
Motorcular değişik süratlerde sürüş yaparlar çünkü sahip oldukları sürüş tecrübeleri, ustalıkları değişik seviyelerdedir. Bu yüzden araç sürücülerinin bunu bilerek, yol ve hava durumunu da dikkate alması ve onların süratlerini doğru tahmin edebilmesi gereklidir. Bazı motosiklet sürücülerinin hiç araba sürüş tecrübesi olmadığını unutmamak lazımdır, bilhassa genç sürücülerin bu yüzden trafik tecrübeleri de hiç yoktur. Araba sürücülerine sorun yaratacakları durumları da hiç bilmezler. Ancak bir motor ile araba arasında kaza olduğunda kim suçlu olursa olsun ciddi yaralanma riski yüksek olan taraf motosikletin sürücüsüdür.
Bu yüzden her tür otomobil, minibüs, kamyon ve otobüs sürücüsünün dikkat etmesi gereken, motosiklet sürücülerinin hayatlarının korunması amacıyla hazırlanmış acil tavsiyeleri aşağıda maddeler halinde sunuyoruz.
. Motosiklet sürücüsünü koruyan bir kaporta yoktur. Onların çok yakınından hızla sollama yapmanız araç sürücüsü olarak sizin bulunduğunuz noktadan yeterince güvenli gözükebilir fakat motosiklet sürücüsünün bulunduğu noktadan çok tedirgin edicidir.
. Motosikletlere çok yakınken korna çalmanız onları ürkütebilir belki de bu yüzden önünüze doğru kırabilirler. Genelde motorcular sizin farkınızdadırlar, siz yavaşlayınız ve hız limitleri içinde düzgün bir sürüş yapınız.
. Trafikte yanınızdan geçmekte olan bir motorcunun yolunu kesecek şekilde yanal çıkışlar yapmadığınızdan emin olunuz. Kavşakta sola dönüş yapacağınız zaman asla bir motorcunun yolunu kesmeyiniz. Kavşakta geçiş için beklerken karşı yönden gelen bir motorcunun sola yapacağı dönüşü tamamlamasını yada karşıya geçmesini bekleyiniz. Motorcunun arkasında takipteyken onu hattın dışına itercesine aynı hat içinde sollamaya kalkışmayınız.
. Park yaparken dikkat ediniz, aracınızdaki yolculardan herhangi birinin her iki tarafta da bir motorcunun olabileceği düşüncesiyle kapıları dikkatsizce açmamasını sağlayınız. Aynı şekilde sizde kapınızı açmadan önce omuz üzerinden gelen herhangi bir araç olup olmadığını kontrol ediniz.
. Motorcular yol sürüşü esnasında karşılaşabilecekleri gizli bir tehlikeye hazırlıklı olabilmeleri açısından bir strateji ile sürüş yapmaları durumundadırlar. Bu şekilde doğru yerde ve doğru zamanda olmalarını sağlayacak manevraları yapabilecekleri onlara öğretilmiştir. Eğer yolun ortasından gidiyorlarsa biliniz ki bu sizin yolunuzu kapamak içi değil ama kendilerinin diğer vasıtalarca görünürlüklerini sağlamak açısından yapılmaktadır.
.Motorcular genellikle mazgallardan, hemzemin geçitlerden ve su oluklarından uzak sürüş yaparlar çünkü bu tip demir malzemeler motorun kayıp düşmesine sebep olabilecek tehlikeli noktalardır. Yine diğer araçlarca sıkıştırılmamak için dar yollarda yol kenarlarından uzak sürüş yapmaya özen gösterirler. Bu durum yolu tıkayıp diğer araçların geçişini engellemek için değildir. Ayrıca motorcuların arabalara göre sinyal imkanları daha kısıtlıdır bu yüzden onların ne yapacaklarını anlamak için lütfen sabırlı olunuz.
. Aynalarınızdan devamlı arkanızı ve yanlarınızı hat değiştirmeden önce kontrol ediniz. Kör noktalarınızda bir motorcu olabilir. Bilhassa göbeklerde ve kavşaklarda buna ekstra özen gösteriniz. Sinyalinizi kullanmayı ihmal etmeyiniz.
. Hat aralarını bilhassa kavşak girişlerinde motorcuların ani durumlarda kaçış yapabilmelerini sağlamak açısından boş bırakınız. Çünkü motosikletler iki teker üzerinde giden araçlar olarak ani frenlemede bir araç kadar hızlı durmasını sağlayacak sert frenlemeyi yol ve hava durumları nedeniyle uygulayamayacak durumda olabilir.
. Asla motorcuların hattına giriş yapmayınız. Onların bu hattın tümüne, motosiklet sürüş dinamikleri gereği sola dönmek için önce motoru sağa yönlendirmek yada tersini yapmak zorunda olduklarını bilerek, gereksinme duyduklarını biliniz. Aynı şekilde arkanızdan yol isteyen bir motosiklete hattın tümünü boşaltarak yol veriniz. Motorun geçeceği kadar bir yarım alanı boşaltmak onların acil bir durumda motorun dengesini sağlayamama durumunda kalmalarına ve neticesinde bu hareketinizle insan hayatını riske atan bir kazaya sebep olacağınızı biliniz.
. Motosikletler küçük hacimleri yüzünden size olduğunda daha hızlı gidiyor gibi gelebilir. Yine bu küçük hacim insan gözünü yanıltarak daha uzakta hissini verecektir. Halbuki aynı noktada bir kamyon size daha küçük hacimli bir araçtan daha yakın gibi görünecektir. Bu yüzden hız ve yakınlık konusunda yanılmayınız ve kavşaklarda yol hakkı onlarda ise onların geçmelerini bekleyerek, onlar geçtikten sonra her iki tarafınızı da tekrar kontrol ederek serbest ise çıkış yapınız.
27 Temmuz 2007 Cuma
YOLLARI MOTOSİKLETLERLE PAYLAŞMAK
Gönderen:
ALFA
Zaman:
20:11
Etiketler: araba, motosiklet
19 Temmuz 2007 Perşembe
KONTRA TEKNİĞİ

Fotoğrafta da görüldüğü gibi kontra tekniğinde sağa dönmek için sağ elcik ileri itilir, sola dönmek için sol elcik ileri itilir. Motosiklet önce döneceği yönün tersine bir yalpalanır ve sonra döneceği tarafa yatarak dönüş işlemi başlar. Bu dönüş işlemi başladığında elciğe yapılan ileri itiş hareketi gevşetilerek ön tekerin merkezine dönmesi sağlanır.
Motosiklet sürücülüğüne adımını atan herkesin öğrenmesi şart olan sürüş esas tekniklerinin başında 20km/saat hızın üzerindeki her hangi bir hızda dönüş ve manevra için uygulanan kontra tekniği gelmektedir. Motosikleti döndüren eylem sürücünün ağırlığını kaydırması değil kontra basmasıdır. Aşağıdaki grafikte pedalların yere sürtmesi durumunda beden ağırlığını yatış ekseniniden biraz açığa alarak(daha sarkarak) motorun yatış eğiminin azaltılacağı(kaldırılacağı)gösterilmektedir.
Kontra tekniğin esası sola dönüş için gidonun sol elciğini ileri itmek sağa dönüş için sağ elciğini ileri itmektir. Gidonu ileri itmek, kendinizden uzağa itmek, aşağıya yere doğru bastırmak değil. Yere doğru bastırırsanız sadece gidonu eğmeye çalışmış olursunuz. Görünüşte basit olan bu teknik psikolojik nedenlerden dolayı uygulamada o kadar basit değildir. En azından uygulamalarla tekniği pekiştirip kendinize uygulamada güvenene kadar bu böyledir.
Açısal ivmelenme (jiroskop) nedir: 
Ön teker döndüğü müddetçe motosikletlerin eğilimi daima dik durumda kalmak yönünde olacaktır. Ön tekerin dönmesi ile açısal ivmelenme motoru daima dik tutmak yönünde çalışacaktır. Dönen ön teker motoru yıkarı doğru dengeli bir şekilde durması yönünde zorlayacaktır. Siz kontra bastığınızda karşı yönde düzeltme gücünü uygulayan açısal ivmelenmeye karşı şayet yerçekimi güçleri sizin yönünüzde ve sizle beraber olmasa asla motoru kıpırdatamazdınız. Siz kontra basmayı geçici ve ölçülü uyguladığınız için motor düşmeyecek tam tersi dik kalma yönünde hareket edecektir. Çünkü tek başına yer çekimi kuvvetleri açısal ivmelenmenin gücünden küçüktür.
Kontra basarken yere değil de gitmek istediğiniz yöne, dönüşün içine doğru mümkün olduğunca ileriye bakmanız işinizi kolaylaştıracaktır. Bu hem beyninizin hızı algılama etkisini azaltarak sizin rahat olmanızı sağlayacak hem de potansiyel tehlikelere karşı tetikte olmanızı ve dönüş hattınızın her safhasını takip edebilmenizi sağlayacaktır. Unutmayın baktığınız objeye doğru yönlenirsiniz. Bu yüzden bakışlarınızı daima gittiğiniz yere değil gitmek istediğiniz yere çevirin. Bu yer, gitmek istediğiniz yer değişken bir süreç olduğundan hedefinizin üzerine motorunuzla gelmeden bakışlarınızı yol üzerindeki bir sonraki yere, bir sonraki referans noktanıza çevirmiş olmanız gerekmektedir. Bir obje üzerinde bakışlarınız 1-2 saniyeden fazla takılı kalıyor ve bir sonraki merhaleye geçmiyorsa siz bakışlarınızı yanlış kullanıyorsunuz demektir.
Motosiklet kontra basmakla düşer mi?
Bundan kastiniz lastiklerin yer tutunma güçlerinin sonuna gelip kaymasıyla düşmekse evet düşer. AMA bu çok fazla bir yatış açısı ister ve siz kasıtlı olarak motoru aşırı yatırmadıysanız mümkün değildir. Zaten pedallar, egzoz, yan ve orta sehpa ayakları siz bu traksiyonu sıfırlayarak kaymayı başlatacak yatış açılarına varmadan sizi ikaz edecektir. Bu donanımlar yeri kazımaya başlasa bile henüz siz kayma, düşme noktasında değilsiniz ve motoru kaldırabilirsiniz. Ayak pegleri yarışlardaki dönüşlerde hep yeri kazır ama siz bu şekilde dönüşler yapmaya sebep olacak kontralara başladıysanız bu yazının amacından uzaklaşmışsınız demektir.
Kontra Mekaniğinin Grafikle Tasviri Anlatımı:
Tekrarlarsak:
. Motorlar ön tekerin dönmesi sonucu oluşan açısal ivmelenme(momentum) sayesinde çok dengeli olarak kabul edilen seyahat araçlardır.
. 20km/saat hızın üzerinde sola dönmek için gidonun sol elciğini ileri itin, sağa dönmek için sağ elciğini ileri itin.
. Motoru yatırmak için uygulanması gereken kontra basma gücü motoru dik durumuna kaldırmak için gerekenden daha fazladır. Motor aslında kalkma işini %100 kendisi yapar da diyebiliriz.
. Kasıtlı yapmadıkça motoru kontrada düşürme şansınız %0.001 dır.
. Daima gitmek istediğiniz yönün içine doğru mümkün olduğunca ileri bakmak kontra tekniğini uygulamanızı kolaylaştıracaktır.
Gönderen:
ALFA
Zaman:
18:07
Etiketler: kontra basmak
KÖPEK SALDIRILARINI SAVUŞTURMA TEKNİĞİ

Bu başlık altında yolda karşılaşılacak köpeklerden bahsedeceğiz. Issız bir yolda araba ile seyahat ederken köpek yada köpek sürüsü tarafından tacize uğramak biraz ürkütücü olabilir ama psikolojik rahatsızlıktan öteye geçmez. O da köpekleri ezmekten korkulduğu içindir. Ama motosiklette bu durumla yüzleşmek sizi öldürebilir. Bu yüzden köpek sahiplerinin köpeklerini bağlı tutmaları, başı boş ortaya salıvermemeleri ve de onları kimseyi kovalamamaları yönünde eğitmeleri gerekmektedir. Eğitimli köpeklerin sahipleri sorumluluk duygusuna sahip insanlardır. Saldırgan köpeklerin sahipleri genellikle kötü tabiatlı yada köpekleri ile ilgilenmeyen insanlardır. Köpeğe eziyet edilmiştir, aşırı şiddete maruz bırakılarak bilinçli olarak vahşileştirilmiştir. Tabi bazı cinslerin(pitbul, rothweiler, doberman) yapılarındaki vahşilikte ehlileştiklerine tam güvenilemeyecek türdendir. Bunun dışında cinsi ne olursa olsun patolojik olarak köpeklerinde delisi, psikopatı vardır.
Köpeklerin saldırıları genelde ön tekeredir. Küçük bir köpek dahi motorunuzun dengesini bozup sizin düşmenize sebep olabilir. Bu vahşi hayvanların avlanırken(geyik, antilop vs) hayvanı yere indirme içgüdüsünden kaynaklanmaktadır ve size saldıran evcil bir köpeğin bu temel av içgüdüsünün dürtüsüyle altında kalmak pahasına amacı motoru yere indirmek olabilir. Köpeğin niyeti öğlen yemeği olabilir.! Şaka bir yana 250-300kg bir motorun altında kalmanız hoş değildir.
Bazı köpekler bilhassa motorları tercih ederler. Bazıları itfaiye araçlarını yada postacıyı tercih edebilir. Eski motorcular köpeklerin ön tekere yaklaştırılmaması gerektiğini bilirler. Köpeklerin nasıl düşündüğünü bilemeyiz fakat davranışlarını gözleyip bunların avantajlarını kullanabiliriz.
Köpeklerin arasındaki büyük farklılıklar gibi elbette sürücüler arasındaki farklarda büyüktür. Bazı köpekler oyuncu olduklarından yada bölgelerini savunma güdüsüyle böyle davranırlar. Bazıları kötü muameleden yada eğitim eksikliğinden saldırganlaşmışlardır ama gelip geçenler içi tehlike arz ederler. Vahşi bir köpek ise dişlerini öne çıkarır ve karnından hırlar. Gerçek tehlike budur. Ciddi yaralar açabildikleri gibi kuduz mikrobu taşımaları tehlikesi de mevcuttur.
Saldırgan köpekler genellikle sahiplerinin köpeklerine yeterli ilgiyi göstermeyip başıboş saldığı eğitimsiz köpeklerdir. Zamanla çoğalarak sürüler oluşturlar. Başıboş köpek sürüleriyle karşılaşıldığında ise yaklaşmalarına izin vermeden, onlarla temasa girmeden uzaktan geri dönmenizi ivedilikle tavsiye ederiz.
Köpeklerin motora olan ilgilerini veya hamlelerini hangi psikoloji ile yaptıklarını onların beden duruşlarına bakarak anlayabiliriz. Buna göre de hangi taktikleri uygulamamız gerektiğine karar verebiliriz.
Her şeyden önce köpekler kendi bölgelerinin sınırları konusunda çok hassastırlar. Burada köpeklerde mantık olamayacağı için içgüdüler devrededir. Başı boş bir köpek 7 metrelik bir alanı kendine bölge seçerse bunun kritik merkezi 2-3 metredir. Köpekler kendi aralarında birbirlerine karşı baş kaldıran, teslim olan, saldırgan, korkan şekillerde davranışlar geliştirirler. İşte biz bu beden dillerini okuyarak onların niyetlerini tahmin edebiliriz.
. Köpek dikleşmiş bir duruşla devamlı kuyruğunu sallayarak havlıyorsa oynamak istiyordur.
. Başını gözleri başka tarafa çevrili vaziyette yere doğru düşürüp, kulakları arkaya doğru ve kuyruğu yerde ise teslimiyet göstermektedir. Ama kritik bölgesinin merkezine girerseniz korkarak saldırganlaşabilir. Isırabilir. Bunu işareti de kulaklarını geri itmek ve kuyruğunu bacakları arasına almaktır.
.Baskın köpek ise, çayırını korumak maksadıyla gövdesinin ön kısmını yukarı kaldırır, kulakları ileri doğrudur ve kuyruğu havadadır. Otoritesine dikkat etmeniz maksadıyla gözleri hiç kırpılmadan sizi süzer ve derin göğüs hırlamasıyla ciddiyeti konusunda sizi uyarır.
. Saldırgan bir köpeğin bölgesi tehdit altına girerse ön patilerini toprağa sağlamca yerleştirir, üst dudağını kaldırarak dişlerini sergiler, kulak ve burnunu bariz bir şekilde ileri çıkarır. Ensesindeki tüyleri kaldırır, kabartır. Gözlerini çevirir işte o an sizin bölgesinden çıkmanız için iyi bir fırsattır aksi takdirde ciddi sorunlar yaşarsınız. Bölgesini derhal terk ediniz hatta görüntü alanını terk ediniz. Eğer cadde de saldırgan bir köpekle karşı karşıya gelirseniz göz temasından kaçınınız, sessiz kalın ve mümkünse başınızı eğerek sessizce geri çekilin ama kaçmayın. Korktuğunuzu belli etmeyin ancak küçük diye de köpeklerle yüzleşmeye girmeye kalkmayınız. Tabi yaralarınızı yalamak niyetinde değilseniz.
Köpeklerin görme ve duyma duyguları çok iyidir. Bu yüzden oyun amacındaki bir köpek genellikle bir aracın yada çalının araksına saklanarak son deparını attığında sizinle teması sağlayacak hesaplamalarını kendince yapar. Oyunun kuralı gelen vasıtanın süratini hesaplamaktır. Yayalarla ilgilenmezler çünkü yavaş şeyleri yakalamak eğlenceli değildir. Yakalama anında şansınız varsa tekmeleyebilirsiniz ama unutmayın köpeklerin refleksleri de sizden iyidir. Ve eğer bu köpek bölgesini koruyan bir köpekse ona etinizden sunmuş olursunuz. Deri giysilerinizin köpeğin çenesiyle baş edemeyeceğini bilmenizde fayda vardır.
Yapmanız gereken süratinizi düşürmek yada en azından muhafaza etmek, köpeğin hareketlerini peri ferik bakışlarınızla takip ederek tam ön tekere hamle yapacağı anda gazlamaktır.
Bunun için:
. Köpeği önceden görmeniz gerekir. Çalılara, gölge alanlara dikkat edin.
. Gurup sürüşü yapıyorsanız bu yavaşlama/hızlanma problem olacaktır.
. Her gün yolunuzun üstündeki aynı köpeğe aynı taktiği uygulamak zamanla bu köpeğin kendini bu taktiğe uyarlaması demektir. Bu durumda o bölgeden geçmeyin, ilgililere yada sahibi varsa sahibine konuyu iletin.
. Yavaşladığınızda motoru bağırtmadan vites düşürünüz ve pozitif gazlama noktasına kadar gazın boşunu alınız çünkü gazladığınız anda motor gerekli deparı atmazsa, teklerse hele motoru stop ettirirseniz kötü olur. Boşta yada vites de ama gaz kesilmiş motor kendi süratiyle yol alır şekilde asla köpekle temas noktasına doğru yaklaşmayınız.
Yaşadığınız toplumda çok köpek varsa üzerinizde köpek kaçırıcı sprey taşıyın. Elektronik köpek kaçırıcı aletlerde vardır. Bunu en iyi postacılar bilir. Onlara sorun. Sulandırılmış amonyaklı sularda işe yarayabilir. Hatta köpeğin idrar bıraktığı yerlere amonyaklı su dökerseniz onun kokusunu yok ederek köpeğin bölgeyi kendi bölgesi olarak algılamasını sağlayan koku işaretini ortadan yok kaldırabilirsiniz. Ama amonyaklı suyunuzun üzerine idrarını tekrar bırakarak sizinle iddialaşacak köpeklerde olacaktır.
Köpek tarafından ısırıldığınızda kuduz tehlikesi olabileceği ihtimalini göz ardı etmeden bir hastaneye başvurarak gerekli tedavileri mutlaka yaptırınız. Isıran köpeğinde karantina altına alınıp kuduz testleri bitene kadar gözlem altında tutulmasını sağlamak için ilgili mercilere durumu derhal rapor ediniz. Bekli de köpekli bölgelere sürücüleri ikaz levhaları konması güvenlik açısından yerinde bir davranış olur.
Tercüme edenin notu: Yaya durumda iseniz kaçmak yanlıştır. Köpek insandan hızlıdır. Korktuğunuzu belli ederseniz köpek daha çok saldırır. Göz göze bakmadan yere çömelip, yerden taş alıp atıyormuş gibi davranmak genellikle köpeği kaçırabilir. Ama sadece şehirdeki köpeklerde denenmiştir. Kırsal alanlardaki çoban köpekleri veya mecralardaki başıboş köpeklerde denenmemiştir. Oralarda kuvvetli bir hisle bence işe yaramaz. Ben şahsen denemem. Hatta bölgelerini koruyan çoban köpeklerine başlarında çobanları yoksa yaklaşmadan geri dönün derim. Yüz yüze saldırıya maruz kalırsanız el ve kollarınızla hayati yerlerinizi kapatın.
Gönderen:
ALFA
Zaman:
18:01
Etiketler: köpekleri savuşturmak
KAFA SALINIMI(TANK SLAPPER)
Tankslapper
Kafa salınması(Gidon vurması) çok ürkütücü bir deneyimdir. Bu olay bilhassa sert yay ayarlı spor motorlarda görülür. Ön tekere arka arkaya sert vuruşlar yapan kasisli yollarda gazlarsanız bu darbeler ön çatalların çöküğü yerde sarması ve iniş çıkış hareketlerini kesmesiyle oluşur. Geri sekme sönülmesi ayarlarının fazla ayarlanmış olması durumu tetikleyen sebeplerdir. Ön teker havada kalır, yerle temas kaybolur(airborne). Tekerlek bir tarafa savrulur, sonra ikinci sekme gelir ve diğer tarafa savrulur. Yere her vuruşta diğer tarafa savrulur. Eğer gidon amortisörü bu durumu dengeleyemezse salınım artar, kuvvet kazanarak bir taraftan diğerine hareketi hızlanır. Bu hareketin sertliği elcikleri elinizden alabilecek ve ayaklarınızı pedallardan atacak oranlara ulaşabilir. Gerisini siz düşünün.
Gidon amortisörü kullanmanız önerilir. Birçok spor motorlar bu amortisörle imal edilir. Yoksa siz taktırın. Ancak bunu takmanız her şeyin hallolduğu anlamına gelmez. Şayet gidonu normal dönebilecek oranda dengeli tutmak için taktığınız gidon amortisörünün, varsa ayarını sürekli ayarlamak mecburiyetinde kalıyorsanız motorunuzun şasesinde bir problem var demektir. Çok sıkı ayarlanmış gidon amortisörü ile motor bilhassa yavaş dönüşlerde hat tutmayacaktır ve yüksek süratli dönüşlerde salınmaya girecektir. Bu durumda gidon amörtisörünün ayarını biraz gevşetip etkisine bakınız.
Vücut duruşunuzun kafa salınmasının başlaması üzerinde etkisi vardır. Yüksek süratlerde dik vücut duruşunu muhafaza etmek ağırlığı arka tekere aktararak önün hafiflemesine, bilhassa gaz verildiği anlarda, sebep olur. Ayrıca dik vücut duruşu elcikleri daha sıkı tutmanız demektir ki buda elciklere daha fazla ivme vermek demektir. Tabi buda ön tekerin yerden sağa sola sekmesini sallanmayı artırıcı yönde besleyecektir. Ön, tekerden gelen darbeleri dengelemeye çalışırken sizin elciklere baskı yapmanız motor geometrisinin durumu düzeltmeye çalışma hareketini olumsuz etkileyecektir. Salınmanın önlenmesi, başlamaması için en iyi davranış gaz verdiğinizde elcikleri baskısız tutmanızdır, üzerlerine baskı yapmayınız. Ağırlığınız pedallarda olsun. Tankı dizlerinizle sıkıca tutun, ağırlığınız olabildiğince önde olsun. Pedallara ağırlığınızı vermek sizi öne alacaktır. Tankı dizlerinizle tutmakta motorun dengede kalmasını sağlayacaktır.
Kafa salınması başladığı zaman elciklere yük bindirmeyin, bastırmayın yada salınmayı durdurmak için herhangi bir şekilde gidona baskı uygulamayın. Bu salınmayı daha da artırır. Yapacağınız şey elcikleri gevşek tutarak motorun bu salınmayı dengelemesine izin vermektir. Siz gidon amortisörünün görevini yapmaya kalkarsanız durum daha da kötüleşecektir.
Gönderen:
ALFA
Zaman:
13:53
Etiketler: kafa salınımı, tank slapper
MOTOSİKLETTE DENGE VE YÖNLENDİRME
Denge:
Düz bir hatta, karşı rüzgarlar yokken motor ve sürücünün birleşik yer çekimi kuvvet merkezini ön ve arka tekerin yerle temas ettiği yüzeyleri birleştiren çizgiye(wheelbase) dik tutulmasıdır. Motor yatmaya başlarsa bunu düzeltmenin iki yolu vardır. Bu tekniklerle yer çekim merkezi bileşik noktasının altındaki lastiklerin yerle temas yüzeylerini birleştiren çizgi üzerine tekrar getiririz:
1) Yer çekim merkezini yeni temas yüzeylerini birleştiren çizgi üzerine çekmek.
2) Temas yüzeylerini birleştiren çizgiyi yeni yer çekim merkezi noktasının altına getirmek.
Lastik temas hatlarını birleştiren çizgi üzerine bedeninizi eğerek yer çekim merkezinizi tekrar bu çizgi üzerinize getirirsiniz. Bu buzlu bir yolda yürürken kayan bir insanın bedenini üst tarafını gayri ihtiyari kayma yönünün tersine eğmesi ile aynı prensibe dayanır.
İkinci usul yani çizgiyi yeni yer çekim merkezinizin altına getirmektir. Buda motoru yönelterek yapılır. Motor sola yatmaya başladı diyelim bu durumda yer çekim merkezi temas alanlarını birleştiren çizginin soluna kaçacaktır. Dengeyi düzeltmek gidonu temas yüzeylerini birleştiren çizgisinin soluna çevirerek yapılır, motorun önü sola gider ve motor sola kaçar. Yer çekim merkezi ile yer temas yüzeylerini birleştiren çizgi üst üste geldiğinde ise denge tekrar sağlanmış olur. Buradaki dengelem unsurlarının etkisi sürate paralel olarak artar veya azalır. Yavaş süratlerde motoru sağa sola saptırmak daha kolay yüksek süratlerde atıl kütle devinimi daha fazla olacağından daha zordur ve daha fazla kuvvet uygulanması gerekir. Atıl kütle devinimi hem kütle ve hem de hızla bağımlıdır. Kütle büyüdükçe oda büyür veya kütle aynı kaldığı halde hız artarsa onunda etkisi büyür. Bu yüzden hafif motorların yönlendirilmesi ve dengelenmesi daha kolaydır.
Ön tekerin yere temas yüzeyi motorun dengesinde önemlidir. Bu alan arttıkça motorun dengesi de artar. Trail denilen bu alan şekilde gösterilmiştir. Ancak bu yüzeyin büyümesi yönlendirmeyi yavaşlatacaktır.
Şimdi bu şu demektir:
Motorun gidonuna herhangi bir güç uygulamasanız bile hareket halindeki bir motoru sola yatırdığınızda ön teker kendiliğinden sola dönecektir. Bu dönme işi süratiniz ne kadar fazla ise o kadar çabuk olacaktır ve üzerindeki güçte o kadar artacaktır. Bu fiziksel olgu yelkenli teknelerde kullanılan rüzgar gülünün rüzgarın sürati arttıkça daha kararlı bir şekilde rüzgarın içine dönmesi ile aynı prensiptir.
Jiroskopik güçler dediğimiz tüm motordaki dönen parçaların merkezden dışa olan açısal ivmeleri motorda oluşan her yatma hareketine karşı bir direnç gösterirler. Bu dönen parçaların hızları arttıkça (sadece tekerlekler değil, şaft, zincir dişlileri, rulmanlar vs) bunların açısal ivmeleri de artacağı için motorun yatma eğilimine karşı dirençleri de artacaktır. Motorun hızı arttıkça da bu parçaların hızları artar dolayısıyla yüksek hızlarda motoru yatırmak için daha fazla ve daha sürekli güç uygulanması gerekir.
Jiroskopik(denge çarkına ait) devinim olarak bu bilince yansıyan olay daha düşük süratlerde de (yürüme hızlarında) vardır. Zayıf bir etki olmasına karşın motor yatmaya başladığında gidonu düzeltmeye çalışır. Bu olgu bir düzlemde dönmeye çalışan denge çarkının gücünü denge çarkının aksına 90 derece bir düzlemde(offset) döndürmeye çalışır. Ama yürüme hızlarında bu etki sola yatan bir motoru düzeltmeye yetmez. Böylece sola yatmaya meyil eden bir motoru gidonu çeyrek sağa çevirerek dengeleriz. Düşük süratlerde motoru dengede tutmak için yaptığımız gayri ihtiyari gidonu sağa sola çevirme hareketi aslında bu güce destek olmak içindir. Yani sola yada sağa yatmaya meyil eden motoru bu süratlerde devinim yetersiz kaldığı için biz gidonu ters yönde çevirerek dengeleriz.
Özetlersek:
. Dengelemede atıl kütle etkisi hız arttıkça artar..
. Lastik yerle temas alanının (yönlendirme geometrisi) hız arttıkça dengeleme etkisi artar.
. Jiroskopi dediğimiz denge çarkının dengeleme etkisi hız arttıkça artar.
Not: Tabi bu madalyonun diğer yüzü de motorun hızının arttıkça dönüş yönlendirmesinin zorlaşmasıdır.
Wheelbase: Aks açıklığı, Steeringaxis: Yönlendirme ekseni
Dönüş yönlendirmesi:
Her dönüş motor üzerinde motoru dönüşün dış yönüne yatmaya yönelten merkezkaç kuvveti oluşturur. Bu merkezkaç kuvvetini dengelemek için yer çekim kuvvet merkezinin dönüş içine karşı denge unsuru olarak taşınması gerekir. Sola dönüş sola yatış ister, sağa dönüş sağa yatış. Bu yavaş hızlı tüm yürüme hızı üzerindeki sürüşler için geçerlidir.
Bunu nasıl gerçekleştiririz?
Amaç düz sürüşten dönüşte dengeye geçmektir. Yatmak demek birleşik çekim noktanızı dikey altınızdaki temas çizgisinde kaçırmaktır. Örneğin düz giderken sol gidon elciğini ileriye itersek ön tekerin önü sağa bakar. Bu durumda sürücünün ve motorun ağırlığı yerdeki dayanaklarının(lastik temas yüzeylerinin) solundadır. Ağırlık solda olunca motor sola yatar. İşte kontra tekniği dediğimiz, aslında ön tekerin önünü döndürdüğünüz yönün aksine döndürmektir. Bu yüzden sola dönüş için ağırlıkların sola kayması için sol elcik ileri itilerek ön tekerin burunu sağa baktırılır. İşin olağan dışı görünmesinin altında yatan yalın gerçek budur.
Elciğe uyguladığınız baskı ne kadar sertse dönüş o kadar hızlı olur ve elciği ne kadar uzun iterseniz yatış açısı da o kadar fazla olur.
İstediğiniz dönüş çapına ulaştığınızda elcik üzerindeki kontra baskınızı azaltın. Motosiklet dönüş geometrisi, lastik profili ve diğer faktörler motoru dönüşte dengeli tutacaklardır. Bazı faktörlerin var olmasıyla dönüşte motorun dengesinin sağlanması için elciğe kontra basılması gerekmeyebilir. Denge bir kere sağlandıktan sonra ön teker dönüşün belli derecelerine kadar dönecektir.
Ön tekerin önünün dönüşün tersine dönmesi sıfır hıza kadar esas olarak geçerlidir. Yüksek hızlarda dönüş açısı kendini ayarlamaya meyillidir. Düşük hızlarda dar dönüşlerde kendini ayarlama olmayabilir. Bu yüzden bir kere dönüş başladığında dönüşü devam ettirmek için elciklere baskı uygulamaya devam etmek durumundasınız. Dönüş esnasında hat değiştirmek isterseniz dönüş çizgisini daraltmak için iç elciğe baskıyı artırarak, açmak isterseniz dış elciğe kontra basarak yapabilirsiniz.
Bir motoru diğer bir motordan daha iyi dönüş yapabilen bir motor yapan sebep nedir?
Kafa açısı(Rake Angle) resimde de görüldüğü gibi kafa takımının tüplerinin aks merkezinden geçen yere dikey doğruyla yaptığı açıdır. Kafa açısı büyüdükçe ön tekerlek motordan uzaklaşacaktır.
Lastiğin yere basma mesafesi(Trail) kafa açısı büyüdükçe yada sürücü ağırlığını öne kaydırdıkça artacaktır. Aks merkezinden yere dik doğrultuda geçen çizginin yerdeki temas noktası ile kafa takımı tüplerinin yerdeki temas noktası arasında kalan mesafedir.
Kafa açısı büyüdükçe lastik yere temas mesafesi büyür ve motorun düz yol dengesi artar, viraj dönüş kabiliyeti düşer. Tersi durumda; kafa açısı küçüldükçe ön teker motora yaklaşır, lastik yerle temas mesafesi azalır ve motorun viraj dönüş kabiliyeti artar ama düz yolda ki dengesi azalır.
Gezi Tipi Motorlarda:
Kafa açısı(Rake-Kaster): 32 derece
Yer temas mesafesi(Trail): 15.2cm
Aks açıklığı.: 171cm
Sonuç: Bu motor düz yolda daha dengeli ama dar açılı dönüşlerde nispeten daha dengesiz olacaktır. Uzun aks mesafesi de düz yol sürüş dengesi için artı katkı yapacaktır. Turing, cruiser tipi motorlar böyledir.
Spor Motorlarda:
Kafa açısı: 24 derece
Lastik yere temas mesafesi.: 9.5cm
Aks açıklığı(Wheelbase): 139cm
Sonuç: Bu motor bir turing den yada cruiser den çok daha çabuk ve keskin açıyla dönüş yapabilecektir. Ama bir cruiser yada turing kadar düz yolda dengeli olmayacaktır. Kısa aks açıklığı da bu yönde etki yapacaktır. İyi dönüş ama buna karşın nispeten kötü düz yol dengesi.
Gönderen:
ALFA
Zaman:
13:43
Etiketler: denge, yönlendirmek
TEMEL PİST YARIŞ TEKNİKLERİ
Temel Yarış Psikolojisi
1. Yarışta öne geçebilmek için önceden bunu planlamış, tüm stratejinizi seçmiş ve tüm olayı zihninizde netleştirmiş olmalısınız.
2. Yarış esnasında diğerlerinin değil tamamen kendi sürüşünüz üzerinde konsantre olmalısınız çünkü diğerlerinin sürüşü üzerinde herhangi bir kontrolünüz yoktur sadece kendi sürüşünüzü kontrol edebilirsiniz. Rakiplerinizin kimliklerine fazla takılmadan yarışın kendisine konsantre olmalısınız. Önemli olan sizin startla birlikte kendinizi nasıl hissettiğinizdir. Doğru şekilde yarışmasanız doğru sonuçlara ulaşamazsınız. Özetle sadece kendinize konsantre olun. Rakiplerinizin bir şampiyon yada size göre bir bir çaylak olması çok fark etmez. Neticede bu bir yarıştır. Zihninizi çok doldurmak sizi hedefinizden uzaklaştırabilir. Siz yarışa ve kendinize konsantre olarak en iyinizi yapabilirsiniz.
PİST SÜRÜŞÜ
1. Süratinizi maksimum çoğaltarak artırın.
2. Dönüş için, frenleme için ve apeks noktası olarak kullanmak için referans noktalarınız olsun.
3. Görüşünüzü öne giden bir yola odaklayın.
4. Çıkışlarda kırmızı motor devir göstergesi hattını %60-80 oranında kullanacak bir vites seçin.
5. Motorla ve gidonla gevşek olun. Sert olmayın.
6. Dönüşler için beden pozisyonunuzu erken alın.
7. Köşelerde hafifçe ve rahatça sarkın.
8. Motorun etrafındaki hareketleriniz bacaklarınız vasıtasıyla olsun, kollarınız vasıtasıyla değil.
9. Yeni bir pisti öğrenirken yavaş gidin. Önce akışı kavrayın.
10. Islak zeminde kumandalarla süper hassas olun.
11. Daima pedallara ayaklarınızın ayaları ile basın.
12. Virajlara girerken iç pedala ağırlık verin.
13. Apekste ve çıkarken dış pedala ağırlık verin.
14. Mükemmel tatbikatlar mükemmelin kaslarınızın hafızasına yerleşmesi demektir.
15. Arka freni ihmal edin.
16. Pistte mümkünse önceden yürüyüşler yapın.
17. Erken apekslemeden kaçının mümkün olan her yerde geciktirilmiş apeksleme yapın.
18. Apekse yaklaşırken mümkün olan en kısa zamanda doğal gazlamaya geçin. (Pozitif gazlama başlangıç noktasına kadar gazın boşunu alın).
19. Viraj çıkışlarında düzenli ama güçlü bir pozitif gazlama yapın.
20. Dönüşlerde beden hareketleriniz küçük ve düzgün olmalıdır.
21. Hızlandıkça duruş mesafeleri katlanarak artar.
22. Kalçalarınız, elleriniz ve ayaklarınız vasıtasıyla şasenin verilerini dinleyiniz.
23. Motoru dönüşe yatırdığınızda frenleri sıkmayı hafifletiniz.
24. Bölümler halinde frenleme yapınız; ilk olarak %10(şasenin yerleşmesi için), sonra %75(sert frenleme), sonra %15(apekse doğru düzenli gevşetme).
25. Sert frenlemenin öbür yaşama geçip Tanrının huzuruna çıkılmadan yapılması gereklidir.
26. Sollama ipucu: Frenleri erken bırakın ve dönüşün içine biraz fazla hız taşıyın.
27. Frenleri esas olarak sıktığınızdan daha yavaş bir tempoda bırakın.
28. Bacak ve karın kaslarınızı kuvvetlenmesi için bisiklet kullanın. Bu sizi daha iyi bir motor sürücüsü yapacaktır.
29. Her durumda kontrolü elinizde tutarak paniklemeleri kontrol altına alın; kendinizin rahatlıkla yapabilme sınırlarınızın ötesine geçme eğilimlerinize karşı koyun.
30. Ortalık çok ısınırsa gitmek istediğiniz yere bakın, gevşeyin ve dönüşü yapmaya yönelin.
31. Çok fazla kapanma eğilimleriniz olursa buna karşı koyun; daha ileriyi görmeniz için daha dik oturmanız gerekir; bu frenleme ve dönüş noktalarınızı tespit etmenizi sağlar.
32. Çarparsanız motordan yükselerek açılın. Bu motorun sizi fırlatma direncini azaltır ve takla atmazsınız.
33. Vites kaçırırsanız önce üst vitese atın, sonra tekrar azaltmaya başlayın.
34. Bu teknikleri pist dışında ve yeterli koruyucu donanımlar olmadan asla denemeye kalkmayın.
PİST DÖNÜŞ TEKNİKLERİ: DÜZ HATA KARŞI FREN İZİ
Fren izi(trail braking) hakkında ne düşünüyorsunuz?
Her şeyden önce bunu anlamamız önemli. Esas olarak sürücü ön freni dönüşün içine sokar ve dereceli olarak frene uyguladığı baskıyı azaltarak bırakarak yatış açısını artırır.
Klasik teknik dönüşe başlamadan frenlemenin bitirilmiş olmasıdır. Bu kolay ve güvenli olan tekniktir. Çünkü traksiyonun idaresi kısmını iki safhaya ayırır. Frenleme ve dönüş. Bunu yaparken de tekerlerin traksiyon güçlerini ya biri yada öteki için kullanır. Buda lastiklerin traksiyon(yer tutunma gücü) güçlerinin üzerinde aşırı yüklenmesi riskini azaltır.
Fren izindeki baş problem traksiyonu hem fren hem de dönüş güçlerinin birlikte kullanıyor olması nedeniyle mevcut yol tutuşunun aşılmasıdır. Lastikler frenleme, hızlanma ve yavaşlama için belirli bir tutunma miktarına sahiptir. Bu üçünü birbirine bağlarsanız o zaman toplam traksiyon kapasitesinin teknolojik yeniliklerle artırılması gerekir. Bunun dışında eğer sert dönüşler yapıyorsanız yavaşlamaya fazla traksiyon kalmaz yada tersi.
Öyleyse fren izi tekniğini niye kullanalım?
Frenlemeyi dönüşün içine taşıdığınıza göre daha geç olarak frenlemeye başlayabilirsiniz demektir, virajlara daha hızlı girebilirsiniz ve sizinle başa baş süren diğer yarışçıyı geçersiniz. Böylece dönüşün ortasında rakibinizi bloke ederek sollamış olursunuz.
Şimdi ne olur ne olmaz diye bu yarış tekniğinin neden yollarda kullanılmaması gerektiğini açıklayalım:
. En başta bu tekniği uygulamak nokta konsantrasyonu, hatasız ustalık ve tam uygun yol ve motor şartları ister. Aksi takdirde can yakar.
. Bir kere pistlerde karşı yönden gelen bir trafik yoktur. Ayrıca dönüşün görünmeyen bölümleri yoktur. Farz edelim var bu kere de orada sizi park etmiş araç, hayvan veya taş, yağ birikintisi vs gibi bir tehlike bekliyor olamaz.
. Saniyenin yüzde biri zamanla öne geçmeniz diye bir derdiniz yoktur.
. Karşı hatta savrulursunuz. Karşı yönden gelen bir araç sizi panikleterek hedefe kilitlenmenize sebep olabilir.
. Frenler sıkılı olarak motoru keskin dönüşe yöneltmek çok zordur.
. Yol ve lastik durumu yarışlardaki traksiyon yeteneklerine kıyaslanamayacak oranda düşük olduğundan çok fazla kayabilir hatta yol dışına savrulabilirsiniz.
. Şayet bunu yolun dış kenarına doğru yaparsanız(sola dönüşlerde) doğrulmak ve gazlamaktaki bir gecikmeniz geç frene başlayarak viraja hızlı girmenizin avantajlarını alıp götüreceği gibi gevşek stabilize alana lastiği kaçırırsanız bu kaza demektir.
Peki bu tekniği yarışçı olmayanların bilmesi neye yarar?
Normal dönüş “yavaş gir hızlı çık” sloganı ile özetlenen önceden fren yap, virajın içine bak, hattını seç, frenleri bırak ve kontra basarak, iç pedala ağırlık vererek ve dış dizle tanka ters taraftan basarak dönüşe başla virajın tam ortasına gelince ters kontra ile beraber dış pedala ağırlık kaydır, motoru doğrult ve çıkışı görünce hızını artırarak virajdan çık şeklindedir.
Tam virajın ortasında başı boş dolaşan bir büyükbaş hayvanla karşılaşırsanız ne olur?
Şayet hızınızı yeterince düşürmüş ve nispeten az bir yatış açısıyla düz bir hat seçmişseniz kontra basıp engelin çevresinden dolanma şansınız vardır.
Şayet fren yapmanızı gerektirecek bir süratte ve yatış açısında iseniz frenlere çok hassas bir şekilde hissederek kademeli olarak basın. Çok sert ön fren motoru birden çok çabuk doğrultacaktır. Bunu yapmayın. Şimdi hassas yapılan frenle motor doğruldu ve siz dönüşü tamamlamak için pozitif (dönüş yönünde) kontra basmak mecburiyetindesiniz. Burada dikkat etmeniz gereken nokta frenleri kontra basmadan evvel birden bırakmamanızdır. Kademeli olarak bırakmalısınız aksi takdirde ön süspansiyonu aniden boşaltmış olursunuz. Bu ani yük boşalması da hala dönüşte olduğunuzu düşünürseniz motoru dönüş içine devirebilir.
Pist dışında bu tekniğin duruma özel kullanımı:
Dönüş esnasında dönüş çizginizi, dönüşün ortalarında bir noktada değiştirmeniz gerekirse bu teknik orada işinize yarayabilir. Çok ani ve beklenmedik engellerin dönüş çizginizde belirmesi neticesi çizginizi bu teknikle değiştirebilirsiniz ama yeterince ustalaşmışsanız. Aksi takdirde motoru doğrultup tarlalara dalmanız en doğrusudur.
Fren izi tekniğinin dışında 3 yarış dönüş tekniği daha vardır.
1. Drift: Bu aslında teknik olmayıp lastiğin yumuşak dokusunun doğal olarak virajlarda gözle görülmeyen viraj dışına doğru yanal bir kaymasıdır.
2. Back in: Geç dönüşe başlamak için dönüşe başlarken arka tekerin gaz kullanılarak dışa kaydırılarak dönüş çizgisini kısa kesmek için yapılır. Tamamen gaz kullanma ustalığı ile vites küçülterek yapılır ayrıca sürücüler bedenlerini viraj içinde tutarak motoru dengelemeye çalışırlar. Hata high-side kaza demektir. Superbike yarışlarında kullanılır. Moto GP de kullanılmaz.
3. Power slide: Apeks geçildikten yada tam apeksle(virajın ortasında doğrultma yapmayla) birlikte gaz açılarak yapılır. Moto GP yarışlarında viraj dönüş hızları ve motor güçleri daha fazla olduğu için dönüşün çıkış safhasında fazla açılmaya başlayan sürücü gaza daha yüklenerek arka tekeri patinaja sokar. Bu da motorun arka doğrultusunu viraj dışına çevirerek sürücünün viraj dönüş çizgisinden açılmayla olan fazla dışa kaçışı önler. Hata high-side kaza demektir. Bu teknik Superbike da kullanılmaz. Bu teknik için bazen "drift" sözcüğü de kullanılmaktadır.
Not: Bu son tekniklerden 2. ve 3. sünün genel yada duruma özel olarak pist dışında kullanılması diye bir durum söz konusu değildir. Pistlerde yüksek süratlerde blok halinde sürücüleri sollamak için kullanılan görüntüsü keyifli ama hiç hata affetmeyen tekniklerdir.
DÖNÜŞ HATLARI
Uyarı: Bu hatlar trafikte uygulanıcaksa karşı geliş hattına geçilmeden kendi hattınızın içinde kalarak yapılmalıdır.



BAKIŞLARIN KULLANILMASI
Dönüş boyunca bakışların izlemesi gereken dört kademeli bir süreç vardır. Her bir ana referans noktasından hemen önce bakışlar bir sonraki noktaya odaklanmalıdır. Tabi bu arada önünüzdeki noktayı da peri ferik(yanal-geniş) görüşünüzle tarıyor olmanız gereklidir. Şayet ilk noktanızın üzerinden geçerken siz hala o noktada odaklı kalmışsanız bu bakışlarınızı kullanmayı bilmediğinizi gösterir. Doğru olan ise önce frenleme noktası takiben tam ona varmadan dönüşe başlama noktası, dönüşe başlama noktasına varmadan hemen önce apeks noktasına ve apekse varmadan hemen önce çıkışa ve çıkışa varmadan hemen önce ise çıkış sonrası düzlüğe ya da takip eden bir sonraki virajın frenleme noktasına yada frenleme yapılmayacaksa dönüşe başlama noktasına bakışların odaklanması şeklindedir.
Gönderen:
ALFA
Zaman:
13:37
Etiketler: pist yarış teknikleri
İLERİ SÜRÜŞ STRATEJİLERİ
Güvenli bir şekilde motosiklet kullanmak hem fiziksel hem de zihinsel yetenek ister. Motoru hassas bir şekilde yönlendirmek ve durdurmak için fiziksel yetenek, trafikle karşılıklı uyum içinde olmak ve tehlikelerden kaçınabilmek için zihinsel yetenek.
Hangisi daha önemlidir?
Motora, sürücüye ve duruma bağlı olmasına karşın uzmanlar cadde sürüşlerinde %90 zihinsel ve %10 fiziksel demektedirler. Uygulamada bu oran yaklaşık yeni başlayanlar için %50-50 ve ustalar için %95-5 dır. Fiziksel yeteneklerinizde ustalaşıp otomatik yapar hale geldikçe sürücüler çevreyle daha fazla iletişime girmeye başlarlar. Tehlikeleri tespit ve kaçınmak işlemi devreye girer.
Bu noktadan itibaren ileri sürüş stratejilerin öneminden ve ne olduklarından bahsedebiliriz. Bu stratejilerin amacı güvenliği artırmaktır. Bu da işin ne kadar önemli olduğunu gösteren başlıca nedendir. Sürüş stratejilerini bilhassa kavşaklarda, otobanlarda ve dağ yollarında kullanma konusunda kendinizi ustalaştırınız.
Zihinsel yeteneklere bir benzetmeyle başlayalım: Ayakkabısını bağlamayı öğrenen çocukları hepimiz biliriz çünkü bizde aynı şeyleri yaptık. Yeni bir yetenektir onlar için ve hatırlanması gereken bir sürü detayı vardır. Ama yaşlandıkça, daha çok ayakkabı bağlama işlemini geride bıraktıkça bu hareket düşünmeden otomatik olarak yaptığınız bir hareket olur. Buna - kasların hafızası - denir. Aynı prensip motor kullanma içinde geçerlidir.
Güvenlik nedir? Güvenlikten ne kastedilmektedir?
Lügatlere baktığınızda kelimenin anlamı “ tehlike yokluğu “ olarak açıklanmaktadır. Bu mümkün müdür? Motor sürerken böyle bir durum söz konusu olabilir mi? Elbette hayır. Daima riskler olacaktır. Bizim risksiz bir durumda sürüş yapmanızı sağlamak gibi imkansız bir hayalimiz yok zaten. Peki bizim amacımız nedir? Amacımız size tehlikeleri fark etmenizi öğretmektir. Yüksek riskli durumları düşük riskli hale getirmek suretiyle sürüşü daha zevkli bir hale getirerek uzun yıllar bu işi devam ettirebilmenizi sağlamaktır.
Sürüş stratejisi nedir?
. Yol durumu ve diğer sürücüler hakkında bilgi toplamak.
. Topladığınız bilgiyi tercüme etmek(anlamak).
. Neyin önemli olduğuna karar vermek ve sonra zaman ve mekanınızı maksimuma çıkarma planı yapmak. Traksiyonunuzu(yol tutumu) maksimum yapmak ve risklerinizi minimuma indirmek.
Niye strateji kullanırız?
. Bunu sürekli yaparak motorunuzu kontrol altında tutarken kendinize daha fazla zaman ve mekan kazandıracak ve tehlikelerden kaçınmış olacaksınız.
. İdeal olarak söylersek iyi strateji kullandıkça siz fiziksel yetenek kullanmak ve ani manevralar yapmak zorunda kalmayacaksınız.
Niye her sürücü strateji kullanmaz?
. Sürücülerin çoğunun kendine göre sistemleri vardır: Farkında olarak yada olmadan kullanırlar. Az bir kısım sürücünün hiçbir sistemi yoktur. Çünkü sürüş riskleri hakkında bir fikirleri yoktur. Biliniz ki motosiklet kazalarında yaralanma oranı %90 iken bu oran diğer vasıtalarda %30 dur. Ayrıca kazaya karışan motosiklet kazalarında oluşan ölüm oranları diğer vasıtalardan beş misli fazladır.
. Sürücülerin çoğu yeteneklerini fazla abartırlar: Böyle yaparak da riskleri küçümserler. Genç sürücüler kendilerini görünmez sanırlar, tecrübeliler sahte bir güvenlik duygusu geliştirmişlerdir.
. Eğitim ve tecrübe eksikliği: Kendi başına yada arkadaştan öğrenmeler genellikle kötü tecrübelerin yanlış değerlendirilmesi ile ulaşılmış sonuçlar üzerine kurulmuş doğru olmayan zanları size taşır. Düzgün bir eğitim kurumundan temel eğitimi almak şarttır.
İdeal olan sürüş stratejilerini acı olan yoldan öğrenmemektir.
Strateji yapma tekniğini üç başlıkta toplayabiliriz:
a. Araştırın.
b. Tahmin edin.
c. Uygulayın.
Araştırmak:
Motorunuzun sesini dinleyin. Normal çalışıp çalışmadığından emin olun. Bu hareketiniz bir şeylerin kırılıp düşmeden tamir edilebileceği zamanda motorunuzu kenara çekebilmenizi sağlar. Dikkat dağılımının kazaların olma sebepleri içindeki payı %20 dır. Bu yüzden göz koruması da çok önemli bir faktördür. Göremezseniz reaksiyonda gösteremezsiniz.
Tehlikeler size genellikle yoğun olarak gece saat 11.00 ile 01.00 arası gelir. Arkadan gelen tehlikelerde. Önden gelen trafikle arkadaki trafiği kontrol etmek için dikkatinizi bölüştürmek konusunda çok çaba gerekir, bir uyum içine girmek zorundasınız. Hangisine daha fazla ağırlık vermek konusunda seçim yapmalısınız. Gece stop ışıklarına bakarak fren zamanlaması yapmak normal zamanlardan daha zordur. 100 km süratte ½ saniye 40 metre civarında bir yol demektir. Bu yüzden sürüşte dikkatinizin çoğunlukla öne verin ancak ışıklarda veya kavşaklarda durmak için fren yaparken arkanızdaki trafiğin durup duramayacağını da kontrol etmeyi ihmal etmeyiniz.
Aşırı hız kazaların büyük aktörüdür. Yüksek sürat daha dramatik ölümcül kazalar demektir, düşük süratlerde daha küçük yaralanmalar olmaktadır. Otobanlarda daha seyrek ancak daha ölümcül kazalar olur. Şehir içi yollarda daha sık kaza olmasının sebebi oralarda olabilecekleri tahmin etmenin daha zor olmasıdır.
Tahmin etmek:
En kötüyü tahmin edin ve en iyiyi ümit ediniz.
Kendinize kaçış yolu seçin. Acil durum için bu yolun motorunuzun toplam genişliğinden biraz fazla olması yeterlidir. Bunu yaparken kendinizi aşırı riske sokmayın çünkü felaketle karşılaşmamanız diğer sürücünün bir refleksine bağlıdır. Çarpışmadan önce diğer aracın hızını ve mevcut zamanı tahmin edebilmelisiniz.
Diğer sürücülerin davranışlarını tahmin ediniz.
Diğer sürücülerin davranışlarının sonucunu tahmin ediniz.
Kendi davranışlarınızın sonuçlarını tahmin ediniz.
Neyin en fazla olacağının ihtimal seviyesini tahmin edin. Tehlikenin potansiyel derecesine göre seçiminizi yapın. Sollamak tehlikeli ise takip mesafenizi uzatarak doğru anın gelmesini bekleyiniz.
Karşı önlemi uygulayabilip uygulayamayacağınızı tahmin edin. Zemin kayganken, yol yüzeyinin durumu, traksiyon yeteneği, ani manevralara mı girmeyi tercih edeceksiniz yoksa daha rahat bir pozisyona geçmeyi mi? Tahmin ediniz.
Özetlersek; tehlike kaynaklarını önceden görüp onu tehlike olmaktan çıkaracak önlemleri zamanında uygulamak ideal olandır. Birini hallettikten sonra öbürüne geçin. Çok iş gibi gelir ama yaptıkça otomatik bir şekilde sizin doğal bir hareketiniz gibi gelmeye başlar ve siz daha iyi bir sürücü olursunuz.
Uygulamak:
Hangi hareketin duruma en uygun olduğunu seçin ve nasıl yapacağınıza karar veriniz.
Kararınızı etkileyecek faktörler şunlardır:
. Önceki tecrübeleriniz.
. Önceki eğitimleriniz.
. Tavrınız.
. Yorgunluk.
. Kimyasal zayıflık.
. Motivasyon.
. Farkında olmak seviyesi.
. Duygular.
. Tahmin etme keskinliği.
. Seçme eylemi.
Uygulama bölümünde seçebileceğiniz üç aksiyon vardır:
1. Haberdar etmek,
2. Hızınızı ayarlamak,
3. Pozisyonunuzu ayarlamak.
Hangi aksiyonu uygulayacağınız sizin rahatlık ve yetenek seviyenize, motorunuzun limitlerine ve durumun kendisine bağlıdır.
Haberdar etmek: Varlığınızı ve niyetinizi belli edin. Selektör yapın, sinyal verin, korna çalın gerekiyorsa dörtlüleri yakın. Yol hakkına dikkat edilmemesi yada yanılmalarının kazalardaki payı %36.5 dur.
Hızınızı ayarlamak: Bazen tehlikeli durumdan sıyrılmak hız limitlerini aşmanızı gerektirebilir. Ancak başka bir yolu yoksa bunu uygulamaktan kaçınmayınız.
Takiplerde minimum iki saniye kuralına uyunuz.
Böyle bir duruma kendinizi sokmaktan kaçının. Şayet olursa gazlayıp kaçın yada arkanızı kollayarak uygunsa fren yapıp geri kalın. Araçlarla rampa giriş ve çıkışlarında asla paralel sürüşe girmeyiniz.
Pozisyon ayarlaması: Yolun durumu, diğer vasıtaların durumu ve sizin görüş mesafeniz bu ayarlamanızı yaparken etkili olacak faktörlerdir. Karşıdan gelen bir TIR varsa yolun sağına yaklaşarak aranızdaki mekanı genişletmek doğru bir davranış olacaktır. Yolların ortası genellikle yağ birikintilerinin toplandığı bölümdür bu yüzden hattın tam ortasından gitmeyin. Araçların lastiklerinin geçtiği bölümler size en fazla traksiyonu verecektir. Normalde orta şeride yakın seyredilir. Bu durum hem size daha iyi görüş sağlar hem sizin daha iyi görünmenizi sağlar ve hattınızı daha iyi korursunuz. Çok yakın takibin sebep olduğu kazaların oranları %4 ve hattın doğru kullanılmamasından doğan kaza oranları % 6 dır.
Özetlersek: Bu üç durum birbirini tamamlar. Varlığınızdan haberdar etmek için sinyal, ışık ve ses kullanmak korunmanın ilk seviyesidir. Daha iyi bir haberleşme ve aranızda tampon bölge oluşturmak için pozisyon ayarlaması etkindir ama kırmak yada fren yapmak da olabilir. Hızınızı ayarlayarak daha iyi bir pozisyona geçmekte olabilir ama acil frenleme veya gazlamakta. Amaç tehlikelerle baş etmek, onları bertaraf etmektir. İlk önlemler proaktif ikinciler reaktiftir.
Örnek senaryolar:

Yukarıda meskun mahaldesiniz. 50 km hızla gidiyorsunuz.
Araştırma: Park etmiş kamyonetin önünde geri doğru bir araç çıkıyor. Sürücüsü motosikletin farkında değil. Tek kaçış yolunuz sola kırmak ama büyük bir ihtimalle kırmızı aracın sürücüsü de öyle yapacak.
Tahmin: Geri gelen araç sizin tek kaçış yolunuzu tıkayacaktır.
Uygulama: Maksimum fren yapın; arka trafiği kontrol edin yön değiştirmeye yada kaldırıma çıkmağa hazırlıklı olunuz.
Yukarıdaki resimde karayolundasınız hızınız 70 km.
Araştırın: Araç motorun önüne geçiyor. Yol kenarı gevşek mıcır ve arkada trafik var.
Tahmin: En kötü durum; araba sürücüsü kendinde değil yada sizi öldürmeye çalışıyor. Sürücü ya U dönüş yapıyor yada içtiği kahveyi üstüne döktü. Sürücünün önünüze geçeceğini bilin ve muhtemelen bir çarpışma olacak. Aslında bu U dönüşüne de benzemeyen garip bir durum. Bu garip durumun dikkatinizi haddinden uzun meşgul edip zamanlamanızı bozmasına izin vermeyiniz.
Uygulama: Maksimum frenleme, korna ikazı ve ya sola kırın yada sağdaki hendeğe giriniz.

Yukarıdaki resimde kentsel yoldasınız hız 50km.
Araştırın: Kalabalık kavşaklar, araçlar yaklaşıyor, karşıdan sinyal vererek gelen araç sizin yolunuza çıkıyor yada yanınızdaki aracın yoluna yada arkanızdaki araçların yoluna.
Tahmin edin: Araç motorun önüne doğru sola dönüyor kaza kaçınılmaz. Solunuzdaki araç sizin önünüze kırabilir. Durursanız arkanızdaki araçlar size çarpabilir.
Uygulama: Hızı azaltın, frenleri kavrayın, fren ışığını yakın, aynaları kontrol edin, yolun sağ tarafına geçin. Korna yapın. Sağa kırmağa hazır olun yada belki kaldırıma çıkmağa. Sağa dönüp yön değiştirmeyi göz ardı etmeyiniz.

Yukarıdaki resimde fastfood parkındasınız, hızınız 15 km.
Araştırın: Yayalar ve diğer vasıtalar.
Tahmin etme: Yayalar motorun önüne atlayabilir, park yerinden gerisin geriye doğru araba çıkabilir, herkes karnını doyurmakla meşgul dikkatler dağılmıştır.
Uygulama: Hızı azaltın, frenleri ve debriyajı kavrayın, ortadan gidin gerekirse kornayı kullanınız.

Yukarıdaki resimde kırsal alandasınız hızınız 80 km.
Araştırın: Tepe görüşü kısıtlıyor. Yol boyumca ağaçlar var. Banket yok.
Tahmin edin: Yükseltinin gerisinde hatalı bir sollama yapılıyor. Sizin hattınıza geçmiş. Yada ötede bir geyik sizi bekliyor.
Uygulayın: Hızı düşürün, hat pozisyonunuzu sağa doğru değiştirin, korna çalın, durmaya yada kırmaya hazır olunuz.

Yukarıdaki resimde bölgesel karayolundasınız, hızınız 96 km.
Araştır: Kamyon yaklaşıyor.
Tahmin: Rüzgarı sizi yoldan atabilir. Arkasında gizli araba sollamaya başlayabilir.
Uygulama: Hattınızın sağına yanaşın. Bu hem rüzgar şokunu az almanıza hem de görünürlüğünüzün artmasına yarayacaktır.

Yukarıdaki resimde otobandasınız, süratiniz 96 km dır.
Araştırma: Giriş kesimine yaklaşıyorsunuz. Trafik sağınızda. Solunuzda yol çalışması serbest. Fren ışıkları önünüzde.
Tahmin: Araba sizin hattınıza geçecek. Bölge ihtimali: Trafik ani duruş yapacak(yol çalışması).
Uygulama: Hızı düşürün, aynaları kontrol edin, kaçış yollarınızı hazır edin, arka fren ışığınızı yakın.

Yukarıdaki resimde kent içi trafiktesiniz. Hızınız 55 km dir.
Araştırma: Trafik ışığı sarıya döndü. Görünürde trafik yok.
Tahmin edin: Motoru takip etmekte olan araç kavşağı gazlayıp geçme niyetinde olabilir.
Uygulama: Aynalardan kontrol edin arabanın niyetini nasıl sezinlerseniz o duruma göre gazlayın yada fren yapınız.

Yukarıda otobandasınız, hızınız 96 km.
Araştırma: Öncelikle arkanızdaki araç çok yakın takip ediyor, ileride yan giriş var ve trafik yoğun. Sola kaçış yolu arabalarca bloke edilmiş, düşük banket.
Tahmin: Arkadaki araç motora, motor aniden yavaşlarsa yada durmak durumunda kalırsa vuracak.
Uygulama: Hat değiştirin, arka fren lambasını yakın haberleşin, bankete yaklaşarak arabanın geçmesine izin verin yada otobandan çıkınız.
Araştırma teknikleri:
Yakını araştırın: Önünüzdeki yolu, takriben 4 saniyelik yolunuzu.
Uzağı araştırın: 12-14 saniye ilerinize bakın. Yoğun trafikte bunu yapmak zordur ancak önünüzdeki aracın etrafını/civarını göremiyorsanız ya çok yakın takip ediyorsunuz yada yanlış aracı takip ediyorsunuz demektir. Ötesini ve etrafını görebileceğiniz araçları takip edin.
Ön bölge: İstatistikler kazaların %77 sinin önümüzdeki sağa ve sola 45 derecelik açı içinde kalan bölgeden olduğunu göstermektedir. Göz hareketi ve 2-3 saniyede bir odaklanan noktanın değiştirilmesi kritik detayları kaçırmamızı engeller. Kör noktalarınızı kontrol ederken başınızı gerektiği kadar çevirin. Arkanıza bakmak için başınızı çevirmeyin. Çok zaman alır ve önünüzde gelişmekte olan olayların dikkatinizden kaçmasına sebep olur.
Etkili bir araştırma seçici araştırmadan geçer. Kritik bilgileri araştırın ve önceliklerini belirleyin. Aşırı detay yüklenmeyin. Bilgiyi işlemek için kendinize süre verin. Araştırmanızı kategorize edin.
Örnek bir kategori:
Yolu kullananlar:
Araçlar.
Yayalar.
Bisikletler. 
Hayvanlar. 
Yol şartları:
Yol yüzeyindeki renk ve doku değişimleri. 
Yol kenarları, yol üzerindeki nesneler. 
Banket durumları. 
Yolun eğimi, kavşaklar ve yan girişleri.

Yol çalışması seyyar ve sabit yönlendirme ikaz levha ve nesneleri. 
Gönderen:
ALFA
Zaman:
13:35
Etiketler: durum değerlendirmesi yapmak, strateji uygulamak, sürüş
MOTORKROS ÇALIŞMA TEKNİKLERİ

1. Doğru dönüş her şeyden çok ağırlık yerleştirmektir. Selede hafif yan oturun. Bu motorun dış tarafına ilave ağırlık koymaktır. Daha spesifik olarak dış pedala ki bu pedal motoru köşe içinde adeta kök saldırır.
2. Dış dirsek, resimde sol dirsek, yukarıda tutulur ve motoru kontrolde tutup yönlendirme kolu olarak kullanılır.
3. Başım dönüş çıkışına dönük çünkü olabildiğince ileri bakmak önemli çünkü beden ve motor başınızın hareketlerini takip eder.
4. Sol el debriyaj üzerinde, parmaklar elcik üzerinde güç gerektiğinde düzgünce kavrama yaptıracak şekilde hazır.
5. Sağ el gazı çeviriyor çünkü dönüşün bu noktasında gaz verilir.
6. İç ayak pedal dışında hafifçe yerden yukarıda, dengeye yardımcı ama mecbur kalmadıkça yere koymayın. .
Arka arkaya kasisler çok sıkı bir uğraş ve ustalık ister. Motoru üst viteslerde tutmanın yanı sıra ağırlığınızı geriye verin.
1)Ayakta durarak saldırı pozisyonunuzu muhafaza edin. Aynı zamanda kalçalarınız arka çamurluğun epey üstünde olsun.
2)Bunları yaparken motoru dizlerinizle çok sıkı tutun; bu motorun yanlara hareketleri sırasında kontrolün daha iyi yapılmasında sürücüye yardım edecektir.
3)Ağırlığınız ayak ayalarınızda olmalıdır, parmaklarınız yukarı bakacak şekilde olmalıdır ki bir yere takılması ve dizlerinizin kırık vaziyetteyken izdüşümleri ayak parmak uçlarınızın önüne geçemeyecek oranda olmalıdır.
4)Üst bedeninize gelince, omuzlar bir hizada elcikler her türlü darbede elinizden gitmeyecek kadar sıkı tutulu olacaktır.
5)Debriyajda sürekli bir parmağın tutulması zorunludur çünkü ritim tutturmak ve önü yukarıda tutmak için devamlı komut vermek durumundasınızdır.
6)Başınız yukarıda ve bakışlar ileride olmalıdır ki reaksiyon verebilmek için engelleri önceden görüp düzenleme yapabilesiniz.
7)Ön tekerin biraz havada tutulması, saplanmaları önleyecek ve engellere daha yumuşak vurmasını sağlayacaktır.
DEBRİYAJ ÇALIŞMA
Debriyajı ne kadar iyi kullandığınız motor kullanımında çok önemli bir unsurdur.
Merkezi pozisyonda dikilerek debriyaj, fren ve gaz kombinasyonunu kullanmayla başlayalım. Yürüme hızında küçük daireler içinde ayakta sürüş yapın. Bu esnada ayaklarınızı yere basmaktan kaçının. Bu çalışmada ustalaştığınızda daireleri küçültün ve daha küçültün. Ta ki gidon tam dönük duruma gelinceye kadar. Buradan tam dönük gidonla sekiz çizme çalışmasına geçin. Yürüme hızında olabildiğince sabit kalmanız gereklidir. Bu debriyajdan maksimum faydalanmanızı sağlar.
Küçük bir çukur yada 30 cm lik bir yükselti bulun. Üzerinde rahatlıkla geçebileceğiniz bir şey olsun. Önce bu engelle normal yolla mücadele edin sonra engele yaklaşırken vitesi yükseltin. Tam yaklaştığınızda debriyajı seri olarak ama düzgün bir şekilde bırakın ve önü yeterince kaldıracak kadar gazı açın. Ustalaşınca da tersini yapın. Engele birinci vites de yavaş yaklaşın ve durma hızına yakın bir noktada debriyajı hızla bırakarak önü kaldırın.
Diğer bir debriyaj kontrolü çalışması da arka fren kullanılarak arkanın kaydırılması ve 90 derece dönüş yapılmasıdır. Bir işaret seçin ve o işarete kadar birinci viteste sürün, ağırlığınız tam ortada ayaktasınız, işarete ulaşınca debriyajı çekin ve 90 derecelik dönüşü gerçekleştirmek için arka freni kilitleyin. Motorun burnu istediğiniz hedefe dönünce debriyajı bırakın ve ayaklarınızı yere basmadan sürüşe devam edin. Debriyajı düzgün bir şekilde bırakmak önemlidir. Birden elciği salıvermeyin. Buna daha bir renk katmak istiyorsanız kaymadan sonra tekere kaldırın. Motorun anlık durma noktasına gelişine izin verin ve ön tekeri çekin. Bu traksiyon duygunuzu da geliştirecek bir çalışmadır. Aynı zamanda debriyaj ve gazı kullanma beceriniz ve dengeniz gelişecektir.
Daha ileri bir çalışma tekniği de düşük süratlerde teker yapmaktır. Yürüyüş hızında sürüş yaparken gaz ve debriyajı iyi kullanarak tekere kalkın ve motor denge noktasına ulaştığında arka freni kullanarak önü yere indirin. Bu yüzden sağ ayağınız daima arka fren pedalı üzerinde olmalıdır.
DÖNÜŞLERDE BACAĞIN KULLANILMASININ AMACI VE KURALLARI
İç taraftaki bacağın ileri çıkarılmasının amacı vücut ağırlığınızın öne aktarılması içindir. Bacak dönüş istikametini gösterir pozisyondayken sürücünün sele üzerindeki kalça pozisyonunu da gerekli yönde şekillendirir.
Kural 1: Bacağınızı direk olarak ileri doğru uzatınız. Bacağınızı motorunuzun merkezi hattına olabildiğince yakın tutunuz. Yana doğru açmayınız. Fazla yana doğru açmanız bacağınızın bir anda geri atılmasına sebep olabilir.
Kural 2: Ayağınızla yere dokunmayınız. Eğer ayağınız yere çarparsa bacağınızın motoru dengeleme etkisi ortadan kalkarak motoru üç ayakla dengelenen bir araç durumuna sokar. Motorun denge merkezini değiştirir.
Kural 3: Bacağınız takoz değildir. Daha çok ip cambazlarının elindeki uzun sırığın görevini yapmaktadır. Hiçbir şekilde ayağınıza yer üzerinde kayma yaptırılmamalıdır. Kaza ile yere çarparsa derhal kaldırarak yerden 10 cm yukarıda olacak şekilde tutunuz.
Kural 4: Diz ekleminiz tam açılmış durumda olmasın. Mutlaka biraz kırık vaziyette tutulmalıdır. Bu yerden bir darbe gelirse emebilmesi içindir. Ayrıca düşmeniz durumunda derhal bacağınızı geri çekebilmeniz için size gerekli esnekliği sağlayacaktır.
Kural 5: Dönüş biter bitmez uzattığınız bacağınızı derhal geri çekerek pedalın üzerin koyun. Geriye salınmasına yada herhangi bir sallanmaya izin vermeyiniz.
Kural 6: Dışa açtığınız bacağınızın motorunuzun arkasına çekilmesine asla izin vermeyiniz. Eğer bu bacağınızın motorun arkasına doğru çekiliyorsa kendi bacağınızın üzerinden geçme riski vardır. Yada bileğinizi burkabilir veya arka aks bağlantı somunun olduğu yere çarpması sonucu kötü zedeleyebilirsiniz.
Kural 7: Bacağınız ileri doğru açıkken motor kaymaya başlarsa iki seçeneğiniz vardır.
Seçenek 1) Bacağınızı derhal geri alıp ayağınızı pedalın üzerine çekin ve motorun kaymasına fren ve gaz kontrolüyle engel olmaya ve düzeltmeye çalışın.
Seçenek 2) Ayağınızı bir anlık motosikletle doğru açıda motoru doğrultacak bir ivme sağlamak için yere vurarak motoru düzeltmeye çalışınız. Asla kayma durumunda bacağınızı uzatılmış vaziyette tutmayınız çünkü gidon elcikleri baldırlarınızın üstünü diziniz dayanak noktası olmak kaydıyla levye gibi bastıracaktır ki bu çok acı verir.
FREN YAPMANIN İPUÇLARI
Kros sporunda fren yapmanın 10 adet ipucu vardır.
İpucu 1: Çok erken fren yapamayınız. Daha derine dalmak bir yarışçının rakibini dönüşlerde geçmesinin tek yoludur. Dönüşlerde açık almak zaman kaybıdır. (Bilhassa her lap 10 ve üstü dönüş içeriyorsa).
İpucu 2: Fren işaretleri kullanınız. Pist yarışçıları viraja yönlendiren işaretleri sayarlar. Bir pist yarışçısı, yada yol yarışçısı(trafiğe kapatılmış yollardaki resmi yarışlardan bahsediyoruz) 3., 2., yada 1. işrette fren uygulaması yapmayı seçebilir. Motorkrosçuların bu şekilde frenleme yapma işaretleri yoktur ama onlarda bir saman balyasını, bir kayayı, bir pet şişesini yada bayrakçıyı işaret olarak seçmemeleri için bir neden yoktur. İşaretinizi bir kere seçtiğinizde aynı işareti her tur (lap) için kullanınız. Birçok sürücü yarış ilerledikçe daha erken frenleme yapma davranışı içine girer.
İpucu 3: Fren kullanmaya karar verdiğinizde sert fren yapınız, kedi ile oynar gibi davranmayınız. Fren yapmanız gerektiğine karar verdiğinizde frenleri sıkı kullanınız.
İpucu 4: Motor dik durumdayken fren yapınız. Motor hala düz hatta gidiyorken frenleme işleminizin büyük bölümünü yapınız. Dik durumdaki motor lastiklerin en fazla yerle temas ettiği durumu verdiği için bu durumda tekerlerin kilitlenmesine, kaymaya ve sert zemine yatık vaziyete göre daha bir dirençlidir.
İpucu 5: Ön freninize güvenin. Duruş gücünün teknik olarak %70 i ön frenden gelir. Arka fren ise büyük oranda yönsel kontrolü sağlar. Birde arkayı kaydırmada kullanılır. Acil durmanız gerekince ön freni kullanın. Ama ön tekeri yumuşak zemine gömmemeye dikkat ederek.
İpucu 6: Kum, çamur ve tepeler daha az frenleme ister. Yukarı çıkışlarda gaz kesmek yeterli olabilir. Çünkü yerçekimi motorun momentumuna(ivmesine) karşı çalışmaktadır. Aynı dinamikle kum ve çamurda sürtünmenin yardımıyla daha az frenle duruş imkanı verir.
İpucu 7: Ters eğimli tepeler ve virajlar frenlere çok hafif dokunuş gerektirir. Ters eğimli bir virajda sıkı bir fren ve elbisenizin deseni değişir. Asfalt desenine benzer.
İpucu 8: Elcikleri kendi vücut yapınıza ve sizin fren yapma tarzınıza uygun olacak şekilde ayarlayınız. Ön fren elciğindeki boşluk minimum olmalıdır. Parmaklarınızın(genellikle tek parmak kullanılır) ilk ekleminin bükülmesi ile uygulama başlamalı ve ikinci ekleminin bükülmesi gerçekleştiğinde frenler kilitlenmiş olmalıdır.
İpucu 9: Debriyajı çekmeye hazırlıklı olun. Eğer önünüzdeki yarışçıyı gelecek virajda sollamak niyetindeyseniz bilhassa 125cc ler de yada 4 zamanlılarda debriyajı çekmeniz gerekecektir. Debriyajı çekmeniz size motoru bayıltmadan ön ve arka freni maksimum kullanma imkanı verir.
İpucu 10: Fren yaparak kaydırmada ustalaşın. Arka freni kilitleyerek virajlarda motorun arkasını kaydırmak eş zamanlı iki işlemi birden yapar. Arka teker kayarken ön fren motorun önünü apekse sabitlemekte kullanılır. Arka frenin kilitlenmesi ile kaymak özde dönüşün içindeki apeksin etrafında kaymaktır ve yeni hattınıza döndüğünüzde gazlayıp yolunuza devam edersiniz. Bu teknik bilhassa firkete-saç örgüsü(hairpin) virajlarda, yokuş yukarı dönüşlerde ve sertleşmiş toprak zeminlerde çok etkilidir.
Uyarı: Bu tip çalışmalar kros tip motorlarla, tam donanımlı, ayakta ve arazide ve kontrol altında yapılır.
MOTOKROS VUCÜT ESNETME EGZERSİZLERİ
Uyarı: Bu hareketler hafif bir ısınma çalışmasını takiben yaplmalıdır. Soğuk kaslarla yapılması zararlı olabilir.













Gönderen:
ALFA
Zaman:
13:21
Etiketler: motorkros yarış teknikleri, motorkros çalışma
TOPLU SÜRÜŞ TEKNİĞİ
GRUP SÜRÜCÜLERİNİN VE LİDERLERİNİN SORUMLULUKLARI
Bu yazının amacı: Herkesin güvenli bir şekilde birlikte sürüş yapabilmesi ve sağ salim evine dönebilmesine yardımcı olabilmektir. Kimsenin özgürlüğünü kısıtlamak değildir. Genel bir bilgilendirmedir ve karşılaşabileceğiniz her duruma bir açıklama getirmez. Bu yüzden herkesin bu yazıyı okumasını ve kendi yargılamaları ışığında uygulamasını tavsiye ederim. Unutmayın kendi güvenliğinizden öncelikle kendiniz sorumlusunuz bu yüzden yetenekleriniz, bilginiz ve motorunuzun kapasitesi oranında sürüş yapınız.
Sürücülerin sorumlulukları:
Gruptaki herkesin, gurup dışındaki herkesin, civardaki diğer yayalar ve araçların güvenliğini ve mal varlığını gözetmekle sorumlusunuz. Bu yüzden ana hatlara ve hedeflere dikkat ediniz.
Her durumda liderin talimatlarına uyunuz. Tek istisna bu talimatların sürücüyü yada herhangi bir bireyi tehlikeli bir duruma sokmasıdır.
Motosiklet ve diğer sürüş ekipmanlarını güvenli sürüşe uygun durumda hazır tutunuz.
Farlar açık sürüş yapınız.
Önce güvenlik tavrı ile sürüş yapınız. Tüm bireylerin, guruptan olsun olmasın, güvenliği evrensel bir önemdedir.
Hem sürücünün hem de artçısının(yolcusunun) kask takmaları gerekir.
Alkollü sürüş kesinlikle yapılmamalıdır.
Hedefe varmadan ayrılacaklar varsa bu durumun önceden gurup liderine bildirilmiş olması gereklidir.
Toplanma yeri ve hareket zamanı:
Belirtilen toplanış mahallinde yakıtlar dolu olarak ve önceden bulununuz.
Hareketten evvel durulacak yerler, ikmal noktaları, gidilecek yol hakkında guruba temel işlemler ve formasyonlar hakkında bir brifing verilir, hatırlatmalar yapılır.
Tüm üyeler önceden belirlenmiş hareket zamanında grubun hareket etmesini engelleyecek davranışları sergilemekten kesinlikle kaçınmalıdırlar.
Sürüş formasyonu ve bireysel pozisyonlar:
Standart iyi hava şartlarında fermuar düzeni uygulanır. Öndeki motorla aranızda 2 saniye çaprazınızdaki motor ile aranızda 1 saniye mesafe bırakılır.
Lider gurubun başında olmalıdır ve gidiş hattının merkezinin solunda sürüş yapacaktır. Gurup artçısı formasyonun arkasında olur.
Yeni üyeler, misafirler ve tecrübesi az sürücüler gurubun ön tarafında liderin hemen arkasına yerleştirilir.
Her sürücü bir sonraki hedefe varıncaya kadar başlangıç pozisyonunu muhafaza eder. Bu sürücülerin önlerindeki ve arkalarındaki sürücülerin sürüş alışkanlıkları ve davranış biçimlerini tanımasına yarar. Bilhassa yeni tecrübesiz sürücüler için bu çok yaralıdır.
Bazı şartlar oluştuğunda lider gurubun tek sıra formasyonuna geçmesini talimatını verebilir. Sinyal sol kolun tek parmak açık yukarıya kaldırılıp tutulmasıdır. Bu işareti gördüğünüzde önünüzdeki sürücüden güvenli bir mesafe geri kalarak tek sıraya girin. Soldaki sürücüler sağ sıradakilerin önüne girerler.
Eğer gurup çok kalabalıksa küçük guruplara ayrılmak daha güvenlidir. Oluşan gurupların sayısı kadar yeni lider ve gurup artçısı oluşturulması gerektir.
Üç tekerlekli motorlar daima gurubun arkasına yerleştirilir ve sürekli tek sıra olarak sürüş yapmalıdırlar.
Yolculu motorlar fermuar düzeni sürüşte sağ tarafta toplanmalıdırlar.
Hız, aralar ve mesafeler:
Lider bir sürat oluşturup bunu muhafaza etme işlevini sağlayacaktır. Bu sürat tecrübesiz sürücülerinde uygulayabilecekleri bir seviyede olmalıdır. Ayrıca çevre şartları, izin verilen hız limitleri ve güvenli sürüş pratikleriyle uyumlu olmalıdır. Lider arkasındaki gurubun formasyonunun durumunu aynalarından sürekli kontrol etmelidir.
Liderler başlarında tecrübeli bir başka lider ve gurup artçısı olmak kaydıyla tecrübesizleri bir ayrı gurup formasyonuna ayırabilirler.
Tüm sürücüler arkadaki sürücülerin düzensiz hızlara girmesini düzenlemek üzere aynı hızı tutturmaya gayret göstermelidirler.
Tüm sürücüler liderle ve diğer sürücülerle aralarındaki uygun güvenli mesafe ve hat pozisyonlarını mevcut yol, trafik ve hava şartları ile uyumlu olabilmek için muhafaza edeceklerdir.
Asgari güvenli takip mesafesi:
Gurup içinde 2 saniye öndeki sürücüden ve 1 saniye çaprazdaki sürücüden aynı noktadan gecikmeli geçiş. Tek sıralı formasyonda direk öndeki sürücüden asgari 2 saniye gecikmeli geçiş. Sürücüler arasındaki aralar fazla açılırsa buraya diğer araçlar girip gurubu ayırabilir bu da liderin görevini engelleyecektir.
Sürücüler arası bırakılacak aralar hız ve yol şartlarınca belirlenmelidir. Sürüşe başlamadan önce her yol için bu mesafeler belirlenmelidir. Ne kadar hızı artırırsanız mesafeleri de o kadar büyütmelisiniz. Tüm guruptaki ara mesafeler aynı tutulmalıdır.
Liderin hemen önündeki araçlarla lider arasındaki mesafe kesinlikle asgari 3 saniye gecikmeliden az olmamalıdır. Gurubun önüne bir araç geçtiğinde bu ayarlamayı yeniden yaptığınızdan emin olunuz. Bu gecikme süreleri asgari süreler olup tam durma mesafeleri değildir.
Güvenli hat pozisyonları:
Hattın merkezinin solu ve sağıdır. Bu sürücüyü ortada biriken yağ lekelerinden uzak tutarken fermuar düzeninin oluşmasına doğru aralarla gerekli hat şeklinin sağlanmasıyla da olanak sağlayacaktır.
Trafik hatları:
Lider gurubu şu durumlarda tek sıraya sokar:
Trafik akış sürati gurup sürati ile aynı tempoda ise bu durumda hat değiştirmek beklenmeyen bir tehlike oluştuğunda yada trafik sizden daha yavaşladığında yapılır. İki gidiş iki geliş otobanlarda gurup yavaş hatta ise ve fermuar düzeninde giderek hızlı akan trafiğin soldan geçişine, sağdaki yavaş akan trafiği sollama durumunda değilse izin verir. Üç veya daha fazla gidiş ve aynı sayıda geliş hatlı otobanlarda soldan ikinci yavaş hatta fermuar düzeninde gidilerek sağ yandan giriş çıkışlara boş bir hat bırakılmış olur ve soldan geçişlere izin verilir. Hatlar soldan sağa sayılır. En sol hat en hızlı hat yada sollama hattıdır ve bir numaralı hat olarak sayılır. Buradan sağa doğruda en sağdaki en yavaş hatta doğru hatlar numaralandırılır.
Hat değiştirmek ve sollamak:
Tek yönlü otobanlarda fermuar düzeni normal olarak muhafaza edilir.
Lider pozisyonunu muhafaza ederek hat değişimi için işaret verecektir.
Tüm sürücüler pozisyonlarını muhafaza ederek işareti arkalarına iletirler.
Grup artçısı ilk güvenli pozisyonda hat değiştirerek liderin hattın açık ve korunduğunu görmesini sağlayacaktır. Lider grup artçısını aynasından kontrol ederek hat değiştirdiğinden haberdar olmalıdır. Grup artçısı formasyonun arkasında herhangi bir araba olmadığından emin olmak için başı ile omuz üzerinden arkasını kontrol eder.
Formasyon liderin beni takip edin tavrı üzerine değiştirilir. Lider el işareti verir, ilk olarak kendisi değiştirir ve gurup sürücüleri önden arkaya doğru sırayla hat değiştirirler. Grup artçısı dışında liderden önce kimse hat değiştirmemelidir. Hat değiştirirken omuz üzerinden başınızla bakarak arka kontrol mutlaka herkes tarafından yapılmalıdır. Uygun, güvenli aralar muhafaza edilmelidir. Trafiğin müsait olduğu zamanlarda lider sinyal verip hat değiştirme yapabilir.
Tüm gurubun sollamayı tamamlayamayacağı veya hat değiştirmeyi bitiremeyeceği durumlar olabilir. Bu durumda lider dönüş işareti verir. Gruba tek parmağı yukarıda olacak şekilde sol kolunu kaldırarak işaret verir. Bu grup olarak hat değiştirmenin mümkün olmayacağı anlamını taşır. Bu durumda güvenli olunca lider işaret vererek hat değiştirir ve takiben diğer sürücüler de başlarıyla kontrol ettikten sonra işaret vererek güvenliyse hat değiştirmeyi yaparlar. Grup dağılırsa mümkün olan en uygun yerde tekrar kurulmalıdır.
Çift yönlü yollarda sollama işlemi tek sıralı formasyon halinde yapılmalıdır. Lider bir aracı geçtikten sonra düzenli bir sürati muhafaza ederek geriden sollama yapan sürücülere yeterli boş alanı bırakmalıdır. Tüm geçişlerde herkes kendisinin güvenliği için omuz üzerinden başla kontrol bakışı işlemini kendisi mutlaka yapmalıdır.
Grupta dağılma olduğu zaman tekrar birleşim için gerekeni yapın. Aynı yerinizi alın. Ancak bunu yaparken kara hız rekorunu kırmaya kalkmayın. Lider durumun farkındadır ve sollama tamamlandığında kopanların toplanabilmesi için gerekli ayarlamayı yapacaktır.
Yakıt, yiyecek, ihtiyaç ve dinlenme molaları:
Hareketten önce bu tip şeyler kararlaştırılmış olmalıdır. Seyahat boyunca değişen şartlara göre önceden karalaştırılan şekliyle plana sadık kalınmaya mümkün olduğunca çalışılmalıdır.
Plandan sapmalar değişen hava, trafik, sürücülerin yorulması, beklenmeyen olaylar yüzünden gereke bilebilir. Yakıt duruşları 15 dakika ile sınırlı olmalıdır. Paralı geçişler için gişelere gelmeden önce bozuk paralar hazır edilmelidir. Lider tek sürücülere, gişelerde artçılı sürücülerde artçının yapacağı işi yapmak üzere gişede duracak ve gişeden ilk geçenin geçici olarak liderlik yapmasına izin verecektir. Gişe geçişlerinde ortadan gitmeyiniz. Çok kaygan olurlar.
Plan dışı ve acil durmalar:
Planlananın dışında durmalar grupta karışıklıklara bu karışıklıklarda kazalara sebep olabilir. Lider durma gerektiği konusunda bilgilendirilmeli ki grubu bir formasyon içinde ilk güvenli yerde durdurabilsin.
Problemi olan bir sürücü lidere, görevliye yada artçıya en kısa zamanda durumu bildirmelidir. Haber verilince lider ilk güvenli yerde grubu durduracaktır. Eğer hemen durmak zorunda ise sadece artçı yada tayin edilmiş formasyon mekanik eri duran sürücüye eşlik edecektir. Bu mekanik erlerin grubun arkasında olması gereklidir. Lidere durum bildirildiğinde güvenli ilk yere grubu çekerek durduracaktır.
Başka bir sürücünün ekipmanlarında problem olduğunu gören diğer bir sürücü durumu problem yaşayan sürücüye bildirecektir. Lidere bildirilecek o da ilk güvenli yerde grubu durduracaktır.
Lider güvenli yer seçerken tecrübesini ve sağ duyusunu kullanarak tehlike arz edebilecek kırık camlar, çöp, kum, mıcır olan yada taze asfaltlı yerlerden uzak duracaktır.
Trafik ışıkları ve işaretleri:
Kırmızı ışık hattında fermuar düzeninde kalmayıp sürücüler kırmızı ışığı gördüklerinde çiftli sıra oluşturmak için sağındaki yada solundaki motorun yanına çekmelidirler.Fermuar şeklinde kalınmamalıdır. Işık değişince bir defada ikişerli gruplar olarak hareket edip kavşağı geçince tekrar fermuar düzenine geçilmelidir.
Grup dur işareti ile karşılaştığında gene yan yana ikili sıra oluşturulmalı, fermuar düzeninde kalınmamalı ve durduktan sonra kalkış ikili grupların sırayla eş zamanlı hareketleri olarak gerçekleştirilmelidir. Kavşak geçildikten sonra fermuar düzenine tekrar geçilmelidir.
Bu ikişerli eş zamanlı geçiş düz yada dönüşlü kavşaklarda aynıdır değişmez.
Kazalar:
Bir kaza mahalline gelindiğinde yada grupta bir kaza oluşursa lider grubu durduracaktır. Gerekli güvenli şekiller içinde ve gerekiyorsa grup dağılarak güvenli alanlarda park edecektir.
Grup üyeleri ihtiyacı olanlara yardım ederken aşağıdaki işlemleri yapabilirler ancak bunlarla sınırlı değildirler.
. Trafiğin yönünü değiştirmek, yavaşlatmak yada durdurmak. Güvenli yöntem ve araçlar kullanılmalıdır. Gerekirse işaret fişekleri kullanmak gibi.
. İlgili yaralıları rahatlatıp yardım etmek.
. Polis tahkikatı için kaza mahallini muhafaza edip düzeni sağlamak.
. Mümkünse fotoğraf çekmek.
. Mümkünse ruhsat ve ehliyetleri toplamak. (Bu Türkiye de kanunsuz sayılabilir.)
. Şahitlerin isim ve adreslerini almak.
. Otoriteler gelinceye kadar kontrolü sağlamaya çalışmak.
Güvenlik ekipmanları:
Tüm bireyler hareket noktasına sağlam, sürüş için yeterli bakımda, yakıt deposu dolu bir motorla ve hareket saatinden ½ saat önce gelmiş olacaklar.
Tüm sürücüler hava şartlarına ve sürüş güvenlik şartlarına uygun giyinmiş olacaklar.
Yeterli araç gereç, gerekirse başkaları içinde fazladan getirilecektir.
İlk yardım malzemesi getirilecektir.
Lider ve grup artçısı herkesin yol haritası, cep telefonu ve ilk yardım çantası taşıdığından emin olacaklardır.
Telefon numaraları alınacak ve haritalarda yollar işaretlenmiş olacaktır.
Uyarı.: Virajlı dağ yollarında çift sıra halinde sürüşler terk edilerek her bir motor arasında minimum iki saniye kuralına riayet edilerek tek sıra halinde sürüşe geçilmelidir.
El İşaretleri:
MOTORLARI ÇALIŞTIRIN HAREKET EDİYORUZ: 
Gönderen:
ALFA
Zaman:
12:00
Etiketler: toplu sürüş, toplu sürüş el işaretleri
SAĞLIK RİSKLERİ
SICAK HAVALARDAKİ RİSKLER
Isı İle İlgili Rahatsızlıkların Dereceleri:
1. Derece Erken Uyarılar: ( Derhal vücudunuzu dıştan serinletin ve bol sıvı için)
. Baş ağrısı
. Yüzde kızarma ve terleme(arkasından kül rengi solgunluk ve terleme)
. Bacak ve mide krampları
. Mide bulantısı
. Baş dönmesi ve halsizlik
. Bitkinlik
. Az miktarda koyu sarı idrar(koyuluk)
2. Derece Yaşam Tehdit Altında: (Ambulans çağırın- kalbe elektroşok gerekebilir)
. Zonklamalı baş ağrısı
. Kırmızı, pancar gibi kuru cilt(terleme artık olmuyor)
. Vücut ısısı hızla yükselir
. Zihinsel durum değişir(şaşırma, koordinasyon eksikliği, tepkilerde yavaşlama)
. Kusma
. Şiddetli kramplar
. Hızlı ve zayıf nabız atışı
. Hızlı, sığ nefes alma(nefes daralması)
Öncelikle Yapılması Gerekenler:
Kişiyi hemen gölge bir yere almak.
Soğuk su içine koymak, daldırmak. Bu imkan yoksa ıslak bezle baş, boyun ve vücuduna bilhassa eklem yerlerine soğuk kompres uygulamak. Vücudu hortumla ıslatmak.
Kişi ikinci derecede ise su içirmemek.
Tıbbi yetkililer gelmeden asla tıbbi bir madde, ilaç vermemek.
Yüzünü ve/veya bedenini alkollü maddelerle(kolonya vs) ovma kesinlikle yapmamak.
Sıcak havalarda yanlış miktarlarda ve zamanlarda su içiminin yaratacağı en büyük risk su zehirlenmesi dediğimiz olaydır.
Hyponatremia: (Su zehirlenmesi)
Sebep: Hyponatremia kandaki sodyum seviyesinin düşmesi ile oluşan bir rahatsızlıktır. Su zehirlenmesi olarak da bilinir. Vücudunuzun elektrolit seviyesiyle bağlantılı olarak çok fazla su tükettiğinizin işaretidir. Oranlar yüksek derecede bozulmuş demektir.
Üç saat boyunca yoğun bir şekilde terlediğinizde, içme suyu vücudunuzun gerekli suyu almasına yeterlidir. Günlük gıda alımlarımız bize bu durum için yeterli elektrolit rezervini sağlar.
Fakat bütün gün boyu terlemeleri, üst üste her gün uzun süreler motor kullanımları su içimlerine ilaveten elektrolit alımları gerekir. Aksi takdirde hyponatremia olma riski vardır.
Terimiz tuz içerir, biz hem su hem de tuz kaybederiz. İlk birkaç saatin sonun da, vücudumuzda mevcut elektrolit seviyesi tükenir(terlemeyle atılır). Ağır su içimiyle ise seyrelir.
Eğer bu yönde devam edersek de kandaki sodyum seviyesini iyice düşürür ve vücudun ısı regülasyon sistemini bozarız.
Belirtiler: İdrar sararması belirtidir. Vücudunuz denge sağlamak için aşırı idrar atmaya başlar. Bu aslında vücudunuzun size gerekli elektrolitler olmadan suyu kullanamayacağını söylemesidir. Bu durumda siz çok fazla idrar attığınız için durumun düzeldiğini zannedersiniz ama tam tersi olmakta, vücudunuz kurumakta ve hyponatremiaya doğru gitmektesinizdir.
Kafein ve alkolün diüretik (idrar söktürücü) etkisi vardır. Bilhassa alkol beyin hücrelerini kurutur.
Normal gıdaların, bilhassa muz elektrolit yönünden zengindir, dışında elektrolit tabletleri en uygun olan takviye şeklidir.
Hyponatremia çok tehlikeli bir durumdur. Beyinde tehlikeli şişmeleri oluşur çünkü artık hücresel su dengesini sağlayan sodyum seviyesi yetersizdir. Kesin bir tıbbi tedavisi de mevcut değildir. Ölebilirsiniz.
Not.: İbuprofen (advil v.s.) ve naproxen (aleve v.s.) nin su içimi çok yüksek iken hyponatremia ya karşı vücut direncini düşürdüğüne dair deliller vardır.
Konuyu özetlersek: Bu tehlikeli durumu önlemek kolaydır. Su ile birlikte elektrolitleri de aldığınızdan emin olun. Nefesle ve terle attığınız su miktarını geri alacak kadar su için. Gereğinden fazla su içmeyin.
Not: Elektrolitler vücuttaki yaşamsal bir çok işlemin düzenlenmesinde gereklidir. Elektrolitler; sodyum, potasyum, klor, magnezyum, kalsiyum, bikarbonat, fosfat, sülfat. Önemleri:Hücrelerin düzenli çalışması için bunlar gereklidir. Bunlar kas, sinir ve beyin fonksiyonlarının su seviyelerinin düzenlenmesinde yaşamsal rol oynarlar. Kısaca suyun olması gerektiği yerde olmasını ve yapması gerektiği şeyi yapmasını sağlarlar. Bunları yönetirler. Vücudumuzun %60 ı sudur ve su sadece serinlemek için değildir. Hücresel sağlığımız için ve bedensel fonksiyonlarımızın olabilmesi için gereklidir. Yemeden birkaç hafta yaşayabiliriz ama susuz birkaç günde ölebiliriz.
Su beden fonksiyonlarının olabilmesi için gereklidir. .Elektrolitler bu kaynakla ne yapılacağını belirlerler. Örneklersek: Elektrolit seviyesi seyrelirse veya yoğunlaşırsa beynimiz çekebilir yada şişebilir bu da düşünce fonksiyonumuzu engeller. Seyreldiği zaman canımızın istediği gıdalar ihtiyacımız olanlardır. Bedenimiz bizimle konuşmaktadır. Yoğunlaştığı zaman ise idrarla atılır.
1.Terlemek bedenin soğutma sistemidir. İstenilen sonuçları elde etmesi için bedenin suya ihtiyacı vardır. Gazlı içecekler uygun olmaz.
2. Beden ısındığında kan damarları deriye daha fazla kan basmak için genişler. Fakat ter çabuk buharlaşır ve deri kurur ve deri havadaki ısıyı emmeye başlar. Artmış olan kan dolaşımı kan basıncını düşürür. Kan beyin ve kaslardan çekilip deriye yönelir. Dış ısı vücut ısısından fazla olduğu içinde serinleme olmaz deri ısıyı emer ve içe yollar.
3. Kalp atışları yükselir. Nabız %50-70 hatta daha fazla artabilir.
4. Isı krampları bacaklarınızda ve alt karın bölgenizde oluşmaya başlar. Bu vücut su ve elektrolit seviyenizin düştüğünü gösterir.
Önlemler:
. Yola çıkmadan bir saat önce yeterli miktarda su içiniz. Bunalma halinde birden aşırı su içmeye kalkışmanız, bedenin suyu kullanma kapasitesinin belirli bir oranda olması nedeniyle kanınızı sulandırmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Su yada spor içecekler iyidir. Kahve, gazoz, kola gibi şekerli sıvıları tercih etmeyiniz. Her şahıs yanında en az 1 litre su taşımalıdır.
. Uzun kollu gömlek ve pantolonlar giyin. Cildiniz, başınız güneş ışınlarına direk temas etmesin. Çok sıcakta tüm bedeninizi ıslatın. Bira içmeyiniz. Bir tanesi dahi sizin görüşünüzü ve karar verme yetinizi olumsuz etkiler.
. 32C derece üzerinde her an güneş çarpması dediğimiz olaya maruz kalabileceğinizi unutmayınız. Bu yüzden bu derecelerin üzerinde güneş altında kalmaktan kaçınınız.
SOĞUK HAVALARDAKİ RİSKLER
Soğuğa Bağlı Rahatsızlıklar:
Soğuk havada olaşabilecek rahatsızlıklardan başlıcalar şunlardır:
. Hypothermia.
. Soğuk ısırması(Buz yanığı).
. Soğuktan el ve ayaklarda oluşan şişlikler ve kızarıklar.
. Batma sendromu.
. Kar körlüğü.
Bunların her biri sizi zayıflatarak güçten düşürebilecek rahatsızlıklardır.
Hypothermia:
Bu genellikle vücudunuzun iç ısısının çok düşmesi ile oluşan bir durumdur. Sadece soğuktan değil, fırtınalara,yağmur ve yüksek hızdaki rüzgarlara maruz kalmanız da bu duruma sebep olabilir. Genelde 37 derece olan vücut ısısı ürettiğinden çok kayba uğradığında oluşan bir durumdur.
Belirtileri: Zihinsel faaliyetleriniz zayıflar, adalelerinizde kramplar başlar, kontrol edemediğiniz titremeler olur ve enerjiniz biter.
Buz yanığı:
Canlı hücrelerinizin donması ve kristalleşmesidir. Aşırı soğuk rüzgara direk maruz kalan cilt kısmında buz yanığı yada soğuk ısırması dediğimiz durumun oluşması bir dakikada da olabilir bir anda da. Isı kaybı kan dolaşımının telafi edebileceğinden çok fazla oranda hareketsizlik ve yoğun soğuk tarafından oluşturulur. Parmaklar, kulak ve yüz ilk önce etkilenen yerlerdir.
Belirtileri: Üşümek, ağrı, yanma ve takiben hissizleşme. Deri renginde solmalar.
Kızarmalar:
Çıplak derinin uzun zaman soğuğa maruz kalmasıyla oluşur.
Belirtileri: Deri kızarması, yanma, gerilme yada kaşınma. Sonrasında açık iltihaplı ağrılı yaralar dönüşme.
Batma sendromu:
10C ile 0C derece arasındaki derecelerde rutubete maruz kalınması ile oluşan durumdur. Soğuk hava kan damarlarını büzer.
Belirtileri: Parmaklar, kulaklar ve yüz de şişmeler ve beneklenmeler. Deri mavileşir.
Kar körlüğü:
Gözlerinizi yeterince korumadığınızda kar örtüsünden yansıyan güneş ışıkları geçici ama sancılı bir rahatsızlık yaratır.
Belirtileri: Kan rahatsız olan gözleri kapatır. Gözlerinizi sanki kumla dolmuş gibi hissedersiniz.
Önlemler: Soğuk havada sürüş yaparken gerekli giysileri giymeye dikkat ediniz. Yukarıda verilen soğuğa bağlı rahatsızlık belirtilerini bilerek birbirinizi kontrol ediniz. Aşırı sert rüzgarlı soğuk havalarda motor sürüşünden kaçınınız.
DİĞER RİSKLER
Kol Kilitlenmesi(Arm Pump) Sendromu:
16 yaşından büyük her krosçunun karşılaşacağı sinsi bir rahatsızlık olan bu kol kilitlenmesi rahatsızlığına sessiz katil denmektedir. Aşırı zorlanan kollardaki adalelerin şişerek toplayıcı kan damarlarına baskı yapması ve adrenalin fazlalığı sonucu toplar damarlar kollara atardamarlar vasıtasıyla basılan kanı geri toplayamaz duruma gelmektedirler. Bu durumda kollarda meydana gelen aşırı kan toplanması sancılara ve daha ileri safhada kolların aniden felç gibi kilitlenmelerine sebep olmaktadır. Bu rahatsızlık bir kere başladıktan sonra o bölgede yer ederek devamlı nükseder. Ağrısı insanı bağırtacak boyutlarda şiddetlidir. Krosçunun fizik kondisyonunu, motorsuz ve motorla yapılan sürekli ve düzenli egzersiz ve sürüşlerle en üst seviyede tutması bu rahatsızlığın başlamasına önemli bir engeldir. Dağ bisikleti çalışmaları dünya standartlarında bir krosçunun antrenman programında yarıya yakın yer tutmaktadır. Koşu ve yüzme diğer tavsiye edilen çalışmalardır.
Fit olmayan yani aşırı kilolu kişilerin bu rahatsızlığa yakalanma oranları daha yüksektir. Bu yüzden kol ağrılarına dikkat edilmelidir. Düzenli olarak sürüşler yapmak. Isınma hareketleri ve gerinme hareketleri yaptıktan sonra motora binmek, sürüş esnasında düzenli nefes almak, sakin kalmak(kendini sıkmamak), bol sıvı almak, kolları sıkan giysilerden kaçınmak ve normal cadde sürüşlerinde mola vermeden aşırı uzun kullanımlardan kaçınmak gereklidir. Elciklerinde kişinin vücuduna uygun ayarlanmış olması gereklidir. Gerekiyorsa elciklerin çapını küçültmek faydalı olabilir. Yukardan aşağı doğru eller omuzlardan kol ve bilek doğrultusunda devam etmeli, elciklerin yere paralel olarak ayarlaması ile kıvrılmamalıdır. Elcikler bu düşey doğrultunun devamı olarak ayarlanmalıdır. Ağrı durumunda kollara masajda faydalı olmaktadır. Kolları dinlendirmek hatta gerekiyorsa sürüşü terk etmek gerektiği belirtilmektedir.
RAKİPSİZ İYİLEŞME PROGRAMI: UYKU
Uykunun gereksiz bir zaman kaybı olarak görülmesi kolaydır. İnsanlar önemli gördükleri işlerine daha fazla zaman harcayabilmek için uykularından vazgeçmek eğilimindedirler. Ancak uyku insan sağlığı için çok önemli bir unsurdur. Uyku sırasında insan bedeni adeta şarj olmaktadır dersek yanlış bir benzetme yapmış olmayız. Uykuda beyinlerimiz ve bedenlerimiz tamir koduna girer; hücreler daha hızlı olarak bölünür ve artık maddelerden kurtulurlar. Kaslarımız kendilerini tamir eder, bulaşıcılara karşı mücadeleler yapılır ve beyinlerimiz öğrendiğimiz bilgileri tasnif ederek dosyalar. Bilimin henüz uykunun yaraları konusunda öğrenecek çok şeyi olmasına karşın uykusuz kalmanın zararları konusunda aldığı yol daha fazladır. Sürekli uykusuz kalan insanlarda zamanla zihinsel ve fiziksel sağlık problemleri başlar.
Bir insan için yeterince uyumamış, uykusunu almamış olmak büyük sorundur. Yaratacağı bitkinlik duygusu trafik kazalarında alkolden sonra ikinci etken olarak görülmektedir. Uykunuza beslenmenize verdiğiniz önemden daha azını vermemelisinizdir. Bu pazarlık konusu dahi edilemez. Düzgün uyku uyumuyorsanız refleksleriniz zayıflar, yavaşlar, bilgiyi işleme işleminiz uzar, sağ duyunuz kaybolur ve hastalıklara daha kolay yakalanır hale gelirsiniz.
Ne kadar uyku yeterlidir?
Ortalama insanlara 8 saat uyku gereklidir. Ancak bazı insanlara 6 saat yetebildiği gibi bazılarına 10 saat uyku gerekebilir. Bunu anlamanın en iyi yolu birkaç gün yatağa erken girip uykunuzu almış, dinç bir vaziyette kendiliğinden katlığınız süreye bakmaktır. Çalar saatlere bağlı insanlarda yeterince uykunun uyunamadığı görülmüştür. Her akşam belirli saatlerde yatmakta karalı olmak ve kendinize yeterli bir uyku süresi vermek için elbette bazı aktivitelerden vazgeçmeniz gerekecektir.
Fiziksel olarak ağır çalışanlar, sporcular daha fazla uykuya gereksinim duyarlar. Yoğun kas çalışmaları kaslarımızın kendilerini toparlaması ve daha da kuvvetlenmeleri için fazla uykuya ihtiyaç duyar.
Genelde insanlara 6 saatlik bir uykuyla günlerini geçirmeye çalışmaktadırlar ancak her fert kendi süresini bularak bunu yine kendi fiziksel sağlığı için bir yaşam tarzı haline sokmalıdır. Sadece imtihana gireceğiniz günün bir evvelki gecesi yada yarışa giren bir sporcunun bir evvelki gecesi uykusunu almak için yatağa erken girmesi faydasızdır. Kendi sisteminize göre uyku düzeninizi ayarlamalı ve bunu sürekli olarak uygulamalısınız. Yatış saatinizin düzenli olması önemlidir ve saat 22.00 ile saat 03.00 arasında uykuda geçmesinin insan hücreleri için bilhassa önemli olduğu tıbbi otoritelerce belirtilmektedir. Bu size saçma gelebilir ama bir müddet sonra bedeninizin size teşekkür ettiğini göreceksiniz.
Yatağa girsek bile uyku gelmiyorsa ne yapmalıyız?
Uyku zamanınıza en az 6 saat kala kafein almayı bırakınız. Televizyonda asabınızı bozacak haberleri yada programları seyretmeyiniz. Bilgisayar ekranına bakmayınız. Ağır yemek yemeyiniz. İçki(alkollü) almayınız. Alkol her ne kadar uykuya dalmanızı kolaylaştırsa da uykunuzun derinliğini olumsuz etkileyen bir faktördür. Bu da uzun süre uyunsa da uykundan beklenen faydanın görülmesini engeller. Şayet ertesi gün sizin için önemli bir konu varsa, sınav, müsabaka o gece düzgün uyuyamamanız genelde düzgün uyuyabiliyorsanız sizi fazla etkilemeyecektir. Ancak son gün derslerinize yada antrenmanlarınıza fazla yüklenerek gelişmelerinize kısa devre yaptırmayınız. Şayet o gün öğleden sonra aşırı uzun saatler yoğun bir çalışma temposu içine girmişseniz buda uyku düzeninizi olumsuz etkileyecektir. Genellikle sabahları, öğleden evvel çalışma temponuzu daha yoğun tutunuz.
Bir sorun üzerinde takılarak bu konuyu zihninizde sürekli kurduğunuzdan uyuyamıyorsanız bu alışkanlıktan derhal kurtulmanız gerekir. İmtihan yada yarış önceleri insanların heyecanlarını yenemeyerek yaşadıkları bu olumsuz durum aslında kişi profesyonelleştikçe kontrol altına alınmalıdır.
Bunu yapabilmek için bazı rutin davranışlar önerilebilir:
1. Akşam haberlerini izlemeyi bırakın. Yatmadan evvel televizyon izlemek uykuya dalmayı zorlaştıran bir etki olarak görülmektedir.
2. Kitap veya magazin okuyunuz.
3. İnternetten çıkınız.
4. Hesaplarınızı, ödemelerinizi, kontrol etmeyi gündüz saatlerine bırakınız.
5. Bunlarda fayda etmiyorsa sorunlarınızı bir kağıda yazın ve sonra üzerinde odaklanmadan altına bunlarla yarın sabah ilgileneceğinizi söyleyerek not koyun ve unutmaya çalışınız.
6. Bunlara rağmen uyuyamıyorsanız ve birde sabah erken saatlerde uyuyamamak gibi bir probleminiz varsa siz depresyondasınız demektir. Bir doktora başvurunuz.
UYKUSUZLUK
Yapılan resmi araştırmalara göre yollardaki ölümle sonuçlanan kazaların baş sebepleri arasında gelen uykusuz araç kullanımı alkollü kullanım sebebi ile oluşan kazalardan önde gelmektedir.
Uykusuzluk konusunda yapısal olarak monoton sürüş olarak kabul edilen otobanlarda bu kazalar çok daha fazladır. Yüksek süratte olduğu için kazalardaki ciddi yaralanmalar artmaktadır. Ağır vasıtalar sayaçlarla kontrol altına alındığı halde binek vasıtalarında böyle bir kontrol mekanizması hala düşünülmemektedir.
Problem diğer yönden kısmen de bedenlerimizin belirli zamanlarda uykuya programlanmış olmasından kaynaklanmaktadır. Gece saat 02.00 ile 06.00 ararı en tehlikeli zamanlar olmakla birlikte çok az insanın bildiği öğlen vakti 12.00 ile 16.00 arası saatlerde kritik uyku saatleridir. Eğer ileri yaşlardaysanız ve ağır bir akşam yemeği yemişseniz bu durumu daha da kötüleştirecektir. Bu yüzden vardiyalı çalışan sürücüler uyku düzenleri değişeceğinden ağır risk altına girmektedirler.
Simülatör araştırmaları sürücünün gerçek uyuma problemi başlamadan 40 dakika önce bunu hissetmeye başlayacağını göstermiştir. Maalesef bu durumda mola verip uyumak yerine onlar bu süreci sürüşe devam ederek geçirmekle kazaya davetiye çıkarmaktadırlar. Sürücülerin çoğu uykunun üzerlerine çökmeye başladığının farkındadırlar ama fark edemedikleri şey o anlarda ne kadar kötü sürüş yaptıklarıdır. Ve bu şekilde devamda bilinçli olarak ısrar ettiklerinde sürüşlerinin sonu birkaç mil ötelerindedir. Sürücülerin uyuması neticesi olan kazlara şahit olanlar kaza olmadan önce araçların çok yanlış bir şekilde kullanılmış olduğunu çoğunlukla beyan etmişlerdir.(Aşırı hız, yanlış sollama, zig zag lar, savrulmalar vs.).
Sürücülerin çoğu yorgunluklarının üstesinden pencereyi açarak yada müzik sesini yükselterek gelmeye çalışırlar. Ancak bu şekilde yolda uykulu bir şekilde geçirilen her saniye çok uzun bir zamandır.
Uyku sersemliğine engel olmak için:
. Seyahatiniz boyunca her iki saate bir 15 dakika mola verecek şekilde yolculuk öncesi planınızı yapıp ihmal etmeden uygulayın.
. Uykunuz bastırdığında mola verip en az yarım saat uyuyun.
. Çay ve kahvenin uyarıcı etkisi geçicidir gerekiyorsa kestirme yapın.
. Eğer uyku bastırıyorsa güvenli ilk yerde durunuz. Otobanda iseniz ilk benzin servis istasyonlarına varmayı beklemeden ilk çıkıştan otobandan çıkınız.
. Hemen durma imkanınız yoksa(mesela otoban kavşaklarında iseniz) temiz hava için pencereyi açınız yada vizörünüzü gözlerinizi korumasız bırakmayacak şekilde açınız. Az da olsa yardımı olur.
. Eğer gözleriniz kapanmaya ve başınız düşecek gibi olmaya başlarsa, otobanda dahi olsanız, acil durum hattını kullanın. Çünkü buda acil bir durumdur. Polis başınıza dert olmasın diye aracınızdan inin, lastikleri tekmeler gibi yapın, elektrik kesicisini kapatıp sanki motor çalışmıyormuş gibi marşa basın veya araba ise kaputunu açın yada her neyse bir şeyler bulun ve bu şekilde geçireceğiniz birkaç dakikanın da size uykunuzun açılması yönünde bir sonraki çıkışa varana kadar faydası olacaktır.
Sonuç olarak motor üzerinde uykuya dalınır mı diye soracak olursanız kendi tecrübelerimden söyleyeyim; EVET dalınır. Sıcak bir yaz günüydü saat 15.30 ve ben sabah 09.00 dan beri motor sürüyordum. Son yol çıkışını geçtiğimde benim gideceğim yere 20 km kalmıştı. Üzerime ölüm gibi çöken uyku tam burada geldi ve sürüşümün bozulduğunu fark ettim. Hareketlerim yavaşlamıştı ve kısa gidon hareketleri gitmiş geniş ama ağır gidon hareketleri gelmişti, kamyonlara 5 metre yaklaştığımda ancak yakınlığı algılayabilmek gibi algılamamda ve hareketlerimde bozulmalar başlamıştı. Kısa bir müddet sonra orta şeridin üzerinde sağa sola sol sinyalim açık olarak gidip geldiğimi fark ettim ve hemen kenara çekip durdum. Kaskımı çıkarıp sağa sola yürümeler, zıplamalar yaptım, şarkılar söyleyip yüzümü tokatladım, yanımdaki suyla yüzümü ıslattım, derin nefesler alıp verdim ve bunlar beni gelecek çıkışa kadar sağ salim ulaştıracak dinçliği sağladı.
YOL DIŞI(OFF ROAD) SÜRÜŞ TEKNİKLERİ

Yol dışı motorlar alt devir seviyelerinde yüksek tork(3000 ile 6000 arası) veren, vites kutusu daha uzun oranda birinci vites kullanımına uygun ve maksimum sürati 180 km/saatin altında motorlardır. Tabi yüksek, sağlam süspansiyonlar, arazi lastiği ve geniş, yüksek gidonlarda bunun bir parçasıdır. Bu tip motorlar enduro veya çiftli-spor motor olarak tanınır. Yol dışındaki lastik havaları yola göre daha düşük tutulur. Tüm zamanlarda kullanım basıncı 1.1 bar (15psi) ön ve arka biraz daha fazla genelde uygundur ama kayalık bir zemindeyseniz basıncı 2 barın üzerine çıkarın. Aksi takdirde jantlarınız zarar görür ve gerek yol yüzeyi ve gerekse tellerin jant içinde kalan tutunma parçaları lastik patlamalarına sebebiyet verir. İkinci durum şambrelli lastikler için geçerlidir. Bazı markalarda çapraz açılı teller kullanılarak tutunma parçaları jantların dış kenarlarına alınarak lastiklerin dışına taşınmıştır.
Çok ağır şartlarda kullanacaksanız jantlarınız telli(spoke) olmalıdır ve ağır kullanıma uygun iç şambrel kullanmanız gerekir. Şambreller hiç patlak olmasa dahi her 20000 km de değiştirilmelidir. Çünkü supabın etrafı bozulur ve sonuçta yarıklar tamiri imkansız patlaklara sebep olur. Tellerden içeri su sızar ve jantlarda, tellerde ve şambrelde hasar oluşturur. İdeal olan motorunuzu park etmeden evvel jantlarınızın kurumuş olmasıdır.
Motorunuzun hassas parçaları motor koruyucularla korunmalıdır. Bilhassa bokser motorlu BMW ların dışa taşan motor kapaklarında bu koruma son derece önem kazanır. Süspansiyonların parlak parçaları(stanchions), dış silindirin içine girip çıkan iç silindirlerin temiz tutulması bilhassa çok önemlidir. Bunları tam temiz ve hatta pürüzsüz olması silindir lastiklerinin bozulmaması için gereklidir. Bu lastikler(contaları) bozulursa ön çatalda yağ sızıntısı başlar. Eğer uzun müddet yol dışı kullanımlarınız olacaksa bu kısımlar lastik kılıflarla korunmalı ve 10W yağ yerine daha yoğun olan 15W yağ kullanılmalıdır.
Koruyucu Giyim:
Koruyucu giysiler yaralanmanızı önleyebilir. Kask, göz ve el koruması şarttır ama aşağıdaki listede ihmal edilmemelidir.
. Katı madde(çelik) bilek koruması olan çizmeler.(Spor ayakkabı, kalın bot v.s. olmaz).
. Yırtılmaya dayanan uzun pantolonlar.(Kot olmaz).
. Diz koruması.
. Üst bacak(kalça-basen) korumaları.
. Dirsek, göğüs ve omuz korumalı ceket.
ALTI YOL DIŞI SÜRÜŞ BECERİSİ
1. Yukarı bakın. İleri bakın. Ön tekerinizin ötesindeki şeylere bakınız.
2. Gazı daima açık tutunuz.
3. Öne eğiliniz – kollar gevşek ve kırık.
4. Motorunuzu dik tutunuz. Yüzeye 90 derece açıda.
5. Kompresyon(motor) frenini kullanınız.
6. Ayaklarınızla pedallara sıkı basınız(basınç uygulayın).
Bakış:
İleri bakış: Gözler beynin namlusudur. Ağaca bakarsanız ağaca gidersiniz, çukura bakarsanız içine girersiniz bu yüzden bizim ize(patika, kadastro yolu, traktör yolu, keçi izi), kuma bakarken izlediğimiz birkaç önemli kural vardır.
Voleybol oynarken küt ineceğiniz topa mı bakarsınız yoksa ağamı? Elbette ileriye ve ağa bakarsınız. Topu atmak, indirmek istediğiniz noktaya bakarken ağada değmemesi için tarama yaparsınız. İşte motorcu bakışı da böyledir. Gözleriniz beyninizin namlusudur bu yüzden önümüzdeki yolu, izi, yada kum oluklarını izlemenin birkaç kuralı vardır.
1. Gözlerinizle yukarıya, önünüzdeki yolun ilerilerine doğru bakın. Olabildiğince ileriye ve hız ile sağ duyu bunu takip edecektir. Zihinsel kavrayışınız bunu özümseyecek ve en iyi rotayı ve hızı sizin için devreye sokacaktır. Aşağı, tekerinizin önüne bakmayınız. Tekerinizin önündeki taşa, çukura bakmayın. İleriye bakını ve motorunuz doğal olarak baktığınız yöne sizi götürtecek görünmeyen hattı takip edecektir. Eğer önünüzde büyük bir kaya yada çukur görürseniz bunun üzerinde bakışlarınızı kilitlemeyiniz. Onları dikkate alın ama sonra gözlerinizin bu engellerin ötesine geçmesine yada yanından dolaşmasına izin verin. Motosiklet gözlerinizi takip edecektir ve otomatik olarak engelden kaçacaktır.
2. Geniş açı ile önünüzdeki yola, patikaya bakınız. Genelde her şeye ama özel olarak hiçbir şeye bakmayınız. Bu bakışlarınızın kilitlenmesini önlediği gibi çevrenizdeki her şeyinde farkında olup zihninizin sürüş stratejisi açısından hepsini hesaba katmansını sağlayacaktır.
3. Bakışlarınızı yaklaşan araçların çıkardıkları toz bulutlarından uzak tutunuz.
4. Aynalardan arkanızı devamlı kontrol altında tutunuz.
Süratin Muhafazası:
Bu zor gelir çünkü insan tepkisi genelde yavaşlamak şeklinde olmaktadır. Sürücü aniden gaz kesmek gibi bir zorunluluk hisseder ama sakın gaz kesmeyin. Bir miktar azaltın ama bozuk zemine gelmeden hemen öncesinde tekrar gaz açın. Motor hafif savrulursa, sağa sola yalpa yaparsa biraz daha gaz verin. Bozuk zemini geçtikten sonra gazı biraz azaltabilirsiniz.
Motorun dengesi ileri doğru olan hareketinden kaynaklanır. Daha fazla sürat onun bozuk zeminler üzerinde dengede gidebilmesini sağlar. Daha hızlı gittikçe motorun daha dengeli, manevrası daha kolay hale geldiğini göreceksiniz. Gereğinden fazla yavaş sürüşün ise bozuk zeminlerde motorun kontrolünü zorlaştırdığını ve dengesini bozduğunu göreceksiniz. Bu yüzden makul bir süratte gitmeniz en doğrusudur. Kum üzerinde motor devrinin 1000-1500 aralığında tutulması tavsiye edilir.
Gazı açık tutmak zorunluluğu yüzünden gevşek, bozuk zeminlerde sürüş esnasında kötü yamalara çok hızlı veya motoru kırmızı hatta yakın tutacak viteslerde yaklaşıp girmeyin. Alt vitesleri tercih edin ama sizi güç bandının(maksimum torkun) alt seviyelerinde tutan alt vitesleri.
. 10-40 km/saat patika veya iz, normal vasıtalar için uygun olmayan yerler.
. 40-60 km/saat kötü yollar. (Dar, çukurlu, çok kıvrımlı, gevşek taşlar, diğer vasıtaların yaptığı derin izler).
. 60-80 km/saat tipik toprak yol. (oldukça düzgün, orta yol tutumu veren).
. 80-100 km/saat iyi bir toprak yol. (Düz, iyi hat ve iyi yol tutuşu veren, kenarlarında önünüze aniden fırlayacak hayvanları gizleyecek çalı veya bodur ağaçlar olmayan).
Öne doğru eğilmek, kollar kırık ve gevşek:
Üst beden ve kollar gevşek, rahat, ağırlık önde. Dirsekler dışta ve bacaklar kırık. Dönüşlerde ağırlık dış ayak pedalında, tekeri sıkıca yere, dönüş izine bastırır şekilde.
Arazide toprak yolda ilerlerken birden gözünüz ilerde içi çakıl ve molozla doldurulmuş bir çukurun varlığını fark etti. Asla kasılmayın. Kollarınız, gözleriniz ve bedeniz rahat olsun. Kasılı kollarla motora yön veremezsiniz. İleri doğru eğilin ve düşmanınızı göz göze karşılayın. Yakıt tankını dizlerinizle sıkı tutun, kollarınız dirseklerden kırık ve her tür hareketi yapacak, kumandayı verecek şekilde serbest olsun.
Yol yüzeyi ne kadar kötü ise bu davranışınızda o kadar önem kazanır; kalçalarınızı öne alın, göğsünüzden öne eğilerek baş ve omuzlarınızı kalçalarınızdan uzağa, ön tekerin yakınına alın. Gidona vücut ağılığınızı bindirmeyin, ellerinizle basmayın. Bunu yaparsanız manevra yapmanız imkansız hale gelir. Kollar kırık olacak, asla kitlenmiş olmayacak. Dirsekler yanda ve dışarıda tutuluyor olacaktır. Bacaklar dizlerden kırık ve ayak pedallarına sıkı basılarak adeta motor zemine çivilenmeye çalışılıyor gibi olacaktır.
Tankı dizlerinizle sıkıca tutun, ayak ayalarınızla kuvvetlice pedallara bastırın. Bu sizi ve motorunuzu bir beden gibi yapar. Beden ağırlığınız yönlendirmenin önemli bir parçası haline gelir. Üst bedeniniz gevşek ve serbest olmalıdır. Şayet yol yüzeyi daha da kötüleşirse gazı açık tutun. Gaz kesmek motorun sağa sola yalpalamasına sebep olur. Bu durumda gazı açık tutun ve ayaklarınızın ayası ile pedallara daha sıkı basın ve kendinizi doğal olarak ayağa kalkmış durumda bulacaksınız. Bu kalkış sırasında sakın elcikleri çekmeyin. Elcikler sadece motora yön vermek içindir.
Dönüşlerde motoru yol yüzeyine 90 derece açılarda dik konumda tutmak:
Başlangıçta bu dik konum muhafaza ederek sürüşler yapmaya özen gösteriniz ustalaştıkça daha ileriki sürüşlerinizde kontra basmak ve motoru yatırmak gibi tekniklere geçebilirsiniz. Bu safhalara geldiğinizde en önemli husus motorla birlikte yatmadan motoru yatırmak ve motosikleti yatırdığınız tarafın dışında kalan ayağınızla(üst taraf) pedala basınç uygulayarak tekerlerin yanal kaymasını önlemektir. Bunu yapmanın en kolay yolu ise bu dış ayak üzerinde ayağa kalkmaktır. Bu pozisyonda motorunuzu dönüş içine doğru daha fazla yatırabilirsiniz. İleri seviyelerde ise ve motorunuz yeterince hafifse gaz kullanarak motorunuzu bir eksen etrafında döndürebilirsiniz.
Frenlemek:
Yol dışı sürüşlerde şu üç ipucunu göz önüne alarak sert fren yapma zorunda kalmaktan kurtulabilirsiniz.
.Virajlara ve çukurlara yavaş girip hızlı çıkınız.
.Gözlerinizi yukarda tutarak yolunuzun ilerilerini görünüz.
.Sürüşünüzü daima savunmada kalarak, problemler olabileceğini bekleyerek yapınız.
Vites kutunuz ve arka freniniz size lazım olan durdurma gücünü sağlayacaktır. Yol sürüşünün aksine arka tekeri kilitlemek yol dışı sürüşlerde bir problem değildir. Ayrıca bir durdurma gücüne ihtiyaç duyulursa ön fren de kilitlememeye çalışılarak devreye sokulabilir. Ön freni kullanırken, devamlı geri besleme verilerini hissederek teker kilitlenme işaretleri vermeye başladığında elciğin biraz gevşetilmesi gereklidir. Bunun için ön freni kullanmakta elinizi çok hassalaşması gerekmektedir. Bunu da ancak normal zeminlerde çok pratiklerle sağlarsınız. Kaygan ve gevşek satıhlarda sadece arka freni kullanınız. Ön fren hızlı, güçlü ve yanıltıcıdır.
Pedallara ayaklarınızla sıkıca basmak:
Eğer ağır bir enduro kullanıyorsanız bu kural özellikle önem kazanır. Motorunuzun çukurlar ve tümsekler üzerindeki ileri geri hareketleri ile oluşacak sallanma ve savrulmalarını ayak pedallarına yaptığınız baskı azaltacaktır. Bu hareketiniz motoru hafifletecektir. Bu şekilde motorunuz dar bir patikada mecburen bozuk zeminlerle uğraşırken bunların üzerinden aşma hareketlerini daha rahat salınışlarla yapabilecektir. Dönüşlerde ise dönüş dışındaki ayağa ağırlık verilecektir.
Eğer bir virajda hızla dönüş yapacaksanız dış pedala ağırlık vermenizin ne kadar önem kazandığını şayet yolda sizi tutacak uygun bir bariyer yoksa daha iyi hissedersiniz.
Ayak pedallarını her zaman temiz tutmanız baskı uygulama esnasında ayağınızın kayarak bir kaza olması ihtimalini engelleyecektir.
YOL DIŞI SÜRÜŞLERDE DEBRİYAJ KULLANIMI
Yol dışı sürüşlerde debriyajın kullanımı kendine has özellikler arz eder. Bilhassa çamurlu, orman gibi arazilerde debriyaj maksimum yol tutuşu ve gaz vermek ve değişken vites oranları elde etmek için fazladan bir işlev görür. Bu hareket halindeyken debriyaj kaydırılarak sağlanır.
Debriyaj telinin en son ne zaman yağlandığına bakınız. Bu önemlidir. Ayrıca gidonun bir taraftan diğerine basılması sırasında telde oluşan hasarlar olmadığından emin olunuz. Spreylerle uğraşmayın. Bunun tüm kabloya sıkılması zaman alır ve genelliklede gözden kaçan noktalar olacaktır. Akıcı yağları kullanınız. Zincir yağının tersine bu yağlar sonradan donmayacaktır. Vites kutunuzun teknik kontrollerini ve bakımını ihmal etmeyiniz. Debriyaj kolu rahat, zorlanmadan çekilebilmelidir. Genellikle tek parmakla kullanılabilir olması tercih edilir. Debriyaj kolu bedeninize göre düzgün konumda ayarlanmış olmalıdır.
Kaygan arazi şartlarında genellikle 1. vitesle kalkış patinaja sebep olabilir. 2. vitesi tercih ediniz. Yokuşlar hariç genellikle 2. viteste kalkmak kaymamak açısından daha iyi sonuçlar verir. Yine ters eğimli arazilerde debriyajı kaydırarak kullanmak kaymanızı ve hattan çıkmanızı engelleyebilir. Debriyajı kaydırmak bazen ikinci vites oranı ile yapamayacağınız oluk dönüşlerini daha rahat yapmanızı sağlayabilir. Tüm bunları yaparken debriyajın mekanik durumunun ne olacağı hakkında fazla kafa yorulmaz. Şayet alt vites sizi fazla gelip yoldan, izden savuracaksa bir üst vitesle gidip gerektiğinde debriyajı kaydırmak daha iyidir. Savrulup kaza yapmazsınız.
Yine arazide sürüşlerde motoru stop ettirmemek için debriyajı aniden çekmek gerekebilir. Sık karşılaşılan bu durumun üstesinden en iyi bir parmak sürekli debriyaj kolu üzerinde sürüş yapmakla gelinmektedir. Arka arkaya tepe geçişlerinden sonraki dönüşlere yeterli hızı taşımak için yine debriyaj kullanılarak devir yükseltilir. Havada iken yön değiştirme yine arka teker kilitlenerek önün alçaltılması ile olur. Buda debriyajın üzerindeki hazır parmakla olur. Sert frenlemelerde debriyaj doğru kullanılarak motorun bayılması önlenmelidir. Gaz sabit tutularak debriyaj kavrama noktası üzerinde oynanarak hareket ettirilebilir. Karşınıza aniden çıkan yüksek bir kaya veya kütükten geçmek içinde debriyajı ani bir hareketle çekip motor devrini yükselmek ve ani olarak bırakarak ön tekeri kaldırmak arazi sürüşlerinde yapılması şart tekniklerdendir. Dik ve gevşek zeminli tırmanışlarda debriyaj üzerindeki parmağınızın arka tekeri patinaja sokmaması için sürekli çalışması şarttır.
Tam bir yol dışı sürüş için debriyajı kullanmada ustalaşmanız kaçınılmazdır ve fonksiyonları yol, cadde kullanımından çok farklıdır.
GENEL TAVSİYELER
Ayak pedallarınızı sürekli temiz tutun. Ayaklarınızın kaymaması çok önemlidir.
Gidonun somunlarını herhangi bir göğüs çarpması durumunda, dönerek göğsünüzdeki çarpma şokunu azaltması için gereğince gevşetiniz.
Ayakta vites değiştirirken bacağınızı kullanın. Ayağınızı pedaldan kaldırarak vites değiştirme işlemini gerçekleştiriniz.
Motosikletin kasisleri, diğer araç izlerini takip etmesine izin verin. Motoru bunlardan kurtarmaya çalışmayın. Baş ve üst bedeninizin yola dik duruşunu muhafaza edin. Motoru bir şekilde agresif bir tarzda güç bandının altında tutun. Bu şekilde motor yalpalamaz ve siz spin atmadan yeterli bir gücü elinizde tutarsınız.
Çamur içinde çapraz oluklar üzerinde sürüş eğlenceli değildir. Motoru ve sürücüyü sarsar ve sallar. Burada iki sır vardır: Birincisi hızlı gidin yavaş değil, bu oluklar üzerinde daha yumuşak bir sürüş oluşturur. İkincisi güç bandının (max.tork) çok altında alt viteslere geçin. Düşük devir motorun devamlı yakalar gibi sert ivmelenme hareketini engeller ve neticede yumuşak sürüş sağlar.
Elciklerinizin (fren ve debriyajın) yatay durumunu kontrol edin. Gidona göre aşağı seviyede olmalılar. Gerekirse bu şekilde ayar yapın. Bu şekil elciklerde bileklerinizi parmaklarınızdan yukarıda tutar. Düşme durumunda beden ağırlığınız bileklere binmez. Kötü bir bölümden geçerken ayağa kalkmak zorunda kaldığınızda kumandaları rahatlıkla kontrol edebilirsiniz.
Tüm çakıl yollarda gevşek kum ve mıcır hatları yolun orta bölümündedir. Bu bölümleri yukarıda anlatıldığı şekilde geçin. Kararlı ve keskin bir hatla geçin. Yanlamadan, daha dik bir açıyla onlara yaklaşın ve temasa yakın noktada hareketinizi gaz verişle birleştirin.
Çizmeleriniz pedalların üzerindeyken yerle yatay durumda olsun. Ayağınızın burnunun bir engele, objeye takılması hoş olmaz. Dizlerinizin öne doğru bükülme açıları, dizlerinizin düşey izdüşümleri ayak parmaklarınızın önünde olacak seviyede olmasın.
Tenis topu büyüklüğünde taşlarla doldurulmuş izlerin üzerinden karşıya geçmek, bilhassa çapraz geçmek zordur. İyice tecrübe kazanana kadar bunu denemeyiniz. Teknik esasta aynı olsa da.
Motorunuzu otomobillerin yapmış olduğu cilalanmış gibi parıldayan yüzeylerden sürmek isterseniz buralarda çekim iyidir ve gevşek malzeme ve keskin kenarlar yoktur.
Kadastro yollarında(asfaltta yada gevşek stabilize ikinci derece nizami tali yollarda değil) cilalı gibi uzaktan parıldayan bir yüzey yoksa bu durum tüm yüzeyin gevşek mıcır ve kumla kaplı olduğunu, yol yüzeyinin preslenmemiş olduğunu gösterir. Bakışlarınızı kaldırın ve ileri bakın. Daha iyi yüzeylere doğru gazınız açık vaziyette sürüşe devam edin. Eğer motor savrulmalar yaparsa gazı açık tutun ve ayağa kalkın. Sert zemine ulaştığınızda motor düzenli gidişe başlayacaktır.
ÖZEL DURUMLAR
Çamurda Sürüş Tekniği:
Çamurda sürüş için kolay bir teknik yoktur. Bu yavaş bir süreçtir ve sıklıkla da ileri motor hareketini devam ettirebilmek için ayaklarınızla yerden destek almanız gerekebilir. Eğer çamur çok derinse yine ayağa kalkabilirsiniz ancak ağırlığınız arkaya aktarıp ön tekeri hafifletmeniz gereklidir. Bu sizin çamura saplanmanıza engel olmak içindir. Büyük motorlar için büyük bir çamurlu yol kısmına hızla girmek nadiren iyi netice verir. Bunun yerine ileriye bakarak motoru sıkı bir yürüme hızında ısrarla tutup devam etmeniz daha iyidir.
Motorunuz yavaş sürüş esnasında ve normalden daha yüksek devirlerde fazla ısınacaktır. Yine çamur radyatör yüzeyine sıvanarak peteklerin havayla temasını kesebilir ki buda motorun çabuk ısınmasına neden olacaktır. Radyatörün önünü kapatacak şekilde çamurlukları olan motorlarda da bu sorun ortaya çıkar.
Daima ileriye bakın ki bu tip engellere uzaktan görüp önceden tedbir alabilecek süreyi kazanasınız. Bu durumda çamurun üzerine gelmeden yavaşlayabilir ve ve kötü bölümden geçerken gaz verebilirsiniz.
1.Yavaşlayınız
2.Hattınızı seçiniz
3.E çıkış noktasına gözlerinizi sabitleyiniz
4.Ayağa kalkınız yada öne ağırlık veriniz
5.Kötü zemin üzerinden hafifçe gazlayarak geçiniz
Zemin kötüleştikçe ayak pedallarınıza uyguladığınız baskıyı daha da artırın. Öyle ki kendinizi ayağa kalkmış bulursunuz ve motorunuz bozuk satıhlar üzerinden geçerken daha rahat salınımlar yapabilecektir.(Dizler kırık ve tankı hafifçe tutuyor, üst beden gevşek.)
Gevşek Stabilize(Mıcır) Zeminlerde Sürüş:
Araçlar tarafından ezilmiş, adeta parlar hale gelmiş zeminlerde traksiyon dediğimiz yol tutuşu her zaman parlamayan gevşek stabilize zeminlere kıyasla daha iyidir. Yine bu zeminler basımlı olduğundan keskin kenarlı yada serbest taş parçalarından da temizlenmiş olarak kabul edilebilirler.
.İleri bakınız. A ya doğru, aşağıya E ye doğru değil.
.Yoldaki parlayan kısmı görmek kolaydır.
Bu yolda parlayan bir bölüm görülmemektedir. Buda demektir ki bu yol tamamen gevşek mıcır ve taş parçalarıyla doludur. A ya bakın sanki daha düzgün bir iz vaat ediyor, gazı açık tutun ve oraya doğru sürün. Eğer motorunuz savrulursa gazı açık tutun ve ayağa kalkın. Motorunuz sert zemine ulaşınca salınımı duracaktır.
Jantlarınıza dikkat edin. Zarar görebilirler ayrıca aldıkları darbeler neticesinde iletilen sert hareket diğer parçalarında hasarlaşmasına sebep olabilir. Sert bir engel üzerinden tam gaz geçmek lastik patlaması, tellerin kırılması, jantın eğilip bükülmesine sebep olabilir. Şambrelli lastik ve telli jantlar darbeyi emiş açısından daha toleranslıdır ancak tubeless lastik takılı diğer tip jantlar bu konuda daha zayıftır. Kayalık zeminlerde sürüşte lastik havaları artırılmalıdır ve vücut ağırlığınız arkaya kaydırılmalıdır. Bilhassa yolculu ve bagajla kayalık zeminlerde sürüş yapacaksanız lastik havalarınızı %25 oranında artırınız.
Bu tip yollarda motorunuzun eski izleri, olukları takip etme sinine izin verin. Motorunuzu güç bandının altında ama saldırgan bir durumda tutun.(Gaz verdiğinizde fırlayacak). Bu şekilde hem motor arka teker spin atmaz hem de gerektiğinde elinizde ileri ivmelenme için yeterince güç olur. Bozulmuş izler üzerinden giderken hızlı gidin. Bu iz üzerine gelmeden güç bandına motor devrini çıkarmadan bir alt vitese inin. Düşük devir motorun ani aktarımla ileri atılım hareketlerinin yumuşamasına sebep olur. Elcikler (debriyaj ve ön fren) gidonun elciklerinden yatay olarak biraz daha aşağı seviyesinde ayarlanmış olmaları gereklidir. Bu bileklerinizi parmaklarınızdan daha yukarıda tutacaktır. Bir sarsıntı esnasında da vücut ağırlığınızın bileklerinize geçmeyecektir. Buda kumandaları kontrol için çok önemli bir kuraldır. Genellikle mıcır yollarda gevşek kısımlar yolun ortasında daha fazla toplanır. Bu kısımları geçerken motoru dik tutun ve hafif gaz vererek geçin. Ayaklarınızı yola paralel olacak şekilde tutun. Ayak ucunuzun bir taşa yada ağaç köküne takılmasını istemezsiniz. Tenis topundan büyük kaya parçaları ile kaplı bölümlerden de yeterince tecrübe kazanmadan geçmeye çalışmamanızı tavsiye ederim.
Ağır Endurolar:
Bozuk zeminlerde ağır enduroları kullanmak tecrübe ister. Kahramanlık yapmayın. Yürüyüş hızına kadar motorunuzun süratini indirin, ağırlığınızı olabildiğince arkaya verin. Motoru engele girdiğinde bedeninizin öne hareketine izin verin. Bu hareket yani bedeninizin öne hareket ederken yarattığı ivme motorunuzun da öne hareketine yardımcı olacaktır. Bu ivmelenme ağır motorlarda çok daha barizdir.. Ağır hareket eden büyük endurolarda ki depolanmış ivme önlenmesi zor bir güçtür. Bozuk zeminlerde çok yavaş ve dikkatli sürünüz. Mükemmel bir dengeyi muhafaza ediniz. Bedeninizdeki ve motordaki momentumu(ivmeyi) gazla yapacağınız çabuk gazlama hareketleri ile birleştirerek engellere giriş ve çıkışlarda motorunuza ve jantlarınıza gelebilecek zararları bertaraf edin.
Nehir Geçişleri:
Nehir geçişi denge ve düzgün bir sürüş demektir. Kızgın bir boğa gibi suya dalarsanız düşersiniz. Motorun ivmesini kullanın. Tabiî ki bedeninizin ivmesini de. Motorunuz sarsılırsa biraz gaz verin. Hiçbir nehre önceden yatağını incelemeden dalmayın. Gerekiyorsa, değişken ve inişli çıkışlı ise topcase ve yan çantalarınızı söküp motorunuzu hafifletin. Sağa sola atılımlar içinde yavaş giden motor ne kadar hafif olursa o kadar iyidir.
Önceden nehir yatağında yürüyün ve karşı noktada çıkacağınız kısma doğru kendinize bir hat seçerek nehri geçerken bu hatta bağlı kalın. Hava emiş monifoldunuzun nerede olduğuna dikkat edin. Eğer derinlik bu emiş ağzına yakınsa motoru istop edin ve birlikte yürüyerek nehri geçin. Yada manifolt ağzına şnorkel takın. Şayet geçiş esnasında motorunuz su alır ve stop ederse yada devrilirse panik yapmayın. Ama hemen çalıştırmaya da kalmayın. Çalıştırma sistemlerine zarar verebilirsiniz. Motoru birlikte yanınızda çekerek sudan çıkararak çevrenizdeki diğer tecrübeli sürücülerden yardım alın.
Nehir derin değil ama çok kuvvetli bir akıntı varsa motorunuzu ayakta sürüşle geçirmeye kalkmayın. Oturun ve ayaklarınızı motorun her iki yanından yürüme hareketleri yapar gibi kullanarak geçmeye çalışın. Çok sert akıntılarda yanınızda bir arkadaşınız yaya olarak yürüsün. Genel olarak nehir yatakları serttir çünkü su devamlı akıp giderken gevşek mili de beraberinde sürüklemektedir.. Aksi takdirde göllerdeki gibi bataklık zeminler oluşurda ancak buna rağmen nehir yataklarına bitişik alanlarda çamur olması muhtemeldir. Buralarda dikkatli olun. Nehir yataklarında bulunan kayalarda gene bu akıntı hareketi sebebiyle keskin kenarlı değildir. Çok geniş ve zor nehir geçişlerinde lastiklerinizi %50 oranında indirebilirsiniz.
Dere geçişlerinde köprü yerine hemen su altında aynı malzemeden ve kayalarla desteklenerek yapılmış sığ geçiş noktaları vardır. Buralardan geçerken bu geçişlerin çok kaygan olduğunu biliniz.
Kısa ve Çok Dik Tırmanışlar:
Çok tehlikelidir. Çok özel bir bilgi, dikkat, tecrübe ve adanma ister. Motorunuzun donanımından kendi bilgi ve yeteneklerinizin birleşimine kadar her şeyin mükemmele yakın olması gerekir. Tam tırmanışın ortasında motorunuzun bayılması yada tepenin öbür tarafında 20 metrelik bir düşüşün sizi beklemesi çok kötü olur. Bu yüzden böyle bir tırmanıştaki başarınız tırmanışa başlamadan önceki hazırlıklarınıza bağlıdır.
Hazırlık safhası:
Bir kere bu yaptığınız akıllıca mı? Buna olumlu cevap verebilmelisiniz. Yoksa yapmayın. Tırmanma hattınızı seçin. Maksimum torku aldığınız devire motoru yükseltin. Gazlayın ama bu gazlamayı makul seviyelerde tutun ve ağırlığınızı öne alın. Çok kısa bir tırmanış için oturabilirsiniz ama uzun bir tırmanış ayakta yapılır. Gidona ağırlığınızı bindirmeyin.
Süreklilik safhası:
Devri güç bandının biraz altında tutun. Gazı gerekiyorsa biraz gevşetin. Motor devri düşmeye başlarsa hafif gazlayın. Arka tekeri kaydırmamaya dikkat edin. Eğer devir hala düşüyorsa vites küçültün.(Bu duruma düşmeniz aslında sizin tırmanışa yanlış vitesle başladığınızı gösterir.)
Şayet tırmanışın dikliğini yanlış hesapladığınız ortaya çıkarsa bir çukur, kök, tümsek gibi bir engebeye ön tekeri takarak ön frenle orada kendinizi askıya alıp sabitleyeceğiniz bir şey bulun. Motoru yanına doğru yatırın ve tekrar tırmanışa başlayabileceğiniz daha emniyetli bir alana doğru kaydırın.
Şayet bunu da yapamayacak bir durumdaysanız atlamaya hazır olun. Mümkün olduğunca yan tarafa doğru ve motorun sizden olabildiğince uzağa düşmesini sağlayacak şekilde. Kontrollü bir düşüş kontrolsüz bir düşüşten her zaman daha iyidir.
Dik İnişler, Gevşek Taşlık Zemin:
Gevşek taşlarla dolu bir zeminde dik iniş çok ürkütücü bir deneyimdir. Birde ters eğimde yolun bir tarafından diğer tarafına geçmek mecburiyeti olursa. Panik en büyük düşmanınızdır.
Hazırlık safhası:
Tepede durup iniş hattınızı seçin. Bunun emniyetli bir iniş olabileceğine karar verip birinci vitese takın ve debriyajı bırakın. Motor inişe geçecektir ki bu safhada kendinize hakim olun. Ayağa kalkın, kalçalarınızın sele ile irtibatını kesecek kadar ve ağırlığınızı olabildiğince arkaya alın. Tek parmağınız fren üzerinde olsun.
Süreklilik safhası:
Motor ilk birkaç metre toprağı sürecektir ama motor kompresyonu devreye girdikçe motorun gidişi düzelecektir. Kollarınız gevşek, motoru gerektikçe dizlerinizle tutuyorsunuz. Motoru nehir geçişlerinde olduğu gibi ayaklarınızla baskı yapıp yaylandırarak her iki yana hareketini sağlayın. Motorun hareketi hızlanırsa yada siz motoru bir manevra için yavaşlatmak isterseniz ön freni tek parmakla hafice sıkın. İniş yapan motorun ön tekerinde ağırlık fazla olduğundan kilitlenmesi zordur ama siz yinede gidona beden ağırlığınızı vererek basıncı dolayısıyla da yer tutunma gücünü artırabilirsiniz. Eğer yüzey çok gevşek ise ön freni iyi zeminde sıkın gevşek zeminde bırakın. Böyle bir durumda gaz vermeseniz de motorun stop etme durumu yoktur.
Motoru bu şekilde indirirken aşağıdaki dönüşe de hazırlanmanız gereklidir. Frenleri son anda bırakın, dış pedalı sıkıca yere doğru bastırın. Bu arada siz hala ayaktasınız. Ani bir kararlılıkla motoru dönüşe sokun. Motor tüm korkularınıza rağmen dönüşü sorunsuz yapacaktır.
Tüm sürüş güven, adanma, ve motorun bunu yapabileceğine olan inancınızla gerçekleşecektir. Uygun sürat sizin bu konudaki yardımcınızdır.
Not.: Arka fren dik inişlerde hemen hiç tutunma gücüne sahip değildir. Kilitlenmesi çok çabuk olur bu yüzden durma gücüne katkısı olmayacaktır.
Ters Eğimli Zeminlerde Viraj Alma:
Normal inişler ve çıkışlar nispeten kolaydır. Hatta bir yol motoruyla bile. Ama yol dışı sürüşlerde dik bir inişte yolun bir tarafından diğer tarafına geçmek yada dönüş yapmak tecrübe ister. En zoru da tırmanırken düşmeden dönüş yaparak inişe geçebilmektir. Ayak pedalları üzerinde ayakta durmak motoru dengede ve dik tutar. Bir kere motor çekime göre dik konumda ise motor kaymaya meyilleşir ve aşağı doğru kayış başlar. Bu durum iniş tarafınızdaki ayağınızla o pedalla ağırlığınızı vererek önlenebilir. Bu aşağı doğru olarak uygulanan güç sonucunda lastiklerin yanal kayma hareketi tutunma sağlanarak engellenir.
Kumda Sürüş:
Motor devrinizi 1000-1500 rpm aralığında tutunuz. Gazı kesmeyiniz. Lastik basınçlarını %75 oranında indiriniz. Bu durumda lastiklerin janttan atmaması için krosçular jant kenarlarına tellerin girdiği taraftan dört ilave delik açarlar. Karşılıklı iki tane. her biri birbirinden 90 derece açıda olacak şekilde. Ve buralara somunsuz lastiğin iç tarafındaki takviyeli kısma biraz girecek şekilde kısa vidalar takarlar. Bu lastiğin jantta kalmasını sağlar.
Sürüş esnasında gevşek kuma motoru sert vurmayınız. Yavaşlayın ve gevşek bölüme geldiğinizde gaz açın. Rahat ve düzgün sürün, dirsekler açık ve motorun hareketlerine engel olmaya çalışmadan. Motor altınızda çok oynamaya başlarsa biraz daha gaz verin.
Eğer kum derinleşirse durmayın. Hareketi devam ettirmek çok önemlidir. Ayaklarınızla motoru iki yanından itmek zorunda kalsanız da hareketi devam ettirin. Hatta motordan atlayın ve yanında onunla koşun. Tüm bunlara rağmen saplanırsanız debriyajınızı zorlayarak motorunuzu gazla buradan çıkarmaya çalışmayın. Çukurları doldurun önce. Kumu ayağınızla ezerek sıkılaştırın. Bu motorunuzun birkaç metre önünü kapsamalıdır. Motorunuzu kaldırın, çalıştırın ve binmeden hareket ettirin ve sonra üzerine atlayıp devam edin. Tüm bunların 180 kg üzeri ağır endurolarda ne kadar zordur siz tahmin edin. Çöl sürüşlerinde nadir olarak ciddi sonuçlar doğursa da düşmek sık rastlanan bir durumdur.
Çamurlu çamursuz oluklar:
1. Motorunuz ve siz oluklara gelmeden tam düz olarak girecek pozisyonda olunuz.
2. Pedallar üzerinde ayakta durun ve ağırlığınızı olabildiğince arka tarafa doğru kaydırın. Bu ön tarafın hafifleyerek çamura gömülmemesi içindir.
3. Ayaklarınız pedallarda olsun. Ayaklarınızı yere koymaya çalışmak yer çekim merkezinizi saptıracaktır. Ayrıca sert geçişler sırasında ayağınızı pedaldan kaldırmanız kendi bacağınızın üzerinden geçmenize sebep olabilir.
4. İleri bakın. İleri bakarsanız motorunuz olukları takip eder ama yere bakarsanız psikolojik olarak gerilirsiniz ve oluklarla savaşmaya başlarsınız. Buda sürüşü olmaması gereken oranlarda darbeli hale getirir.
5. Tüm sürüş boyunca gazlayın. Gaz kesmek vücut ağırlığınızı öne aktararak ön tekerin çamura saplanmasına sebep olabilecektir. Düzgün ve sürekli gazlamak sizi tüm engellerin üzerinden akıcı bir tarzda ötesine geçirecektir.
Açıklama: Güç bandı en yüksek torkun alındığı devirdir. Motordan motora değişir. Aşırı şartlar altında sürücüler gazı 2500-3000rpm devir aralığında tutarak hızı debriyaj ile ayarlama yolunu da tercih edebilirler.
Kar Zinciri: 
Gönderen:
ALFA
Zaman:
11:52
Etiketler: yol dışı sürüş, yol dışı sürüşlerde debriyaj kullanımı
YOLCULU SÜRÜŞ PRENSİPLERİ
Sürücünün bilmesi gerekenler:
Yolcu ikinci bir sürücü gibi düşünülmelidir.
Yolcunun davranışları motorun hareketlerini etkileyerek sürüş karakterini değiştirir. Bağımsız ekstra bir ağırlık olması bunun sebebidir.
Yolcu ani duruşlarda öne doğru hareket ederek kaskların çarpışmasına sebep olduğu gibi sürücünün kollarına da ekstra ağırlık bindirir.
Yolcunu getirdiği ekstra yük kalkışta daha fazla gaz ve debriyaj mahareti gerektirir.
Fren işlemi etkilenebilir. Daha önceden ve daha fazla basınç uygulamasıyla fren yapmak gerekir.
Arka teker üzerindeki ekstra ağırlık bilhassa ani duruşlarda durma gücü üzerinde arka frenin etkisini artırır.
Yokuş aşağı sürüşlerde frenleme mesafesini uzatır.
Ekstra ağırlık dönüşlerde ekstra dikkat gerektirir.
Dönüş açıklıkları etkilenebilir.
Sollamak için daha fazla bir zaman ve mesafe gerekir.
Bilhassa yan rüzgarların etkisi daha belirgin olur.
Motorun durumu:
Yolculu sürüşe uygun, buna göre üretilmiş tipte bir motor olmalıdır.
Lastik havaları motor manueline bakılarak yolculu sürüşe göre basılmalıdır.
Süspansiyon ayarları yolculu sürüşe göre ayarlanmalıdır.
Aynalar yolculu sürüşe göre ayarlanmalıdır.
Tüm bunlar motor el kitapçığına göre yapılırken yine bu kitapçığa göre verilen motor azami yük taşıma kapasitesi aşılmamalıdır.
Yolcunun bilmesi gerekenler:
Yolcu boyunun ayakları pedallara basacak kadar uzun ve yaşının bu işin sorumluluğunu kaldırabilecek seviyede olmalıdır.
Yolcuda koruyucu donanımlar giymiş olmalıdır.
Yolcunun da hareketlerinin sürüşü etkileyeceğini ve nasıl davranması gerektiğini bilmesi gereklidir.
Bu kurallar:
a) Sürücünün belinden tutunun. Varsa yolcu motor tutanaklarından tutununuz.
b) Ayaklarınızı daima pedallar üzerinde basılı tutunuz. Motor durduğu zamanda bile.
c) El ve ayaklarınızı sıcak ve hareketli parçalardan uzak tutunuz.
d) Dönüşlerde sürücünün omuz üzerinden dönüş yönüne bakınız.
e) Geriye yada ani dönüşler yapmayınız. Bacaklarınızla motoru tutarken sağa sola ivmeler vermeyiniz.
f) Bir engel üzerinden geçilirken pedallar üzerinde bacaklarınız kırık vaziyette hafif yükselerek darbenin bedeninize etkisini azaltınız.
g) Sürücüye abanmadan, mümkün olduğunca ona yakın oturunuz.
Genel güvenlik kuralları:
Yolcu taşıyabilecek tecrübede değilseniz(asgari iki yıl) yolcu taşımayınız.
Tecrübeniz yeterli ise ama ilk defa yolculu sürüş yapacaksanız önceden yolcu ile birlikte düşük süratlerde trafiğe kapalı uygun bir alanda alıştırmalar yapınız yada bunun eğitimini alınız.
Daima “Araştır”, “Tahmin et” ve “Uygula” işlemini uygulayınız.
Yolcunun sürate ve yatışlara alışması için kendisine zaman tanıyınız.
Sollarken kendinize daha geniş zaman tanıyınız. Ani geçişlere kalkışmayınız. Mesafe yeterince uzun olsun.
Rüzgara karşı hazır olunuz.
Aşırı hızlardan ve yatış açılarından sakınınız.
Yolcu binmeden motoru çalıştırınız.
Yan ayağı kaldırıp motoru tam desteğe alınca, ön fren sıkılı ayakta iki ayağınızla sağlam bir şekilde yere basılı olarak ve motoru bacaklarınızın arasında sıkıca tutulu bir vaziyette iken yolcuya binin komutunu veriniz.
Yolcu binince kask çarpışmalarına hazırlıklı olunuz.
Tam durup motoru desteğe aldıktan sonra kendisine vereceğiniz inin komutunu almadan yolcunun inmeye kalkmaması gerektiğini, ayakları pedallarda basılı beklemesi gerektiğini kendisine bildiriniz.
YOLCULU SÜRÜŞLERDE FRENLEME
Motosikletteki ekstra ağırlık yolcu olsun, yük olsun motorun atıl kütlesini ağırlaştırdığı oranda hareket yönü doğrultusunda dengelenmesi gereken bir ekstra hareket enerjisi verecektir. Daha da önemli olarak ilave ağırlık arka tekerin yere tutunma gücünü artıracaktır ve ön arka ağırlık oranının değişimi de değişik frenleme tekniği uygulanmasını gerektirecektir. Tıpkı iniş yada çıkışlarda değişik frenleme tekniklerinin uygulanması gibi. Yolcunun ağırlığı genellikle yüksektir ve motora hareket yönünde daha fazla ileri hareket enerjisi verecektir. Sıkı ön fren hala mümkündür ancak yolculu durumda arka frenin daha sıkı kullanımı gerekir. Burada ölçü yolcunun frenleme esnasında ne kadar ağırlığını sürücüye aktaracağıdır. Artçı ani duruşun farkında olmayabilir çünkü artçı ileriyi sürücü gibi göremez ve sürücü sert fren yaptığında yolcu sürücünün sırtına abanır. Daha doğrusu motor sürücüyü geriye, yolcuya doğru iter. Bu noktada sürücü yolcunun atıl kütlesi tarafından tankın üzerine doğru itilir. Sürücü burada motorun kontrolünü kaybetmemek için frenleri gevşetmek durumundadır. Touring tipi bir motorda yolcuda varsa ağırlık 600kg a kadar çıkabilir. Arka/ön ağırlık dengesi belki 60/40 olabilir. Frenlemenin başlangıcında arka frenleme 350kg ve ön 250kg gücünde olabilir. Ama frenleme mevcut yer tutunma gücünün mesela %80 nine yükseldikçe frenleme güçleri arka/ön 130/350 civarında olabilir. Bu yüzden arka fren yolculu sürüşlerde toplam frenleme üzerinde olumlu katkı yapar. Yağışlı havalarda da olumlu etkisi vardır. Yokuş inişlerde bu durumun yolcunun atıl kütle etkisinin çok fazla olmasından dolayı fazla avantaja döndürülmesi fiilen mümkün olamaz. ABS sistemlerde ise sistem birleşik yada ayrıda olsa fiilde bir avantajı olmaz. Sadece daha sert fren yapılabilir.
Not.: Artçı kelimesinin grup sürüşlerde grubun en arkasından gelen lidere yardımcı kişiye denmesi nedeni ile arkamıza aldığımız kişiye yolcu denmesinin daha doğru olduğunu düşünüyorum.
Gönderen:
ALFA
Zaman:
11:47
Etiketler: yolculu sürüş
DÖNEMEÇLERDE GİZLİ POTANSİYEL TEHLİKELER

Motosiklet kullanımında belki de en zevkli taraf dönüşlerdir. Tek iz üzerinde giden bir araç olan motoru yatırarak tüm ilgili güçleri devreye sokmak ve istenilen yöne gitmek güzel bir duygudur. İster yollarda olsun yada pistte bu hareketi yüzlerce hatta binlerce kere de yapmış olsanız da bu hareket her seferinde yine zevklidir ve yine heyecan verir. 40 yıldır belki milyon kilometre yol yapmış olsanız bile dönemeçlere tam doğru yaklaşma hızıyla, bileğin doğru kontra basıncını elciğe uygulamasıyla, gaz tam kararında açık ve ideal apeks noktasına götürecek doğru yatış açısını tutturarak son dakika ayarlamaları yapmadan dönülen viraj sayısı bir düzineden fazla değildir. Viraj hattına girdiğinizde mutlaka son dakika ayarlamaları gerekmektedir. Yere yapışmamak için çok ani ve sert değişiklikler yapamazsınız. Bu tip hareketlerden kaçınmak içinde ilerinizde neyin sizi beklediğini bilmek zorundasınızdır.
Bir dönemece girmek kritik bir andır ve bunu nasıl yaptığınız önünüzdeki dönemecin size nasıl göründüğüne bağlıdır. Bu viraj her gün döndüğünüz bir dönemeç olabilir. İlk defa böyle bir açı çizeceğiniz yeni bir viraj da olabilir. Her gün geçtiğiniz bugüne kadar belki yüzlerce kez dönmüş olduğunuz bir dönemeçte olsa yoldaki her çatlağa, yüzeyin bozuk kısımlarına bakın. Yüzeyi değerlendirmeden bir dönemece dalmayın. Bir dakika evvel oradan geçmiş olsanız bile durum değişmiş olabilir. Öbür tarafta çalıların gizlediği alanda arıza yapmış bir araç duruyor olabilir yada geçen bir vasıtadan yola yağ, mazot dökülmüş olabilir. Kum dökülmüş olabilir vs. Yatmadan önce yol yüzeyinin durumunu değerlendirecek yeterli görüşünüz olmalıdır. Bunu engelleyen bir çok durum vardır. Peki ne yapalım diyeceksiniz. Yatmayın. İlerisini göremediğiniz bir dönemece kendinizi teslim etmeyin. Yavaşlayın, hattınızın dış tarafından genişçe dönemece girin ki bu size yolun daha ilerisini daha erken görme imkanı verecektir,
Geniş dönmek her durumda size avantaj vermez. Sağa dönen bir dönemeçte sizi orta şeride dolayısıyla karşı yönden gelen araca yaklaştırır. Ya karşı yönden gelen araç orta şeridi ortalamış geliyorsa! Yada yol yüzeyi kumlu veya yağlı ise ve bu durumda motoru kaldırmanız gerekirse lastikleriniz sizi karşı yöne geçirecektir. Ben tahmini olarak olabilecekler karşısında her durumla baş edebileceğim bir süratte hattımın içinde kalarak, öbür tarafta yola yuvarlanmış sizi selamlamak için bekleyen bir kayayla tokalaşmamak için, tedbirli bir dönüşü tercih ederim.
Dönüşü yaparken ben planladığım hattın görebileceğim en ilerisini ve motorumun biraz ilerisini görecek şekilde sürekli gözlerimi hareket ettiririm. Çıkışa kadar tüm hattı görüp değerlendirdikten sonra güvenli ise yatışa geçerim.
Maalesef her potansiyel tehlike görünür değildir. Yeni dökülmüş mazot ve bazı soğutucu maddeler yol yüzeyinde görünmesi adete imkansız maddelerdir. Burnunuz size alarm verebilir. İnce bir tabaka kum ise hem görünmez hem de kesinlikle kokusu alınamaz bir tehlikedir. Işıkta sizi kısıtlayabilir. Gözünüzü alan alçak irtifadan gelen güneş ışıkları herhangi bir şeyi görmenizi bile çok zorlaştıracaktır. Tek elle motor kullanmak zorunda kalabilirsiniz şayet iyi bir güneş korumalı vizörünüz yada gözlüğünüz yoksa. Düşük irtifada asılı duran güneş ayrıca dönüşler boyunca gölgeler oluşturur. Gölgeli bir viraja yatıp ta girdikten sonra, gölgede saklanan kum, yaprak döküntüleri veya diğer kaygan maddeler yüzünden kaba etlerinin üzerinde kayarak çıkanlar çoktur. Ayrıca gece yola inen çiği ve henüz gölgede kaldığı için güneşin kurutmadığı ıslak alanları fark etmek, yol yüzeyinden ayırt etmek neredeyse imkansızdır. Kışın ise bu alanlar yol yüzeyinden ayırt edilmesi çok zor siyah buza dönüşürler.
Sağa dönüşte bir engelle karşılaşıldığında, şayet bu engel orta şeride çok yakınsa dışından, sizin hattınızın ortalarına yakınsa iç tarafında geçiniz. Hattınızın ortasındaki bir engeli dışardan geçerseniz bu sizi yolun kenarında ve kenara doğru yatık bir durumda bırakır ki ikinci bir engelle baş etme imkanınız kalmaz.
Sola dönüşlerde engelin her iki tarafını da kullanabilirsiniz.
Her iki durumda da trafiğin durumu, engelin yeri önemlidir. Burada kırma işlemi ile frenleme işlemi birbirinden ayrılmalıdır. İkisi birlikte yapılmamalıdır. Engele bakışlarınız kilitlenmemelidir. Engeli aşar aşmaz tekrar normal dönüş hattınıza dönünüz.
Ters eğimle karşılaştığınızda motor eğim tarafına kaçmak isteyecektir. Kontrayı bunu dengeleyecek şekilde sürekli bastırmanız gerekir. Hızınız uygunsa motoru kaldırın. Dış taraftaki pedala ağırlık verin.
Potansiyel tehlikelerle ilgili olarak sağlık görevlilerinin hazır bulunduğu, trafiğe kapalı, kontrollü şov alanları dışında lastik yakanlar, yarış yapanlar, tek teker ve arkayı kaldırma gibi cambazlıkları bu işin profesyonel eğitimini almadan ulu orta yaparak kendileri ile birlikte başkalarının da hayatını tehlikeye atanlara diyeceğim olumlu hiçbir şey yoktur. Sadece sormak istiyorum: Ne gibi tehlikeleri olduğu hakkında herhangi bir fikriniz var mıdır? Gözlerinizi bir an kapatın ve hayatınızın bedelini kendinize söyleyin.
Motorunuzun lastiklerinin hattınız içinde olması yetmez sizinde tamamen kendi dönüş hattınızın içinde olmanız, başınızın ve omuzlarınızın geliş hattına geçmemiş olması kötü sürprizlerle karşılaşmamanız için şarttır.
Dikkat: 
SÜRÜŞ HIZININ TEMPOSU
Hızınızın temposunu biliyor musunuz? 
Her sürücü kendi sınırlarını iyi bilip hızını o tempoda tutabilmelidir. Pistlerdeki tempolar caddeler için uygun değildir. İki hafta önce bir sürücü öldü. Bir virajı alamadı ve motoruyla kayaların içerisine savruldu. Yolda kaymasına sebep olacak kum, yağ yada buz yoktu. Herhangi bir arabada onun hattının açığına kaçmasına sebep olmamıştı. Tamamen sürücü hatası. Sürücü kendi hız temposunu bilmiyordu. Temposunun üzerinde bir hızla viraja girdi ve beyni ona bu hızın bu viraj için çok fazla olduğu ikazını verdi. Oda motoru kaldırdı ve arka freni çiviledi. Elveda…
Yarış pistlerinde sürücüyü kurtaracak lastik yada saman bariyerler vardır. Bir ambulans ve işi bilen ekiplerde hazırda bekler. Çoğunlukla yoldan çıkan yarışçı yerinde kısa bir sağlık teftişinden sonra kaza yaptığı yere dönerek kazasını analiz edebilir. Caddeler yarış pistleri değildir. Bu şekilde kullanımları sizin sürücülük ömrünüzü kısaltacaktır ve kendi temponuzu keşfetmenizi de olanaksız kılacaktır. Temponuzu bulup öylece sürmek yarışmaktan çok uzak ve daha eğlenceli bir şeydir.
Tempo, motoru gerçek yerine oturtarak onu kontrollü bir araç konumuna sokar. Temponuzun dışına çıkarsanız o sizi kontrol eder. Bir çok yarış tipi motor sürücüsü bir kere motorlarına binince gazı öyle kontrolsüzce kullanırlar ki oluşan süratle adeta motorları tarafından aceleyle taşınan bir bagaj durumuna düşerler. Tempo ise 1200cc ne kadar zevkliyse 250cc bir motorun da o kadar zevkli olmasını sağlar. Bu sürücünün sağ bileğini kullanma maharetiyle ilgili bir gerçektir. Budala biri gazı çevirebilir ama nasıl durulacağı yada dönüleceği hakkında bir fikri yoktur. Durmayı öğrenmek hayat kurtarır, dönmeyi öğrenmek hayatı zenginleştirir. Bir motoru ardışık dönüşlerde kullanmaktan daha zevkli ne vardır. Eğer temponuzu ayarlayamazsanız frenlerle uğraşırsınız, buda acil bir durumda sizi çaresiz bırakır. Kendi temponuzu bulun ve göreceksiniz ki asıl eğlence oradadır. Düz yolda gazı sonuna kadar açmanın değil de her durumda kendi temponuzda güvenle gitmenizin gerçek motor ustalığı olduğunu anlayacaksınız.
Olur olmaz her yerde hızlı gitmek, kural tanımadan kamikaze gibi alçaktan uçmak biz motorcuların imajını zedelemektedir. Ehliyetimizi, motorumuzu sonunda da kendi bedenimizi kaybedebiliriz.
Kendi otoban ve şehir içi hız temponuzu bulunuz, ona bağlı kalınız ve gereksiz ve riskli süratlenmelerden kaçınınız. Çok üst bir hız tempom var diyorsanız yarış pistlerini kullanınız.
Tempolaşma kaideleri:
.Dönüş hızınızı erken ayarlayın. Dönüş noktasını kaçırırsanız eyvah.
.Yere doğru bakmayın. Bu hızı beyninizin olduğundan daha fazla gibi algılamasına sebep olur.
.Motoru çabuk döndürün.
.Frenleri hassas bir tarzda hissederek ama ciddi bir sıkmayla kullanın.
.Gazlamaya erken başlayın.
.Sollamak dışında orta çizgiyi asla geçmeyin. Bu aslında sizin motora ne kadar hakim olabildiğinizin bir göstergesidir.
.Orta şeride yakın kısımlarda fazla kalmayın . Açık dönüşle gelen bir araç olabilir.
.Virajlarda gereksiz sarkarak veya düz yollarda iyice kapanarak kişilik bozukluğu olabilecek araç sürücülerinin dikkatlerini üzerinize çekmekten kaçınınız.
.Gurup liderliği yaparken grupla bir sürüş yapınız. Hat değişmeleriniz yumuşak ve önceden el işaretleriyle belirtilerek olmalıdır.
.Sürüyü takip ediyorsanız grupla birlikte sürünüz. Şayet sürü liderini takip edemiyorsanız ve kendi temponuzu tutturmaya çalışıyorsanız başkalarının da sizi takip etmesini beklemeyiniz.
Toplu sürüş temposu:
Düzlükler rütbelerin ayarlanacağı zamanlardır. Lider takip edenleri birbirine karıştırıp kümeleştirmeyecek tempoyu tutturmak zorundadır. Bilhassa dur işaretinden sonra hareket ederken yada çift yönlü yolda araç sollarken tüm sürücülerin hızlarını aynı tempoda tutmaları esastır. Lider gazı sert kullanarak aracı sollamalı ve geriden gelenlere sollamayı yapacakları boş alanı bırakmalıdır. Ancak bunu yaparken ölçüsüz hızlanıp grubu geride bırakmamalıdır. Düzlüklerde mantıklı süratlerin yaratacağı aralar kolay kapatılabilir, sürücüler önlerindeki motordan iki saniye mesafede çaprazlarındaki sürücülerden 1 saniye mesafede olmalılardır. Domino taşlarının birbirini takip eden insicamlı hareketleri gibi motorların virajlara birbiri ardından bir intizamla girip sonra aynı sırayla çıkışını seyretmek büyük zevktir. Gazın kontrolünde ustalaşmak ve sürüş hızının duruma göre aynı tempoda düzgün tutulabilmesi resmi günlerdeki motosikletli polis kortejlerinde bariz bir şekilde sergilenmektedir.
Kaynak: www.sportrider.com
Gönderen:
ALFA
Zaman:
11:44
Etiketler: sürüş temposu
AŞIRI HAVALARLA MÜCADELE

16 derece ile 32 derece arası normal olarak kabul edilir. Bunun altında soğuk üstünde sıcak hava tehlikeleri başlar.
Kask:
Tam korumalı kask(Full face helmet). Daima vizor kapalı.
Vizorün buharlanması:
Bunun için tabakalar çıktı. Bu tabakalar iki tabaka arasında ışık kırılmalarını pırıltılar olarak gösterebilir. Aynı zamanda ay, yağmurda gibi yansıma yapıp burnunuzu görmenizde mümkün. Ancak yol görünüyor. Buda buharlanmadan çok daha iyi bir durumdur.
Kaskın kötü kokuları:
Eğer içi çıkmıyorsa, yıkayamazsınız ve birkaç hafta sonra kötü kokular başlar. Bunu kaskı kullanmadığınız zamanlar içine kağıt tıkarak halledebilirsiniz. Karbonatla da toz şeklinde yüzeyine elinizle yayarak kaplayabilirsiniz ama burada sorun giyeceğiniz zaman karbonatı temizlemektir. Elektrikli süpürgeyle çektirmeniz gerekir. Koku çok ağırsa kağıtla temizleme tekniğinin işe yaraması birkaç hafta alacaktır yada kokuya katlanacaksınız.
Kulak tıkaçları:
Kullanın. Gerçekten sesin zararlı sonuçlarını azaltıyor.
Ceketin altına ne giyilmeli?
Uzun kollu hava geçirmeyen ama teri dışarı atan özel yapım tişört, deri ceket altına giyilmelidir. Çok sıcak olsa da en iyisi budur. Çok sıcak havalarda çıplak cildinizin sıcak deriyle yada astarıyla teması hiç hoş bir duygu değildir. Bu tip tişörtler terlemeyi de alması açısından sıhhidir. Sıcak olacaktır ama rahatsız etmeyecektir. Boyun bölgesinin deriyle temas etmemesi için bandana kullanın. Çok sıcak olduğunda ıslatın ve sıkıp suyunu çektirdikten sonra serinlik için ıslak olarak boynunuza takın. Tüm kan damarlarının ve sinirlerin geçtiği boyun bölgesinin serin tutulması, aşırı sıcak yada soğuklara maruz bırakılmaması gerekir.
Eldiven:
Yazlık korumalı deri eldiven. Kışın gerekiyorsa korumalı eldivenin altında normal bir yün eldiven olabilir.
Pantolon:
Seyahatte deri pantolon iyidir. Daha geniş bir iklim şartlarına hitap etme özelliklerinin yanında koruma faktörleri de yüksektir. Altına bileklere kadar uzun egzersiz taytları giyilmesi uygundur.
Bot:
Motorunuzun tipine uygun tam korumalı deri botlar giyilmelidir. Yürüme zorluğu yaratsalar bile bu şarttır. Yürümek için yedekte normal ayakkabı taşınabilir. Botların su geçirmez olmaları tercih edilmelidir. Yada su geçirmez kılıf kullanılmalıdır.
Yağmurluk:
Yağmurluk bulundurun. Normal yağmurluklardan farklı bir özelliği yok. Tek veya iki parçalı olabilir. Rüzgarla balon gibi şişecek bol ölçülerde olmamalıdır. Üzerinize tam oturmalıdır.
Yağmurda Sürüş:
Yağmurluğunuzu giyiniz. İçinize su girmesini engelleyiniz. Eldivenlerinizin ve botlarınızın su geçirmez kılıflarla desteklenmesi gereklidir. Vizorü elinizle temizleyin, kaçınılmazsa yarım açın. Göz koruması gereklidir. Gözleriniz korumasız kalmamalıdır. Siyah ya da renkli vizor kullanmayınız.
Siste Sürüş:
Şayet sis iki saniye önünüzü görmenizi engelleyecek oranda ise sürüşe devam etmeyiniz. Sis de sürüşün en büyük riski görünürlüğün olmaması dışında ufuk hattını görememenizin beyninizin yerle olan açınızı algılamasında oluşturacağı sapmalardır. Yoğun sis içinde giderken ufuk hattını görmediğiniz için hiçbir zaman yere dik konumda mı yoksa yatık konumda mı gittiğinizi tam doğru algılayamazsınız. Dönemece girdiğiniz de bu durum özellikle sorun yaratır.
İçecek:
Su içmelisiniz. Kahve değil, kola değil, SU içmelisiniz. Bazı spor içeceklerde olabilir ama fazla şeker içerirler. En iyisi sudur. Vücut ısı fazlasını terlemeyle atar. Terlemek istemiyorsanız motora binmeyin. Klimalı araba kullanın. Terin buharlaşması vücuttaki fazla ısıyı atar ve aşırı ısınmasını önler. Bunun içinde vücudunuzda yeterli su olmalıdır ki yeterince ter buharlaşarak soğutma etkisini oluşturabilsin. Sadece güneş çarpması durumunda siz çok sıcakta da olsanız terlemezsiniz.
Hava aşırı sıcak, siz dışarıdasınız ve terlemiyorsunuz. Orada durun. VÜCUTTATA KURUMA(dehidrasyon) BAŞLAMIŞTIR. Aşırı ısınma var ve serinlemezseniz ölürsünüz. İşlerin bu derecelere gelmesine izin vermeyin. Bunun yolda giderilmesi çok zordur ve bu dünyadan gidici durumuna girebilirsiniz.
Sıcağa karşı ne yapabilirsiniz?
Kaskınızın tüm havalandırmasını açın. Bu dudakların kurumasına sebep olabileceği için dudak nemlendiricileri kullanın. Motorunuzun rüzgar kesicisi (windshield) çok büyükse sorun yaratır. Mümkünse indirin yada havalandırma delikleri varsa açın. Vücudunuzun mümkün olabildiğince tüm bölümlerini kapatın. Güneş ışınları cildinize direk temas etmesin. Direk temasla UV ışınlarına maruz kaldığınız gibi çabuk da yorulursunuz. Korumalı elbiseleri üzerinize giymeyi ihmal etmeyin. Çünkü korumasız kaza yaparsanız, yolun sürtmesinden olaşacak yaralar yanıkla aynı etkiyi yapar ve yeterince derinse iz bırakır mı diye endişelenmeyin çünkü öldürücüdür.
Her benzin alışınızda uzun kollu tişörtünüzü ıslatıp giyin ve hemen deri ceketinizi üzerine giyin ve ön havalandırmalarını da kapatın. Arka havalandırmalarını açık bırakın. Su boyun bölgesinden yavaşça buharlaşarak sizi serinletecektir. Ön havalandırmaları açarsanız buharlaşma hızlı olur ve sizi daha iyi soğutur ama tişört çabuk kurur ve serinletme kısa kesilir. Tişört kuruyunca ceketin tüm havalandırmalarını açın ve bir daha ki istasyonda işlemi tekrarlayın.
Yazlık eldiven giymenizi söylemiştik. Bu eldivenlerin bileği örten kısmı yoktur. Önce eldivenleri giyip sonra ceketi giymeniz gerekir. Ceket kol fermuarlarını da çekmeyin kollarınızdan içeri hava gelsin. Bu durumun ceketin koruma faktörünü düşürdüğünü biliniz ayrıca bilekleriniz kaza anında korumasız kalmaktadır.
Yanınızda yedek su taşıyın. Daha sık mola verin. (Her 200-250 km de.) Molaları beklemeden su için. Hatta giderken için. Hyponatremia yani su zehirlenmesine dikkat edilmelidir. Gerekiyorsa klimalı bir otelde mola verin.
32 derecenin üzeri:
Isı her an sizi bitirebilir. Vücudunuz susuz kalabilir, kuruyabilirsiniz. Bu durum 29derecenin üzerindeki herhangi bir derecede gerçekleşebilir. 32 derecenin üzerinde ise durum çok ciddidir. Güneş çarpması denilen olayın olması riski çok fazladır. Çok dikkatli olmanızı tavsiye ederim. Çok gerekli değilse yola devam etmeyin yada güneşin batmasını bekleyin.
Vücut Isı Transferi:
Isı daima sıcaktan soğuğa doğru akar. Yani bedenimiz atmosferden soğuksa biz ısı çekeriz tersi durumda ise biz çevremize ısı veririz. Her iki durumda da mutlaka ısı transferi olmaktadır.
İki tür beden ısımız vardır. Bedenin iç ısısı ve derimizin ısısı. Bedenimiz ısı üretir ve iç ısımızı 37C de tutmaya çalışır. Bu derecede çok küçük sapmalar olabilir ve 2 derecelik bir sapma dahi bizim sağlığımıza ciddi tehdittir. Derimizin ısısı ise 31C ile 33C dereceleri arasındadır.
Bedenimiz sürekli ısı üretir. İç ısımızı muhafaza etmek için gerekli miktarı kullandıktan sonra fazlasını atmosfere bırakır. Bunun anlamı bizim devamlı dışarıya ısı veriyor olmamızdır.
Derimiz ısıyı yansıtır. Ayrıca her nefes alış ve verişimizde biz ısı kaybederiz. Nefesimiz sıcaktır, çiklet üreticilerinin söyledikleri hiç önemli değil, soğuk değildir.
Çevre sıcaklığı 20-21C derecede ise beden ısımızı muhafaza ederiz. Şayet beden iç ısımız efor yada çaba ile artarsa yada ısı indeksi çok fazla ise bizim bu şekilde ısı kaybımız genellikle yeterli olmaz. Ter bezlerimiz devreye girer ve bedenimizin esas soğutma sistemi terin buharlaşmasına bağlıdır.
Ter buharlaştıkça ısıyı üzerimizden uzaklaştırır. Bu deriyi serinletir ve neticesinde yüzeye yakın dolaşan kan serinler. Serinlemiş kanda içe ve adalelere döndüğünde onları serinletir. Böylece eylem tamamlanır. Şayet hava sıcaklığı vücut ısısından fazla ise serinleme olmaz tam tersine vücut iç ısımız artar.
Birbirine geçmiş ikilemler:
37C derecenin üzerindeki çok sıcak ve kuru günlerde bedenimiz havadan ısı emer(konveksiyon) ve güneşten(radyasyon) emer. Esasta derinize ısı taşımak fonksiyonları olan genişlemiş kan damarları şimdi deriden ısı alır ve içinize taşır. Buharlaşmaya dayalı serinleme işleminin devam etmesine karşın siz buharlaşma yoluyla verdiğinizden daha fazla ısıyı konveksiyon yoluyla emmektesinizdir. Hatta ter çok hızla buharlaşmaya başlarsa bu işe yaramayan ter olur. Yani soğutma yapmaz.
Olay basit bir eşitlemedir. Konveksiyon ısıtma ısı yükler. Buharlaşmanın soğutması ısıyı alır. Aldığınız ısıdan fazlasını verebildiğiniz ölçüde mesele yoktur ama otobanda 43C derecede kuru sıcakta sürüş yaparken konveksiyon(ısı yayım) her zaman buharlaşmanın üzerindedir.
Diğer yandan düşük süratlerde şehir sürüşlerinde buharlaşmanın soğutması konveksiyonun ısıtmasını yener. Ama bu durum düşük süratlerde geçerlidir.Yüksek ısıdaki yüksek süratlerde beden terleme mekanizmasını yoğunlaştırır ama bu gerekli soğumayı sağlamaz. Sisteminiz strese girer ve siz sıcaklıktan tükenir ve güneş çarpmasına maruz kalırsınız.
Burada giysilerinizin havalandırmalarını ne kadar açtığınız anahtar durumdadır. Yeterli soğumaya yetecek kadar açılmalıdır. Fazlası terinizi çok hızlı buharlaştıracağı hatta buharlaşmaya fırsat vermeden teri alıp götüreceğinden zararlıdır. Çünkü terlemenin serinletme etkisi devreye giremez. Yeterli havalandırma gerekli olandır.
Korkulan yer etkisi:
Yerin etkisi ve motorunuzun sebep olduğu ısıyı izole etmeniz zaruridir.
Yer ısıyı emer ve geri yansıtır. 43C derece havalarda yol üzerinde seyahat ettiğinizde yüzeyden 65-75 cm e kadar yükselen ısının derecesi 60C ve üstündedir. Buda ayaklarınızın tabanının ısıyı neden fazla hissettiğini açıklar. Eğer havalandırması olan pantolon giyiyorsanız size çarpan havadan konveksiyon yoluyla ısı emerken yerden de yansıyan ısıyı alırsınız.
Bu sıcaklık sizin sıradan pantolonlarınızı da ısıtır, bu sıcaklık seviyelerinde bir kat Cordura tabakası izole olmanıza yetmeyebilir ve bacaklarınızda ısıdan dolayı su toplanma kabarcıkları oluşmaya başlar. Bu sonuçtan sürüş pantolonunun altına giyeceğiniz bir uzun iç çamaşırı yada normal kot giymeniz sizi koruyacaktır.
16 derecenin altı:
Rüzgarı kesmek durumundasınız. Rüzgar ne kadar hızlı eserse o kadar soğuktur. Soğuk rüzgardan korunmazsanız rüzgar ısırması olabilir(buz yanığına benzer). Sıcak kalmaya bakın. Gövdenizi sıcak tutun. Şayet gövde soğursa el ve ayaklara giden kanı kısıtlamaya başlar. Bu yüzden gövdenin sıcak kalması el ve ayakların sıcak kalması içinde şarttır. Boynunuzu soğuktan koruyun. Ayrıca burayı iyi kapatın. Bu bölgeden girecek soğuk hava gövdenin de soğumasına neden olacaktır. Ceket kollarının yakalarından içeri hava girmesini önleyin. Botların içine sokarak pantolonunuzun paçalarından içeri hava girmesini önleyin. Altınıza yün giyin. Yün çok iyi izolasyon sağlar. Rüzgarlık kullanın.
Neden üşürüz:
Çünkü motor üzerinde hareketsiz durmaktayız halbuki ısıyı üreten harekettir. Dikkat edin krosçuların giysileri çok hafiftir buna rağmen üşümezler. Çünkü devamlı fiziksel hareket içindedirler. Vücutları ile motora çeşitli hareketler yaparak yön verirler.
Motora ilk bindiğinizde üşümeyebilirsiniz ancak yolculuğun ileri safhalarında üşüme doğru giyim yoksa gelecektir. Vücut ısımızı motorun elektrik sistemi gibi düşünün, ısıyı depolar ve sonra kullanabilirsiniz ama alternatörünüz kullandığınız oranda şarj etmiyorsa üşüme başlar.
Seyahatinize sıcak evinizden çıkıp tam şarjlı olarak başlarsınız. Bu şarjın ne kadar dayanacağı karşı faktörlere ve bu faktörlerin süresine bağlıdır. Sizden ısı çeken bu faktörlerin gücü ne kadar fazla ise o kadar ısı kaybı olacaktır ve süresi de şarjınızın tükeniş zamanını belirleyecektir. Soğuk havada rüzgar ısı kaybı yaratır.
Sonuç olarak soğuk havanın derecesi ve buna vücudumuzun maruz kaldığı süre bedenimizin artarak fazlalaşan ısı kaybına maruz kalmasının seviyesini verecektir. Giyim bu işlemi yavaşlatır ancak durduramaz. Bedeni bir radyatör gibi düşünün, havayla temas eden bedenin her cm si, boyun, kulaklar, yüz radyatörün yaptığı işlemi yaparak soğutma yapacaktır. Buna ilaveten nefes alıp vermelerimizle yüksek oranda nem ve ısı kaybına uğramaktayız. Aldığımız her soğuk nefes ısı kaybı demektir. Hiçbir şey yapmayıp sadece soğuk havayı teneffüs etmek ile bir müddet sonra üşümeyi başlatacaktır. Bunları karşılamak için hareket gereklidir, koşmak vs gibi ancak siz motor üstünde hareketsiz durmaktasınız. Buna ilaveten sürüş süratiniz arttıkça soğuk rüzgarın elbiselerinizin arasından vücudunuza işlemesi de devreye girecektir.
Birde buharlaşmanın getirdiği bir soğutma faktörü vardır. Vücudunuz terlediğinde bilhassa ellerde, çıkan nem eldiveninize yapışarak eldivenin yüzeyini soğutur ve neticesinde bir geri dönüşüm şeklinde ellerinizi soğutur. Bu tip soğumaya neden olan bir çok faktörler vardır ve sonuçta siz hipotermiye doğru gidersiniz. Şayet dıştan sizi ısıtacak bir kaynak olmadan, arabalardaki ısıtma sistemi gibi, uzun müddet soğukta sürüş yaparsanız sonunda soğuyup donmanızı engelleyecek bir çözüm yoktur. Tek çözüm sizin çok geç olmadan durumu fark ederek gerekli önlemleri alıp uygulamanızdır.
Üşümüş bir sürücü stres altındadır ve güvenli bir sürücü olmaktan çıkmıştır. Çevresel ve bedensel oluşumların farkında olma yeteneği zayıflamaktadır. Düşünme yeteneği yavaşlamaktadır. Refleksleri yavaşlamaktadır. Çabuk yorulur ve zihinsel yoğunlaşma gücü kaybolur. Bunlara ilaveten bu durumda beden daha fazla enerji yakmaya başlar ve bu da düşüş spiralinin dalga boylarının daha sıklaşmasına sebep olur.
Öneri.: Rüzgar kesicili ve ısıtma sistemli giysiler kullanılmalıdır. Kuru kalmaya özen gösterilmelidir. Mola verilmeli, sıcak yerlerde konaklanmalı ve aşırı havalarda seyahatte ısrar edilmemelidir.
Gönderen:
ALFA
Zaman:
11:41
Etiketler: aşırı havalar, donanım
MİNİMUM İKİ SANİYE KURALI
İKİ SANİYE KURALI……. 88, 89
Arkasınan gitmekte olduğunuz araç sabit bir noktadan(kedi gözü, lamba direği, ağaç v.s.) geçtikten sonra sayın. Şayet sizde o noktadan geçemeden 88, 89 diyebildiyseniz takip mesafeniz doğrudur. Eğer süratiniz saate 96 kilometrenin altında ise bu süre yeterlidir. Süratiniz daha fazla ise bu yeterli değildir. Şayet 90 diyemeden o noktadan sizde geçerseniz öndeki aracı çok yakından (zamanında durmanızın mümkün olamayacağı tehlikeli bir yakınlıktan) takip ediyorsunuz demektir. Bu durum sizin süreyi uzatmanızın yani aranızdaki mesafeyi artırmanızın gerektiğinin işaretidir.
Kendinize öncelikle: Ne kadar hızlı gidebilirim değil; zamanında durabilecek miyim sorusunu sorun.
Unutmayın Dalgın, Yorgun, Üşümüş, İçkili Olmamak kaydıyla 96 km/saat sabit hızla giderken dikkatli bir sürücü Rüzgarın, Hava Durumunun, Yol Sathının ve Sürtünmenin de Optimum olduğu varsayıldığında fren yaptıktan sonra 54 metrede durabilir. Bu hesaplama alttaki değerler esas alınarak hesaplanmıştır.
. Bir sürücünün frenleme reaksiyon zamanı 0.5 saniyedir.
. Bir motorun fren/çekim gücü 0.9G dır.
Belirtilen Şekliyle Sayıldığında İki Saniyede Sürate Göre Frenleme/Durma Değerleri Aşağıdaki Gibidir:
48km/saat de;bu sabit hızla iki saniyede alacağınız mesafe 26 metre ve durma mesafeniz 16 metredir. (ÇARPMA YOK)
72km/saat de;bu sabit hızla iki saniyede alacağınız mesafe 40 metre ve durma mesafeniz 32metredir. (ÇARPMA YOK)
96km/saat de;bu sabit hızla iki saniyede alacağınız mesafe 53 metre ve durma mesafeniz 54metredir. (ÇARPMA HIZI -1KM/saat)
168km/saat de;bu sabit hızla iki saniyede alacağınız mesafe 93 metre ve durma mesafeniz 148metredir. (ÖLÜMCÜL ÇARPMA HIZI -55km/saat)
U y a r ı.: İki saniye kuralı optimum şartlarda dikkatli bir sürücünün yağışsız bir günde ve 96 km/saat sınırları içinde kalmak şartıyla öndeki araçları takip mesafesini belirleyen M İ N İ M U M mesafe/zaman ölçüsüdür. Tekrar ediyoruz minimum süredir nihai hedef değildir. Şartların değişmesiyle bu sürede uzatma yönünde değişmelidir. Durma mesafesinin sadece yorgunlukla %25 artmakta olduğu istatistiklerce tespit edilmiştir. Yağışlı günde süre minimum 4 saniye olmalıdır çünkü durma mesafeleri iki misli artmaktadır.
Sürate göre uygun sayma süreleri:(5 saniyeden sonrası teorik olarak verilmiştir)
40-50mph 4 saniye
50-60mph 5 saniye
60-70mph 6 saniye
70-80mph 7 saniye
Yanlış Takip Pozisyonu:
Doğu Takip Pozisyonu:
Not: Üçgenin boyu süratin her 15km si için bir araç boyudur.
Yanlış:
Doğru: 
Gönderen:
ALFA
Zaman:
11:38
Etiketler: minimum iki saniye kuralı, takip mesafesi
SOLLAMA TEKNİĞİ
S Dönemeçlerde Sollama Hattı: Mavi üçgenin içi de görüş alanınızın içinde ise kırmızı sollama hattını takip ederek sollama yapılabilir.
Res. 1
Kavşakta Sollama Hattı: Kavşaktaki arabanın görüş derinliği sizi içine almıyor. Başlama noktanız risk bölgesinde. Bu durumda aracın sizi görmediğini farz ederek sollamayı erteleyiniz.
Res. 2 
SOLLAMAK SÜRÜŞÜN EN TEHLİKELİ BÖLÜMÜDÜR
Sollama yapacağınız zaman kendinize daima şu soruyu sorunuz: Şu an sollama yapmam güvenli mi, değil mi?
Sollamak sürücülükteki en tehlikeli andır. Takipli yada takipsiz sollama yaparken çizdiğiniz çıkış, geçiş ve giriş hatlarınız dairesel değil düz ve genelliklede giriş hattı geçişin bir uzantısı şeklinde olmalıdır.
Sollarken genel olarak anlaşılması gereken iki nokta vardır. İhtiyaç mı yoksa istemek mi sizi sollama işlemine yönlendiriyor? Maalesef hoşlanmak gerekliliğin önünde gidiyor çoğu zaman. Doğru olan ise sollamayı yapmamanın tehlikeli olduğu zaman sollama yapılmasıdır. Tabi bu ideal ölçü pratikte bu günün tüm diğer davranış kalıpları içinde olanaksız bir düşünce haline gelmiştir. Ancak risk faktörü en düz ve sıradan sollama fiilinde bile vardır.
Bir kere geçtiğiniz aracın sürücüsü üzerinde hiçbir kontrolünüz yoktur. Düz yolda sizi fark etme ihtimali yüksektir ama dönüşlerde bu ihtimal çok düşer. Hatta dönüşün ortasında aynasından sizi görse bile tam dönüş ortasında sollama yapacağınızı tahmin edemeyebilir. Hatta karşı yönden gelen araç da sizin sollamaya kalkacağınızı düşünemez. Ve şayet siz virajın görebileceğiniz en ileri noktalarına değil de hemen önünüzdeki yola odaklanmışsanız gelen vasıtayı sizinde görmeme ihtimaliniz oldukça yüksektir. Bu yüzden bakış tekniği motor kullanmada çok önemlidir. Karşıdan gelen aracın durumu kurtarmak için kırma yapması olasıdır ama genellikle araç sürücüleri sigara yakarken yada ses sistemine CD yerleştirirken veya cep telefonlarını kullanırken de arabalarını sağa sola istemsiz olarak kırarlar. Bu yüzden buna hiç güvenmeyin.
Sollamaya karar vermeden önce yol ikaz ve işaretlerine dikkat edilmeli ve sollayacağınız araç eğer maksimum 90 km/saat hızla seyrediyorsa siz sollama hattına çıkacağınız anda en az 200metre serbest yol mesafesi olması gerekir ki buda 4 adet kedi gözüdür. Aynı zamanda önünüzde seyreden sollayacağınız araçta siz geçinceye kadar kendi boyuyla en az üç boy yol katedecektir.
Sürat arttıkça bu güvenli kabul edilen mesafelerde çoğalarak artar. Tabi karşı yönden gelen aracın sürati de 90 km/saatin üzerinde olursa bu mesafe dahada artar. Yani göz önüne alınması gereken bilinmeyen risk faktörleri çoktur. Şayet bir virajda karşı yönden gelen bir motosikletse ve bu motor orta çizgiye yakın değil de yolun dış kenarına yakın seyrediyorsa siz bu motoru dört tekerli bir araca kıyasla daha geç görürsünüz ve buda kafadan çarpışma riskini getirebilir.
Birde yanlış zaman/mesafe değerlendirmesi yapabilirsiniz. Geçmiş tecrübelerinize bakarak görünen alanı mevcut hızınızla şu kadar zamanda geçebileceğinizi varsayarsınız. Bilhassa açık keskin olmayan virajlar sürücüleri hızlanmaya davet eder. Her iki tarafı da. Bu durumda karşı yönden gelen motor saatte 90 km ile ve sizde 100 km ile gidiyorsanız bu 190 km/saat bir yaklaşma hızıdır ve insan beyninin evrimleşme süreci bu hızda sağlıklı bir ölçüm yapma, değerlendirme yetisine henüz ulaşamamıştır. Bu durumda yaptığınız en iyi tahmin den öteye gidemez. Büyük bir ihtimalle de siz gelenin hızını olduğundan az tahmin edersiniz ve sollamak için elinizdeki zamanı daha fazla zannedersiniz. Sonuç acı bir fren ve kaza sesi.
Bir diğer durumda tam karşınızda araç görmekle panikleyip yanlış kumandalar vermeniz ve tabi bu durum karşıdan sizi aniden karşısında gören araç sürücüsü içinde geçerlidir. Paniklenmediniz ve karşı sürücüde paniklemedi diyelim. Siz aniden içeri kırarsınız belki ve karşı araçta şarampole kırar ve siz onu yoldan atmış olursunuz belki de kaza yaptırmışsınızdır. Bunu ister misiniz?
Virajlarda risk faktörleri çok daha fazladır. Virajın aniden kapanması, kör noktadan fırlayan vasıtalar yada bozulduğu için yola bırakılmış bir araç, çok ağır seyreden zirai araçlar, yola yamaçlardan veya diğer araçlardan dökülen taş veya mıcır, yağ, mazot her an bir kaza getirebilir.
Burada tek bir ölçü vermek zordur ama kesinlikle süratinizin; gördüğünüz, önünüzdeki güvenli serbest alanda durmanıza izin verecek bir seviyede olması zaruridir. Bunun üzerindeki hızlar beklenmedik bir anda kaza getirebilir. Hatta önünüzdeki görünür serbest alanın yol yüzeyini de görmeye çalışınız çünkü temiz bir yüzeyde durabildiğiniz bir sürat yolun herhangi bir noktasında yağ, mıcır gibi maddeler varsa durmanıza yetmeyecektir. Bu sebeple riskleri küçümsemeyin ve ne kadar ileriyi görmeniz gerektiği konusunda yanlış hesaplar yapmayın.
Risk Faktörleri:
1.Bir araca arkadan yaklaşmaktasınız. Öteki sürücü varlığınızdan haberdar olmayabilir.
2.Sollamak üzere yaklaşan sürücünün hızı öndeki araçtan doğal olarak daha fazla olacaktır. Bu yüzden sürücülerin reaksiyonları da sürüş hızlarına uygun olacağından oluşan tepkilerin farkı bir sarhoşunki ile bir sporcunun reaksiyonları arasındaki fark oranına kadar farklı olabilir. Bir şey yanlış giderse iki sürücünün tepkileri arasında kesinlikle bir uyum olmayacaktır.
3.Motosiklet bir vasıtayı sollayacaksa hattının %50 si kısıtlanmaktadır. Tabi buda hata kaldırma toleransını yarıya indirecektir. Sollayan sürücü sollama esnasında önündeki aracın her an üzerine kırma riski ile karşı karşıyadır.
4. Sollamaya geçerken önündeki aracın motosiklet sürücüsünün ilerideki yolun durumunu görmesini engellemesi de bir handikaptır. Sollamakla zeminini göremediğiniz bir yüzeye hız artırarak gireceksiniz demektir.
5.Eğer araç sürücüsü normalden yavaş gidiyorsa motor sürücüsü çabuk karar verip hızlı bir geçiş yapacaktır. Ancak yavaş giden araç sürücüsü belkide sol tarafta döneceği yola bakmaktaydı ve aniden hızla sollama girişiminde bulunan motora doğru kırabilir.
Bunları hep aklınızda tutunuz. Risk faktörleri daha çoğaltılabilir.
Güvenli Sollama Tekniği:
Çift yönlü yollarda sollamak için orta çizgiyi karşı yönde geçmek en tehlikeli andır. Bu durumda kafadan bir başka araçla çarpışma ihtimali vardır. Bu yüzden ne zaman geçilip ne zaman geçilmeyeceğini bilmek zorundasınızdır. Burada kararınızı etkileyecek üç önemli unsur vardır,
. Hız,
. Süre,
. Mesafe.
Karşı tarafın hattında ne kadar az zaman harcarsanız bir kazaya karışma ihtimaliniz o kadar azalır. Yüksek hızlara çıkmak sizin daha çabuk sollama işlemini yapmanızı sağlar ancak burada tüm taraflar için geçerli bir panik, korku faktörü yükselmeye başlar. Bir aracı alçaktan uçan bir jet uçağı misali geçmek yada arka kasasının bir dekoru olmaya salise kala tekrar girdiğiniz hat içinde durmanın bu duruma şahit olan araç sürücülerinde yaratacağı ruh halini tahmin edebilirsiniz. Bu tip davranışlarda araç sürücüsünün şaşırarak, panik içinde ters tarafa kırıp yayaları öldürdüğü, diğer vasıtalarla zincirleme trafik kazalarına sebep olduğu durumlar çoktur. Yapılacak en doğru hareket süratinizi solladığınız aracın süratinin yeterince üzerinde, sollamaya yetecek bir seviyede tutmak olmalıdır.
Sollamak için yeterince uzun bir süreyi ve mesafeyi kendinize tanımalısınız. Ani, sıkışık ve kör sollamalardan yani hatalı sollamalardan kaçınmalısınız. Süratinizin sizi kurtardığı bir durum, sıradan yanında ailesiyle gitmekte olan bir sürücünün, bir ailenin sonunu getirebilir veya bazı fertlerini diğerlerinden ayırabilir.
Peki karşı hatta kalma sürenizi en aza indirmek aynı zamanda sollama süratinizi yeterince artırmakla nasıl mümkün olacaktır?
.Arkanızı ve ilerinizi, yol işaret, ikaz levha ve işaretlerini kontrol ediniz.
.Sinyal veriniz.
.Kendi hattınızın içinden hızlanmaya başlayınız.
.Hızlanmak için karşı hatta geçmiş olmayı beklemeyiniz.
.Sollamak için yeterli güvenli hıza ulaştığınızda sollayacağınız vasıtanın arkasından çıkınız.
.Solama işlemini yeterince çabuk yapın. Sinyal veriniz.
.Ve tekrar yerinize girerken sağ aynanızda solladığınız aracın tümünü açıkça görüyor olun. Sinyal veriniz.
.Tüm bu işlemlerin 6 saniye içinde tamamlanmış olması ideal olandır.
.Yolunuza mutlu bir şekilde devam ediniz.
Not: Şayet takipte kalmadan sollama durumuz varsa karşı hattın sağına çarpaz çıkılarak sollanacak vasıtanın tam orta bölümünden dönüş noktası olarak seçtiğiniz noktaya düz bir hatla, kavis yapmadan, girilir. Takipte kalma durumu varsa ki bu durumda karşı yönden gelen araçların geçmesi beklemektir, o zaman yol serbest olunca sollama hattına tam sağa dik bir açıyla çıkılır ve bu noktadan dönüş noktasına düz bir hat çizilerek geri dönüş yapılmış, sollama işlemi tamamlanmış olur.
Solladığınız vasıtaları geçerken onların sürücülerini başınızla göz göze gelmeden kibarca bir selam hareketi ile selamlamak, motorcuların aslında ne kadar kibar insanlar olduğunu, sanılanın aksine adrenalin bağımlısı psikopatlar olmadığını gösterecektir.
Sollamadan evvel bir plan yapmanız tavsiye edilir. Bilhassa sürekli virajlı, düz bölümleri çok kısa süren ve kör alanları çok olan yollarda bir planınızın olması şarttır. Takip ettiğiniz araçla aranızda bir mesafe bırakın ve viraj çıkışlarını gördüğünüzde gazlamaya başlayın. Şayet yol durumu sollamak için güvenliyse sollayın, güvenli değilse başka bir viraj çıkışına kadar bekleyin. Şayet bir dizi, çevreyi gezme süratinde giden araçların arkasında kalırsanız saç örgüsü sollamalar yapmaktansa bir müddet bir yerde durup yakıt ve ihtiyaç molası vermeyi ve beklemeyi tercih ediniz. Sorumluluk duygusu içinde hareket etme gücü en kıymetli güvenlik faktörüdür.
Çift sarı çizgiyi geçiyorsanız kararı size bırakırız. Güvenlik açısından ve kanun açısından çizgilerin rengi ne olursa olsun kesintisiz paralel çift çizgiyi geçerek sollamaya kalkmanın sonuçları hep aynıdır. Güvenli bir geçiş alanını beklemenizi öneririz. Motor güçlerinin artmasıyla geçişe uygun yerler azalmakta ve birbirinden uzaklaşmaktadır. Bir zamanlar geçişe uygun olan bazı yerler bu güç ve hız artışı yüzünden şimdi geçiş yasaklı bölgeler olmaktadırlar.
Son olarak ki en önemli konuda budur; geçişin güvenli olup olmadığına karar verecek olan sadece sizsinizdir. Asla bir arkadaşınızın arkasından kendiniz geçişin güvenli olup olmadığını görmeden karşı hatta geçmeyin, size geç diye işaret etse bile. Hayatınızı ortaya koyarken şartların başkalarınca tayin edilmesine izin veremezsiniz.
Yararlanılan Kaynaklar: İngiliz Datacraft(Genel Grafikler), David L. Hough(Sound Rider Dergisi) ve Sportrider Dergileri.
ARABA İLE MOTOSİKLET ARASINDAKİ SÜRÜŞ FARKLARI
ARABA 
1. Koltukta oturulur ve kumandalar vasıtasıyla araba yönlendirilip kontrol altında tutulur.
2. Fren yaparken yada dönüşlerde genelde 4 tekeri bir olarak kabul edersiniz.
3. Yol çalışması işaretlerine yada yan yol girişlerine karşın yavaşlarsınız. Daha dikkatli olursunuz ve çalışanlara ve iş araçlarına dikkat edersiniz.
4. Rüzgar? Ne rüzgarı? Direksiyonu biraz daha sıkı tutun.
5. Konuşmak, müzik, yemek hatta içmek mümkündür.
6. Yolcuların davranışları sürücünün dikkatini dağıtmak dışında sürücüyü etkilemez.
7. Fren genellikle kötü bir durumdan çıkmak için bir yoldur.
8. Frenler tek bir sistemdir. Siz sadece ne zaman kullanacağınıza karar verirsiniz.
9. Yağmur genellikle arabanızın kirlenmesidir.
10. Kendi gölgeniz o kadar önemli değildir.
11. Yol yüzeyindeki renk değişimlerine dikkat etmeniz gerektiğini bile bilmezsiniz.
12. Gaz sadece vasıtayı hızlandırmada kullanılır.
MOTOSİKLET 
1. Motoru tüm bedeninizle tutarak beden ağırlığınızı sağa, sola ve ileri, geri aktararak motoru kontrol edersiniz.
2. Frenleme için iki tekeri ayrı düşünürsünüz. Ayrı rolleri vardır.
3. Araba ile aynıdır ama bir önemli ilavesi vardır. Asfalt üzerindeki yola yayılmış gevşek stabilize maddeler var mı dikkat edersiniz.
4. Kuvvetli rüzgarlar fazla yakıt tüketimi demektir ve ayrıca sizi yoldan da savurabilir.
5. Konuşmak bile sürücünün dikkatini dağıtabilir. Diğerleri ise ekstralarla gelir ve çok pahalıdır. Ayrıca değer mi?
6. Yolcularda sürüşün bir parçasıdır. Sürücüye karşı veya birlikte hareket edebilirler.
7.Kötü bir duruma düşüldüğünde genellikle gaz kurtarıcı olur. Dar alanla sınırlı kaygan zeminlere girildiğindeki ani kaymalar hariç kaygan zeminde lastik yol tutumu kaybolduğunda hafif bir gazlama durumu düzeltebilir.
8. Ön ve arka fren ayrıdır.(Birleşik ABS li yeni modeller hariç). Bazen birlikte bazen ayrı bazen değişik basınçlarda kuvvet uygulamalarıyla kullanırsınız.
9. Çok dikkat gerekir. Yağmur yolu kayganlaştırır, görüşü kısıtlar ayrıca sizin ıslanıp hastalanmamanız için önlemleriniz olmalıdır.
10. Gölgelere dikkat etmek zorundasınız. Onların görünürlüğünüz açısından ne anlama geldiğini bilmelisiniz.
11. Renk farkları sizin için önemlidir. Kayganlık açısından dikkatinizi çeken işaretlerdir. (Yağmurda mazot lekeleri gök kuşağı renklerini verir.)
12. Gaz hem hızlanma hem de hız kesmede kullanılır.
Gönderen:
ALFA
Zaman:
11:34
Etiketler: araba, motosiklet
BAŞLANGIÇ MOTORU
ILK MOTORUNUZ NE OLMALIDIR?
Bir 125cc yada en fazla 250cc, hatta küçük bir scooterle başlayın derim. Kursa gidin ve bu safhaları orada geçirin, ehliyetinizi de aldıktan sonra şöyle bir motor her markada olabilir...:
Seçimde göz önünde bulundurulması gereken önemli faktörler:
Her şeyden önce temiz ve ucuz bir ikinci el olmalıdır ki tüm teknikleri denemekten çekinmeyesiniz. Pahalı bir motor alırsanız denemekten çekinirsiniz, düşürmekten, çizilmesinden çekinirsiniz, kıyamazsınız buda sizin sürüş yeteneklerinizin gelişmesine yardım etmeyecektir.
İkinci faktör kontrol edebileceğiniz bir motor olmalıdır. Kontrol edilebilirlik fizik yapınıza, beden ölçülerinize, hangi ortamlarda daha çok kullanacağınıza, trafik ve yol tecrübenize bağlıdır.
Eğitim esnasında tek tip bir motordan ziyade farklı tipte motorlar kullanmak sizin sürüş kabiliyetiniz üzerinde olumlu etkiler yapacaktır. Çok korkak davranmayın ama ilk motorunuz 600 cc üzerinde olmamalıdır. Bu arada 20 yıllık iyi bir otomobil sürücüsün ile yeni trafiğe çıkacak 18 yaşındaki bir gencin motosiklet ehliyetlerini aynı anda almış olsalar bile aralarında çok fark olacaktır. 190 cm boyunda birisi elbette 165 cm boyundaki bir kişiye uyan alçak bir motora sığamayacağı için onun boyuna uygun daha yüksek bir motora binmesi(enduro tipi) uygun olacaktır.
Ehliyet alır almaz hemen ana yollara, yoğun olarak şehir trafiğinin aktığı caddelere çıkmayınız. İlk zamanlar tali, sakin yollarda kullanarak bir kaç ay daha kendinizi ustalaştırdıktan sonra kademeli olarak yoğun trafikte sürüşlere girmeye başlayınız. Mümkünse size destek olup yol gösterecek daha tecrübeleri bir arkadaşınız yada büyüğünüzle sürüşlere katılınız. Motor sürücülüğünün fiziksel olduğu kadar zihinsel bir işlev olduğunu, yüksek dikkat ve konsantrasyon istediğini asla unutmayınız.
Bazı motorlar ağırdır bazıları hafif. Bazıları sırtınızı ağrıtır bazıları bileklerinizi. Bazıları iyi viraj alır bazıları düz yolda dengelidir. Bazıları devirlidir bazıları torklu. Bazıları gösterişlidir, büyüktür bazıları gösterişsiz ama her şartta kullanışlıdır.
Para sizin, yaşamda sizin. Abartmadan gönlünüze göre takılın.
Gönderen:
ALFA
Zaman:
02:20
Etiketler: başlangıç motoru
İLERİ BAKIŞ TEKNİĞİ
Sürüş esnasında en önemli olay ileriye bakabilmektir. İleriye bakabilmek, neyin önemli olduğunu fark etmek, motosiklet sürücülüğünün hayati öneme haiz bir unsurudur.
Bu unsur sanki herkesin kolayca uygulayabileceği bir şeymiş gibi gözükebilir fakat göreceksiniz ki ileriye bakış hakkında öğrenilecek çok şey vardır.
Baktığınız tarafa doğru sürersiniz bu yüzden dönüşü iyi öğrenebilmeniz içinde doğru yöne bakmak zorundasınız. Trafikte sürüş için genelde gördüğünüzden fazlasını fark etmek zorunda olduğunuzu göreceksiniz.
Çoğunuz, gerek güvenliğe önem veren gerek hıza, bakış becerileriniz üzerinde çalışmak mecburiyetindesiniz. Orada görecek ne var? Kapasitenizi nasıl eğitebilirsiniz?
Aşağıdaki durum mümkün olabilir mi?
İki motorcu sürüş yapıyor ama birbirlerini karşılaşıncaya kadar fark etmiyorlar. Farkına varmaları bir virajda biri diğerini sollayınca oluyor. Ama olabilir çünkü ikisi de ön tekerinin önüne bakıyor.
Doğru yeteneklerle doğmuş olmak bir şans mıdır? Elbette.
Hemen herkes hızlı bir motora sahip olabilir. Çok uzun yıllar sürücülüğü de olabilir. Ama hala gerçekten iyi bir motorcu olamıyordur. Neden? Bakmasını bilmiyordur.
Devamlı öğrenin:
Motor sürmek tüm hayatınız boyunca öğrenmeye devam edeceğiniz bir süreçtir.
Baktığınızda görmek için herkesin uygulayabileceği birkaç basit teknik vardır. Bazıları bunları otomatik olarak uygular, diğerleri için ise bu tekniğin dikkatlerine sunulması işlerini kolaylaştırır.
Teknik:
Motor sürücülüğü büyük oranda bakıştır.
Nasıl ki insan bedeni %60 sudan ibarettir, motosiklet sürücülüğü de % 60 bakıştır.
“Gitmek istediğiniz yöne bakın.” “Baktığınız objeye yönelirsiniz.” Bunları hep duyarsınız.
Yalnız bir sürücü virajda kendini güvende hissetmez ve motorunu aslında geniş ve açık olan bir virajdaki yalnız bir ağaca doğru yöneltir. Bu tip yanlış davranışlar duyulur hep. Olumsuz bir sürü imalarda, yorumlarda bulunulur. Zaten bu aletler tehlikeli, şeytan icadı. Gerçek ise sürücünün baktığı objeye yöneleceğini bilmemesidir.
Eğitiminiz sırasında gidiş yönünüzün içine bakmayı size söylerler. Küçük daireler içinde dönerken yada sekiz çizerken; gitmek istediğiniz yönün mümkün olabilen en ilerisine bakın denmiştir. Bir sonraki kukaya yada ondan sonrakine ne kadar çabuk bakarsanız hata yapmadan dönüşünüzün o kadar kolaylaşacağını öğrenmişinizdir.
Ama motor kullanmak sadece küçük daireler içinde sürüş yaparken ileri bakmak değildir. İleri bakmak motosiklet sürücülüğünün temel içeriğidir. Daha geniş bir alana ve daha uzağa bakmalısınız. 12 saniye önünüze(takribi 100metre) ve sağ sol 90 derece yanlarınıza bakarak her şeyin farkında olmalısınız. Bunu yaparken de başınızı fazla çevirmeden yapmalısınız.
Eğitim:
İleri bakma kapasitenizi eğitmek sürüş kapasitenizi zenginleştirecek en etkin yoldur.
Vizör ve gözlük:
Öncelikle şartlara uygun bir vizörünüz olmalı güneşe karşı iseniz gözlerinizi güneşin zararlı ışıklarından koruyacak güneş gözlükleriniz olmalıdır. Siste sarı renkli vizör iyidir. Gece renksiz vizör iyidir. Motoru yatırdığınızda yada motor yukarı doğru iken de başınızda daima yukarıda tutun.
“Kimin hatasıydı?” hiç fark etmez. Her motorcu bilir ki sadece kurallara uygun sürüş yapmak yetmez. Öldüğünüzde ki kazancınız nedir? Sizin haklı olduğunuzu bilmeniz mi? Ayrıca bir kazada arabadakine kıyasla motor üzerinde olanın yaralanma ihtimali çok daha fazladır.
Yani ana fikir şudur: Kendi güvenliğinizden siz sorumlusunuz. İster çevrenizdekiler trafik kurallarına uygun hareket ediyor olsun ister olmasın. Gerçek budur. Bu nedenle siz görmeyi öğrenmek zorundasınız. Trafiğin geri kalanı hangi tehlikeli hareketleri yapabilir? İnsanlar hangi hareketleri seçebilirler?
Hataları önceden görün. Artık yan yoldan gelen otomobilin sürücüsünün yol hakkının sizde olduğunu mutlaka bildiğini ve size kesinlikle yol vereceğini sanmayacak kadar tecrübeli olun.
Önünüzdeki araç, gaz kesip sağa yönelen ve sağ sinyalini veren bir araç olabilir. Ama birdenbire açık bir alış için sola siz tam onu sollarken üzerinize kırabilir. Bir çok kazanın sebebi bu durumdur. Sağa dönüş işaret ve belirtileri veren araçların aslında birden ve son anda sola dönmeleri sık rastlanan durumlardır. Karşı yönden size doğru gelen aracın tam yan yana geçilecekken sola sizin önünüze de dönmesi sık görülen kazlardır. T-Bone kazası.
Altıncı duygunuzu geliştirin:
Trafikte olabilecek her tür dengesiz hareketi önceden görebilmeyi öğrenmelisiniz ki hazırlıklı olabilesiniz.
Bu durumlar için altıncı duyguya benzer duygular geliştirdiğinizi ve böyle budalaların dengesiz davranışlarının olumsuz sonuçlarından kaçabilmek için önceden tedbirli olarak durumunuzu ayarlayabileceğinizi göreceksiniz.
Bir çeşit sık oluşan hatalar listesi geliştireceksiniz. Ve hata yapılmadan bunun olabileceğini fark etmiş olacaksınız. Ne kadar uzun yol tecrübeniz olursa listenizde o kadar uzun olacaktır. Buda sizi ansızın yakalayabilecek olumsuzlukların azalması demektir.
Otobanlarda sürüş yaparken sık olarak sizi sollayacakların olup olmadığını aynalarınızdan kontrol edin. Ansızın sizi geçen biri olursa aynalarınızdan arkanızı yeterince sık kontrol etmiyorsunuz demektir. Burada anahtar uygulama farkına vardığınız her durumu kendinize söylemektir. Otoban dışında da durum bu olmalıdır. Yani öngöremediğiniz her olay sizin daha iyi bakmanız ve düşünmeniz gerektiğinin bir işaretidir. %100 her şeye hakim olamayabilirsiniz ama çalışarak, uygulamayla bu orana yaklaşılmaktadır.
Görünmeyen tehlikeler:
Herkesin görebildiğiniz hataları dışında siz göremediğiniz kimselerinde hatalarını ön görebilmelisiniz. Önünüzde bir taksi gidiyor. Onun müşteri görmesiyle her an fren yapabileceğini yada bir tarafa kırabileceğini tahmin edebilmelisiniz. Park halindeki araçların yanından geçerken kapı açılabileceğini, içlerinden bir çocuğun fırlayabileceği, bir yaşlının bastonunu dışarı ayağıyla birlikte uzatabileceğini, tükürülebileceğini, izmarit atılabileceğini yada bir pet şişe boşunun camdan fırlatabileceğini ön görebilmelisiniz. İşte burada kendinize sormanız gereken soru şudur. “Zamanında durabilecek miyim?”
Karşıdan gelen bir kamyonun yada otobüsün arkasında aniden önünüze sollayarak fırlayacak bir araç saklayabileceğini, sollamaya çalıştığınız bir traktörün aslında çift römork taktığı için uzun araç durumunda olabileceğini ön görebilmelisiniz.
Duran otobüs yada minibüslerin sizin göremediğiniz taraflarından insanların yola önünüze doğru fırlayabileceklerini ön görebilmelisiniz.
Siz görünmüyorsanız:
Kavşağa yaklaşırken kamyon gibi yüksek araçları sollarsanız siz başkaları için görünmeyen bir tehlike oluşturmuş olursunuz. Bunu yapmayınız.
Yolu okuyunuz. Yolun kenarlarındaki banketlerindeki düzensizlikler genellikle gayri nizami yan girişlere işaret eder. Yol çizgileri size rehberdir. Şayet yol çizgisinin biri ileride kayboluyorsa bu durumda araçlar bitişik hatta geçecekler demektir. Siz önceden bitişiğinizdeki hattın bir sonrasındaki hatta geçiniz. Yol yüzeyi size rehberdir. Yamalar kaygandır. Ayrıca ağır vasıtalarca ezilmiş ve oluklaşmış bölümler olabilir. Buda sizi önceden fark etmeyip üzerinden geçerseniz bir şekilde savuracaktır.
Sağınızdaki ve solunuzdaki trafikte bir yavaşlama olursa sizde yavaşlayın ve durumu kontrol edin. Sizi sollayan bir aracın ön tekerinin patlaması bu aracın dönerek sizin önünüze savrulacağı ve önceden farkına varıp hız kesmemişseniz kafadan vuracağınız anlamına gelebilir.
Geniş bakmayı öğrenin:
Her durumda geniş bakın. Tarama yapın. Yukarıdan aşağıya ve sağdan sola. Tek objeye konsantre olmayın. Her an her tarafınızın farkında olunuz. Ne kadar uzun süre geniş bakarsanız o kadar fazla şeyin farkında olursunuz. Tabi fark ettiğiniz ne kadar çoksa beyninizin bunlardan damıtarak size sunacağı bilgi de o kadar fazla olacaktır.
Geniş bakın, ileri bakın ve bu bakış şeklinizi olabildiğince sürekli muhafaza edin.
BAKTIĞINIZ YÖNE YÖNLENİRSİNİZ
Sadece motosiklet sürücülüğünde değil tüm araç sürücüşüğünde bakışları kullanmak çok önemlidir. Araç bakışlarınızı takip eder demek yanlış olmaz. Bu yüzden bakışlarınızla olabildiğince önünüzdeki geniş bir alanda sürekli tarama yapınız. Bir noktaya iki saniyeden fazla bakışlarınız kilitlenmesin. Bir anda dikkatinizi çeken kaldırımdaki bir olay yada karşıdan gelmekte olan bir araç yada yanınızdaki bir kazaya bakışlarınız takıldığında aracınızı da farkında olmadan o yöne doğru yönlendirmeye başlarsınız.
Dönüş yaparken dönmek istediğiniz yönün çıkışına, sollarken olmak istediğiniz alana bakınız. Karşıdan gelen aracaın ışıklarına gözleriniz sabitlenmesin. Yoksa doğru ona doğru yönlenirsiniz. Önünüzdeki güvenli alana bakınız. Aniden karşınıza çıkan bir engele değil ondan kaçış yoluna bakınız. Yoksa doğrudan engelin üzerine doğru gidersiniz. Hatta panikleyip frenleri kazıklayarak kendinizde adeta taşlaşmış bir vaziyette ona doğru yönlenirsiniz. Yine yol kenarındaki levha ve ağaçlara bakışlarınızı iki saniyeden fazla bir süre için sabitlemeyiniz yoksa...:
Gönderen:
ALFA
Zaman:
02:18
Etiketler: bakış, fovealı görüş, periferik(geniş) görüş
RÜZGARDA SÜRÜŞ TEKNİĞİ

Üst bedeniniz rahat, kollar rahat olarak alt bedeninizle, bacaklarınızın üst kısımları ile motoru sıkı tutun. Kollarınız gevşek bir durumda olduğu müddetçe patlayan rüzgar sağanağı kollarınız vasıtasıyla gidona transfer olmayacaktır. Alt bedeninizle motoru sıkı tutarken motoru hafifçe rüzgara doğru verin. Üst bedeniniz ise sıvı misali çok hafif olarak gelen rüzgar şoklarına paralel hareket edebilsin. Rüzgarı yerken gazı açık tutmanız motorun havanın içinden yumruk gibi geçmesini sağlar. Rüzgarın darbesiyle ani bir refleks ile gazı kesmeyiniz. Yapmanız gereken bacaklarınızla motoru daha sıkı tutmaktır. Üst bedeninizide rahat bir durumda tutmaktır. Çok az bir miktar gazı kapatmanızın mahzuru olmaz ama tamamen kapatılmamalıdır. Rüzgar sizi iter gazda rüzgarı geri iter, gaz kapatılırsa rüzgar kazanır.
Yol kenarındaki ağaçlara, otlara dikkat ediniz şayet aşırı derecede sallanıyorlarsa ve siz rüzgarı hissetmiyorsanız bu motorunuzu bacaklarınızı daha sıkı tutmanız ve üst bedeninizi gevşetmeniz gerektiğinin işaretidir.
Rüzgar altında yoldaki hattınızın ortasına yakın sürüş yapınız. Bu her iki yöne de rüzgarın kuvvetlenmesine ve zayıflamasına göre daha serbest hareket edebilmenizi sağlar. Sınırları zorlayıp fırtınalar da motor sürmeye devam etmeye çalışmadan havlu atmasını da bilerek güvenli bir yere çekip beklemekten kaçınmayınız.
Siz ne kadar kuvvetli olursanız olun rüzgar daha kuvvetlidir. O zaman akıllı olun. Mutlaka binalarla aranızda gelen rüzgarı tamponlayacak bir yastık olmasına dikkat edin. Böylece aniden üzerinizde patlayacak bir rüzgar sağanağının sizi katı bir cismin üzerine yada toptan yoldan dışarı sürüklemesine engel olursunuz. Çevrenizin farkında olursanız tamamen tesadüfen olan olaylar diye bir şeyin aslında olmadığını, bunların sizin bir anlık dalgınlıklarınızdan kaynaklandığını göreceksiniz. Yüksek binaların yada yamaçların dibinde doğal olarak rüzgar türbülansları hep olur. Ağır vasıtalar çevrelerinde türbülanslar yaratırlar. Araçların ve yapıların arasındaki boşluklar rüzgar çarpmalarının olduğu yerlerdir. Buralara öylesine, aklınız başka yerde girip de sonra ne olduğunu anlamadım, birden kuvvetli bir rüzgar üzerimde patladı diyenlere ancak gülünür. Buralarda kendinizi bacaklarınızla sıkı tutun ve üzerinize gelmesi muhtemel kuvvetli hava akımını karşılamaya hazır olun. Rüzgarın sizi nerede ayağa kaldıracağını, nerede geriye atacağını önceden kafanızda şekillendirin ve gerekli karşı hamleyi yapın. Bu hamlenin amacı sürüş hattınızı kaybetmemektir. Rüzgarı hattınızda kalmanızı sağlayacak miktarda biraz geri itin sonra hamlenizi biraz gevşetin sonra tekrar biraz itin. Virajın apeks(orta noktası) noktasında sizi yakalayan kuvvetli fırtına şiddetindeki bir rüzgarda gazı biraz artırın ve ağırlığınızı öne kaydırın. Çabucak seleden yukarı kaymak ve başınızı ve bedeninizi öne doğru almak da yararlı olacaktır. Bol giysiler sizi rüzgar altında bir yelkenlinin balonu gibi oradan oraya savuracaktır. Giydikleriniz üzerinize tam olsun. Bilhassa yağmurluklarda bol giyinilir. Bu yanlıştır, içine hava dolup sizi savuracak giysilerden kaçınınız.
Kendinizi toplayın ve vücudunuzu salıvermiş bir durumunda motor kullanmayınız. Üst bedeniniz ve kollarınız rahat, alt bedeninizle sıkı bir şekilde motoru tutuş durumunuzu her an muhafaza ediniz. Motor sürüşünde “Daldım” demek felaketle eş anlama gelebilir. Rüzgarın nerede ne zaman ve ne şekilde vuracağını tam bilemezsiniz. O yüzden motor üstünde doğru pozisyonda ve yeterince derli toplu oturuyor olmak sizi birçok duruma karşı hazır tutacaktır. Büyük kafalı, büyük gövdeli motorlar bu durumlarda çok düzensizdirler. Böyle bir canavarı kullanıyorsanız rüzgarda nasıl reaksiyon verdiğine bakarak ona göre davranışlarınızı ayarlamayı öğreniniz. Motorla mücadele rüzgarda daha fazla efor ister bu da takiben su kaybı ve tükenişi(aşırı yorulma) çabuk getirir. Bu yüzden sınırlarınızı bilin, her zaman hava şartlarını öğrenerek yola çıkın ve eğer hava raporlarında 100 km/saat üzerinde bir rüzgar esintisinden bahsediliyorsa yola çıkmayınız.
Güçlü rüzgar su dalgalarının yaptığı etkiye benzer etki yapar. Düzenli gelen çapraz rüzgarlarla baş etmek kolaydır, hattınızda kalabilmek için yeterince rüzgara doğru kırın. Ancak insanı sürükleyen bir türbülansın içinden sürüp geçmek karışık bir durumdur. Yöneltin yada yöneltilirsiniz. Elciklerde ve pedallarda, hatta kalabilmek için kollar ve üst gövde kasılmadan, bacaklarla motoru daha sıkı tutarak sürekli bir kontra basınç uygulaması gerekir.
Gönderen:
ALFA
Zaman:
02:17
Etiketler: rüzgarda sürüş
GECE SÜRÜŞ TEKNİĞİ
Aşağıda aynı bölgenin gündüz ve gece fotoğrafları verilmiştir.
Gündüz.: 
Gece.: 
Gece sürüşlerinin kendine has bir cazibesi, insanı adeta büyüleyen bir tarafı vardır. Motorunuzun kocaman farları önünüzdeki mürekkep görünümlü asfaltı aydınlattıkça siz kendinizi gecenin ışık geçirmeyen, saydam olmayan donukluğu içerisinde başka bir boyutta yüzer gibi hissedersiniz.
Evet gece sürüşleri büyüleyici olabilir. Ama çok tehlikelidir çünkü gündüze kıyasla görüş alanlarınız çok daralmıştır. Yani gündüz gördüğünüz gibi göremezsiniz.
Ama ümitsizliğe kapılmayalım. Gözlerimizle çalışarak onların yaratılıştan sahip oldukları, onların geceleri daha etkin görebilme fonksiyonlarını devreye sokabiliriz. Gündüz bir şeyi görmek için direk ona bakarsınız çünkü con adı verilen ışık alıcıları gözün merkezindedirler. Ancak bu alıcılar karanlıkta etkisizdirler. Diğer, rod adı verilen alıcılar ki bunlar; göz retinasının yanlarındadırlar, karanlıkta duyarlıdırlar.
Rod lardan tam faydalanabilmek için siz hedefe direk olarak değil başınız çok hafif yana çevrilmiş olarak bakmalısınız. Genellikle rod larla con lar; şayet siz tam karanlıkta değilseniz, birlikte çalışırlar.
Gün ışığında olduğu gibi, karanlıkta kalmış yere dikkatinizi verdiğinizde daha fazla görürsünüz. Ama motor kullanırken karanlıkta kalmış yada az ışıklı bölgede kalmış çevrenizdeki alanlarda dikkatinizi sürdürmek zordur. Bazen tek bir ışık kaynağı dikkatinizi yakalar ve aklınızı karıştırır, yönünüzü şaşırtır.
Örneğin, bütün gün gece olana kadar sürüş yaptınız diyelim, çok yoruldunuz. Evinize dönüyorsunuz, etraf boş arazi ve birden uzaktan bir çiftlik evinin tek ışığı dikkatinizi yakaladı. Bu hipnotik bir uyarana dönüşür. Ona her baktığınızda, bakışınızın o ışık üzerinde kilitlenme süresi uzar. Ve siz önünüzde size sinsice yaklaşmakta olan virajı görmezsiniz. Dilerim çok geç olmadan görürsünüz.
Bu olgu sabit bakış görüşüdür. Bazen o ışık karanlık içinde bir yay çizerek sallanır gibi gözükür ve siz bu ışığa bakarken aslında ona baktığınızın farkında değilsinizdir. Bıkkınlık ve yorgunluk beyninizi uyaran yokluğu sebebiyle kapattığında, uzaktan ilginç gelen herhangi bir şey sizi şaşırtıp büyüleyebilir.
Gözlerinizin özgürce çevreyi tarama kapasitesine müdahale ettiğinizde siz kendi kendinizi hipnoza sokarsınız. Karanlığın hakim olduğu çevrenizi tarayarak beyninizin görme/algılama merkezlerini açık tutmak zorundasınızdır.
Tarama yaparken normal olarak göz kırpması yaptığınıza dikkat edin. Kırpma birkaç işlemi gerçekleştirir. Gözünüze anlık bir dinlenme sağlar ve gözlerin kendi içlerindeki dolaşımı zenginleştirir. Göz kapaklarınızı kısma sıklığınız artıyorsa gözlerinizi kapatarak bir müddet dinlendirmekle yukarıda bahsedilen faydaları kendinize sağlayın.
Taramak ve göz kırpmak karşı yönden gelen araç ışıklarının da olumsuz etkilerini azaltarak sizin onlarla baş etmenizi sağlar. Ağaçların tepelerini aydınlatan ışıklarıyla gelen bir araç sizi şaşırtabilir, geçici körlüğe sokup yoldaki pozisyonunuzu kaybetmenize sebep olabilir.
Sol gözünüzü kapatıp sağ gözünüzle yolun sağına odaklanabilirsiniz fakat bu durumda sol peri ferik görüşünüzü kaybedersiniz. Ve şayet karşı yönden gelen araç sizin hattınıza geçerse bunu zamanında göremeye bilirsiniz. İki gözünüz açık olarak yolun sağına odaklanabilirsiniz fakat yine iki gözünüzü de aynı tarafa odakladığınız için peri ferik(yanal) görüşü kaybedersiniz.
Bunların yerine iki noktalı tarama metodunu kullanınız.
Karşı yönden gelen aracın ışıklarından sizi koruyacağı gibi şayet o araç sizin yönünüze geçerse bunu görecek olan peri ferik görüşünüzü de kaybolmayacaktır. Taramayla birlikte göz kırpmayı da devam ettirin. Göz kırpma gözün yağlanması anlamına da gelir ve bu yağlama sonuçta far ışıklarının parıltısını filtreleyerek azaltır.
Gölgelendirilmiş göz malzemeleri; güneş gözlüğü, koyu, açık renkli vizörler gece sürüşünde kullanılmamalıdır. Görüşü çok kısıtlarlar. Aydınlık bölgelerde içten güneş gözlüğü tavsiye edilir, gözünüzü korur ayrıca sonradan karanlık bölgelere girildiğinde gözleriniz hazır, karanlığa alışmış halde olacaktır.(Gözlük çıkartılır). Açık renkli vizörler(sarımsı) şafakta iyidir ama akşam üstleri kullanılmamalıdır. Ayrıca şafak vakti siz henüz güneşin aydınlatmadığı bölgede iken gün söküyorsa bu çok tehlikeli bir durumdur ve siz bir müddet geçici bir körlük yaşarsınız. Aydınlık taraftan gelen araçlarda sizi görmeyecektir. Bu durumda bir müddet güvenli bir yerde durarak gözlerinizi alıştırmanızı tavsiye ederiz.
Şayet ışıktan gölge yada karanlığa girdiğinizde gözleriniz alışma zorluğunu normalden fazla çekiyorlarsa bu A vitamini eksikliğine işaret eder. A vitamini eksikliği karşı yönden gelen araç far ışıklarına da aşırı hassaslık demektir. Sakın bu sorunu güçlü dozlarda A vitamini yüklenerek kedi görüşüne sahip olabileceğinizi sanmayın. Aşırı doz A vitamini zehirleyicidir. Ayrıca gözlerinizin başka sorunları da olabilir. Göz doktoruna gidin ve gözlerinizi kontrol ettirin.
Mesela şayet derinlik algılamanız bozuksa ve gece takip ettiğiniz bir aracın stop ışıklarını olduğundan küçük, puslu görüyorsanız sizde protanophia denen görme zayıflığı vardır. Bu retinanızın kırmızı ışığa duyarlılığının normalden az olduğu durumdur. Şayet geceleri çok yakınına girerek araç takip ediyorsanız ve bunun yakınlığının sakıncalı boyutlarda olduğunu algılayamıyorsanız bir göz doktoruna mutlaka gözlerinizi kontrol ettiriniz.
Son olarak söyleyeceğimiz şudur: Gece tehlikeleri kadar gündüz de tehlikeler vardır ve aynı sayıdadır ancak gece bunları gündüz derecesinde göremezsiniz.
Not: Tüm motorlarda geçerli olmakla beraber bilhassa endurolar da çöküş mesafesi fazla olduğundan geceleri viraj girişlerinde hız düşürmek için sert ön frenden kaçınınız. Öndeki çöküş farın ışığının ön tekerin altında kaybolması demektir ve bir anda karanlıkta kalırsınız.
. Vizörünüz ve farlarınızın camları temiz olsun. Far yükseklik ayarlarınızı yaptırınız.
. Gerekiyorsa daha güçlü ampul takınız. Zen on ampul kullanmayın çünkü far camlarında mercek olmadığı için ışık dağılır.
. İleriye bakınız, Yan yolların derinliklerini en iyi görebileceğiniz seyir hatlarını seçiniz.
. Gittiğiniz yol hakkında önceden bir strateji yapınız.
. Karşıdan gelen araç yoksa uzunlarınızı yakınız. Araç belirdiğinde uzunları söndürünüz.
. Gözlerinizle yol kenar çizgisi yerine orta çizgiyi takip ediniz. Yol kenarındaki çizgi yol ayrımlarında, duraklarda, hendek ve su kanallarında kaybolur.
. Virajlarda çok aşırıya kaçmadan geniş hatla dönünüz. Yatış rezerviniz normalden fazla olsun.
. Dönüşün ortalarında fazla gazlamayınız çünkü gece ikinci bir apeksin varlığını zamanında göremeyebilirsiniz.
. Yakın takip yapmayınız. Yol kenarlarına fazla yaklaşmayın. Kıvırma payınız fazla olsun.
. Kornanızı kullanmaktan çekinmeyiniz.
. Her şey ters gider ve nereye gittiğiniz göremez duruma gelirseniz uzunları yakmakta tereddüt göstermeyiniz.
. Her zaman tarlalara dalmanın çelik yığını ile çarpışmadan daha az acılı olduğunu unutmayınız.
Gönderen:
ALFA
Zaman:
02:16
Etiketler: gece sürüşü
GAZ KONTROL TEKNİĞİ
Öncelikle bilinmesi gereken iki nokta vardır:
1. Gazı kapamak yada azaltmak ağırlığınızı öne verir bu da arka tekerin yol tutumunu azaltır.
2. Gazı açmak ağırlığınızı arkaya verir ve bu da arka tekerin yol tutumunu artırır.
Gaz kontrolü motosiklet kullanmanın en önemli kısımlarından biridir. Vites değişimi ve frenle beraber gaz kontrolü bu operasyonu yumuşak ve birbirine insicamla bağlı hareketler şeklinde bir bütün yapar. Gaz kullanımı zayıf bir sürücüyü 2 kilometreden ayırt edersiniz. Motorları sarsılır, bedenleri her gaz verişte ileri geri atılımlar yapar ve arkalarında yolcu varsa kafalar senfonik bir harmoniyle birbirine çarpar.
Doğru gaz verme tekniğini öğrenmek demek sağ bileğinizle temasa geçmek, elinizin ve parmaklarınızın harekete geçmesi için verdiğiniz ilk hareketin yumuşaklaştırılması ve çok hassas bir ön ve arka yol tutunmasının geliştirmeye çalışılmasıdır. Her durumda gazın doğru kontrol edilmesini öğrenmek yetenek daha da fazlası çok çalışma gerektirir. Sonucunda sürüşünüz daha yumuşayarak akıcılaşacak ve sizdeki kendinize güven duygusunu artıracaktır.
Sürüşün her kademesinde tam bir gaz kontrolü gereklidir; gaz vermede, gaz kesmede ve gazı kapatıp frenlemeye geçmede ve tekrar freni bırakıp gazı rölantiden alıp ivmelendirmeye(pozitif gazlamak)geçmede. Dönüşlerde frenleri bırakıp gazlamaya başlamak kritik bir andır çünkü o anda motor yatmaya başlar. Şayet frenler sıkılı viraja giriyorsanız(pist iz fren tekniği)bu işlem siz maksimum yatış açısına yakınken olur. Dönüş yaparken bir çok şey oluşmaktadır. Bu yüzden kumanda aletleriyle yumuşak, akıcı olmak/kullanmak zordur. Motora doğal bir tarzda oturun, ellerinize ve bileklerinize fazla baskı yapmayın. Davranışlarınızın yumuşak olması için anahtar, her hareketi temkinli ve kontrollü yapmanızdır. Frenleri düzgün bir şekilde bırakın ve gazı anlık bir bilek hareketiyle kavrayın. Frenden gaza geçiş hareketini son derece mükemmel ve adeta akılla geçiş safhaları takip edilemez bir akıcılığa kavuşturana kadar pratik yapınız. Gaz verme işlemini devreye soktuğunuzda, arka tekerin size ne söylediğini dinleyiniz. Ne kadar yatış açısı kullanıyorsunuz? Ne kadar yol tutunma gücü kaldı? Yattığınızda motoru yönlendiren arka tekerdir.
Frenleri bıraktınız ve gazı rölantiden gazlama ivmesini başlatma noktasına getirdiniz, motor maksimum yatış açısında ve siz sürate göre devri artırıcı gazı vermek için bekliyorsunuz. İşte gaz kontrolünün en önemli olduğu an bu andır. En iyi yol yarışçıları dahil bu noktada gazın kontrolsüz sert kullanımının high-side kaza demek olduğunu bilirler. (Zemine göre aşırı gaz verilmesi ile yol tutumunu kaybederek patinaja giren arka teker bir tarafa doğru kayar. Yol tutuşunu kaybetmesinin ardından gazın kapatılması ile tekerin patinajı yada kaymayı bırakıp aniden tekrar yol tutuşuna geçmesiyle oluşan bir kazadır.) Tekrar yol tutuşu adeta motoru yattığı taraftan kaldırarak bir burgu hareketiyle öbür tarafa atımla birlikte yatırır. Şekil olarak motorun üzerinden dönüş yönünün aksi yönüne ve ileriye doğru sürücünün aşırtma uçuşu şeklindeki bir kaza tipidir. Motor sürücüyü üzerinden fırlatır ve takiben sürücünün üzerine düşebilir. Sürücü bilincini kaybetmediyse düştüğü noktadan düşüş yönünde hareketini devam ettirerek kendisini motor yolundan çıkarmaya çalışmalıdır.
Lastik yol tutuşunun çalışma dinamiği şöyledir: Lastiğin belli bir tutunma gücü vardır. Bu yarış lastiklerinde 1.2G ve normal cadde lastiklerinde 1G dır. Formula 1 de bu 4Gdir. 1.2G güç 50 derece yatış açısına 1G güç ise 45 derece yatış açısına kadar yol şartları uygunsa lastik yüzeye tutunabilir demektir. Dönüşteki tutunma ile gazlama güçleri biri diğerinin aleyhinde olarak çalışır. Bunun anlamı birisi için diğerinden feda etmek demektir. Lastiğin yerle temas halkası yatış açısı arttıkça azalır. Lastiğin dış kenarlarının çapı ortaya göre küçüktür. Motor yattıkça lastiğin yanları bastığı için halka doğal olarak küçülmektedir. Bu sebeple sert viraj dönüşlerinde lastiğin tutma kapasitesinin çoğu yatış açısı ile baş etmekle meşguldür. Bu durumda lastiğe gazlamayı da eklerseniz kayabilir yada kaza yapabilirsiniz. Esasen halka küçüldüğü için siz gazı aynı seviyede tutsanız dahi motor hızı düşecektir. Dolayısıyla gazı düzenli bir hızda açarak süratinizi muhafaza etmeniz gereklidir.
Bu ikileme çözüm şaşırmayan kontrollü bir el ve gaz ivmesini başlatıcı devire geçmeden evvel motorun dik konuma doğru kaldırılmaya başlanmış olmasıdır. Azalan yatış açısı size daha büyük bir temas halkasında gazlama imkanını sağlayacaktır. Daha büyük yola temas halkası daha fazla yol tutumu ve daha dengede olmak demektir. Bu arada arka tekerin ne yaptığını hissetmeyi unutmayınız. Tüm ayarlamalarınızı sağ elinizin akıcı, kontrollü ve nispeten küçük aralıklarla hareketleri ile yapınız.
Pazar gezmesinde yada yağmurda sürüş yapıyor olabilirsiniz. Gazın kontrolü konusundaki derin kontrol duygunuz motorun kapasitesini daha iyi algılamanıza imkan verecektir. Sağ bilekle yapılan yumuşak, düzgün ve akıcı hareketler etkili bir frenleme, vites değiştirmek ve motoru yönlendirmekle birlikte yürür. Bu yeteneklerinizin başarılı bir şekilde birleştirilmesi sürüşten zevk almanızı artıracağı gibi kendinize olan güveninizi de sağlamlaştıracaktır.
Acil durumlarda gösterdiğimiz reaksiyonlar bizim ne kadar tecrübeli yada tecrübesiz sürücüler olduğumuzu gösterecektir. Gazın düzensiz açılmasından çok düzensiz kapatılması kazaların baş sebeplerindendir. Bilhassa virajlarda acil durum karşısında gazı kapatmak ilk acil durum reaksiyonlarımızdan biridir.
Bilinen sağ kalma reaksiyonlarını tetikleyen durumların başında gelenler:
. Dönüşe hızlı girmek.
. Dönüşte çok açılmak.
. Çok yatırmak.
. Yol tutumu konusundaki endişeler.
Kasisler, trafik ve diğer sebepler gereksiz gaz kesme reaksiyonuna sevk eden ikincil sebeplerdir.
Sağ kalma reaksiyonları:
. Gaz kesmek.
. Gidonu sıkıca tutmak, kasılmak.
. Çok dar alana yada bir objeye bakışları kilitlemek.
. Dikkatinizi/Bakışlarınızı bir şey üzerinde sabitlemek.
. Sabitlendiğiniz bu noktaya doğru motorunuzu sevk etmek.
. Frenleme hataları(Aşırı yada eksik güç uygulama).
Yukarıdaki bu hareketleri otomatik olarak yaparız ama hiç birisi sürüş ile uyumlu bir çalışma değildir. Bunların üstesinden gelmek zorundayız. Bu mümkündür. Bunun için kurallar vardır.
Kural 1: Gazı iyi anlayın. Gaz kontrolünün kendine has kural ve standartları vardır. Virajlarda iyi bir yol tutumunun sağlanması için ağırlığınızın %40 ını önde ve %60ını arkada tutmak ideal ölçüdür. Bu oran yarış ortamında %10 daha arkaya kayar. Verilen bu oranlar motor tipine göre ufak sapmalar gösterebilir. Gaz kontrolü ile makineniz için en uygun ağılık kaydırma ve konumlandırma işini yapmalısınız. Gazı bir kere açtığınızda kesintiye uğratmadan düzenli, eşit aralıklarla ve yumuşakça açmaya devam etmelisiniz. Her dönüşte geç dönüşe başlama noktası seçiniz(apeksleyiniz) ve dönüşe girdiğinizde gazı olabildiğince erken açınız, orta alanlarda hafif gazlama yapınız ve çıkışı gördüğünüzde gazlamayı kuvvetlendiriniz. Yatmış bir motorda yönlendirme vazifesi ağırlıklı arka tekere geçer. Bu yüzden önün havaya kalkması sizin yönlendirmenizi bozmayacaktır. Bunun için motorda rahat olmanız ve kumandaların vücut yapınıza en uygun durumda ayarlanmış olması şarttır. Dönüş esnasında gaz kesme/açma işlemi yapmanız dönüş hattınızı bozacaktır. Bundan kaçınınız. Esas olan gazda tek bilek hareketi ile ve yatış süratinizi maksimumda tutarak dönüş yapmanızdır. Şayet yatmış durumda frenlemek zarureti doğarsa iki fren birden hafifçe sıkılarak yapılmalıdır. Yatmış durumda acil durum frenlemesi(maksimum frenleme) yapılamaz.
Yatmış vaziyette aniden ıslak bir zemine girmeniz size gaz kapattırıyorsa ağırlığın %70-80ini öne aktırdınız demektir. Halbuki istenen %35-40 dır. Hafifçe gaz kesilebilirsiniz ama gazı toptan kapatmayınız. Motoru boşta gider duruma sokmayınız. Gazı kapatıp birde ön frene dokunursanız bu kaza demektir. Bunun yerine kaygan zemine dik konumda girmeye çalışınız.
Kural 2: Süspansiyonların oturmuş olmasını sağlayınız. Dönüşlerde gazlama sürecini ne kadar erken başlatırsanız süspansiyonlarınızda o kadar erken yerleşmiş(oturmuş) olacaktır. Gaz vermekle ağırlığı arka tekere aktarırsınız. Gazın milimetrik bir hareketi düzensiz ve sert yapılırsa önden arkaya doğru 50-60 kg lık bir yükü anında aktarır. Gazın kapatılması durumunda da bu süreç ters yönde işleyecektir. Bu yüzden siz süspansiyon ayarlarınızı ne kadar motorunuzu kullanma şeklinize ve kendi ağırlığınıza uygun olarak da yapsanız gaz kontrolü olmadan bu size tam bir avantaj sağlamayacaktır.
Bir çok sürücünün bilmediği bir gerçek de şudur: Gazı ne kadar sert açarsanız arka süspansiyonların bu sürece uyumu o kadar yetersiz kalacaktır. Arka teker bu eksiklik oranında daha fazla olarak yerden yukarı doğru kalkacaktır. Bunun yerine dönüşlerde gazı erken açmak ve dönüşünüz boyunca düzgün bir artışla gazlamayı sürdürmek kuraldır. Düzenli gazlamak arka tekerin kayması durumunda da sizin sigortanızdır.
Gazı kestiğinizde ise arka tekerden öne ağırlık aktarmış olacaksınız ve bu da kaymanın üzerinde olumsuz etki yapacak ayrıca önü de yükleyerek büyük bir ihtimalle onun da kaymasına sebep olacaktır. Yine gaz kestiğinizde motorun yer açıklığı azalacak ve yatma açınız daralacaktır.
Kural 3: Dönüş hattınız olabildiğince basit seçilmelidir. Düzenli gaz vermenizi mümkün kılan hat ideal olan hattır. Her sürücü için tek bir ideal hat vardır denemez.
Ayrıca yol yüzeyindeki yamalar, çukurlar vs sürücüye hattını değiştirtebilir.
Burada üç hareket vardır:
. Süspansiyonların ayarının değişimi,
. Hattın değişimi,
. Problemi göz ardı edip devam etmek.
Tecrübeli sürücü üçünün birleşimini kullanacaktır. En zoru üçüncüsü olup bu sizin temel içgüdülerinizi tam kontrol edebilmenizi gerektirir. Tabi durumun farkında iseniz.
Dönüşte yeterince gaz vermezseniz hızınız azalır. Hatta düşebilir. Gaz verdiğiniz halde hız nasıl düşer? Yatmış motorda lastiklerin yere teması kenarlara doğru kayar. Bu durumda yere temas halkasının çapı lastikleri oval yapısı gereği küçülür.
Daha küçük çaplı bir dairenin aynı mesafeyi alması için daha hızlı dönmesi gerekir. Yavaşlamanız öne ağırlık aktarır ve bu da motorun burnunun viraj hattından açılmasına sebep olur. Şayet gaz kestiğiniz durumlarda motorunuz dönüşün içine yöneliyorsa dikkat edin. Farkında olmadan siz gidonu bu yönde basıyorsunuzdur.
Lastik yere temas halkasının yatışla küçülmesi motorlarda 500 rpm bir devir artışına sebep olur. Bu artış ise kaymayı getirebilir. Bilhassa 750 cc ve altı motorlarda düzlükte dönüşe yatmadan önce vites küçültülerek devir 500 rpm azaltılır ki yatış sırasında bu durum gaz keserek sağlanmaya çalışılmasın ve neticesi olarak lastik yer tutunma gücü zayıflamasın.
Viraj çıkışında çıkışı görüp doğrulmaya başladığınızda devir göstergesini kırmızı güç bandında görüp bunu vites büyültme zamanının geldiği şeklinde alabilirsiniz. Sakın yapmayın. Çünkü motorun dik konuma gelmesiyle büyüyen lastik yere temas halkası haliyle devri düşürecektir. Ve siz bayılma emareleri gösteren bir motorla, bilhassa küçük hacimli mortolarda motor çekiminin başlaması için beklemek zorunda kalırsınız.
İnce nokta: 500cc gp yarışlarında devir yükseltilerek kesicinin devreye girmesi bilinçli olarak sağlanır. Bu arka teker spininin(kayarak dönmesinin) aşırı olmaması ve high-side a sebep olmaması içindir. Dönüş hızlarının motor hacimleri büyüdükçe feda edilmesi yönünde tolerans vardır. 125cc bir motorun dönüşte hız kaybına hiç toleransı yoktur. 1000 cc de bu tolerans belli ölçülerde vardır. 125 cc bir motorda dönüşte süspansiyonlar yüzünden bir yavaşlama oluyorsa motoru çıkışta kaldırmak için biraz daha uzun bekleyiniz ve dönüş ortasında hattı açmamak için gazla dikkatli olunuz.
Sonuç olarak hat seçiminde alternatifler vardır ancak tüm hatlar aynı gaz kontrol kuralına bağlıdır.
Tecrübeli sürücü önceden sürüş taktiğini yapar ve uygular. Bu yüzden beklenmedik zorluklar içinde kalmaz. Düşünmek için zaman vardır ve yapmak için zaman vardır. Her zaman zihninizde yapacağınız sürüşün safhalarını canlandırınız. Bu zihinsel resmi, motorunuz ne yapmalı ve siz ne yapmalısınız konusunda bir fikir edinmek için de kullanınız. Dönüşlerde saniyenin her 0.1 i süre gaz kesmek 90 km hızda bir motor boyu mesafe demektir. 200 km hıda ise 2.5 motor boyu mesafe demektir.
High-side kazanın mekaniği:
Gaz kontrolünün basit kuralı şudur; “Gaz açıldıktan sonra eşit aralıklarla, düzenli ve sürekli bir şekilde dönüşün geri kalanında gaz vermeyi devam ettirmektir.” Keith Code a göre de ideal viraj hattı herkese göre özeldir ve biraz evvel tarif edilen gaz kontrolü kuralının uygulanmasıdır.
Viraja 50 km/saat hızla girdiniz ve tam gazı açtığınızda arka teker dışa doğru kaymaya başladı. Bu durumda ne yapardınız?
İnsanlardaki savunma mekanizmasının arka tekerin patinaja girip sağa yada sola savrulması durumunda aşağıdaki hareketlere iç güdüsel olarak sürücüleri yöneltmesi high-side kazaların başlıca sebepleridir.
1) Gazı kapamak
2) Arka frene hafifçe basmak
3) Ön freni kullanmak
Yapılacak doğru hareket ise gazı olduğu gibi muhafaza etmek hatta biraz daha gaz vermektir. Gaz kesme durumunda tekerin patinajı duracak ve tekrar yeri kavrayarak sahip olduğu ivme ile ters yöne yönlenerek sürücüyü üzerinden atacaktır. Bundan daha önce de gazı kestiğiniz için, öne daha fazla ağırlık aktırılmış olacağından, savrulmayı daha da kötüye götürmüş olacaksınız.
Motoru dengede tutan eylem gaz vermektir. Burada bahsedilen gaz verme eylemi ise gazı aniden açıp sonra birden kapatmak değildir. Düzenli ve kademeli bir artışla gazı kullanmaktır. Dönüşlerde de arka tekerin traksiyon kaybı bu şekilde önlenir. Gazın düzenli ve yumuşak kullanımı tekniğinde, sadece açarken değil kapatırken de aynı düzenli ve kademeli geçiş hareketinde ustalaşmak gereklidir.
Not: High-side kazanın ikinci bir nedeni de arka freni sert kullanarak arka tekeri kilitledikten sonra motor durmadan arka freni bırakmak yada tekerleğin dönmesini sağlayacak oranda gevşetmektir. Bu durumda yapılacak doğru hareket arka freni aynı vaziyette sıkılı tutarken debriyajı çekerek ön frenle duruşun sağlanmasıdır.
Bir diğer sebep de yine normal sürüş esnasında yoldaki kum yada yağ gibi kaygan bir alana girilmesi ile patinaja başlayan arka tekerin bu alandan çıkılmasıyla tekrar traksiyon kazanmasının yaratacağı savrulmadır. Bu durumda da tekerin traksiyon sağlamasına fırsat verilmeden derhal debriyaj çekilmeli ve çekili olarak tutulmalıdır. Frenlere hemen dokunulmamalı ve motor olabildiğince dik konumda tutulmaya çalışılmalıdır. Kuru alana çıkıldığında frenler uygulanarak duruş sağlanır.
Kaygan zeminde arka tekerlek fazla gaz verilmesiyle kaymaya ve yanal açılım yapmaya başlarsa gaz sabit tutulmalı hatta bir miktar daha açılmalıdır. Bu durumda gaz kapatmak yanlıştır. Ön teker kayan arka tekeri dengeleyecek doğru pozisyona doğru kendiliğinden yönlenecektir. Siz kasılarak bunu engellemezseniz tabi. Gidonu ters tarafa çevirmeye çalışmak yada bu doğal yönlenmeyi engellemeye çalışmak high-side kazadır. Bunu yapmayınız. Panik refleks olarak genellikle oluşan bu durum tecrübeyle aşılır. Siz motoru bacaklarınızla sıkı tutun ve motosikletin geometrisi geri kalan işi yapacaktır. Buna rağmen arka tekerin bu kayması kayış yönüne tam yanal (90 derece) pozisyona ulaşırsa lastiğin sürtündüğü zeminden gördüğü direnç maksimuma çıkar ve artık kaza kaçınılmazdır.
Gönderen:
ALFA
Zaman:
02:15
Etiketler: gazın kontrolü, high-side kazası
ACİL DURUMLARDA ZAMAN FAKTÖRÜ
Motordaki sürüş teknikleri içinde temel iki esas olan kontra basma(kıvırma) ve acil durum frenlemesi olmazsa olmaz güvenli sürüş zaruri becerilerindendir. Bazense öyle durumlar vardır ki acil freni bırakıp kontrayı bilinçli olarak basarsınız ve motor yatarak yerde sürüklenmeye başlar. Sizde onunla beraber tabi(umarım altında kalmazsınız). Buna İngilizce bir terim olan low-side yani alt taraf denir. Sürücünün devrilen motorun devrildiği tarafta kalması durumu olarak tarif edilebilir. Bu durum o kadar tehlikeli olmamakla beraber motorun altında kalmamaya çok dikkat edilmesi, motorun düşüş anında ne zaman bırakılacağının iyi bilinmesi gerekmektedir. Genellikle motor parçalarının yere sürtünmeye başlaması ile arkanın açılmasını hissettiğiniz anda ki büyük ihtimalle ön tekerinde aksi yönde kaymaya başladığını hissedersiniz, işte o anda motoru bırakarak alt taraftaki bacağınızı motorun altından derhal çekiniz. Kayma esnasında başınızı koruyunuz, dönmeyiniz, ayağa kalkmağa çalışmayınız gevşek bir şekilde ama eklem yerlerinizin dönmesine izin vermeden kaymaya kendinizi bırakınız. Motoru bıraktığınız için sizden önde gidecektir. Güvenlik donanımlarınız yeterli değilse asfaltla olan sürtünmenizde bedeninizden epey bir şeyleri kaybedebilirsiniz. Ve şayet derinizin altındaki kayba uğrayan et fazla ise birinci derece yanıklarla aynı etkiyi yaparak hayatınızı kaybetmenize sebep olabilir. Motora her zaman sanki düşecekmiş gibi giyinip binin, hiçbir şey olmayacakmış gibi değil. Bir başka zaman ve durumda ise motoru hiç yatırmadan çarpma anına kadar soğukkanlı bir şekilde acil durum frenlemesi yaparak çarpma hızının minimuma düşürülmeye çalışılması gerekir. Bu durumda çarpacağınız bir araçsa lastiğine vurmaya çalışılmalı(jantına değil siyah lastik kısmına), üzerinden uçabileceğiniz alçak bir bölümüne vurmaya çalışmalıdır. Bu durum kontra basıp kıvırmayla kurtulamayacağınız kadar kısa bir mesafe varsa tercih edilmelidir. Şayet gerekli kurtarma mesafesi yokken motoru yan yatırırsanız fren devre dışı kalacağından çapma hızınız daha fazla olacaktır.
Bu iki stratejiden hangisini seçeceğiniz o anki duruma ve tamamen sizin inisiyatifinize kalmıştır. Allah kimseyi böyle bir seçim yapmak zorunda bırakmasın diliyorum. Ama bir gün gerekirse siz kontra tekniğinde ve acil durum frenlemesinde usta olmalısınız ve kaskınızla diğer koruyucu donanımlarınızın tam olması gerekir. Tabi bunlarında yetmeyeceği durumlar olabilir. Daha doğrusu vardır. Zaman faktörü.
Zaman faktörü nedir?
Los Angeles deki kaza yapan 900 motor üzerinde yapılan incelemede çarpışma sürecinin başlaması ile(önünüze karşı yönden dönüş yapan bir araç gibi-resimde verilmiştir) çarpışmanın olması anı arasında geçen zaman ortalama 1.9 saniyedir. Neredeyse aynı sayılabilecek Tayland da yapılan bir araştırma sonucu ise 2 saniyedir. Her iki araştırmada da sürücülerin ¾ ünde kazanın başlama anı ile fiili çarpışma anına kadar geçen sürenin üç saniyeden az olduğu görülmüştür. Şunu da unutmayalım ki sürücü olayın başlangıcını anında fark etmeyebilir. Sürücünün dikkatini çekmesi yarım saniye ile birkaç saniye arasında değişebilir.
Sürücünün dikkatini çekmesiyle reaksiyon süresi başlar. Kaza uzmanları sürücülerin çoğunun potansiyel tehlikeler karşısında ki reaksiyon sürelerinin 1 saniye ile 2 saniye arasında olduğunu söyler. Ortalama 1.5 saniye. Kontra basarsanız buna 0.5 saniye daha ekleyin. Tüm bu gecikmeler sizin önleyici aksiyonlarınızın çoğuna hiç zaman bırakmaz. Fiiliyatta sürücülerin %30 un hiçbir şey yapamadıkları görülmüştür. Çok usta bir frenleme bile sizin çarpışma anınızı geciktirmekten başka bir işe yaramayabilir.
Örnek: 50 km/saat hızla bulvara doğru gidiyorsunuz diyelim. Aniden karşıdan gelmekte olan dikkatsiz birinin kullandığı araç sola doğru sizin önünüze kırdı. Reaksiyon zamanı ve diğer anlatılan her şeyden sonra sizin 1 saniyeniz kalır. O anda arka tekerin havayı kalkması pahasına çok ustaca bir frenleme ile ortalama hızınızı 45 km/saat ten 25 km/saate indirdiniz. Bu size 10 metre kazandırdı. Frenleme yapmasaydınız bu takribi 10 metreyi 0.7 saniyede alacaktınız. Çok usta bir frenleme yapmanız ve çelik gibi sinirlere sahip olmanız size çarpışma anını eğer hiç fren yapmamış olmanız durumuna kıyasla ¼ saniye geciktirdi. Peki bu çok küçük gecikme araç sürücüsünün aracını sizin yolunuzdan çekmesine yetecek mi? Genellikle hayır. Zaten çok az sürücünün fren için 10 metresi vardır. Daha kötüsü böyle bir ölümcül durumla aniden yüz yüze gelen sürücüler frenleme ve kırmayı aynı anda yapmak gibi çok büyük bir hata yaparlar. Burada ister acemi olun ister usta devreye giren psikolojik faktör Tanrının huzuruna çıkmanızı sağlayabilir. Bu psikolojik faktörün adı İngilizce Pucker faktörüdür ve üzerinden gelinmesi çok zordur.
Öneri: Süper refleks ve yeteneklerinize, ustalığınıza güvenmek yerine böyle durumlara düşmeyi önlemeye çalışın. Bu sizi bir çok dertten koruyacaktır.
Nasıl Önlenir?
. Sürücülerin sizi görmesi için elinizden geleni yapın. Bu tip kazalara sebep olan araç sürücülerinin %90-95 i motosikleti görmediklerini iddia edeceklerdir. Tabi size isteyerek gelip çarptıklarını söylemiyoruz ama sizi fark etmeleri için ekstra bir yardıma ihtiyaçları olduğu kesindir. Selektör yapın, siyah yerine daha açık parlak renkler kullanın. Kasıtlı olarak motosiklete çarparak ölüme sebep olma vakaları sürücüler arasındaki münakaşalardan sonra olmaktadır. Biri arabada diğeri motor üstünde. Gerisini siz tasavvur edin.
. Ara yollar yerine ana yolları her zaman tercih ediniz. Orada önünüze aniden dönüşler daha zor olabilir.
. Şehir içi yoğun trafikte karşı yönden gelen araçların sizin hattınızı kullanmak isteyecekleri kavşaklardan geçerken araçların arkasında yada önünde değil yanlarında (kör noktalarında kalmadan- ön tamponlarına paralel) seyredin. Bilhassa geceleri bunu yapmanız güvenliğiniz açısından çok önemlidir.
. Potansiyel tehlikelerden uzaklaşın. Bir kavşağa yaklaşırken karşı yönden sola sizin önünüze kıracak gibi gelen bir araç gördüğünüzde görünürlüğünüzü artırmak için hattınızın en sağına kaldırıma doğru yanaşınız. Bu davranışınız karşı yönden gelen vasıtanın dönüşe başlama noktası ile sizin aranızdaki mesafeyi artıracaktır. Araç sürücüsünün sizi daha kolay görmesini sağlayacak ve daha fazla bir reaksiyon zamanı sağlayacaktır. Bu ustaca frenlemeden daha önemlidir.
. Diğer araç sürücüsünün sizi gördüğünü asla farz etmeyin. Araçtan bakışlarınızı ayırmayın ve sizi gördüğüne karar verdiğinizde ve yolunuzun ilerilerine doğru bakmaya başladığınızda biliniz ki o an aracın dönüş yapmaya karar verdiği an olabilir.
. Virajlı kanyonlarda dikkatli sürünüz ve gaz kesmeyi biliniz. O virajlardaki her ağaç ve bariyer ki bir çoğu virajların dekoru olmaktan başka işe yaramaz, çarpışma esnasında vücudunuzdaki tüm kemiklerinizin kırılmasına sebep olabilir.
. Kesinlikle alkol almayınız. Sürüşten önce alkol almakla kaza risklerinize artırıcı faktörler ekliyorsunuz demektir. Bir bardak bile içilmemelidir. Bir bardak bira bile kaza riskinizi hiç içmemiş birine kıyasla 40 misli artırır. İçkili sürücülerin baş kaza nedenleri yoldan çıkmaktır ki bu kaza şekli kafadan bir vasıtayla çarpışmaktan sonra gelen en tehlikeli kaza şeklidir. Çünkü yoldan çıktığınızda sizi bekleyen tehlikeler çok fazladır. Ağaçlar, kayalar, park etmiş araçlar, uçurumlar vs.
. Ana yollarda hat araları geçişleri gerekiyorsa yapın. Birinin sizi çok yakından takip ediyor olması pahasına kendi hattınızdan gitmek yerine trafik süratinin üzerine gereğinden fazla çıkmadan hat aralarından geçişler yapmanız daha güvenlidir. Bunu yaparken yanından geçeceğiniz aracın yan hattı boşsa dikkatli olunuz bilhassa araçların hızlı akan trafik taraflarındaki hatları boş olduğunda çok daha dikkatli olunuz.
. Yolunu kaybetmiş veya dikkati dağılmış sürücülere karşı sabırlı olunuz. Burada bekleyerek kaybedeceğiniz bir 10 saniye ile adres arayan veya 30 km süratle aniden park yerine girmeye kalkarken sizin onu gazlayıp geçme hamlenizle olabilecek bir kazada o aracın tekerinin bacağınızın üzerinden geçme süresi aynıdır. 10 saniye.
. Gürültülü egzozlara güvenmeyin. Karşı taraf sizi duyacağı kadar yaklaştığında her şey için çok geç olabilir. Kazalardan uzak kalmak konusunda kendinizi daha görünür yapın, daha duyulur değil.
. Ana yol kavşaklarındaki kavisli olarak dönemeç şeklinde inşa edilmiş tırmanan yada inen çıkışlarında motosikletinizi acil bir durum karşısında yatırmayınız. Bunun yerine acil durum frenlemesini kullanınız. Her iki freni de kullandığınızda saniyede 30-35 km hız kesersiniz. Bu zaman içinde frenleme yerine motoru yatırıp kendinizi yere bırakırsanız viraj kenarındaki alçak duvarlar sadece motorunuzu durdurur ve siz üzerinden aşağı uçarsınız. Böyle düşüşlerden sağ çıkan sürücü sayısı veya çok azdır.
. Gene bu tip ana yol çıkışlarından çıkış yaparken, bu yolların genellikle sonunda diğer bir ana yolla dik kesişir olacağını ve önünüzdeki aracın ani duruş yapacağını bilerek hızınızı önceden kesin ve yakın takip yapmayınız, kendinize de yakın takip yaptırmayınız.
. Tüm bunları kendinizde bizzat yaşayarak- şayet yaşarsanız- öğrenebilirsiniz ama bu şekilde öğrenmek yerine, başkalarının yaşadıklarından ders almak, bilgilenmek daha güzel, acısız ve tehlikesizdir. Motorculuğun karanlık taraflarını görüp hala yaşayanlara saygı gösteriniz.
. Genç sürücüler bir hedef seçip yola çıkarlar. Yaşlılar bir yön seçip yola çıkarlar. Unutmayın bir yere ulaşmanın en hızlı yolu gerekiyorsa gece yada gündüz mola vermektir.
Gönderen:
ALFA
Zaman:
02:10
Etiketler: acil frenlemek, kontra basmak, zamanlamak
MOTOSİKLET FREN TEKNİKLERİ
Fren yaptığınızda motorunuzun hareketinin oluşturduğu kinetik enerji ısı enerjisine dönüşmeye başlar. Kinetik enerji tamamen ısıya dönüştüğünde ise durma dediğimiz hadise vuku bulur. Peki ısı ne olur? İlgili mekanizmalarda zamanla havaya salınmak üzere toplanır. İşte fren yapma olayının fiziksel boyutu budur. Şimdi olayın sürüş ile ilgili boyutuna geçelim.
ÖN FREN

Her motosiklet için genel olan geçerli iki nokta vardır:
1. Ön tekeri kitlerseniz oyun sona erer.
2. Sert frenleme korkusu!
Değişik şartlarda aşağıdaki egzersizleri yapıp ustalaşmak şarttır.
. Yumuşak hareket
. Acil durum frenlemesi
. Islak ve kuru zeminler
. Motorunuz yüklü
. Yolculu sürüş
Şunu anlayınız:
Frenleri yeterince hızlı kavrayıp sıkınız ama en son noktalarına kadar kazıklamayınız, yumuşak-sert-yumuşak.
Frenler açıp kapatma düğmeleri değildir. İnce bir şekilde yumuşakça kullanılmalıdır. Bileğiniz yere paralel durumda elcik tutulurken fren kolunu kapmayın, parmaklarınızla nazik bir bayanın elini sıkar gibi sıkın.(Daha doğrusu sıkmayın parmaklarınızla okşar gibi ezin).Frenleri debriyajla birlikte kullanmayı adet haline getirin. Debriyajsız fren durma mesafesini uzatır. Bilhassa ön fren yapınca gazı tam kapamamışsanız, iki yada tek parmak kullanımında yeterince usta değilseniz bu olabilir, arkayı patinaja sokarak kazaya sebep olabilirsiniz.
Şehir içi yoğun trafikte kullanırken iki parmağınızı sürekli fren kolu üzerinde tutun. Bu reaksiyon süresini kısaltır. Ancak iki parmakla ani fren yapınca gazın kapandığından emin olunuz.
Yarışlarda sert ve geciktirilmiş frenleme iyi bir tur zamanı için gereklidir. Ancak caddede ki normal sürüşlerde iyi bir fikir değildir. Eğer yarış pistinde yarışmıyorsanız zamanında fren yapıp istenilen sürate düşün. Takiben hafif bir gaz verme de motorun süspansiyonlar üzerinde yerleşmesine ve ağırlığın hafifçe arkaya kaymasına sebep olur. Asla trafikte arka tekeri kaydırarak daralan açılı virajlarda motorun burnunu çıkışa çabuk döndürmeye kalkmayın. Sadece kendinizin değil başkalarının hayatını da tehlikeye atmış olursunuz. Yarış pistinin zemini, kullanılan lastikler yarış için geliştirilmiştir. Normal caddelerin gözenekleri lastik, yağ ve mazot atıkları ile tıkanmış olduğundan tutma gücü azalır. Ayrıca yarış motorlarını soğuk asfaltta kullanmak kazaya davetiyedir.
Ön fren kullanma şartları:
Onları kapmayın, kapar gibi kavramayın, bu motoru dengesizleştirir ve süspansiyonlar dibe vurursa ön fren kilitlenebilir.
Motor dik durumda freni kullanın. Virajda yatmışken kullanmak motoru dik pozisyona getirir ya da ön tekeri kilitler.
Freni çok geç bırakmayınız.
Yumuşak ve kademeli artışla sıkmak yoldaki hedefiniz olmalıdır.
Freni yumuşak ve kademeli artışla istenilen noktaya bir kerede sıkın. Pompalama gibi hareketler yapmayın. Süspansiyonlar otursun, yerleşsin ve süspansiyonun yavaşça rebound (geri sekmesi) için sonunda freni gevşetiniz.
Şunu deneyin, 55km den yürüme hızına düşecek şekilde freni sertçe sıkın ve sonra tekrar debriyajı usulüyle bırakarak sürüşe devam edin. Eğer yukarıda anlatılan metotlara uyduysanız motor bu işlem sırasında sarsılmadan hareket ediyor olacaktır.
Dönemeçlerde frenleme:
Viraj dönmede anahtar hareket yaklaşmadan motorun süspansiyonlarının üzerine yerleşmiş olması gerektiğidir. Yani frenleme işini bitirmiş ve doğru hıza inmiş olarak viraja giriyor olmanız demektir. Ağırlığınızın hafif bir gazla geri verilmiş olması demektir. Frenleri ani sıkma yada ani bırakma, gazın veya debriyajın sert kullanımı, beceriksizce vites değiştirmeler lastiklere binen yükü değiştirerek motorun dengesini bozar. Ne olursa olsun ön ve arka süspansiyonların dengeli tutulmasına dikkat etmelisiniz.
Bir viraja yaklaşırken frenlerin tek bir işlevi vardır; motorun doğru hıza getirilmesidir. Gidona viraj için kontra basmadan önce frenlemeyi tamamlamış ve hafif gazlamaya başlamış olmanız için iki neden vardır:
Süspansiyonun doğal durumuna gelmiş olması ve hafifçe arkaya doğru basılmış olması, hafif gazlama bunun içindir. Bu durum çatalların normal statik bükülmeleri veya hafifçe boşalmış olması halidir ki cadde kullanımı için ideal durum budur. Ön fren basılı ve ağırlık önde durumda çatallar basılmış olur, rake açısı azalır ve gidon ağırlaşır ve doğru tepki vermesi azalır. Bu durumda motor dikleşmeye ve dümdüz gitmeye çalışır.
Ön tekerin iki görevi vardır. Motora yön vermek ve motoru durdurmak. Normal süratlerde hafif frenlemelerle ve hafif yatış açılarıyla bu iş yapılır. Ancak sürat arttıkça ve siz daha fazla yatırma açılarını kullanmaya başladığınızda motoru yönlendirme görevi olan ön tekerdeki yükü arttırmaktasınız. Bu anda bir de frene basarsanız durum iki bileşenin lastiğin yolu tutma gücünü aşıp ya ön teker kilitlenmesi yada ön tekerin kaymasına sebep olacağı bir noktaya gelir. Bu durum kaza demektir.
Günümüz modern spor motosikletlerinin düzgün yüzeylerde ön tarafının viraj alırken kontrolden çıkması neredeyse imkansız gibidir ancak:
. Hala frenlerdeyseniz. (Frenleme devam ediyorsa).
. Aşırı yatırma açıları kullanarak dönüyorsanız. (Bu şartlarda iki lastikte tutmayı bırakabilir)
Viraj devam ederken motoru gazı kesmeden gerekli güçte tutmak önün yükünü azaltır ve motorun yönlendirilmesini kolaylaştırır ve arka tekerinde hafif sürüklenmesine vesile olarak virajları daha dar açıyla dönmenize imkan verir. Arkanın kayması zordur ancak siz:
. Yoğun bir şekilde arka freni sıkılı tutuyorsanız.
. Gaza fazla basıp tekere spin attırıyorsanız (kaygan zeminde güçlü motorları bekleyen, gazı çok sert kullanırsanız veya debriyajla dikkatli değilseniz oluşan durumdur.)
. Yatış açınız çok fazla ise veya zemin kaygan ise.
Genelde çok yüksek yatış açılarında ve zayıf yol yüzeylerinde bile arka teker lastiğiniz problemsiz yol tutmasını bozacak güçlerle baş edecek vasıftadır. Debriyajı yavaş bırakınız, şanzıman hızlanmak içindir, durmak için frenler kullanılır. Aşırı bir şekilde motor frenlemesi (kompresyon fren) yapmaktan kaçınınız.
Hızlı kullanımlar da frenleme gücünüzü ve durma mesafenizi dikkatlice hesaplayın. Yanlış hesaplarsanız sonunda kendinizi frenleme kuvvetinizi kademeli olarak artırıyor bir durumda bulabilirsiniz. Genelde bu durum çok sert ve maalesef çok geç frenlemedir. Zamanında fazla bir kuvvetle sıkmak, geç olarak fazla bir kuvvetle fren sıkmaktan iyidir. Hızlanmanız her zaman mümkündür fakat virajların içinde yavaşlamak çok zordur.
Her şeyi yanlış yaptığınız durumlarda:
Genel olarak motoru boşta gider duruma düşürecek oranda gaz kesmeden motoru daha fazla yatırın. Bu esnada ağırlığınızı hafifçe arkaya kaydırmak ön tekerin yön verme işlevine yardımcıdır. Ayrıca hafifçe gazlamak motoru kaldıracağı için yatma mesafesini artırabilir. Ancak bunu uygulamak çelik gibi sinirler ister.
Motoru kaldırın, düz bir hatta frenleyin ve tekrar yatırın. Bu hareket toplam 1-2 saniyede tamamlanmalıdır. Bu usul tavsiye edilendir ama yeterince boşluk varsa belki zaten dönebilirdiniz.
Her iki freni de yavaşça sıkın. Ancak bunu yaparken çok dikkatli olun çünkü yatmış bir motorun lastikleri tutma güçlerinin çoğunu motoru döndürebilmek için kullanmaktadırlar.
Yarışlarda ön fren sertçe sıkılı ve arka teker adeta havada viraja girilir(trail braking) ve arka fren apekse kadar kullanılır. Bu teknik sadece pist içindir. Lastikler ve pist yüzeyi özel bileşimlerden yapılmıştır. Karşı trafik diye bir olgu söz konusu değildir. Motorlar da özeldir ve sürücüler mükemmel zamanlama yapan profesyonellerdir.
Özetlersek:
Frenlere yumuşakça ve basıncı kademeli olarak artırarak basınız.
Frenlerin kilitlenmesi maksimum sıkmanın bir sonraki evresidir. Bu noktayı biliyor olmanız şarttır. Şayet ön freni kitlerseniz derhal bırakın ve hemen tekrar kilitlemeden sıkın. Arka freni kilitlerseniz iyice duruş süratine düşene kadar bırakmayın. Bırakırsanız high-side kazaya sebep olur.
Arka frende gereklidir ancak ona öncelik vermeyin. (Arka teker tambur fren olan veya rake açısı ve aks aralığı fazla motorlarda bu geçerli değildir.)
Frenleri bırakırken de dikkatli ve sıkma hızınızdan daha yavaş bırakınız. Süspansiyonların aniden boşalmasına ki bu ön tekerin geri sekmenin üzerinde boşalmasına sebep olur. Bu hareket motorun yönlendirilmesinde problem yaratır.
Ön fren sıkılı motoru döndürmek için bayağı güç harcamanız gerekir, ön freni bıraktığınızda da motor aniden döner ve viraja girer. Buna hazırlıklı olunuz ve freni yavaşça bırakarak dönüşün yumuşak olmasına dikkat ediniz.
Tam gazla yada ön fren sıkılı virajlara girmekten sakınınız.
Fren kullanmadan gazı kapatarak süratinizi düşürdüğünüz durumlar sizin belli bir sürate inmenize yol levhalarının, işaret noktalarının çok öncesinde başlamanızı gerektirir. Bu durumda arkanızdaki araçların yavaşlayacağınızı tahmin etmesi çok zordur. Dikkat ediniz ve yavaşlamayı çok erkenden başlatarak durumu abartmayınız.
Lastik patlaması durumunda frene hemen dokunmayınız. Hemen gazı keserek motoru düz bir hatta tutmaya çalışınız. Servis yoluna girdikten sonra sağlam lastiğin frenini kullanarak durmaya çalışınız. Patlayan lastiğin freni kullanılmamalıdır.
ARKA FREN: 
Arka frenin önemi:
Ön frenin motor durma gücünün esasını teşkil ettiği doğrudur ancak arka freninde devreye girmesi daha düzgün ve daha kısa mesafede durmak demektir. Bazı durumlarda(dönüşlerde) gazı kesmek yada ön frene müracaat yerine arka freni kullanmak şase üzerinde daha az etki yaparak sizi dönüş hattında tutacaktır. Arka freni doğru kullanabilmek için pedalının doğru ayarlanmış olması gerekmektedir. Pedal rahat oturuş pozisyonunda iken ayağınızın birkaç milimetre altında olacak şekilde ayarlanırsa bu sizi garip oturma şekillerinden ve/veya kullanım zorluklarından koruyacaktır.
Dönüşe girerken ön freni bırakıp motoru yatırmadan arka freni bırakmayın. Bu hareket ön fren bırakıldıktan sonra önün kalkmasını ve dönüş kuvvetlerinin çatalları sıkıştırmaya başlamasından önce ön tarafın kalkmasını engelleyecektir. Gazı açar açmaz eğer hızınız fazla ise arka frenle hızınızı ayarlayın. Gazı kapatmak önü aşırı yükler ve dönüş açınızı genişletir ama arka freni kullanmak hattınızı daraltır sizi virajın içine çeker. Fazla fren ve gaz kullanmaktan kaçının sadece ön tekere ağırlık bindirmemek için yeterli olacak gazı verin.
U dönüşü yaptığınız düşük hız manevralarında ve hat aralarından süzülme sürüşlerinizde motorun dönen kısımlarının açısal ivme etkileri sizin dengede kalmanızı sağlar. Bunu arka freni kullanarak ve debriyajı hafif kaydırarak devir tutturmak suretiyle kendinizin lehine bir avantaja çevirebilirsiniz. U dönüşlerde arka freni bırakarak mı yoksa debriyajı kaydırarak mı(kavrama noktasında tutup hafif ileri geri hareketler yapmak) size ve motorunuza uygun denemelisiniz. Genel olarak yeterli devir ve debriyaj kaydırması şasenin düzgün ve hareket halinde kalmasına yeterlidir. Burada hız arka frence düzenlenmektedir. Bu teknik debriyaj balatalarını ve arka fren balatalarını aşındıracağı için bu parçalar sıkça kontrol edilmelidir.
Yokuş aşağı dönüşlerde gaz açıkken arka fren bilhassa uzun dönüşlerde çok fazla hızlanmayı önler. Düz dönüşlerde gazı ön tekerin yükünü azaltmak için mümkün olduğunca çabuk açarken hızınızı arka freni kullanarak kontrol edin. Yokuş inişlerdeki dönüşler ön tekeri yüklerler ve sizin virajı açık almanıza sebep olurlar. Ama gazı açık tutarak arka freni kullanmak motordaki ağırlık dağılımını daha birbirine yakın(ön ve arkanın) tutarak size daha iyi bir hatta kalma imanı sağlayacaktır. Pratik ve denemelerle arka freni kullanan ayağınızın iyice ustalaştırılması, hassaslaştırılması size güven verecektir. Böylece motorunuzu sarsmadan, güvenle kullanabileceksiniz. Bu teknik sizi birçok endişe verici durumdan kurtaracaktır.
Arka frenin diğer kullanım alanları:
1)Traksiyonu kontrol etmek.
2)Viraj öncesi süspansiyonların oturmasını sağlamak.
3)Kapanan virajlarda viraj çizgisini daraltmak.
4) Motor yatış alanını genişletmek.
Not: 4. maddenin açıklaması: Motosikletler gaz verilince süspansiyonlarının üzerinde yükselirler. Bu da sürücüye ilave bir yatırma alanı sağlar ancak virajda yatmış vaziyette iken hızlanmadan gaz vererek yükselmenin yapılması arka fren kullanımı ile olur.
Dikkat: 
ACİL DURUM FRENLEME TEKNİĞİ
Acil durum frenlemesi maksimum frenlemedir. Amaç en kısa mesafede durmak yada çarpışma hızını en düşüğe indirmektir. Frenleme maksimum uygulanır ancak kilitlemeden, lastikleri kaydırmadan yapılmalıdır. Lastikler kaymaya başlarsa durma mesafesi uzar. Bu durumda motor yatırılmalı ve sürücünün motordan bir an evvel ayrılması gerekmektedir. Özetle frenlere uygulanan maksimum basınç tekerlerin kilitlenmesinden bir evvelki safhanın basıncıdır. Burada bir an evvel tekerleri kilitlemeden en yüksek basınç uygulaması yaparken debriyajı sıkmak ikinci planda kalır. Gaz tamamen bırakılmış olmalıdır. Genellikle paniklemiş bir durumda yapılan frenlemelerde gaz tamamen bırakılmadan ön frene asılır ki bu kaza demektir. Önce ve hemen gaz bırakılarak frenler uygulanmalıdır. Saliseler hayat kurtarır. Sağ elin tamamen açılıp tekrar kapanması alıştırması size ön fren yapılırken gazın bırakılmış olmasını sağlayacaktır. İki frenin aynı anda uygulanması gereklidir. Debriyajın çekimi normal mesafelerde durma mesafesini kısaltır ancak burada zaman zaten çok kısadır ve mesafede çok kısadır. Çoğunlukla buna zaman yoktur. İlaveten sadece debriyajın çekimi çok kısa mesafeler ve süreler göz önüne alındığında motorun gaz kesilmesiyle yapacağı kompresyonu boşaltacağından durmaya olumsuz etkide yapabilir. Bu durumda vites de küçültmek gerekir ve şayet tüm bunlara vaktiniz olduysa o zaman da durum acil değildir. Yani acil durum frenlemesinde debriyajı düşünmeyiniz. Maksimum frenleyiniz. Saliseler içinde olan bir hadisede zaman çok değerlidir.
Motor sürüşünde gazın kullanımı ne ise ön frenin kullanımı da hatta motor üzerindeki ağırlık aktaran diğer hareketlerinizde odur. Aynı hassaslıkla yapılması gereken hareketlerdir. Bunun içinde önceden her şartta denemeler ve çalışmalar yapılarak kumandalar üzerindeki hakimiyet %100 noktasına ulaştırılmalıdır. Kasılı bir tarzda motor sürüşü yapılamaz. Ne kadar rahat ve gevşek bir durumda olabilirseniz yüksek süratlerde bile motorun üzerindeki hakimiyetiniz o kadar kolay ve fazla olacaktır. Aslında frenlerin doğru ve hassas bir şekilde kullanımı gaz kullanımından daha önemlidir diyebiliriz. Bilhassa ön frenin, ağırlığı öne transfer işlevi ön tekerin yol tutumu üzerinde fevkalade önemli bir rol oynar. Şayet bu transferi çok hızlı ve aşırı yaparsanız arka lastiğin yol tutumunu zayıflatırsınız. Neredeyse üzerinde hiç ağırlık kalmayan arka teker yönlendirme aksı üzerinde yanal dönüş yapmak isteyecektir. Ayrıca motor ağırlığını öne çok hızlı vermek ön tekerin yol tutumunu kaybetmesine de sebep olabilecektir. Yine ön süspansiyonları sonuna kadar bastırmakla da kasisler için bir sıkışma rezervi bırakmamış olursunuz ve motor ağırlığı ön taraf üzerinde tam yerleşmeden ön teker ve ön süspansiyonlardan maksimum güç isteme durumunda kalırsınız. Yine ön fren sıkıldığında rake açısı değişeceğinden aks mesafesi kısalacaktır. Aniden ve sert sıkılması durumunda birden kısalan aks mesafesi motorda çok sert bir dönüşe kaçma isteği ve yine aniden bırakıldığında da aks mesafesi birden uzayacağı için dönüşe karşı direnç gösterme eğilimine girecektir.
Aslında frenleri de gaz kolu gibi motorun hızını kontrol eden aletler olarak düşünmekde fayda vardır. Dönemeç çıkışlarında gazın kontrolü neyse hız ayarlaması açısından dönemeç girişlerinde de frenleri düzgün, yumuşak tarzda kullanmak da odur. Burada öğrenilmesi gereken frenleme sürecinin sonuna yaklaşıldığının bilinmesi, tekerleri kilitlemeden maksimum frenleme alışkanlığının kazanılmasıdır. Bu da pratik yaparak olur.
Ön freni ya tam sık yada tam bırak şeklinde kullanılması gereken bir alet olarak düşünmeyiniz. Fren kolu elinizin içinde gereğince sıkılmalı ama darbe vurur şeklinde değil, hassas bir kavrama ve sonra yeterince hızlı, kademeli ve kesintisiz baskılar uygulamak şeklinde olmalıdır. Aynı durum ayakla kullanılan arka fren içinde geçerlidir ancak ön fren durdurma gücünün %70ine sahip olduğundan sonuç olarak çok daha fazla önem kazanmaktadır.
Acil bir durumda önünüze aniden fırlayan bir araba karşısında fren mi yapmalı yoksa kontra basıp müsait olan tarafından geçiş mi yapmalı diye karar verebilmek için önce arkanızdaki trafiğin durumundan da haberdar olmalısınız. Şayet arkanızda yakın takip eden bir araç varsa ve sizde bunu aynalardan kontrol etmediyseniz tam önünüze araba fırladığında bunu zaten düşünecek vaktinizde olmaz. Esasen aklınıza da gelmez. Tabi devamlı ileri bakıp durum değerlendirmesi yaparak sürüş yapıyor olsaydınız aniden önünüze fırlayacak bir tehlikeyi de muhtemelen daha önceden fark ederdiniz. Çevrenizi sürekli taramak, arkanızı aynalardan kontrol etmek ve bu şekilde muhtemel tehlikelerden kaçış planlarınızı yapmak sürüşün olmazsa olmazıdır. Açıkça söylemek gerekirse motor sürerken yada araba kullanırken hayal kurmayınız. Sürekli sürüşe yoğunlaşınız.
En kısa zamanda ve mesafede durmak iki fren birden kullanılarak olur. Ön frene kademeli olarak güç uygulanmalı, ani darbe vurur şeklindeki sıkmalardan kaçınılmalıdır. Bu frenleri kilitlememek içindir. Arka frene daha sıkı güç uygulayarak, kilitlemeden, böylece iki frende kilitlenme noktası sınırında tutularak en çabuk durma sağlanır. Bunun çalışmasını boş bir alanda, kuru ve ıslak zeminlerde ve kasisli yüzeylerde yaparak kontrolünüzü mükemmelleştiriniz.
Bazı anlar olur ki frenlemek yerine kontra basıp tehlikeyi savuşturmak daha güvenlidir. Arkanızdaki trafik ani duruşunuzda size sorun olacaksa ve kıvırmakla sıyrılabilecekseniz, kıvıracağınız alan buna müsaitse kontra basıp geçin ama frenlerdeyken kontra basılmaz. Kontra ile tehlikeyi bertaraf ederken frenleri bırakmış olmanız şarttır. Esasen sola kıvırmalarda(hızlı akan trafiğe) frenleme yapmadan kontra basıp kıvırmak sağa(yavaş akan trafiğe) kıvırmalarda önce fren yapıp sonra freni bırakıp kontra basarak kıvırmak tavsiye edilir. Şayet kıvırıp engelin etrafından dolanmak yerine fren yapacaksanız arkanızı aynalardan sürekli kontrol ederken frenlemek adına ne bulursanız kapar gibi dengesiz bir refleksler gösterme durumuna da girmeyiniz. Çalışmalarınızda yaptığınız gibi frenleri çok düzgün bir tarzda kullanınız. Pratik yapmak, çok pratik yapmak bu işin anahtarıdır.
Acil durum frenlemesi yatmış durumda yapılmaz. Motor dik konumda olmalıdır. Bilhassa ön teker kitlenerek kayar. Önce motor dik duruma getirilmeli ve hemen arkasından maksimum frenleme yapılmalıdır. Bu frenleme esnasında ön freni sıkaraken gaz kolunu tam bırakmaz ve bunun farkına varmazsanız, ön teker kontrolü kaybolur ve kendinizi aniden yerde bulursunuz. Bu durum bacaklarınızla motoru sıkı tutmayıp, karın kaslarınız vasıtasıyla bedeninizi desteklemeden vucüt ağırlığınızın yükünü kollarınıza bindirerek yapılan sürüşlerde sık karşılaşılan bir şeydir.
FREN SİSTEMLERİ
Fren sistemleri değiştikçe onları kullanma teknikleri de değişmektedir. Bir motordan inip farklı sistemi olan başka bir motora bindiğinizde fren alışkanlıklarınızı tekrar gözden geçirmeniz gerekir. Neticede tüm sistemler motorunuzu kontrol altında tutmak için düşünülmüş teknolojilerdir.
Bağımsız Ön/Arka fren sistemleri:
Temel fren sistemidir ve tamamen sürücü tarafından harekete geçirilir. Bugün birçok motorda hidrolik sistemle harekete geçirilen ön ve arka disk sistemler ve az bir sayıda tamburlu arka fren sistemleri mevcuttur.
Bağımsız frenler sadeliğin avantajına sahiptir, düşük masraflıdır ve en kısa sürede duruşu sağlarlar. Sürücüye değişik durumlar için değişik alternatifler sunarlar. Mesela yağmurlu havalarda yada yolculu sürüşlerde sürücü daha fazla aska fren kullanma imkanına sahiptir. Dar U dönüşlerde yada gevşek satıhlı zeminlerde arka fren ön frenden bağımsız olarak kullanılabilir.
Burada ölçü sürücünün ustalığıdır. Ustalık gerektirir. Sadece iki freni de aynı anda uygulamanın yanında her frenin kilitlenmemesi için kendine has baskısını uygulamak da gereklidir.
1997 Kawasaki Concours un durma mesafesi 60mph dan 0 mph a 108.06 ft./36.2mt.
Birbirine bağlı frenler(Linked):
Bağlı frenler ön/arka birbirine bağlı ama değişik tarzda bağlıdırlar. Gold Wing buna tipik bir örnektir. Ön ve arka kaliperler arka frence harekete geçirilir. Arka frene basmakla tek arka fren kaliperi artı iki ön kaliperden birisi harekete geçer. Orantılama vanası fren basıncının takribi %70 ni ön frene %30 nu arka frene yönlendirir. Ön freni sıkmak ise entegre sistemden bağımsız olarak ön frenin diğer kaliperini devreye sokar. Bağımsız ön/arka fren sistemlerinde olduğu gibi, arka ve ön frenin basılması ve tam frenleme sürücüye bağlıdır.
Bu sistemin avantajı panik frenlemede arkaya basılınca her iki freninde devreye girmesi ama buna karşın arka frenin önden bağımsız kullanılamamasıdır. Dar U dönüşlerde bu tip motorlarda arka fren kullanılmaz ve tamamen debriyajı kavrama noktasında tutarak ve debriyaj gaz kombinasyonu ustalığı ile dönüş yapılmaya çalışılır. Mıcırlı, gevşek stabilize yollarda frenler ön frenin kilitlenip tekeri kaydırmaması için çok yumuşak kullanılmalıdır.
2004 GL 1800A Gold Wing 60mph den 0mph a 121.4ft./40.5mt.
ABS:
Bağımsız, bağlı ve entegre fren sistemleri “anti-lock” yani kilitlenmeyen fren sistemleri olarak ta adlandırılır. ABS tekerin dönüş hızını ölçerek çalışır. Tekerin kilitlenmesine yakın basıncı azaltır, her tekerin sensoru vardır ve bu sensorlar tekerin ekseni etrafındaki(rotasyonel) dönüş süratini ölçerler. Ani yavaşlayan teker kaymaya başlayacak demektir. Kilitlenmesini önlemek için ABS kontrol birimleri tekerin dönüşünü sürdürmek ve yer tutuşunun tekrar kazanılması için anlık(saniyenin bir bölümü) olarak fren baskısını kaldırırlar. Sonra tekrar tam baskı uygularlar, burada sürücü çok agresif baskı uyguluyorsa ABS hızlı atımlarla fren baskısını kaldırıp tekrar uygular. Bu sistemlerde hedef daha kısa sürede durmak değil fakat frenlerin kilitlenip motorun kaymasına sebep olma riskini ortadan kaldırmaktır. Hatta sürücü motorunun yer tutunma kabiliyetinin üzerinde, çok sert fren yaparsa ABS sistemi durma mesafesini biraz uzatabilir.
1998 Honda VFR800FI(ABS siz) 60mph den 0mph 107.9ft./36mt.
2002 Honda VFR800FI(ABS li) 60mph den 0 mph a 119.5ft./40mt.
Kombine ABS Frenler:
Hem ön fren ve hem de arka fren tek bir ABS li hidrolik kontrol birimine bağlıdır. BMW R1150 RT de olduğu gibi. Tüm BMW ler de bu güç destekli sistem vardır. Sürücü fren elciğine baskı uyguladığında elektrikli servo pompalar harekete geçerler ve kaliperlerdeki basıncı artırırlar. Tam entegre sistemlerde ya el freni elciğinden yada ayak freninin pedalından(peginden) iki teker üzerindeki tam frenleme işlemi kumandası verilir. BMW sisteminde ayrıca uyarlayıcı bilgisayar vardır. Ön ve arka tekerdeki kaçmadan motorun nasıl yüklendiğini anlar. Örneğin yolculu durumda bilgisayar ilk frenlemede arka tekerin yer tutumundaki artışını sezer ve frenlemede arkaya daha fazla ağırlık vermeye başlar.
Güç destekli entegre ABS sistemleri neredeyse kusursuzdur ancak yine de sürücünün dikkat etmesi gereken tarafları vardır:
1. Motor çalıştırılırken frenlere dokunulmamalıdır. Bu sistem hatasına sebep olabilir.
2. Dar dönüşlerde arka frenle yapılan dönüşü daraltma işlemleri yapılmamalıdır çünkü arka frene basınca ön frene de basmış oluyorsunuz. Bu da yavaş hızlarda motorun aniden durmasına sebep olabilir.
3. Bu sistemler akü voltajlarına karşı çok duyarlıdır.
Kısmi Entegre ABS Sistemler:
BMW bazı modellerinde kısmi entegreli ABS sistemin ide üretmiştir. Bu sistemde ön fren elciği hem ön hem de arka kaliperleri harekete geçirir. Tam entegre sistemlerin aynısıdır diyebiliriz. Ancak fark arka fren pedalındadır ve bu pedal sadece arka fren kaliperini harekete geçirir. Ön fren güç yardımcısı işlemi sırasınca ABS tam devrededir. Bu sistemin avantajı dar alan U dönüşlerde arka freni kullanma imkanı vermesidir.
Son gelinen noktada entegre ABS güç destekli fren sistemlerinden bağımsız ABS fren sistemlerine dönüş yapılmaktadır.
Sürücü: Hala en önemli kısım:
Fren sistemi ne olursa olsun motosikletin süratini kontrol etmede sürücünün mahareti birinci faktördür. Ne zaman fren yapılacağını ve nasıl yapılacağını bilmek çok önemlidir. Aynı zamanda düzgün fren yapma alışkanlıklarına sahip olmak çok önemlidir, en ileri sistem bile teknik olmamasının yada yanlış sürüş davranışlarının sebep olabileceği kaymaları, savrulmaları önleyemez. (Mesela tam dönüşün ortasında gazı aniden tam kapatmak gibi). Aniden tehlikelerle karşılaştığımızda iyi alışkanlıklarımız bizi bu durumlardan çok fazla düşünmemize bile gerek bırakmadan düzgün bir duruş yapmamızı sağlayarak güvenle çıkaracaktır.
SÜRATE GÖRE BİR SANİYEDE ALINAN MESAFELER
Gönderen:
ALFA
Zaman:
02:06
Etiketler: acil frenlemek, duruş mesafeleri, fren, fren sistemleri, motorsiklet
MOTOSİKLET DÖNÜŞ TEKNİKLERİ
Doğru Dönüş Hattı: 
Yalnış Dönüş Hattı: 
Dönemece yaklaşırken incelenmesi gerekli noktalar:
Yol işaret ve ikaz levhaları.
Dönemecin keskinliği ve yol yüzeyinin durumu.
Yolun eğimi.
Yaklaşan araçlarla olması muhtemel karşılaşma ihtimalleri.
Süratin ayarlanması:
Uygun giriş süratine karar verin. (Sizin tüm dönüş boyunca hızı muhafaza etmenize veya kademeli arttırmanıza olanak sağlayacak bir sürat).
Seçtiğiniz yol süratine uygun vites/hız oranını seçin.
Yaklaşım hızınızı yumuşak bir geçişle giriş hızına indirin.
Dönüş boyunca izlenecek hattın ele alınması:
Geniş dönüşler daha az traksiyona ihtiyaç gösterir buda rezervde daha fazla traksiyon tutulması demektir.
Düşme riski sürücünün görüşüyle dönüşün en keskin yeri geçilince azalır.
Eğer sürücü en iyi görüşü sağlayan pozisyonu seçmişse beklenmedik engellerle karşılaşma riski azalmış olur.
Karşı hattan sizi en uzak tutacak hattı takip etmek yaklaşmakta olan araçlarla çarpışma riskinizi azaltır.
Traksiyonu azaltacak bozuk yol yüzeylerinden geçen hatlardan uzak durulmalıdır.
Değişik dönüşlere göre uygun hatlar:
Sabit açılı dönemeçler: Dıştan girin, dönüşün ortasında apeksleyin, içe geçin ve dönüşün dışından çıkın.
Kapanan(daralan) açılı dönemeçler: Dönüşe dışarıdan başlayın, geç apeksleyin ve dışarıdan çıkın.
Açılan(genişleyen) açılı dönemeçler: Dışardan dönüşe başlayın, erken apeksleyin ve dışardan çıkın.
Çoklu dönemeçler: Dışardan dönüşe başlayın, her dönüşte de geç apeksleyin ve dışardan çıkın.
Kör(görüş olmayan) dönemeçler: Dışardan girin ve çıkışı görene kadar dışarıda kalın(geç apekslemeyi planlayın) ve dışarıdan çıkın.
Dönemcin içine bakmak:
Baş ve gözler görsel yönlenme kontrolü sağlar. Baktığınız yere ve/veya objeye yönelirsiniz.
Başınızı ve gözlerinizi görme/algılama uyumsuzluğu olmaması için ufuk hattına olabildiğince paralel tutun.
Mümkünse çıkışa bakın, görünmüyorsa 12 saniye önünüze bakın. (12 saniye sonra olacağınız yer(100mt)).
Motoru yatırmak:
Yatırmayı başlatmak için kontra tekniğini devreye sokun. Sağa yatmak için sağa sola yatmak için sola basın. Dönüşün ters tarafına doğru uygulanan kuvvetin yaratacağı merkezkaç kuvveti bizi yönümüze çevirecektir. İstenen yatış açısına ulaşılıncaya kadar basınç uygulamaya devam edin. Basıncı önün dönüş hattı boyunca dengelenebilmesi sağlayacak şekilde ayarlayın.
Bedeninizi motorla birlikte yatırın; motoru bedeninizi dik tutarak kendinizden uzağa itmeyin. Bazı sürücülerde sağ veya sola yatma fobisi vardır. Bu korkunun 3 sebebi vardır; birincisi sürücü korktuğu tarafla ilgili kötü bir kaza geçirmiştir ve zihninde hala bu kazanın olumsuz izlerini taşımaktadır, ikincisi sürücü kontra tekniğini anlamamıştır, üçüncüsü sürücü motoru araba gibi döndürmeye kalkmış ve felaketle yüzleşmiştir.
Leanophobia (motoru bir yada iki tarafa da yatırma korkusu) semptomları: Korktuğunuz tarafa dönmeniz gerektiği zaman vücudunuz gerilir, kasılmalar olur. Vücudunuz dik kalır, gözler dönüşe bakmaz(kısa görüşlülük) veya kollarınızı kasarak dönmeye çalışmak.
Dizlerinizle tankı tutun:
Sarkık dizler motorun ağırlık merkezini değiştirir ve kullanımı etkileyebilir.
Gazın kontrolü:
Çıkışı görene kadar gazlamayın. Çıkış görünmüyorsa giriş süratinizi muhafaza edin.(Doğal gazlama).
Usta sürücüler ön ve arka tekerin traksiyonunda ani değişmeler olmaması için hassas bir şekilde gaz verirler. İdeal olan ağırlığın ön ve arkada eşit dağılıyor olmasıdır.
Yumuşakça gaz vermek süspansiyonları dengeye oturtur. Motorun her iki yönde de hafifçe yükselmesine neden olur. Buda zemin açıklığının yükselmesi demektir.(Bunun süspansiyon geometrisi ile de ilişkisi vardır, anti-çökme vs). Tersi olarak gazı keserseniz motor iki uçta da iner, süspansiyonları sıkıştırarak zemin açıklığını azaltır. Süspansiyonu sıkıştıran merkezkaç kuvvetinin etkisini gaz vermek dengeler. Yatmış durumda hızı muhafaza etmek için gaz vermek gereklidir. Motor yattığında lastik yere temas halkasının çapı küçülür. Küçülen çapı karşılamak için arka tekerin daha hızlı çevrilmesi süratin sabit kalması için gereklidir.
DÖNÜŞ PROBLEMLERİ I
Giriş hızı biraz fazla: Sonuç; gözle takip zayıflar, yargı hataları olur, durum kötüye gider.
Yanlış tepkiler; gazı kapamak, yatık durumdayken sert fren yapmak, yolun kenarına bakmak.
Doğru tepki; Gazı devam ettirin(süspansiyonlar dengede kalır), yön kontrolü için dönüş içine bakmak, daha fazla yatmak için kontra basmak, ağırlığı dönüşün içine aktarmak. Bu merkezkaç kuvvetini karşılayarak motorun zeminden açıklığını(yüksekliğini) artıracaktır.
Giriş hızı çok fazla:Doğru tepki; motoru çabuk olarak dik konuma getirin, gidonu düzeltin, maksimum düz hat frenlemesi yapın, frenleri bırakın, dönüşün içine bakın, kontra basıp tekrar yatın. Tüm bunlar en fazla 1-2 saniyede tamamlanamazsa yoldan çıkarsınız.Zamanlamanın mükemmel olması şarttır.
Yanlış tepki; motoru doğrultmak
Motosiklet parçalarının zemine sürtmesi:
Sebep; yüksek sürat. Bu durum fazla yatış gerektir. Çözüm; daha iyi göz takibi, giriş süratinin görüş mesafesi, eğim, yüzeyin durumu ve sürücü yeteneklerine göre ayarlanması. Yavaş girip hızlı çıkmak her zaman iyidir.
Sebep; uygun olmayan, çok fazla yatış açısı isteyen sürüş hattı. Çözüm; düzgün giriş hızı ayarlayın, sabit hızınızı muhafaza edin veya dönüş boyunca gaz verin,
Sebep; gaz kesmek. Çözüm; yaklaşırken dönüşün içine bakın (kenara yada diğer objelere bakmak sürücüde gaz kesme iç güdüsünü harekete geçirir), hattınızı planlayın dönüş boyunca elciklere uygun basınç uygulamaya çaba sarf edin.
Sebep; süspansiyon ayarsızlıkları veya yanlış ayar. Çözüm; sürüş öncesi kontrollerini ihmal etmeyin ve bu durumda tekrar yapın, süspansiyon sıkışmasını azaltmak için hızınızı azaltın, gazı çevirmek(motorun boşunu alana ve hafifçe yüklenmesine kadar) süspansiyonların oturması için bu durumda da gereklidir(hızı azalttıktan sonra gazı kapamayın-motoru boşta gider duruma sokmayın), dönüş açısını büyüterek yatış açısını azaltın.
Sebep; yük çok fazla. Çözüm; fazla yük duruma uygun yeni süspansiyon ayarı gerektirdiği için çözüm süspansiyon ayar bozukluğundaki durumla aynıdır.
Sebep; ters eğimli dönemeç(taçlı yollar). Çözüm; görüş kabiliyetinizi geliştirin(önceden görün), hızınızı ve yatış açınızı azaltın.
Uygun olmayan hat seçimi:
Sebep; sürücünün kötü görüş kabiliyeti. Çözüm; 12 saniye sonra olacağınız yere bakın(90m), dönüşü inceledikten sonra dönemece yaklaşırken hattınızı planlayın.
Sebep; uygun olmayan hız. Çözüm; gazı çevirin, bileğinizi aşağıda tutun.
Sebep; uygun olmayan yatış açısı. Çözüm; kontra basıncınızı gerekli yönde artırın yada azaltın, vücudunuzun yatış açısını kontrol edin.
Pozisyona göre bakış derinlikleri:
Sağa Dönüş:
Sola Dönüş:
Kavşak Geçişleri: 
DÖNÜŞ PROBLEMLERİ II
Dönemece girdiniz ve motor sizin dönüş hattınızın dışına doğru yönlenerek yoldan çıkmaya başladı; kontra basıp daha yatırmak mı doğru olur yoksa motoru düzeltip fren yapmak ve tekrar yatırmak mı?
Bu konuda her şeye tek çare tarzında bir cevap vermek mümkün değildir. Ama üç seçenek sunup bunların her birinin tehlikelerini ve avantajlı taraflarını açıklayabiliriz. Bu üç faktörün seçimini aşağıdaki unsurlara bağlıdır.
. Hız ve yol yüzeyi.
. Diğer araçlar.
. Motosiklet tipi ve yükü.
. Tecrübe ve güven.
Hatırlanması gerekli önemli bir unsur şudur: Kuru ve yeterince düzgün yüzeyli bir yolda Kimse tutunma eksikliği yüzünden kaza yapmaz, yoldan çıkış kazalarının çoğu girişte yanlış frenleme ve çıkışta güç high-side kazalarıdır. Bazı motorların zeminden yükseklik ölçüleri ve yarış açılarında yatmalarda yoldan savrulmalara neden olabilmektedir. Bunun dışında modern bir spor motoru yoldan çıkarabilmek için epey güç sarf etmeniz gerekir.
Seçenek A:- İşlemi karmaşıklaştırmayın ve basitçe motorunuza yön verin.
Elinizde rezerv yatırma açısı(hiçbir viraja tam yatmış girmeyin) varsa genellikle doğru çözüm:
Önünüzdeki probleme değil dönemeç çıkışına bakınız.
Kontra basarak rezerv yatış payınızı kullanınız.
Gazı açın ve hassas bir şekilde motoru döndürdükçe kullanın – bunun amacı yanlamayı(lastiklerin yol tutuşu varken yana doğru gidiş hareketini) önlemek, hızın kesilmesi neticesi ön tekerin yüklenmesini ve döndürme geometrisini boşa çıkarmasını önlemektir.
Gaz vermek -Bak, Yatır ve Dön(uçağın yön değiştirmeden kendi yatay ekseni etrafındaki burgu hareketi gibi)- tekniğinde birçoğumuzun düşündüğünden daha önemli bir unsurdur. Sürücülerin bir çoğu viraj köşelerini dolaşıp yolun açık görüldüğü uzak köşelerinde gaz açmayı tercih ederler. Maalesef bu durum virajda frenleme, ağırlık aktarma ve hız kesmenin ön tekerdeki etkisinin dezavantajlarını taşır. (Eğer siz yüksek kompresyonlu tek yada çift silindirli bir motor kullanmıyorsanız.) Eğer çok tecrübeli biri değilseniz bu yöntem kesinlikle size uygundur. Burada insan içgüdüsü sizi frenlere asılmaya yönlendirir, buna rağmen siz doğru olanı yapabilirsiniz.
Seçenek B:- Doğrulun, fren yapın ve tekrar yatın.
Nadir olarak sürücü doğrulup, tekrar yatmadan önce düz bir hatla fren yapma olanağı bulur. Bu durum trafiğin olmadığı, alanın müsait olduğu yerlerde mümkün olabilir. Genel görüş yeterli yer olsa zaten dönersiniz aksi durumda sizi sağ dönüşlerde karşı trafiğin önüne sol dönüşlerde şarampole götürebilir. Burada sürücünün o anki takdiri çok önemlidir. Her halükarda eğer uygulanacaksa bu hareketin toplamı 1-2 saniyede tamamlanmış olmalıdır.
Seçenek C;- Dönemeçlerde fren yapmak.
Üçüncü seçeneğiniz frenleri kullanmaktır. Bu yeni başlayanlara göre değildir sadece spor motosikletlere mahsustur.
Modern spor motorlar dikkatli ve kademeli bir artışla kullanılmak kaydıyla şaşırtıcı bir oranda frenleme taşıyabilirler. Burada şunu akılda tutmanız gereklidir:
Ön tekerin fren ve yön verme ile baş edebilmesi için belli bir tutuş gücü vardır. Virajda yönlenme için mümkün olan maksimum tutuşun sağlandığından emin olun. Her fren yapış bu tutuşun gücünü eksiltir ön tekere aşırı yük bindirir. Ani ön fren ile motor kayarak kontrolünüzden çıkar. Bu kaza low-side olarak bilinir ve dönemeç kazalarının baş sebeplerindendir. Spor motorların sert süspansiyona sahip olmaları ön frendeki kaymayı artırır.
Ön frene dokunmak motoru dik konuma getirir ve dümdüz gitmeye başlarsınız. Bu durumda dönüş hattına girmek için ilave bir yönlendirme çabasına ihtiyaç doğar.
Önü serbest bırakmak aniden dönemeç içine dönüşe sebep olur. Frenleri bırakırken de sıkarken olduğu kadar dikkatli olunuz. Sıktığınızdan daha yavaş bırakınız.
Doğru bir şekilde yapılırsa, siz yavaşlarken motosiklet kademeli bir daralmayla aynı açıda dönüşünü yapacaktır. Bu aslında yokuş aşağı yarıçapı daralan açılı dönemeci dönmenin tek yoludur.
Siz ne kadar sert fren yaparsanız yönlendirme de o kadar duyarsızlaşacaktır çünkü çatallar dalacak ve yönlendirme açısı değişecektir. Bazı motorlarda da potansiyel yerden açıklık problemi vardır.
Bir çok sürücünün yanlış seçim yapma sebepleri:
. Mevcut seçenekleri anlamıyorlar.
. İçgüdüsel hareket ediyorlar.
Pratik yapmak doğru alışkanlığı kazanmak için tek yoldur.
Dönemece girip de ne yapmam lazımdan çok girmeden dönemeci okumak ve gerekli emniyet paylarını rezervde tutarak girmek doğru olandır. Bunun için 4 basit kural vardır:
Daima en kötü durumu farz edin ve bu durumda durabileceğinizden veya en azından dönüş açınızı daraltabileceğinizden emin olunuz. Şayet dizinizi veya pedalları yere sürterek şahane görünüşlü bir dönemece girdiğinizde bu dönemeç yokuş aşağı yada daralan açılı bir dönemeç yada ters eğimli bir dönemeç ise yada geniş bir araçla mesela biçer döverle karşılaşırsanız başınız çok büyük bir beladadır. Daima hatalar ve potansiyel tehlikeler için bir marj bırakın yoksa şansınızı çok zorlamış olursunuz. Eğer düşündüğünüz olumsuzluklarla karşılaşmazsanız tekrar hızlanmanız mümkündür. Bu yüzden kendinize -Ne kadar hızlı gidebilirim?- diye değil -Zamanında durabilir miyim?- diye sorunuz daima.
Yavaşlayarak dönemece girin, tedbirli bir şekilde dönünüz, hızlı çıkınız! Çok hızlı girmek gazı kapatmak yada fren yapmak demektir. Bu durumda ön süspansiyonlar sıkışır, sürüş geometrisi sıkışır ve kararsızlaşır ve sonuçta motor dengesizleşerek sizin aleyhinize çalışır. Yavaş giriniz(çok yavaş iseniz her zaman gaz verebilirsiniz), motoru döndürün ve gerekli hızı tutturmak için gaza gereğince basarak dönüş boyunca motorun sizin için çalışmasını sağlayınız.
Dönemeci geriye doğru okuyunuz. Nereye gittiğini bilmediğiniz bir yolda kendinizi hatta bırakamazsınız. Çıkışı gördüğünüz anda kendinizi bu çıkışa yönelen hatta bırakabilirsiniz.
Frenleri etkin bir şekilde kullanmayı öğreniniz. Eğer fren yapmanız gerekiyorsa, düz bir hatta geniş bir zaman dilimi içerisinde olumlu bir tarzda yapınız. Bu işlem dönüş ihtiyacı doğmadan yapılmalıdır. Bunu tamamladıktan sonra dikkatinizi dönüş hattını düzenlemeye verebilirsiniz.
Burada değinmek istediğimiz bir konuda dönemece olan mesafenin yanlış değerlendirilmesidir. Bu durumda dönemece çok hızlı girilmiş olmakta ve sürücüler dönemeci dönebilmek gayreti içinde çok geç olarak sert fren yapmak durumunda kalmaktadırlar. Yada aşırı yatmayı tercih etme durumunda kalmaktadırlar. Eğer şanslılarsa çok savruk bir genişlikle ve ani yavaşlayarak dönebilmekte yada bu da yetmeyerek yoldan çıkmaktadırlar. Felaket kapıda sizi bekliyor olabilir.
Kendinize şu soruyu sorun; en son acil durum frenleme pratiği(maksimum frenleme) ne zaman yaptınız?
Bunun yolu pratikten geçer. İyice ustalaşmak, acil frenleme tekniğinizi iç güdünüz haline getirmek bu hareketin binlerce kez yapılmış olmasını gerektirir. Freni gerektiğinde sert bir şekilde ama güvenli olarak kullanabileceğiniz şeklindeki kendinize güveniniz sizin durmak için gerekli mesafenin olduğuna mı yoksa yatmanız gerektiğine mi hızla karar verebilmenizi sağlayacaktır.
Şunu unutmayın dik konumda normal hızda düz giderken çok az insan fren yüzünden kaza yapmıştır.
Burada önemli bir konuya giriyoruz.
Aktif frenlemek mi yoksa gazlamak mı sizi problemin dışında tutacaktır?
Dönemece motorun süspansiyonlarının üzerinde yerleşmiş ve dönüşe hazır bir şekilde girmek gereklidir. Bu sizin doğru hızla, doğru vitesle ve frenler bırakılmış, ağırlık hafifçe arkaya verilmiş ve gaza hafifçe basılarak süspansiyonlar dengelenmiş olarak girmeniz demektir.
Öğleyse yani bu iş bu kadar basitse neden virajlarda sürücülerin başı sık belaya girmektedir?
Cevap tecrübesizlik, pratik eksikliği ve frenlerin neleri yapabileceği hakkındaki bilgisizliktir. Maalesef tecrübeli sürücülerde virajlarda kazalara karışmaktadırlar. Neden?
İyi, tedbirli sürücüler dönemeçlerde fren yapmak zorunda kalmaz, onlar gaz verme duygusunu bilirler ve kullanırlar. Bunun teorisi de dönemece yaklaşırken gazı kes ve hızını kontrol etmek için motor kompresyonunu kullandır. Virajlara giriş sırasında frenleri kullanmak motorun dengelerini(dinamiklerini) bozacaktır. Virajlara yaklaşırken dönemeçleri doğru okumuşsanız doğru frenlemeyi doğru bir hatta yaparsınız ve böylece dönüş hareketini başlatmadan evvel frenlemeyi bitirmiş olursunuz ve gazı hassas bir şekilde açarsınız. Bu gaz verme duygusunu kullanarak yavaşlamakla aynıdır. Tek farkı siz zamanın bir kesitinde yavaşlamış olursunuz ve böylece önünüzdeki düzlük için hızı daha uzun bir süre muhafaza etmiş olursunuz.
Bir dönemeç girişinde yavaşlamanın bir hedefi vardır. Motoru doğru yerde doğru hıza getirebilmek. Bunu siz pro-aktif frenlemeyle yada pasif gazlama duygusuyla yapabilirsiniz. Seçim sizin ama hangisini seçerseniz seçin hedefiniz - MOTOSİKLETİ DOĞRU YERDE DOĞRU HIZA GETİRMEK - olmak zorundadır.
Gaz vermek yani hız duygusunu(göstergeye bakmadan süratinizi bilmek duygusu) yollarda kullanmanın yeri yoktur denemez. Tam tersi rahatlatıcı bir duygudur ama yanlış kullanırsanız ve dönemece gaz kapalı çok hızlı girerseniz yada çok geç uyguladığınız frenlerle girerseniz bu durum yanlış pro-aktif frenlemeyle aynı olumsuz sonuçları doğurur.
Her iki teknik de doğal olarak yanlış kullanıldığında yada aşırıya gidildiğinde tehlikeler yaratır. Şayet kontrolü kaybederseniz fizik ilminin kuralları kontrolü ele alır. Merhamet yoktur.
Dönüşler konusunda son anlatacağımız konu dengedir.
Düşünürseniz aslında tüm motosiklet kontrol yeteneklerinin iki alana indirgenebileceğini göreceksiniz:
. Süratin değişimi.
. Yönün değişimi.
Süratin değişmesinden frenleme ve gaz verme işlemlerini kastediyoruz. Fren yada gazın kullanımı lastiklerin üzerindeki ağırlıkları değiştirerek birinden diğerine yük aktarır.
Yön değiştirmek motorun gidonunu çevirmek ve motoru yatırmakla ilişkilidir. Bu hareketler dönemeç dönmemizi bir çok karmaşık yanal faktörleri devreye sokarak sağlar.
Kendinize sorun – Motor ne zaman en dengeli durumdadır?
Eğer dönemeçte derseniz siz dönüş kabiliyetinizi öne çıkarıyorsunuzdur, fren derseniz frenleme kabiliyetinizi öne çıkarıyorsunuz demektir. Ama esas olarak motor yere dik konumdayken ve sabit bir hızla giderken en dengeli durumundadır. Bu durumdan sapmalar aşırılaştıkça, arttıkça denge azalır.
Dengede tutmak için olanaklarınızın en fazla olduğu zamanlar nelerdir?
Eğer fren yapıyorsanız yön verme olanağınızla uyuma giriyorsunuzdur, viraj dönüyorsanız fren yapma olanağınızla uyuma giriyorsunuzdur. Bu yüzden şayet motoru dengede tutmak istiyorsanız onu mümkün olduğunca - dik konumda - tutmak durumundasınızdır.
Şimdi örneklere geçelim:
Sola dönüşlü bir dönemeçte maksimum açıyı elde etmek için en sağdan dönüşe başlarsınız, tam dönüş ortasında apekslersiniz ve sağa doğru geniş bir şekilde dönemeçten çıkarsınız. Ancak bir dakika düşünün motor dönüş boyunca fazla uzun süre ve fazla yatış açısında kaldı. Erken dönüşe başladığınızda dönüşü yanlış değerlendirebilirsiniz ve çıkışı görememe durumunda olabilirsiniz. Bu yoldan çıkmaların ortak sebeplerinden biridir. Hızınız fazla ise kapanan virajlarda istemsiz olarak geliş yönüne geçebilirsiniz.
Dönemece girişte en emniyetli hattı seçebilmek için dik konumdayken frenleyin ve frenleme bitmiş vaziyette motorun sabit bir hızda tutmak için gereğince ve yumuşakça geniş bir hatta gaz vererek dönemece girin ve dönemeç çıkışını görene kadar bu şekilde devam edin. Çıkışı gördüğünüzde apeksleyerek (motoru dik konuma getirerek) hızınızı yolun ve sağ duyunuzun sınırları dahilinde arttırabilirsiniz. Bu durumda dönüş esnasında karşılaşabileceğiniz herhangi bir engelle – yağ, kum döküntüsü, park etmiş bir araç, taş, kaya, erimiş asfalt, yol çalışmaları, inek v.s. de baş etme olanağınız daha fazla olacaktır. Sağa dönüşlerde yolun orta şeridine (karşı yönden gelen trafiğe dikkat ederek) yakın başlamak, sola dönüşlerde yolun dış kenarına yakın pozisyondan başlamak dönemecin içine doğru daha derin görüş mesafesi verir.
Arkanızdaki trafiği kontrol ederek frenlemeye erken başlayıp, frenleme işlemini uzun bir zaman diliminde yaparsanız ani frenleme yapmak zorunda kalmaz daha yumuşak bir yavaşlama elde edersiniz. Ancak dönemece dalgın bir şekilde yaklaşıp ani fren yaparsanız kısa sürede hızınızı istediğiniz seviye getirebilmek için sert basmanız gerekir. Doğru hızla girdiğiniz bir dönemeçte hızınızda viraja göre uygun olacağı için fazla yatış açısı gerektirmez ve daha dik durumda dönebilirsiniz. Daha dik durumda dönmek daha fazla yol tutunma kabiliyeti demektir ve her herhangi beklenmedik bir durumda, bir engelle karşılaşıldığında hatayı düzeltme marjınız fazla olur ve dönüşü daraltmanızı gerektirecek durum karşısında da bunu kolaylıkla yapabilirsiniz. Daha az yatış açısıyla dönmek yada yatış pozisyonunda kaldığınız mesafeyi olabildiğince kısa tutmak her zaman daha avantajlıdır.
Klasik Kazalar:
1. 
2. 
Yararlanılan Kaynaklar: Sportrider ve Soundrider Dergileri, Datacraft Grafikleri.
Gönderen:
ALFA
Zaman:
02:01
Etiketler: dönüş, motosiklet sürüş eğitimi
MOTOSİKLETLERİ LÜTFEN FARK EDİNİZ
Araba sürücülerinin motosikletler hakkında bilmesi gereken yaşamsal gerçekler.
Yollarda motosikletten çok araba ve ağır vasıta vardır. Bu yüzden bazı sürücüler çoğunlukla kasıtsız olarak motosikletleri fark etmemektedirler. Lütfen motosikletleri bilhassa kavşaklar da olmak üzere fark ediniz.
Küçük yapıları gereği motosikletler olduğundan daha uzakta gibi görünmektedirler. Ayrıca motosikletin yaklaşım hızını tahmin etmek zordur. Bu yüzden kavşaklarda ki dönüşlerinizde olsun yada anayol giriş ve çıkışlarındaki sürüşlerinizde olsun motosikletlerin göründüklerinden daha yakında olduklarını öngörünüz.
Motosikletlerin cüsselerinin küçük olması onların arabaların kör noktalarında saklı kalmalarını kolaylaştırır. Bilhassa TIR çekicilerinin dorseyli iken bir motoru göremeyecekleri kör alanlar çok fazladır. Buna kamyonun 50 metre arkasını ve 5 metre önünüde katabiliriz. Gene araçların arkalarındaki çalıların, araç kapılarının, çitlerin yada köprülerin arkasında saklı kalmaları kolaydır. Bu yüzden kavşak dönüşlerinizde veya hat değişimlerinizde trafiği her iki yönde de tam kontrol edebilmek için motosikletler için ekstra bir zaman daha kullanınız.
Küçük cüsseleri nedeniyle motosikletler gittikleri gerçek hızdan daha hızlı gidiyormuş gibi görünürler. Tüm motor sürücülerini sürat delisi sanmayınız.
Motosikletler çoğunlukla vites küçülterek veya sadece gaz keserek yavaşlarlar bu da fren stop ışıklarının yanmaması demektir. Bu yüzden onları takip ederken arabalara göre daha fazla bir takip mesafesi uygulayınız. 3-4 saniye gibi. Kavşaklarda motorların görünür bir işaret olmadan da yavaşlayabileceklerini biliniz. Yol üzerinde dört tekerli bir aracı fazla etkilemeyecek ama iki tekerli bir araç için büyük tehlike arz edebilecek bir yabancı maddeyi fark etmiş olabilirler.
Motosikletlerin sinyalleri çoğunlukla otomatik olarak kapanan türden değildir bu yüzden bazı sürücüler bilhassa yeni başlamış olanlar hat değiştirdikten sonra sinyallerini kapatmayı unutabilirler. Motosikletin sürücüsünün verdiği sinyalin bilinçli olarak verildiğinden emin olunuz.
Motorcular çoğunlukla daha iyi görünürlükleri açısından pozisyon ayarlamalarını hat içinde yaparlar. Ayrıca yine gelip geçen arabaların, yol engellerinin ve rüzgarın etkilerinden kaçabilmek için de hat içi ayarlamalar yaparlar. Bu yüzden bu durumu bilerek motorcuların hat içi sağ sol yalpalanma hareketlerinin bir şov, laubalilik yada hattı sizinle paylaşmak istediklerine dair bir işaret olarak değil tam tersine bir gereklilik olduğunu biliniz. Bunun da ötesinde dış desteksiz dengede durması mümkün olmayan motosikletin, denge de durabilmesi için yapılan bu hareketlerin sürüş dinamiklerinin getirdiği bir mecburiyetten kaynaklandığını biliniz.
Manevra yeteneği motosikletin üstün vasıflarındandır ama her zaman her sürücünün her durumda önünüzden bir şekilde kaçabileceğini varsayarak hareket etmeyiniz.
Motorların duruş mesafesi arabalarla neredeyse aynıdır ancak ıslak zeminlerde motosikletin arabalar kadar çabuk durması mümkün değildir. Bu yüzden yağmurlu havalarda ve tüm ıslak zemeinlere girildiğinde motorlarla aranızda daha fazla bir takip mesafesi bırakınız. Kaygan zeminlerde motorlar belirli bir mesafede duramayabilirler.
Motosikletle aynı hat içinde paralel sürüş yapmayınız. Bu iki teker üzerinde giden bir araç olan motosikletin oluşacak rüzgar türbülansı ile dengesini bozabileceği gibi sürücünün motorunu dengede tutan sağ sol kıvırma haraketlerini yapabilmesi için gerekli hareket kabiliyetini sağlayacak zaruri alanı da tehlikeli bir biçimde kısıtlayacaktır.
Motosikletlerle yan yana duruşlarınızda motor sürücüsünün duruş anında ayağını destek olarak yere koymak zorunda olduğunu bilerek motordan yeterince açıkta durumaya özen gösteriniz.
Bir otomobilden bakıldığında motosiklet sürücüsünün çok yakınından hızla geçmeniz normal birşey olarak algılanabilir ama bu motor sürücüsü üzerinde şok yaratabilecek bir harekettir. Ayrıca yarattığınız rüzgar türbülansıda motosiklet sürücüsünün kaza yapmasına sebep olabilir. Bu yüzden asla motorsiklelere çok yakın ve hızlı geçişler yapmayınız ve onların önlerine ani, kesme şeklinde girişlerden sakınınız. Onların sürüş hatlarına girmeyiniz. Kesinlikle onların hatlarının içinden hattı yararcasına çok yakın sollamalar yapmanın motor sürücüsünün yaşamına kast olduğunu biliniz.
ARKANIZDAN YOL İSTEYEN BİR MOTOSİKLETE HATTIN YARISINI BOŞALTARAK, NASILSA GEÇER MANTIĞI İLE HAREKET ETMEYİNİZ. Bir arabaya yol verir gibi hattı tam boşaltarak yol veriniz.
Bir motosiklet gördüğünüzde onu bir araç olarak değil bir insan olarak düşününüz. Bir aracın yayaya çarpması ile motosiklete çarpması arasında kişiyi yaralama açısından fazla bir fark olmadığını anlayınız. Çünkü motosiklet sürücülerinin asfalt ile bedenleri arasında kendilerini koruyacak çelik kaportaları yoktur.
Gönderen:
ALFA
Zaman:
01:46
Etiketler: araba, motosiklet












