaya çalışırsanız genellikle iki freni de verimsiz kullanırsınız. Bir kerede her iki frene birden konsantre olmak mümkün olmaz. Bu yüzden de durdurma gücünün %80 ni sağlayan ön fren üzerinde konsantre olunuz. Acil durumda arka freni sert uygulayın ve kaymak istiyorsa bırakın kaysın. Bu şekilde siz ön frende neler olup bittiğine konsantre olabilirsiniz.

8. Bu durumda arka freni nasıl kullanacağım?

Uygulayın ve unutun. Gerekiyorsa bırakın arka kaysın. Ön freni kademeli olarak kullanarak daha fazla durdurma gücünü dizginleyiniz. Yaşamınızı bu kurtaracaktır.

9. Kademeli fren uygulamasını öğrenmek zor mudur?

Talimlerle yapıldıkça bir zorluğu yoktur. En iyi yol ön frende dört kademeli usulle başlamaktır. Daha sonra kademe sayısını artırarak fren yapma alışkanlığınızı daha iyilere götürebilirsiniz.

10. Dört kademeli frenleme nasıl yapılır?

İlk kademe için, ışıklara yaklaşmakta olan bir sürücü düşünelim, ilk kademe ışıklar sarıya dönünce uygulansın. Amaç hafifçe hız düşürmektir.

İkinci kademe sarı ışıklara yaklaştıkça biraz daha basınç uygulamasıdır. Yani ikinci kademede ışıklara gelince düzgün bir duruşun sağlanacağı basınç uygulanır. Yani motorun lastik gıcırtılarına sebep olmadan ama durmak için yapılan bir sıkma seviyesidir. İlk kademe balataların diski sıkmağa başladığı ölçü kadar ve arkasından ikinci kademe, duruş için ama düzgün ve sessiz bir duruşa yetecek kadar basınç uygulaması. Durma noktası ışıkların olduğu nokta.

Üçüncü kademe sürücünün acaba turuncu(sarı) ışıkta durmak iyi fikir mi diye duraksadığı andır. Bu ana kadar aslında durmak için sert fren yapmak mecburiyetindeydi. Bu yüzden ilk kademeyi uygulayarak balataları diskle buluşturur ve arkasında durmasına yetecek sıkılıkta ikinci kademe ve sonra daha sıkı olarak üçüncü kademe sıkışını ardışık olarak gerçekleştirmek.

Dördüncü kademe de sürücü turuncuda(sarıda) durmamayı düşünürken ışığın aniden kırmızıya dönmesidir. Bu durumda sürücü fren olarak ne varsa ortaya koymak zorundadır. Ön freni ilk kademeye sıkar, ikinci kademenin sıkı ama düzgün sürüşüne geçer, sonra üçüncü kademenin daha kuvvetli sıkışı uygulanır ve en son ne varsa ortaya konurken bu kademeler arasında boşluklar oluşturmamağa dikkat edilir.

11. Eğer ne varsa ortaya koyarsanız bu son kademede ön fren kazıklamayacak mıdır?

Olasıdır ama bu son kademeye gelinceye kadar uyguladığınız önceki kademeler ağırlık transferini tamamlamış ve ön tekerin kayma meyili hissedilir ve kontrol edilebilir hale gelmiştir. Bu durum ağırlık transferi tamamlanmadan yapılan kazıklamayla olan kayma gibi kontrol edilemez değildir. Dört kademeli fren yapma tekniğinin doğru kullanımı ile önün kayması kontrollü olarak, motorun dik konumda ve düz gider vaziyette tutulması kaydıyla, yapılabilir. Biraz kayar ve siz biraz gevşetirsiniz tekrar ön teker dönmeğe başlar yine kayar ve sizin kontrolünüzde yeniden dönerek devamında duruş sağlanır.

12. Ön teker kilitlenip kalırsa ne olur?

Düşersiniz.

13. Acil frenleme tekniğinde ne kadar iyi olunabilir?

Usta sürücüler ön frendeki kaymayı kontrol edebilirler. Bunu ön fren üzerindeki baskıyı dönmeyi tekrar sağlayacak oranda yaparak sağlarlar. Bu elbette yüksek seviyede el hassasiyeti isteyen bir tekniktir. Bunun yolu da talimden geçer. Eğer sürücü adayı yeterince ustalaşmışsa zaten ön tekerin kilitlenmesine yakın oluşan ön teker sarsıntısını hissedebilecektir.

14. Lastikler kabak ise ne olur?

Dişsiz lastikler daha iyi yol tutar ancak pürüzsüz yüzeyli yarış pistlerinde. Yollarda ise bu mükemmel yüzey şartları olanak dışıdır. Dişler yol yüzeyinde ki birikinti çakıl, mıcır su gibi elemanları süpürüp temizleyici bir işlev görür. Lastik dişleri yol yüzeyindeki yabancı atıkların çoğuyla baş eder. Mazot, yağ, yoğun çamur ve ıslak boya hariç. Buna karşın kabak lastikler hiçbir yabancı maddeyle baş edemez ve kaza komşunuz olur.

15. Kaygan yüzeylerde nasıl fren yapılır?

Dikkatlice ama ürkekçe değil. Gözlemek anahtardır. Eğer altınızda ne var bilirseniz kumaşı ona göre biçersiniz. Gözlerinizi yol yüzeyinden ayırmayınız. Eğer kaygan bir yüzeyi sert ön frenleme ile geçerseniz ön teker kazıklayabilir. Bu sebeple de kavşaklarda ışıkları takip etmeden sarı ışıkta frenleme zamanını kaçırıp kırmızıda sert fren yapmak zorunda kalan sürücüler genellikle kavşağın ortasına çıkarlar.

Beyaz yol çizgileri üzerinden geçerken, bilhassa kavşaklarda sık olan bu durumda çizgi üzerinde fren sıkılı olmamalıdır. Bu düşme nedenidir. Bu hat ayrım çizgileri hem çok kaygandır hem de yükseltileri darbe verir tekere. Sürücü ön tekerin kayıp kontrolden çıkmasıyla panikler ve kasılır. Neticesinde de motorun gidiş yönü yere doğru döner.

Mıcırda fren yapma teknikleri de bunun gibidir. Yani boyalı ıslak yüzeyler gibidir usul, ancak daha dikkatli olunması gereken bir durumdur. Gözlemlerin daha dikkatli yapılması gerekir.

Frenlemeye gereğince erken başlanmalı, dik konumda ve düz hatta iken fren yapmanın başlatılmasına dikkat edilmeli, her iki freni de kademeli basınç artışıyla kullanmalı ve kilitlenme sinyali alındığında karşı hareket için lastiklerden gelen sesleri takip ederek, iyi anlamalıyız.

Yatmış vaziyette mıcırda fren kullanımı çok tehlikelidir. Ayrıca döküntülerde, yamaç ve ağır kamberlerde frenler yine daha dikkatli olarak uygulanmalıdır.

4 Aralık 2008 Perşembe

MOTOSİKLETLİ NEDEN SEVİLMEZ?

Bizden neden nefret ediyorlar?

Öyle görünüyor ki motosiklet sürücüsü olmayan kişiler bizden nefret ediyorlar. En azından büyük bir kısmı çoğunlukla öyle davranıyor.

Neden?

Bir arabaya binelim ve hattınızda olabildiğince kanuni hızlarda yol alalım. Göreceksiniz ki başta kurye dediğimiz eğitimsiz kişiler olmak üzere motosikletler hat düşünmeden sağımızdan yada solumuzdan ani geçişler yaparak çoğu zaman bizim irkilmemize sebep olacaklardır. İstisnalar var tabi ama azınlıkta kalıyorlar. Bu şekilde geçişler yapan motosikletler aslında cüsselerinin küçüklüğünden sanki çok daha hızlı gidiyorlarmış gibi görünmekteler. Bu da diğer araç sürücülerini korkutabilmektedir. Korkan kişilerin bu korkularını takip eden duygu ise çoğunlukla kızgınlıktır.

Medyaya gelince zaten sansasyon peşindeler ve tabi dağa çakılmış bir uçağa erişmek zor ve zaman alır ama motosiklet kazaları hemen orada. Beş dakika sonra işte size kanlı bir senaryoyu yaratacakları fotoğraflar. Halk da zaten bunlardan bıkmış…

Tabi birde işin kıskanma boyutu var. Herkes motosiklet sürücüsü olamaz. Nasıl ki herkes iyi bir sporcu olmazsa kondisyon ve denge isteyen motor sürüşü de bazılarına göre değildir. Ayrıca tüm donanımları da bayağı etkileyici, bunları da neden takıyorlar… onlara göre hava olsun diye.

Bu şekilde yanlarından geçip giderlerken bazıları da ben neden yapamıyorum, öyleyse onlarda yapamasın diyor. Hele ki bunlar firmaların ticari panelvan larını kullanan şoförlükten öte bir iş yapamayan köy kökenli insanlarsa kafadan üzerinize kırarlar. Hatta bazıları bunlar bizim ekmek paramıza engel ölsün gitsinler diyor ve maalesef vurup kaçıyorlar da çünkü cezalar çok yetersiz. Sarı araba ve minibüslerden bahsediyorum.

Bazılarımızda bu alet şeytan icadı, çok tehlikeli telkinleri ile büyüdüğü için çok istemesine rağmen bir türlü içindeki korkuyu kıramıyor. Bu tip insanlara siz kalkıp birde neden sizde denemiyorsunuz dediğinizde kendilerini aşağılanmış hissediyorlar ve sizden nefret ediyorlar.

Motosikletlerden nefretin bir diğer sebebi de motorun bir lüks vasıta gibi kabul edilip zengin çocuklarından nefret duygusuyla bütünleşmesidir. Sizde dolmuşla gitmek zorundayken etraftan gelip geçen araç sahiplerini sevmezdiniz, hele bunlar giysi renklerini bile motor renklerine uygun seçmiş havalı motorcularsa.

Birde ses olayı var. Motorcular çok gürültü yapıyor deniyor. Ama bu doğru değil evet, gürültü yapanlar var ama bunlar azınlıkta. Tüm motorların belki %20 si bile değil. Araçlardan gürültü yapan yok mu? Tabi esas olan bu değil. Arabasında sessizlik içinde oturup trafiğin açılmasını beklerken yanından geçip giden motorun uzaklaşan motor sesi de bir kıskançlık sebebi oluyor. Bazı spor tipi motorların ve chopper tipi motorların aşırı sesi konusunda ise haklılık payları var tabi.

Motorcu olarak biz kibar olabiliriz ama ne kadar olsak da bizden nefret etme durmayacak gibidir. Ancak biz onlardan nefret etmeyelim. Daha eskilerde müzisyen, ressam yada sporcu olmayı istemek hoş karşılanmazdı. Mühendis, doktor ol, oku da adam ol denirdi. Neyse bu aşıldı ama motosiklet henüz aşılamadı. Kafalarımız özgür düşünceye ve medeniyete henüz tam yatkın değil malesef. Düşünce özürlü topluluklarda özgürlüğü de herkes kendine göre yonttuğu, sadece kendisine istediği için sonuç doğal olarak anarşi oluyor. Amerika gibi gelişmiş topluluklarda ise yaygın motor kullanıcısının bulunduğu Teksas ve Kaliforniya gibi eyaletlerde motosikletlilerin gerek hava şartlarından daha fazla etkilendikleri ve gerekse de çabuk ulaşım için ortaya çıkan bir araç olduğu düşüncesiyle servis yollarında ve hat aralarında motor kullanmak kanuni hale getirilmiş ve yine güvenlik açısından birincil geçiş üstünlüğü ve en üst hız sınırı bu araca verilmiştir.

Her neyse yakıt fiyatları bu şekilde artmağa devam ederse yakında herkes scooterlerden başlayarak motorculuğa geçecek gibi bence. O zamanda bizden değil ama herhalde meteorolojik oluşumlardan nefret edeceklerdir. Çünkü olumsuzluk, bilgisiz ve düşünce özürlü bireylerde kolay iyileşemeyen yaygın bir hastalık gibidir.

BİNİCİLİK DENEYİMİ

Yeni, deneyimsiz bir motosiklet sürücüsü, deneyimli bir sürücünün sahip olduğu dayanıklılığa sahip olmayacaktır. Motosiklete binme konusunda...